ABD ve İran Arasındaki Dolaylı Görüşmelerde Savaş Endişesi
İran ile ABD'nin dolaylı görüşmeleri nükleer program ve Hürmüz Boğazı anlaşmazlıklarıyla tıkanırken uzmanlar bölgede artan savaş endişesine dikkati çekti.

İran ile ABD arasında Katar arabuluculuğunda yürütülen ve mesaj alışverişleriyle devam eden dolaylı görüşmelerden henüz sonuç alınamıyor. AA'nın aktardığına göre, iki ülke yetkililerinin söylemlerini sertleştirmesi ve açıklamaların diplomatik zeminden askeri tehditlere kayması kamuoyunda yeni bir savaş ihtimaline ilişkin endişeleri artırdı.
Müzakerelerin ilerlemesinin önündeki en büyük engeli ise tarafların karşılıklı şartları oluşturuyor. ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerini müzakerelerin konusu ve olası bir anlaşmanın temel unsuru yapmak isterken; İran yönetimi görüşmelerin nükleer konular haricinde yalnızca Hürmüz Boğazı'nın açılması özelinde gerçekleştirilmesini talep ediyor.
Karşılıklı Kırılganlık ve Talepler
Tahran İslami Azad Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Hamid Ruşençeşm, tarafların masaya maksimum taleplerle oturduğunu belirterek iki ülkenin de kırılgan bir vaziyette bulunduğunu savundu. Ülkesinin ekonomik baskılara direnme kapasitesinin henüz kritik eşiğe ulaşmadığını vurgulayan Ruşençeşm, siyasi ve askeri yetkililerin politikalarında şu ana kadar bir değişiklik görülmediğini dile getirdi.
Ruşençeşm, ABD yaptırımları ve yüksek enflasyonun gölgesinde yerel para biriminin dolar karşısında tarihinin en düşük seviyesine gerilemesinin toplumsal olaylara yol açıp açmayacağı konusunda, benzin ve temel ürünlerin fiyatlarındaki artışa işaret etti. Benzer toplumsal huzursuzlukların İran'da son 10 yıldır farklı nedenlerle zaman zaman yaşandığını belirterek, bunun ülke için yeni bir durum olmadığını aktardı.
ABD'nin doğrudan toprak varlığı bulunmaması nedeniyle daha az zarar görecek durumda olmasına rağmen bölgedeki müttefiklerinin çıkarlarının yüksek risk altında olduğuna dikkati çeken Ruşençeşm, İran'ın ABD'nin müttefikleri üzerinden maliyet dengesi kurmayı amaçladığını ifade etti.
Bu konuda daha önce yayınladığımız bir başka haber:
"İran ise katlandığı maliyet ölçüsünde karşı tarafa da bedel ödetmeye çalışıyor."
"Şu anda taraflar savaş koşullarında oldukları için beklentilerinin en üst seviyesini ortaya koymuş durumdalar. Öngörülen ise etkileşimler, karşılıklı tutumlar ve hatta büyük ihtimalle yeniden yaşanabilecek yeni çatışmalar sonucunda bu taleplerin zaman içerisinde yumuşaması, tarafların birbirine yaklaşması ve azami taleplerden ulaşılabilir, makul bir duruma gelinmesi."
Uzun Süreli Direniş Savaşı
Milletler Diplomasi Düşünce Kuruluşu (NDT) Başkanı ve İran Siyaset Bilimi Öğrenci Birliği Genel Sekreteri Muhammed Ali Sayedhane, mevcut durumda savaşın hem İran, hem ABD, hem bölge hem de dünya açısından kaybet-kaybet oyununa dönüştüğünü vurguladı. İran'ın müzakereler yoluyla sahada elde edilemeyen kazanımlara ulaşabileceği yönünde yanlış bir düşünce bulunduğunu belirtti.
Tahran'ın özellikle Hürmüz Boğazı konusundaki beklentilerini doğru bulmadığını ve yaklaşımını değiştirmesi gerektiğini kaydeden Sayedhane, diplomasinin kazan-kazan anlayışına dayalı bir uzlaşı gerektirdiğini bildirdi. Her iki tarafın da karşılıklı tavizler verebileceği bir denge noktasına ulaşılmasının şart olduğunu söyledi.
"Diplomaside neyin peşinde olduğumuza veya karşı tarafa neyi dayatabileceğimize değil kendi çıkarlarımızla karşı tarafın çıkarları arasında nasıl bir denge kurabileceğimize odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle ortaya konulan önerilerin daha akılcı ve stratejik olması gerekiyor. Daha önce de söylediğim gibi bu savaşta hiçbir taraf mutlak zafer elde edemez ancak her iki taraf da kendi açısından göreceli kazanımlar sağlayabilir."
Bu konuda daha önce yayınladığımız bir başka haber:
Yaşananları uzun süreli bir direniş savaşı olarak tanımlayan Sayedhane, bu süreci İsrail'in yıllar önce İran'a karşı ortaya koyduğu ve ekonomik, sosyal, kültürel, medya alanlarında art arda darbeler vurulmasını öngören bin kesik stratejisinin devamı olarak gördüğünü ifade etti.
Sayedhane, İran'ın büyük ve kardeş komşusu Türkiye'nin hem İran hem ABD ile kurduğu iyi ilişkiler sayesinde bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Ne savaş ne barış durumunun tarafların yanı sıra diğer ülkelere de zarar verdiğini savunan Sayedhane, ABD, Avrupa ve Doğu Asya'da yakıt fiyatlarının daha önce görülmemiş seviyelere yükseldiğini ifade etti.
Yakıt fiyatlarındaki bu artışın diğer ülkelerde ekonomik, sosyal ve kaçınılmaz olarak siyasi sonuçlara yol açacağına dikkati çeken Sayedhane, uzun süreli direniş savaşında asıl belirleyici olan unsurun halkın sürece ne kadar direnebileceği ve toplumsal dayanıklılık olduğunu vurguladı.

Burak Ulu, dijital gazetecilik, haber doğrulama (fact-checking) ve arama motoru optimizasyonu (SEO) odaklı haber üretimi alanlarında 8 yılı aşkın deneyime sahip bir gazeteci ve editördür. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun olan Ulu, üniversite yıllarında yerel ve ulusal ajanslarda muhabirlik yaparak sektöre adım atmıştır. Kariyeri boyunca politika, ekonomi, güncel gelişmeler ve teknoloji kategorilerinde yüzlerce özel habere, röportaja ve saha araştırmasına imza atmıştır.

