Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından ABD'de organize edilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı'nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, milyarlarca dolarlık altyapı, nükleer ve madencilik hedeflerini paylaştı. Enerji Yuvarlak Masa Toplantısı sonrasında önemli değerlendirmeler yapan Bakan Bayraktar, Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) arasında Küçük Modüler Reaktörler (SMR) alanında kritik bir işbirliğine imza atıldığını duyurdu.
Orta Asya'ya Uzanan Nükleer Vizyonu
Söz konusu SMR anlaşmasının sadece yurt içini değil, Orta Asya coğrafyasını ve Türk Cumhuriyetlerini de doğrudan kapsayacağı aktarıldı. Nükleer enerji sahasında Türkiye'nin güçlü bir sanayi kapasitesi bulunduğunun altını çizen yetkililer, teknoloji geliştirme aşamasında da aktif rol almayı planlıyor. Ayrıca Kanada ile de bu alanda yeni işbirliği fırsatlarının masada olduğu bildirildi.
Bakanlık, ulaşım ve sanayideki elektrifikasyon hamlesi için nükleer enerjiyi vazgeçilmez olarak tanımlıyor. Bu minvalde, yeni nesil reaktör projelerine yatırım yapacak şirketlere özel teşvik ve muafiyetler sağlayacak yasal bir düzenleme üzerinde çalışıldığı belirtildi.
"2030'ların ilk yarısında inşallah Türkiye'de ilk SMR'yi görürüz diye ümit ediyorum. Bu konuda küresel bir yarış var. Ama henüz şu anda bir reaktör görmüş değiliz. Dolayısıyla biz Türkiye de bu işin bir çıkış aşamasında olsun istiyoruz."
Fransa ile Güvenlik Ortaklığı ve Veri Merkezleri
Nükleer teknolojiler bağlamında atılacak adımlar salt santral inşaatlarıyla sınırlı kalmayacak. Kendi alanında oldukça yetkin konumda olan Fransız EDF şirketiyle yakın zamanda yeni bir sözleşme yapılması planlanıyor. Bu kapsamda, yatırımların yanı sıra tesis işletmeciliği ve güvenlik konularında kapsamlı bir tecrübe paylaşımı hedefleniyor.
Teknolojik dönüşümün getirdiği enerji yükü de bakanlığın uzun vadeli projeksiyonlarına yansıdı. Hızla büyüyen veri merkezlerinin Türkiye'deki toplam elektrik talebinin, 2035 yılına doğru 5-10 teravatsaat gibi çok ciddi bir hacme ulaşması bekleniyor.
Kıbrıs'a Gaz Altyapısı ve Kalkınma Yolu
Doğu Akdeniz'deki jeopolitik hamleler kapsamında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) yönelik stratejik adımlar hızlandı. Ada geneline doğal gaz ulaştırılması için deniz altı sondaj ve boru çalışmalarına başlanırken, yabancı şirketlerin inşaat aşamasına yoğun ilgi gösterdiği kaydedildi. Kurulan altyapı, ilerleyen dönemde Doğu Akdeniz havzasında keşfedilebilecek yeni gaz rezervlerinin doğrudan Türkiye'ye taşınmasına da imkan verecek.
Bölgesel ticareti şekillendirecek Kalkınma Yolu projesinin temel dayanağının enerji hatları olacağı vurgulandı. Kurulması planlanan petrol boru hattı, doğal gaz hatları ve uluslararası elektrik ara bağlantıları sayesinde elde edilecek milyarlarca dolarlık yıllık gelirin, tüm lojistik altyapıyı finanse etmesi öngörülüyor.
Elektrifikasyon İçin 80 Milyar Dolarlık Fatura
Araç sayısındaki hızlı artışla birlikte yükselen akaryakıt tüketimini yönetmek ve dışa bağımlılığı bitirmek için ulaşımda tam elektrifikasyon hedefleniyor. Yapılan planlamalara göre 2035 yılına kadar yollarda 13 milyon elektrikli araç bulunması gerekiyor. Bu devasa filoyu yollarda tutabilmek için ise asgari 1,3 milyon şarj istasyonu kurulacak.
Söz konusu şarj ağının şebekede yaratacağı baskıyı karşılamak üzere tarihi bir yatırım hamlesi başlatılacak. Belirlenen hedefler doğrultusunda dağıtım şebekesinin yenilenmesine 50 milyar dolar, iletim hatlarının güçlendirilmesine ise 30 milyar dolar bütçe ayrılması gerekiyor.
Eti Maden Agresif Büyümeye Hazırlanıyor
Enerji dönüşümünün temel taşı konumundaki madencilik sektörü, yerli kaynakların kullanımı açısından büyük önem taşıyor. Türkiye için ithalat faturası oldukça yüksek olan altın başta olmak üzere, teknoloji üretiminin hammaddesi sayılan nadir toprak elementlerinde yerlileştirme ve saflaştırma çalışmalarında önemli mesafe katedildi.
"Bu alanda kendi yolumuzu çizmeye çalışıyoruz. Nadir toprak elementlerinde saflaştırma veya zenginleştirmeyle alakalı iyi çalışmalarımız var. Maden tarafını biz genel enerji resminden ayrı düşünmüyoruz. Çünkü o olmazsa sanayi olmaz, o olmazsa enerji dönüşümü olmaz."
Küresel maden rekabetinde daha fazla söz sahibi olmak isteyen Eti Maden, yeni dönemde stratejik hammaddeler alanında son derece agresif bir büyüme stratejisi uygulayacak. Özel sektör şirketlerinin de yüksek potansiyel barındıran bu sahaya yönelmeleri ve vakit kaybetmeden yatırımlarına başlamaları bekleniyor.

