ANKARA - Spor yorumcusu Bahadır Bulut, "TFF Bakanlık Bünyesine Geçmeli" başlıklı yazısında, 2025-2026 futbol sezonunun sahadaki mücadeleden çok hakem kararları ve tartışmalarla, ayrıca adalet duygusunu zedeleyen gelişmelerle anılacağını belirtti. Her hafta benzer bir senaryonun tekrarlandığını, bir takımın emeğinin tartışmalı kararlarla gölgelendiğini, diğer haftalarda ise farklı kulüplerin benzer mağduriyetler yaşadığını ifade etti. Bulut, bu süreçte kazananın futbol olmadığını, kaybedenin ise Türk futbolunun itibarı olduğunu vurguladı. Yaşananların yeni olmadığını, geçmiş sezonların da birbirinden farklı olmadığını hatırlattı.
Bahadır Bulut, federasyon başkanları ve yönetimlerin değiştiğini, Merkez Hakem Kurulu’nun defalarca yeniden oluşturulduğunu, hakemlerin görevden alındığını ve yeni sistemlerin denendiğini ancak Türk futbolunun kronik yönetim sorununun değişmediğini kaydetti. Bu yönetim anlayışının bedelinin sadece liglerde değil, uluslararası arenada da ödendiğini belirtti. Dünya Kupası’nda istenilen başarının yakalanamamasının ve birçok organizasyona katılım hakkı elde edilememesinin, sorunun sadece futbolcular veya teknik direktörlerde değil, futbolu yöneten sistemde olduğunu gösterdiğini dile getirdi. Güçlü futbol ülkelerinin başarısını planlı ve liyakat esaslı yönetimlere borçlu olduğunu, Türkiye’nin ise aynı yönetim tartışmalarını yaşamaya devam ettiğini söyledi.
TFF’nin Yapısal Reform İhtiyacı
Uzun yıllardır dile getirdiği bir gerçeği tekrarlayan Bulut, "Kulüp başkanlarından federasyon başkanı olmamalıdır." ifadesini kullandı. Kulüp yöneticiliği ile Türk futbolunu temsil edecek tarafsız bir federasyon başkanlığının aynı anlayışla yürütülemeyeceğini belirtti. Federasyonun temel görevinin hiçbir kulübe yakınlık ya da uzaklık gözetmeden adalet, eşitlik ve güvenin teminatı olmak olduğunu vurguladı. Bugün kamuoyunda federasyona dair oluşan algının endişe verici olduğunu, liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin ön plana çıktığı, önemli görevlerin ehliyet ve tecrübe yerine akrabalık veya kişisel bağlarla verildiği eleştirilerinin arttığını aktardı. Bu algının Türk futbolunun güvenilirliğini zedelediğini, futbolun en büyük sermayesinin güven olduğunu, güven kaybolduğunda geriye sadece tartışmalar kaldığını ifade etti.
Bulut, Türk futbolunun en büyük ihtiyacının şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat olduğunu söyledi. Hakemlerin performansının objektif kriterlerle değerlendirildiği, yöneticilerin kamuoyuna hesap verdiği ve hiçbir kulübün ayrıcalıklı ya da mağdur hissetmediği bir sistem kurulmadıkça tartışmaların sona ermeyeceğini belirtti. Bu noktada cesur ve yapısal bir reformun kaçınılmaz olduğunu savundu. Görüşüne göre, Türkiye Futbol Federasyonu’nun Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesine alınarak yeniden yapılandırılması gerekmektedir. TFF’nin, Bakanlık çatısı altında faaliyet gösteren bir federasyon olarak konumlandırılması, mali, idari ve sportif denetimin daha güçlü bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Bu modelin, federasyonun günlük çekişmelerden uzak, kamu adına daha güçlü denetlenen, hesap verebilir ve liyakat esasına göre yönetilen bir yapıya dönüşmesini sağlayacağını belirten Bulut, amaçlarının futbolun güvenilirliğini ve kurumsal itibarını yeniden inşa etmek olduğunu söyledi. Türk futbolunun, kişilere göre değil, kurallara göre yönetildiği zaman yeniden güven kazanacağını dile getirdi. Adaletin olmadığı yerde rekabetin olmayacağını, rekabetin olmadığı yerde başarının mümkün olmadığını vurguladı. Avrupa’da saygınlık kazanmanın ve milli takım ile kulüplerin sürdürülebilir başarı elde etmesinin ancak güçlü kurumlarla mümkün olduğunu belirtti.
Bugün yapılması gerekenin günü kurtaran tartışmalar değil, geleceği kurtaracak yapısal reformlar olduğunu ifade eden Bulut, Türkiye Futbol Federasyonu’nun Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde idari ve mali açıdan özerk bir federasyon olarak yeniden yapılandırılmasının Türk futbolunun kaybettiği güveni yeniden kazanması için atılacak en önemli adımlardan biri olacağını söyledi. Son olarak, Türk futbolunun artık yeni isimlere değil, yeni bir sisteme ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Haberin Editörü: Okan AVŞAR