Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM, yapay zekânın eğitim ve toplum üzerindeki etkilerini ele aldığı raporunu yayımladı. Raporda, Türkiye’de yapay zekâ kullananların yüzde 40’ının 25 yaş altında olduğu belirtilirken, lise mezunlarına “Yapay Zekâ Ehliyeti” verilmesi önerildi.
TEDMEM’in raporunda, yapay zekâ okuryazarlığına ilişkin yaklaşımın yalnızca erişim ve bilgi düzeyiyle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulanıyor. Kuruluş, yeterlilik çerçevesinin; kullanımın güvenli, etik ve sorumluluk bilinciyle yürütülmesine imkân verecek şekilde kurgulanmasını öneriyor. Bu kapsamda raporda, lise sonu itibarıyla öğrencilerin yapay zekâyı denetlenebilir bir çerçevede kullanabilmelerini sağlayacak bir “ehliyet” yaklaşımı gündeme getiriliyor.
“Yapay Zekâ Ehliyeti” önerisi ne içeriyor
TEDMEM’in raporunda yer alan öneri, lise mezunlarına “Yapay Zekâ Ehliyeti” verilmesi fikrine dayanıyor. Kuruluş, öğrencilerin yapay zekâ araçlarını yalnızca kullanabilmesini değil; riskleri yönetebilmesini, etik sınırlar çerçevesinde hareket edebilmesini ve denetim pratikleriyle uyumlu bir yeterlilik yapısına sahip olmasını hedefleyen bir çerçeve tanımlamayı savunuyor.
Türkiye’de kullanımın yaş profili
Raporda aktarılan kritik verilerden biri, Türkiye’de yapay zekâ kullananların yüzde 40’ının 25 yaş altında olduğuna ilişkin tespit. TEDMEM, bu yaygınlığın eğitim politikalarında erişim kadar kullanım biçiminin de merkezde yer alması gerektiğini değerlendiriyor.
Okuyucularımızın ilgisini çekebilecek ilişkili bir haberimiz de var:
| Yaş grubu | Yapay zekâ kullanım oranı |
|---|---|
| 16-24 | %39,4 |
| 25-34 | %30,0 |
| 35-44 | %15,5 |
Raporun eğitimde ölçme-değerlendirme yaklaşımına etkisi
TEDMEM’in “Yapay Zekâ Ehliyeti” önerisi, okullarda yapay zekâ kullanımına ilişkin ölçme-değerlendirme yaklaşımının yeniden ele alınması ihtiyacını gündeme getiriyor. Raporda, yeterlilik tanımının bilgi düzeyinin ötesine taşınarak uygulama ve etik davranış boyutlarıyla birlikte ele alınmasına yönelik bir çerçeve öneriliyor.
Bu doğrultuda raporda yer alan yaş yoğunluğu değerlendirmesi, lise sonuna kadar kademeli bir hazırlık ve rehberlik yaklaşımının gerekliliğini de ortaya koyuyor. Kullanımın genç yaşlarda daha yaygın seyrettiği tespiti, eğitim kurumlarının denetim ve yönlendirme pratiklerini daha erken aşamalarda devreye almasına işaret ediyor.

