İngiltere'nin işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren İsrail yerleşimleriyle ticaret yasağı getirme kararını savunurken "etnik temizlik" ve "savaş suçları" kavramlarını kullanan Ed Miliband, bu sert tanımlamaları yaparken kendi aile geçmişinden derin bir ilham aldığını duyurdu. The Rest is Politics podcast yayınında Rory Stewart ve Alastair Campbell'in sorularını yanıtlayan İngiliz siyasetçi, kararın arkasındaki insani ve vicdani motivasyonları kamuoyuyla paylaştı.
Holokost'tan Kalan Miras ve Aile Etkisi
Kendisi de Yahudi olan ve Nazi toplama kamplarında babasıyla birlikte tam 60 akrabasını yitiren bir annenin evladı olan Ed Miliband, söz konusu duruşu sergilerken annesinin hatırasından güç aldığını belirtti. Konuşması esnasında kelimelerini çok tartarak seçtiğini ve ne kadar ileriye gidebileceğini uzun uzun düşündüğünü ifade eden bakan, annesinin bu meseleye nasıl yaklaşacağını hayal ederek karar verdiğini aktardı.
"Bu açıklamayı yaparken çok düşündüm. Ne söylemeliyim, ne söylememeliyim, ne kadar ileriye gitmeliyim düşüncesiyle konuşmamla boğuştum. Annem olsa ne söylerdi diye düşündüm. Annem, 'Filistinlilerin yaşadıklarına bak. Bu zavallı insanların neler yaşadığına bak. Bunlar yanlış ve sen de bunu söylemelisin' derdi."
Gazze'deki İnsani Kriz ve Uluslararası Tepkiler
Gazze Şeridi'ndeki mevcut insani manzarayı tarif edilemez derecede korkunç olarak nitelendiren Ed Miliband, sözde çift kullanımlı mallara yönelik silah gerekçeli kısıtlamaların tamamen masum ürünlerin geçişini engellediğini vurguladı. Bu durumun bilinçli bir stratejiye benzediğine dikkat çeken bakan, gelecek hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde Ürdün ile ortaklaşa bir konferans düzenleyerek bölgedeki sağlık ve insani dramı küresel gündeme taşıyacaklarını bildirdi.
Bölgede daha fazla adım atamamış olmanın derin hayal kırıklığını taşıdığını dile getiren Ed Miliband, uluslararası insancıl hukukun ihlalleri sebebiyle yaptırımların devreye sokulduğunu anımsattı. Bölgenin büyük oranda İsrail denetiminde bulunduğunu ve 20 maddelik barış planının hayata geçirilemediğini belirten siyasetçi, ateşkes ilan edilmesinin ardından dahi 1200 Filistinlinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.
İsrail'in Güvenliği ve İki Devletli Çözüm
İsrail'de yapılacak seçimler öncesinde kamuoyuna net bir mesaj göndermeyi amaçladıklarını söyleyen Ed Miliband, uluslararası toplumun işgal süreci karşısında sessizliğe bürünmeyeceğini kaydetti. Yerleşimci şiddetiyle iki devletli çözüm mekanizmalarının hedef alındığını belirten bakan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetiminin izlediği politikaların ülkeyi daha güvenli değil aksine çok daha güvensiz bir konuma sürüklediğini savundu.
İngiltere'nin 11 müttefik ülkeyle ortaklaşa bir şekilde 8 Eylül tarihinde işgal altındaki topraklardaki yerleşimlerle ticareti durdurma kararı aldığını hatırlatan yetkililer, küresel diplomasi ekseninde atılan bu adımların bölgesel istikrar açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çekti.

