Türkiye’de patent bilincinin güçlendiğini söyleyen Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yamankaradeniz, önümüzdeki dönemde şirketlerin başarısını başvuru sayısından çok patentlerini ekonomik değere dönüştürme becerisinin belirleyeceğini dile getirdi.
Yapay zekâ patent ekosistemini iki yönde dönüştürüyor
Yamankaradeniz, yapay zekâ ve derin teknolojiyle patent ekosisteminin iki yönde değiştiğini aktararak, patent başvurularının içeriğinde dönüşüm yaşandığını belirtti. Yapay zekâ temelli buluşların, otonom sistemlerin, veri işleme teknolojilerinin ve ileri yazılım çözümlerinin başvuru hacmini artırdığını ifade etti.
Öte yandan araştırma, benzerlik analizi, patent haritalama ve portföy yönetimi gibi süreçlerde yapay zekâ destekli araçların hem hız hem de doğruluk avantajı sağladığını söyleyen Yamankaradeniz, değerlendirmelerin daha verimli yapılabildiğini vurguladı.
Patent yarışında öne çıkması beklenen alanlar
Yamankaradeniz, patent yarışının özellikle yapay zekâ, yazılım inovasyonları, biyoteknoloji, sağlık teknolojileri ve sürdürülebilirlik alanlarında hızlanmasını beklediklerini belirtti.
Yamankaradeniz ayrıca mobilitede elektrikli araç teknolojileri, batarya sistemleri, akıllı ulaşım altyapıları ve otonom sürüş çözümleri; savunma sanayinde ise ileri malzeme teknolojileri, insansız sistemler ve haberleşme teknolojileri başlıklarının patent rekabetinde öne çıkacağını kaydetti.
Türkiye patentlerini ekonomik değere çevirmek için ne yapmalı?
Yamankaradeniz, Türk şirketlerinin patent alanındaki yaklaşımında son yıllarda olumlu bir dönüşüm yaşandığını ifade etti. Ancak global ölçekte rekabet edebilmek için yalnızca başvuru sayısını artırmanın yeterli olmadığını vurgulayan Yamankaradeniz, güçlü, sürdürülebilir ve ticarileştirilebilir bir sınai mülkiyet portföyü oluşturulması gerektiğini aktardı.
Bu hedefe ulaşmak için stratejik danışmanlık, uluslararası koruma planlaması ve doğru pazar analizi ihtiyacına dikkat çeken Yamankaradeniz, bu unsurların önemini paylaştı.
Avrupa Birliği’ndeki Birimsel Patent Sistemi Türk şirketleri nasıl etkiler?
Yamankaradeniz, Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren Birimsel Patent Sistemi’nin Avrupa pazarında koruma maliyetlerini ve operasyonel yükleri azaltırken koruma kapsamını genişlettiğini belirtti. Bunun, ihracat odaklı Türk şirketleri için önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Yamankaradeniz, şirketlerin uluslararası pazarlara açılmadan önce marka ve patent stratejilerini daha erken planlamaları gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin patent performansı: 2025’te 11 bin 394 başvuru, 3 bin 738 tescil
Yamankaradeniz, Türkiye’de 2025 yılında yerli patent başvuru sayısının 11 bin 394’e yükseldiğini, 3 bin 738 patent tescili gerçekleştirildiğini aktardı. Bu rakamların Türkiye’nin inovasyon üretme kapasitesinin güçlendiğini ve sınai mülkiyet bilincinin her geçen yıl arttığını gösterdiğini ifade eden Yamankaradeniz, yalnızca başvuru sayısına odaklanılmaması gerektiğini vurgulayarak, patentlerin ekonomik etki yaratma kapasitesini artırmanın kritik hedef olduğunu söyledi.
“Sınai mülkiyet bir fırsat”
Yamankaradeniz, sınai mülkiyetin hak sahipleri için ticari değere dönüştürülmesi gereken bir fırsat olduğunu söyledi. Markaların lisans veya franchise modelleriyle büyüyebildiğini, patentlerin ise lisanslanarak ya da teknoloji transfer yoluyla farklı şirketler tarafından kullanılabildiğini belirten Yamankaradeniz, hak sahiplerinin yeni yatırımlarını finanse etmesi ve ciddi avantajlardan faydalanması için tescilli haklarından mali kazançlar elde edebilmesi gerektiğini ifade etti.

