Süleymaniye Camisi restorasyonunda bilinmeyen detaylar gün yüzüne çıktı
Mimar Sinan’ın eserindeki restorasyonda kubbe küplerinden orijinal kalem işlerine ve yerel malzeme kullanımına kadar pek çok sır aydınlatıldı.

Osmanlı mimarisinin önde gelen yapılarından Süleymaniye Camisi ve Külliyesi'nin 15 Ekim 1557 tarihinde tamamlanarak ibadete açılması, yapının tarihine ve restorasyon süreçlerine yönelik bilgileri yeniden gündeme getirdi. Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Mimar Sinan tarafından inşa edilen külliye, caminin yanı sıra medreseleri, darüşşifası, imareti ve hamamlarıyla Osmanlı şehircilik anlayışını yansıtan önemli eserler arasında yer alıyor.
Kubbe Akustiği ve Süslemeler
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaya Üçer, yapının kalfalık eseri olduğunu belirterek yürütülen titiz restorasyon çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kubbede ses akustiğini sağlamak amacıyla yapıldığı söylenen küplerin restorasyon sırasında şans eseri görüldüğünü aktaran Kaya Üçer, bütün kubbenin içinde belirli ölçülerde zikzaklar çizilmek suretiyle dik olarak yerleştirilmiş ve dibi delik küplerin sesleri yumuşatıp yankılanmayı kestiğini belirtti.
"Kubbenin iki ucunda durun, yanınızdaymış gibi karşınızdakini duyarsınız. Bu sayede yapıda hiçbir yankılanma olmadan her şeyi duyuyorsunuz. Kubbenin bir önemliği özelliği de var. Mimar Sinan yapısı olmasına rağmen muhteşem bir barok süsleme var. Hatta rokoko diyebileceğimiz bir süsleme var. Çiçek buketleriyle yoğun olarak şekillendirilmiş."
Hat Yazısı ve Restorasyon Çalışmaları
Kubbedeki hat yazısının Ahmed Karahisari tarafından yazıldığının söylendiğini ancak kayıtlarda Karahisari'nin öğrencisi Hasan Çelebi'nin yer aldığını belirten Kaya Üçer, 18. yüzyılda Abdülfettah Efendi tarafından düzeltmeler yapıldığını kaydetti. Çalışmalar sırasında hat yazısında bir harfin eksik olduğu fark edilerek bilim heyetinin istişaresiyle h harfinin eklendiğini ifade eden Kaya Üçer, yapının yaklaşık 7 yılda tamamlandığını ve restorasyon çalışmalarının da benzer bir süre aldığını bildirdi.
Bu konuda daha önce yayınladığımız bir başka haber:
Şadırvan kısmındaki su terazisinin eksik parçasının Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Fatih'teki müzesinde bulunduğunu ve yerine oturtulduğunda birebir uyuştuğunun görüldüğünü aktaran Kaya Üçer, dış mekanda kullanılan koruyucu malzemenin yosunlanma yapması üzerine üretici şirketle çalışılarak hava şartlarına uygun yerel malzemenin öneminin anlaşıldığını vurguladı.
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumla Haber Merkezi, kurumların açıklamaları ve gün içindeki gelişmeleri derleyerek okurlara aktaran haber masasıdır. Düzeltme ve bilgi talepleri için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.
