Ankara Kent Konseyi ev sahipliğinde gerçekleşen "Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu" başlıklı program, Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) tarafından organize edildi. Etkinlikte, dijital çağda gençlerin maruz kaldığı siber zorbalık ve dijital şiddet konuları detaylı şekilde ele alındı; medyanın bu alandaki sorumlulukları üzerinde duruldu.
Dijital Şiddet Gençlerin Yaşamında Artan Bir Tehdit
TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, programın açılışında dijital dünyanın gençlerin eğitim ve sosyal hayatında merkezi bir rol oynadığını vurguladı. Basa, siber zorbalığın artık sadece bireysel değil toplumsal bir sorun haline geldiğini belirtti. Dijital medyanın, etik ve sorumluluk bilinciyle yayıncılık yapması gerektiğine dikkat çekerek, "Dijitalleşmenin hayatımızın her alanına yayıldığı bir dönemdeyiz. Gençler artık sadece fiziksel ortamlarda değil, ekranlar arkasında da eğitim görüyor, sosyalleşiyor, düşüncelerini paylaşıyor. Ancak bu fırsatlar beraberinde ciddi riskleri de getiriyor." dedi.
TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Genel Sekreteri Prof. Dr. Zakir Avşar, iletişim teknolojilerinin yaşamın her alanını değiştirdiğini ve bu değişimin hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olduğunu söyledi. Avşar, teknolojiden vazgeçilemeyeceği için bu nimetlerden faydalanırken ortaya çıkan risklere karşı da çözüm üretilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.
Siber Zorbalık ve Dijital Şiddetin Kapsamı ve Etkileri
TİMBİR Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, dijitalleşmenin beraberinde yeni sorumluluklar getirdiğini belirtti. Kamer, siber zorbalığın özellikle çocuklar ve gençler için hassas bir konu olduğunu, ancak toplumun tamamını ilgilendiren geniş bir sorun haline geldiğini söyledi. "En hassas grup çocuklar ve gençlerdir. Çünkü yetişkinlerin bile üstesinden gelemediği pek çok sorunla karşı karşıyalar. Siber zorbalık da dijitalleşmeyle birlikte büyüyen önemli bir tehdit." dedi.
Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyda Kuloğlu, dijital şiddetin, gerçek hayattaki şiddetin dijital ortama taşınması sonucu ortaya çıktığını anlattı. Kuloğlu, dijital şiddetin sadece kötü yorum veya rahatsız edici mesajlar olmadığını; taciz, tehdit, takip, mahremiyet ihlali, şantaj, kimlik hırsızlığı, ekonomik kontrol ve organize linç gibi pek çok farklı biçimi kapsadığını belirtti. Fiziksel temas olmadan da ciddi zararlar oluşabileceğini vurguladı.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nazif Kutay Erden, dijital şiddetin görünmez olmasına rağmen bireyler üzerinde ağır etkiler yarattığını aktardı. Erden, birkaç yorum veya paylaşımın insanların hayatında geri dönüşü olmayan değişikliklere yol açabileceğini ifade ederek, "Teknolojinin gelişimiyle insanlık hiç olmadığı kadar büyük bir arenada yaşıyor ve burada bir savaş veriyor; bu arena dijital dünya." dedi.
Teknolojik ve Toplumsal Dönüşümün Zorlukları
Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nimet Özgül Ünsal, dijital şiddet ve siber zorbalığın teknik boyutlarını değerlendirdi. İnternet ve sosyal medyanın hayatı dönüşüme uğrattığını, kişisel verilerin korunmasının öneminin arttığını söyledi. Türkiye’de kişisel bilgisayar ve akıllı telefonların yaygınlaşmasının toplumsal yapıyı köklü biçimde değiştirdiğini ifade etti. "İnternetin hayatımıza girmesiyle ahlaki yapılarımız, alışkanlıklarımız ve sosyal düzenimiz değişti. Başlangıçta direnen yetişkinlerin yerini, dijital dünyaya hızla uyum sağlayan gençler aldı." dedi.
Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eyüp Sabir Erbiçer, siber zorbalıkla mücadelede çocuk ve gençlerin ihtiyaçlarına uygun önleme ve müdahale programlarının geliştirilmesinin önemini vurguladı. Erbiçer, siber zorbalığın sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğunu belirterek, risk grubundaki çocuk ve gençlere ulaşmanın kritik olduğunu söyledi.
Medya ve Toplumun Dijital Şiddetle Mücadeledeki Rolü
TİMBİR Başkanvekili ve GİMER Başkanı Av. Cüneyd Altıparmak, dijital şiddetle mücadelede akademik çalışmaların saha deneyimleriyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Altıparmak, etkinliğin dijital şiddet konusunda farkındalık yarattığını ve akademik bilgilerin toplum tarafından doğru algılanmasının da bilimsel çalışmalar kadar önemli olduğunu söyledi. "Burada ele alınan konuların akademik yanı kadar, toplumda nasıl anlaşıldığı ve idrak edildiği de büyük önem taşıyor." dedi.
Kent Sosyoloğu Dr. Halil Ecer, dijital şiddetin sadece teknolojik değil, toplumsal bir mesele olduğunu belirtti. Dijital ortamların artık sadece iletişim aracı değil, bireylerin yaşamını şekillendiren yeni bir sosyal mekân haline geldiğini ifade etti. Özellikle gençlerin dijital dünyadan doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Ecer, "Dijital alanları artık yalnızca araç olarak değil, başlı başına bir 'mekân' olarak değerlendirmeliyiz. Kontrolü zor olan bu alanlar, geleceği öngörebilmek için göç ettiğimiz yeni bir 'şehir' konumundadır." dedi.
KKTC Genç TV İmtiyaz Sahibi Ertan Birinci, teknolojinin gelişimiyle medyanın da büyük bir dönüşüm geçirdiğini anlattı. Dijitalleşmenin medya alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirdiğini belirtti. Birinci, kendi kuşağının mektuptan akıllı telefonlara uzanan tarihi bir değişime tanıklık ettiğini söyledi. Medyanın artık sadece haber aktaran bir mecra olmadığını, dijital platformların hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurguladı.
Edirne Ahval Gazetesi İmtiyaz Sahibi Nevser Eraslan, dijital şiddetin sadece teknolojik değil, aynı zamanda toplumsal ve psikolojik bir sorun olduğunu belirtti. 32 yıllık gazetecilik deneyimi ve annelik perspektifiyle konuşan Eraslan, çocukların dijital dünyadan tamamen uzak tutulmasının mümkün olmadığını, ailelerin yasaklamaktan çok yol gösterici olması gerektiğini vurguladı. Eraslan, ebeveynlerin çocuklarının dijital alışkanlıklarını takip etmesinin önemine dikkat çekerek, çocuklarla güven ilişkisi kurulmasının siber zorbalığa karşı en etkili yöntemlerden biri olduğunu söyledi. Ayrıca dijital nezaketin aile içinde kazandırılması gerektiğini, ekran süresinden çok içerik kalitesinin önemsenmesi gerektiğini belirtti.
"Çocuklarımızı dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak artık ne yazık ki mümkün değil. Hatta doğru da değil. Bizim görevimiz yasaklamaktan çok rehberlik etmektir. Çocuğumuzun elindeki telefonu almak kolaydır; zor olan ise onun dijital dünyasını anlamaya çalışmaktır."
TİMBİR Şanlıurfa Bölge Başkanı Mustafa Arısüt, dijitalleşmeyle birlikte gazetecilikte haber doğrulama süreçlerinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi. Yaklaşık 25 yıllık gazetecilik deneyimi bulunan Arısüt, dijital medyanın haberlerin hızlı yayılmasını sağlarken yanlış bilgilerin de aynı hızda dolaşıma girmesine yol açtığını aktardı. Arısüt, gazetecilerin en temel sorumluluğunun haberleri yayımlamadan önce doğrulamak olduğunu ve haber etiğinin mesleğin temel taşı olduğunu vurguladı.
"Gazetecilikte en önemli konu haber etiğidir. Dijitalleşmeyle birlikte haberin doğrulanması artık sadece mesleki bir gereklilik değil, toplumsal güvenliği ilgilendiren bir sorumluluk haline gelmiştir."
Program, katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Haberin Editörü: Buğra TAŞ