Perşembe, 25 Haziran Son Dakika
İzmir 34°C
Dolar
34,5000
Euro
37,5000
© 2026 Yorumla.Net: Teknoloji, Oyun, Blog, Magazin Haberleri
Haber Yazılımı: Aladağ Bilişim

Türkiye, COP31 Başkanlığında iklim finansmanında yılda 2,5 trilyon dolarlık açığı kapatma hedefinde

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, COP31 Başkanlığı kapsamında küresel iklim finansmanında büyük açığı kapatma ve elektrifikasyonu artırma hedeflerini açıkladı.

Yayınlanma
5 Dk Okuma Süresi

Mehmet Şimşek, Londra İklim Eylemi Haftası'nda gerçekleştirilen Net Sıfır Emisyon Zirvesi'nde önemli değerlendirmelerde bulundu.

İklim eyleminde finansman açığı ve Türkiye’nin öncelikleri

Şimşek, iklim krizinin artık geleceğe yönelik bir tehdit olmaktan çıkarak mevcut ekonomik riskler arasında yer aldığını, harekete geçmemenin iklim değişikliğiyle mücadele maliyetinden çok daha ağır sonuçlar doğuracağını vurguladı.

Türkiye'nin COP31 Başkanlığı çerçevesinde önceliklerini paylaşan Şimşek, küresel iklim finansmanında yeni bir dönemin gerekliliğine dikkat çekti.

Şimşek, son 10 yılda iklim değişikliğiyle mücadelede hedeflerin belirlenmesinin öne çıktığını ancak artık bu hedeflerin uygulanmasının esas olduğunu belirtti. Çoğu ülkenin iddialı hedeflere sahip olduğunu ancak önemli olanın bunların gereken hız ve ölçekte hayata geçirilmesi olduğunu kaydetti.

Finansman tarafındaki eksikliklere de değinen Şimşek, Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin 2030’a kadar yıllık yaklaşık 2,5 trilyon dolar iklim finansmanına ihtiyaç duyduğunu ancak mevcut finansman akışının yıllık yalnızca 200 milyar dolar seviyesinde olduğunu söyledi. Bu farkın sermaye eksikliğinden kaynaklanmadığını, ancak sermayenin büyük ölçekte harekete geçirilmesi ve yatırım yapılabilir iklim projelerine yönlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.

Küresel iklim riskinin ekonomik bir tehdit haline geldiğini ifade eden Şimşek, iklim kaynaklı kayıpların sadece dörtte birinin sigortalandığını, kalan kısmının ise hane halkları, şirketler ve devletlerin üzerine yüklendiğini anlattı. Bu durumun ülke risklerini artırdığını ve finansal istikrarsızlık potansiyelini yükselttiğini aktardı.

Şimşek, küresel finans sisteminde daha sade, hızlı ve etkili bir iklim finansmanı mimarisine ihtiyaç olduğunu belirterek, sermaye maliyetinin düşürülmesi, finansmana erişimin artırılması ve kamu kurumları, çok taraflı kalkınma bankaları ile yatırımcıların etkin işbirliği içinde çalışmalarının gerekliliğini vurguladı.

Bakü’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı'nda (COP29) ülkelerin 2035 yılına kadar yıllık 300 milyar dolar yeni iklim finansmanı hedefinde anlaştığını ve ayrıca 1,3 trilyon dolarlık sermayeyi harekete geçirmek için bir yol haritası oluşturulduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin COP31 Başkanlığı ve İklim Uygulama Köprüsü

Şimşek, geçen yıl Brezilya’nın Belem kentinde gerçekleştirilen COP30 toplantısında liderlerin iklim değişikliğine uyum finansmanını 2035 yılına kadar üç kat artırma konusunda mutabakata vardığını anımsattı. Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında bu taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesine katkı sağlamayı hedeflediğini belirtti.

“İklim Uygulama Köprüsü” adlı girişimin yeni bir finansal kurum veya fon olmadığını, projelerin konsept aşamasından finansmana ve uygulamaya daha hızlı geçişine yardımcı olmayı amaçladığını ifade etti. Bu yapının hükümetler, kalkınma ortakları, finans kurumları ve yatırımcıları bir araya getirerek ülkelerin iklim önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine ve finansmanla buluşturmalarına destek vereceğini aktardı.

Şimşek, özel sektörün bu girişimin şekillendirilmesi ve desteklenmesinde aktif rol almasının beklendiğini, özel sektör katılımı olmadan bu tür girişimlerin başarıya ulaşamayacağını vurguladı.

Elektrifikasyon ve diğer öncelik alanları

Bakan Şimşek, Türkiye’nin COP31 kapsamındaki önceliklerinden birinin elektrifikasyon olduğunu belirtti. Son dönemde yaşanan enerji şoklarının enerji güvenliği, erişilebilirlik ve sürdürülebilirliğin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterdiğini söyledi. Bu bağlamda elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar yaklaşık %20’den %35’e çıkarılması hedeflendiğini açıkladı.

Şimşek, bunun yanı sıra atık yönetimi, şehirler, okyanuslar ve gençlerin sürece katılımının da öncelikli alanlar arasında olduğunu belirtti. Bu alanların inovasyon, yatırım ve ortaklık açısından önemli fırsatlar sunduğunu ve özel sektörün uzmanlığı ile dinamizmine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

İklim Finansmanı Haftası ve COP31 İş Dünyası Forumu

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) özel sektör temsilcisi olarak yer aldığı COP31 İş Dünyası Forumu’nun bu hafta başlatıldığını aktaran Şimşek, forumun New York İklim Haftası sırasında ve ardından COP31 kapsamında Antalya’da yeniden toplanacağını söyledi.

Şimşek, eylül ayında İstanbul’da düzenlenecek İklim Finansmanı Haftası'na ev sahipliği yapılacağını belirtti. Taahhütlerin hayata geçirilmesinin ancak ortaklıklarla mümkün olacağını ifade ederek, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 etkinliklerine katılım çağrısı yaptı.

İklim eyleminin ekonomik boyutu ve küresel işbirliği

Şimşek, son on yılda iklim değişikliğiyle mücadelede hedeflerin ve taahhütlerin belirlenmesinin öne çıktığını, ancak artık bu hedeflerin uygulanması gerektiğini söyledi. Birçok ülkenin iddialı hedeflere sahip olduğunu ancak bunların gereken hız ve ölçekte hayata geçirilmesinin asıl sorun olduğunu dile getirdi.

İklim eyleminin sadece çevreyi korumakla kalmayıp, büyüme, istikrar ve refahın korunmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Şimşek, harekete geçmemenin maliyetinin iklim felaketlerini önlemenin maliyetinden çok daha yüksek olduğunu vurguladı.

Ekonomist Uzman Yazar: Emre ALADAĞ

Kaynak: Haber Merkezi
Senin de fikrin var mı?

İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.