İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Manisa Büyükşehir Belediyesi ortaklığında sürdürülen Gediz Nehri izleme projesinin yedinci dönem sonuçları açıklandı. Ocak 2026 tarihinden bu yana düzenli numune alınan nehirde, yaz aylarının gelmesiyle kirlilik oranlarında ani ve tehlikeli bir artış yaşandığı tespit edildi.
Yağışlar Bitti, Kirlilik Pik Yaptı
İZSU ve MASKİ ekiplerinin yürüttüğü çalışmada, temmuz ayı verileri endişe verici bir tablo çizdi. Ege Bölgesi'nin can damarı olan su kaynağında, yağışlı geçen kış aylarında kirlilik yükü bir miktar gerilemişti. Ancak kuraklığın etkisini gösterdiği haziran ayından itibaren atık oranları yeniden zirveye tırmandı.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu, tarımsal, evsel ve sanayi kaynaklı atıkların su kalitesini dibe çektiğini vurguladı. Uzman isim, mevsimsel değişimin suya etkisini şu sözlerle aktardı:
"Sevindirici bir ipucu yakaladık. Ocak, şubat ve mart aylarında hem İzmir’de hem de Manisa’da çok fazla yağış aldık. Yağışları takip eden aylarda kirliliğin önemli ölçüde düştüğünü gördük. Ancak yaz mevsimi gelip yağışlar azaldığında kirlilik yükü tekrar arttı. Haziran ayından itibaren pik yapan, ani yükselişler gösteren kirlilik gördük. Kirlilik ağır metaller ve organik kirleticiler kaynaklı. Bu da hem sanayi hem tarım hem de evsel kirliliğin Gediz Nehri’nde izlerini gösterdiğini ortaya koyuyor"
Körfez İçin Büyük Tehdit: Zehirli Maddeler Zirvede
Raporun detaylarında, toplam 401 kilometrelik hat boyunca Kütahya'dan başlayıp Uşak, Manisa ve İzmir üzerinden denize dökülen nehrin ekosisteminin büyük hasar aldığı belirtildi. İzmir sınırlarında Nif Çayı ve Ağıl Deresi dahil 23, Manisa bölgesinde ise 36 farklı noktadan alınan toplam 59 numune, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.
İncelenen sularda bor, kobalt, brom ve bakır gibi maddelerin normal değerlerin 100 ila 200 katı üzerinde olduğu saptandı. Prof. Dr. Kurucu, mevcut suyun tarım alanlarını zehirlediğini ve içme suyu olarak asla kullanılamayacağını hatırlatarak şunları ekledi:
"Birincisi Gediz Nehri boyunca kendi ekosisteminin durumunu görmekti ve durum kötü. İkincisi Gediz Nehri’nin Körfez’e getirdiği kirlilik yükünü görmekti; bu durum da çok kötü. Körfezin kirlenmemesi mümkün değil. Gediz Nehri’nin suyuyla sulanan toprakların kirlenmemesi mümkün değil. İçme suyu olarak zaten kullanılacak durumda değil."
Yeraltı Suları Risk Altında, Bakanlık Desteği Şart
Akarsudaki durağanlaşmanın, kirliliğin yeraltı kaynaklarına sızmasına yol açtığı uyarısı yapıldı. Bilim insanları, kumluk yataklardan aşağı sızan zehirli suyun, bölgenin temel içme suyu rezervlerini tehdit ettiğini belirtiyor. Atık kaynaklarının tespit edilmesinin zor olmadığını savunan uzmanlar, bu mücadelenin sadece yerel yönetimlerin gücüyle aşılamayacağına dikkat çekti.
"Suyun içinde bulunan bakır, brom, kobalt, bor gibi bazı maddelerin değerleri normal değerin 100-200 kat üstünde ölçüldü... Parametrelerin bu denli yüksek çıktığında kirliliğin doğal olmadığını anlıyoruz. Bu maddelerin nereden geldiğini, kirletici kaynakları bulmak gerekiyor. Bu sadece bir belediyenin işi değil. Nehirler bakanlığın yetkisi altında, dolayısıyla onlarla beraber çalışmayı çok isteriz. Söz konusu olan insanın ve doğanın en önemli yaşam hakkı olan su."
Kapsamlı Rapor Yıl Sonunda Açıklanacak
İzmir Körfezi'nin kurtarılması için hayata geçirilen dip tarama faaliyetleri ile Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi kapasite artırımı projelerinin olumlu etkileri sürse de, belediyenin yetki alanı dışındaki havzalardan gelen kirlilik önlenmeden kesin çözüm beklenmiyor.
Ortak izleme komitesinin önümüzdeki aylarda da veri toplamaya devam edeceği ve tüm bu sonuçların birleştirilerek yıl sonunda kapsamlı bir yıllık rapor halinde kamuoyuna sunulacağı, böylece güzergah boyunca kirlilik noktalarının netleşeceği bildirildi.

