İzmir 34°C
Dolar
46,9869
Euro
53,7475
© 2026 Yorumla.Net: Teknoloji, Oyun, Blog, Magazin Haberleri
Haber Yazılımı: Aladağ Bilişim

Ankara NATO Zirvesi: Zakir Avşar “sert, yumuşak ve akıllı gücü” dengeledi dedi

Ankara NATO Zirvesi, Prof. Dr. Zakir Avşar’ın yazısında Türkiye’nin sert, yumuşak ve akıllı güç dengesine dayalı dönüm noktası olarak yorumlandı.

Yayınlanma
7 Dk Okuma Süresi

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, Prof. Dr. Zakir Avşar’ın “Cumhuriyetin muhteşem yüzyılında NATO Zirvesi ve Türkiye'nin ufku” adlı yazısında, Türkiye’nin “sert güç, yumuşak güç ve akıllı güç” unsurlarını dengeli biçimde kullanabilen ülkeler arasında başta geldiğini gösteren bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.

Zirveye dair değerlendirme: güç unsurlarının dengesi

Avşar, milletlerin tarihinde bazı gelişmelerin etkilerinin birkaç günlük diplomatik gündemle sınırlı kalmayacağını, uzun yıllar boyunca uluslararası ilişkilerin yönünü etkileyen ve devletlerin konumunu yeniden tanımlayan dönüm noktalarına dönüştüğünü ifade ederek NATO Zirvesi’ni Türkiye açısından bu nitelikte bir organizasyon olarak değerlendirdi.

Zirvenin diplomatik başarılar, güvenlik politikalarına katkılar, savunma sanayiine sağladığı görünürlük, uluslararası kamuoyunda oluşturduğu olumlu algı ve tarihî mirasın etkili biçimde sunulması bakımından dikkat çekici sonuçlar doğurduğunu belirtti.

Avşar, uluslararası ilişkiler disiplininde devletlerin gücünün askerî kapasitenin ötesinde; ekonomik direnç, teknolojik yetkinlik, diplomatik etkinlik, kültürel etki, kriz yönetme becerisi ve uluslararası güvenilirlik gibi ölçütlerle değerlendirildiğini aktardı.

Joseph Nye’nin sert güç, yumuşak güç ve akıllı güç kavramlarına değinen Avşar, bu yaklaşımın modern devletlerin dış politika araçlarını açıklayan teorik çerçevelerden biri hâline geldiğini söyledi.

Avşar, Ankara’da düzenlenen zirvenin Türkiye’nin bu üç güç unsurunu dengeli biçimde kullanabilen ülkeler arasında başlarda yer aldığını göstermesi bakımından önemli olduğunu kaydetti.

Ankara’nın jeopolitik konumu ve güvenlik vurgusu

Avşar’a göre Türkiye, NATO’nun nitelik ve nicelik itibariyle ikinci askerî gücüne sahip ülkesi olmasının ötesinde, Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan jeopolitik konumu sayesinde Karadeniz, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’daki güvenlik dengelerinin merkezinde yer alıyor.

Ülkenin enerji koridorlarının kesişim noktasında bulunması, kritik deniz yollarını kontrol eden boğazlara sahip olması ve terörle mücadelede edindiği kapsamlı tecrübenin stratejik değerini artırdığını dile getirdi.

İttifakın güney kanadının güvenliğinin önemli ölçüde Türkiye’nin askerî kabiliyetlerine dayandığına, zirve boyunca yapılan görüşmelerde ve verilen ortak mesajlarda bir kez daha ortaya konduğunu ifade etti.

Ankara Zirvesi’nin dikkat çeken yönlerinden biri olarak da diplomasi ile tarih bilincinin başarılı biçimde buluşturulmasını gösterdi.

Mehter, gastro diplomasi ve kamu diplomasisi

Avşar, modern devletlerin uluslararası platformlarda kendilerini diplomatik belgeler kadar semboller, kültürel miras ve tarih anlatıları aracılığıyla da ifade ettiğini; devlet törenleri, protokol kuralları ve temsil biçimlerinin ülkelerin uluslararası algısının oluşmasında önemli rol oynadığını söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen karşılama programının bu anlayışa güçlü örnek olduğunu belirten Avşar, mehterin Osmanlı ordularında müzik moral vermenin ötesinde psikolojik üstünlük sağlayan bir savaş unsuru olarak kullanıldığını aktardı.

Avşar, Avrupa ordularının yüzyıllar içerisinde Osmanlı askerî musikisinden etkilenmesini; davul, zil ve “Türk usulü” ritimlerin Batı klasik müziğine kadar uzanan kültürel etkileşim örneklerinden biri olarak değerlendirdiğini kaydetti.

Ankara’da verilen mesajın geçmiş ile gelecek arasında kurulan bilinçli bir devlet vizyonunu yansıttığını ifade eden Avşar, gastro diplomasi olarak nitelendirilen Türk mutfağının sunumunun, Emine Erdoğan Hanımefen’nin lider eşleri için düzenlediği etkinliklerin ve düşünce kuruluşlarının çeşitli toplantılarla kattığı bilimsel derinliğin zirveyi benzerlerinden farklı bir yere taşıdığını söyledi.

Uluslararası kamuoyu açısından zirvenin önemli boyutlarından birinin kamu diplomasisi olduğunu aktaran Avşar, kamu diplomasisinin ülkelerin uluslararası toplum nezdindeki itibarını güçlendirmeyi hedefleyen stratejik iletişim faaliyetlerinin bütünü olduğunu; kültürel mirasın tanıtılması, kurumsal kapasitenin sergilenmesi, güven veren organizasyonlar düzenlenmesi ve evrensel değerlere vurgu yapılmasının temel unsurlar olduğunu vurguladı.

Avşar, zirve boyunca uygulanan organizasyon disiplinini, güvenlik planlaması, lojistik başarı, medya koordinasyonu ve diplomatik protokolü; Türkiye’nin büyük ölçekli uluslararası organizasyonları başarıyla gerçekleştirebildiğini gösteren unsurlar olarak değerlendirdi.

Dünyanın farklı ülkelerinden gelen çok sayıda gazeteci, akademisyen, diplomat ve uzmanın Ankara’nın güvenliğini, organizasyon kalitesini ve ev sahipliğini yakından gözlemleme fırsatı bulduğunu; bu görünürlüğün uluslararası algının güçlenmesine katkı sağladığını ifade etti.

Avşar, diplomasinin en önemli unsurlarından birinin güven inşa edebilme yeteneği olduğunu; Türkiye’nin Karadeniz’deki tahıl koridoru girişimleri, esir değişimi süreçleri, bölgesel krizlerde yürüttüğü arabuluculuk çabaları ve farklı aktörlerle diyalog kurabilme kapasitesi sayesinde uluslararası sistemde dikkat çeken bir konum elde ettiğini belirtti.

Farklı bloklarla iletişim kanallarını açık tutabilmenin küresel ölçekte sayısı sınırlı olan diplomatik avantajlardan biri olduğunu söyleyen Avşar, uluslararası sistemin giderek daha karmaşık ve çok kutuplu bir yapıya dönüştüğünü; böyle bir ortamda güvenilir, öngörülebilir ve denge kurabilen ülkelerin stratejik değerinin arttığını belirterek Ankara Zirvesi’nin bu rolü pekiştiren platformlardan biri olduğunu vurguladı.

Savunma sanayii yatırımları ve “Cumhuriyetin muhteşem yüzyılı” teması

Avşar, savunma sanayii bakımından zirvenin önemli fırsatlar sunduğunu; AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan ufkunun hakim olduğu son çeyrek yüzyılda gerçekleştirilen yatırımlar sayesinde Türkiye’nin insansız hava araçlarından elektronik harp sistemlerine, deniz platformlarından füze teknolojilerine kadar birçok alanda önemli üretim kapasitesi oluşturduğunu kaydetti.

Yerli ve millî savunma sanayiinin ulaştığı seviyenin uluslararası heyetlerin dikkatini çektiğini; teknoloji geliştirme, ortak üretim ve savunma iş birlikleri bakımından yeni imkanların kapısını araladığını aktardı.

Avşar, savunma sanayiinin ihracat potansiyeline ve stratejik ortaklıklarının güçlenmesine değinerek ekonomik kazanımların ötesinde Türkiye’nin jeopolitik etkisinin de arttığını söyledi.

Ankara Zirvesi’nin en dikkat çekici yönlerinden birinin Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ortaya konulan devlet vizyonu olduğunu belirten Avşar, bu vizyonun tarihî mirası çağdaş yönetim anlayışıyla buluşturduğunu, bilim ve teknolojiyi merkeze aldığını, hukuk devleti ilkelerini esas kabul ettiğini, güçlü kurumlara dayandığını ve uluslararası iş birliğini önceleyen bir perspektifi temsil ettiğini anlattı.

Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Millî Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan tarihsel sürekliliğin modern devlet yapısıyla birlikte sunulduğunda güçlü bir medeniyet anlatısı ortaya çıkardığını ifade etti.

Avşar, “Cumhuriyetin muhteşem yüzyılı” temasının tarihinden güç alan bir geleceği bilgiyle inşa etme iddiasıyla ilişkilendirildiğini belirtti.

Bu vesileyle, Avşar’ın ABD başta olmak üzere pek çok ülkeyle olan sorunlara çözüm için zirvenin önemli kapılar araladığı değerlendirmesinde bulunduğunu; zirvenin gerçekleşmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçenlere ve özellikle Büyükelçi Özel Kalem Müdürü Prof. Dr. Hasan Doğan başkanlığındaki Külliye ekibine, Prof. Dr. Burhanettin Duran başkanlığındaki İletişim Başkanlığı ekibine teşekkürlerini ilettiğini aktardı.

Haberin Editörü: Okan AVŞAR

Kaynak: Haber Merkezi

İlgili Konular: