ANKARA Spor Yazarı Ömer Gürsoy, yazısında, "İki yıl önce yazmıştım… Bugün Dünya Kupası o yazının en güçlü kanıtı oldu." ifadelerine yer verdi. İki yıl önce yine bu köşede, “Tenis ve futbolda zafere koşan İspanya” başlıklı yazısını kaleme aldığını belirten Gürsoy, o gün Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanan İspanya’yı, aynı gün Wimbledon’da Novak Djokovic’i farklı bir oyunla mağlup ederek şampiyon olan Carlos Alcaraz ile birlikte değerlendirdiğini anlattı.
Gürsoy, meselenin yalnızca bir futbol kupası ya da bir tenis kupası olmadığını vurgulayarak, asıl konunun bir ülkenin sporda nasıl dünyanın zirvesine çıktığı olduğunu söyledi. Bugün aynı İspanya’nın Dünya Kupası’nı da kazanarak, iki yıl önceki değerlendirmelerin doğruluğunu bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Ona göre değişen sadece kupalar olurken, onları bu noktaya taşıyan sistemin değişmediği görülüyor.
Kupayı Kazanan Sadece Futbol Değildi
Gürsoy, Dünya Kupası finalini izlerken iki yıl önce yazdığı satırların aklına sürekli geldiğini belirtti. Çünkü sahada sadece on bir futbolcu bulunmadığını söyleyen Gürsoy, sahada otuz yılı aşan bir spor politikası olduğu ve sahada ADO 92 bulunduğu görüşünü dile getirdi. 1988 yılında başlayan, 1992 Barselona Olimpiyatları’nı hedef alan ancak hiçbir zaman yalnızca olimpiyatlarla sınırlı kalmayan büyük bir devlet projesi kurulduğunu aktardı.
Gürsoy, İspanya’nın olimpiyatları yalnızca bir organizasyon olarak değil, ülkenin spor geleceğini yeniden inşa etmek için tarihi bir fırsat olarak gördüğünü belirtti. Devletiyle, özel sektörüyle, federasyonlarıyla, üniversiteleriyle, bilim insanlarıyla ve antrenörleriyle tek bir hedefe yüründüğünü; ayrıca hiç kimsenin iki yılda mucize beklemediğini kaydetti.
Ado 92’nin Meyveleri Toplanıyor
Gürsoy, Dünya Kupası’nı kaldıran futbolcuların o sistemin yetiştirdiği çocuklar olduğunu söyledi. Kortlarda fırtına gibi esen Carlos Alcaraz’ın da aynı sistemin ürünü olduğunu ifade etti. Basketbolda yıllardır dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olmanın tesadüf olmadığını, kadın futbolunda ulaşılan başarının ise aynı planlamanın sonucu olduğunu aktardı.
Bisiklette, hentbolda, su sporlarında ve olimpik branşlarda gelen madalyaların da bu yaklaşımın parçası olduğunu belirten Gürsoy, İspanya’nın sporu branş branş değil, bir bütün olarak planladığını vurguladı. Ona göre kupaları hedeflemediler; sistemi kurdular ve kupalar da kendiliğinden gelmeye başladı. Otuz yılı aşan bu planlamayla bugün sadece bir futbol takımı değil, farklı branşlarda birbirini besleyen güçlü bir spor ekosistemi ortaya çıktığını dile getirdi.
Bir Fotoğraf Her Şeyi Anlatıyordu
Gürsoy, İspanya’nın Dünya Kupası zaferinde dikkatini çeken bir başka ayrıntının, belki de her şeyi özetlediğini söyledi. Final öncesinde Dünya Kupası’nı sahaya getiren isimin, iki yıl önce bu köşede özellikle üzerinde durduğu Carlos Alcaraz olduğunu aktardı. Gürsoy, bir futbol finalinde kupayı taşıyan kişinin bir futbol efsanesi değil, dünyanın en başarılı tenisçilerinden biri olduğunu ifade etti.
Gürsoy, o görüntünün İspanya’nın spora bakış açısını tek karede anlattığını kaydetti ve başarıyı branşlara ayırmadıklarını vurguladı. Futbolun başarısını tenisten, basketboldan, bisikletten ya da olimpik sporlardan bağımsız görmediklerini belirten Gürsoy, hepsinin aynı spor kültürünün, aynı devlet politikasının ve aynı uzun vadeli planlamanın parçaları olduğunu söyledi. İki yıl önce Alcaraz ile Avrupa şampiyonu futbolcuları aynı yazıda buluşturmasının da bu nedenle olduğunu ve bugün Dünya Kupası finalinde kupayı sahaya getiren Alcaraz’ın, o yazının en anlamlı devamı olduğunu belirtti.
Peki Biz Ne Öğrenebiliriz?
Gürsoy, İspanya’nın hikâyesinin aslında sadece İspanyolların başarısını anlatmadığını ifade etti. Uzun vadeli planlamanın, sabrın ve istikrarın sporda neler kazandırabileceğini gösterdiğini söyleyen Gürsoy, bugün dünyanın zirvesinde yer alan birçok İspanyol sporcunun yıllar önce kurulan sistemlerin içinde yetiştiğini aktardı. Bu nedenle başarının yalnızca yetenekle açıklanmasının mümkün olmadığını belirtti.
Gürsoy, doğru planlama, güçlü altyapı, nitelikli antrenör eğitimi, bilimsel yaklaşım ve genç sporculara yapılan sürdürülebilir yatırımın başarının vazgeçilmez parçaları olduğunu ifade etti. Türkiye’de genç ve yetenekli sporcular açısından önemli bir potansiyel bulunduğunu vurguladı. Bu potansiyelin doğru planlama ve uzun vadeli bir spor vizyonuyla desteklenmesi halinde neden benzer başarılar elde edilmesin sorusunu yöneltti ve “Onlar nasıl kazandı?” yerine “Biz bu modelden hangi dersleri çıkarabiliriz?” sorusunun öne çıkması gerektiğini söyledi.
Kazanan Sadece İspanya Değil, Bir Spor Modeli
Gürsoy, İspanya’nın Dünya Kupası’nı kazanmasına şaşıranlar olabileceğini, ancak kendisinin şaşırmadığını belirtti. Çünkü iki yıl önce de yazmış olduğunu ifade eden Gürsoy, Avrupa şampiyonluğunun tesadüf olmadığını, Carlos Alcaraz’ın yükselişinin de tesadüf olmadığını dile getirdi. Bugünkü dünya şampiyonluğunun da tesadüf olmadığını vurguladı.
Gürsoy, ADO 92’nin sadece bir olimpiyat hazırlık programı değil; bir devlet aklı, bir vizyon ve bir sabır hikâyesi olduğunu söyledi. Bugün hâlâ meyvelerini vermeye devam ettiğini aktaran Gürsoy, iki yıl önce Avrupa şampiyonluğunun arkasındaki sistemi yazdığını, bugün aynı sistemin Dünya Kupası’nı kazandığını kaydetti. Değişen sadece kupalar olduğunu, değişmeyen ise planlama, sabır ve uzun vadeli bakış açısı olduğunu belirten Gürsoy, “Şampiyonlar maç kazanır… Şampiyon ülkeler ise sistem kurar." ifadelerine yer verdi.
Gürsoy, İspanya’nın otuz yılı aşkın bir süredir kazandığı kupalardan çok, kurduğu spor sistemiyle dünyanın geri kalanına örnek olmaya devam ettiğini sözlerine ekledi. Yazının genel çerçevesinde, spor başarısının uzun vadeli planlama ve kurulan sistemlerle şekillendiği mesajı öne çıkarken, Dünya Kupası zaferinin bu yaklaşımın somut bir kanıtı olarak sunuldu.
Haberin Editörü: Okan AVŞAR
İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan Okan AVŞAR, küresel teknoloji trendleri ve dijital ekonomi alanında uzmanlaşmış kıdemli bir haber editörüdür. Karmaşık dijital gelişmeleri, veri odaklı analizler ve tarafsız bir habercilik süzgecinden g…