PİYASALAR:
18-ayar-altin4.994,8214-ayar-altin3.900,07gram-has-altin6.854,53Bulgar Levası28,93Dolar48,27Cumhuriyet Altını46.067,00Ons Altın4.439,80Gümüş103,55Euro55,98Sterlin65,43İsviçre Frangı59,68Gram Altın6.888,97Çeyrek Altın11.187,03Yarım Altın22.374,07Tam Altın44.611,29Ata Altın46.253,42Kuveyt Dinarı156,46AZN28,39BIST 10010.000,00Gram Altın3.250,0018-ayar-altin4.994,8214-ayar-altin3.900,07gram-has-altin6.854,53Bulgar Levası28,93Dolar48,27Cumhuriyet Altını46.067,00Ons Altın4.439,80Gümüş103,55Euro55,98Sterlin65,43İsviçre Frangı59,68Gram Altın6.888,97Çeyrek Altın11.187,03Yarım Altın22.374,07Tam Altın44.611,29Ata Altın46.253,42Kuveyt Dinarı156,46AZN28,39BIST 10010.000,00Gram Altın3.250,00

İBB yargılamalarında hukuk devleti vurgusu: Avşar, peşin hükme karşı uyardı

Prof. Dr. Zakir Avşar, İBB yargılamalarında kamuoyu beklentilerinin hukuki hükmün yerine geçmemesi gerektiğini; aleniyet ve delil ölçütlerini öne çıkardı.

Burak ULU
Yayınlanma
Güncelleme
5 DkOkuma Süresi
İBB yargılamalarında hukuk devleti vurgusu: Avşar, peşin hükme karşı uyardı

Akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Ekrem İmamoğlu hakkında süren yargılamalarda tartışmaların “kamuoyu beklentisi” yerine delil ve hukuk usulü etrafında ele alınması gerektiğini vurguladı.

Avşar, yazısında televizyon ekranlarından canlı yayın talebi dâhil olmak üzere sürece dair taleplerde şeffaflığın hedeflenmesini savunsa da, yargılamanın “gösteri”ye dönüştürmeyecek şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Değerlendirmeleri masumiyet karinesi, delilin güvenilirliği ve savunma hakkının korunması gibi ilkeler üzerinden şekilleniyor.

İBB ve Ekrem İmamoğlu hakkındaki yargılamaların devam ettiğini; tanıkların dinlendiğini ve davanın önemli olduğunu ifade eden Avşar, kamuoyunda farklı beklentiler oluştuğunu, bir kesimin “siyasi hedef” iddiasını öne çıkardığını, diğer kesimin ise soruşturmadaki iddia ve delillerin mahkûmiyet sonucuna götüreceğini düşündüğünü aktardı. Avşar, bu iki yaklaşımın hukukî hükümle aynı şey olmadığını vurguladı ve peşin hüküm üretmenin mahkemenin görev alanına girdiğini söyledi.

Avşar, yargılamaların şeffaf biçimde sürdüğünü; gazetecilerin mahkeme salonunda bulunduğunu ve tanık ifadeleri alınırken sürecin toplumla paylaşıldığını dile getirdi. Ceza hukukunun temel prensibi olarak suçluluğun ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ortaya konulabildiğini belirten Avşar, bunu masumiyet karinesiyle ilişkilendirdi. Yargılamanın aleniliğinin önemli bir ilke olduğunu, ancak aleniyetin medyatikleşme ile aynı anlama gelmediğini ifade etti.

Delillerin değerlendirilmesi gerektiğini de vurgulayan Avşar, ceza muhakemesinde delilin varlığının yanı sıra güvenilirliği, hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği, diğer delillerle ilişkisi ve isnat edilen suçun unsurlarını ispat etmeye elverişli olup olmadığına bakılması gerektiğini yazdı. Tanık beyanlarında tanığın olayı doğrudan görüp görmediğinin, anlatımın tutarlılığının, başka delillerle desteklenip desteklenmediğinin ve varsa çelişkilerin hukukî değerlendirmeye konu edilmesi gerektiğini aktardı.

Yargılama sürecinin etkilenmesi tartışmalarına değinen Avşar, yargılama sonucuna dair psikoloji odaklı söylemlerin süreci etkilemeye yönelik bir anlam taşımayacağını savundu. Yazısında, sanıkların kendileri için kullanabilecekleri bir “ortam” göründüğünü söylemenin mümkün olmadığını belirten Avşar; yargılamanın hukuki süreç içinde ciddiyetle devam ettiğini vurguladı. Ayrıca delillerin sanık aleyhine bulunmasının hukuken suçun sabit olduğu anlamına gelmediği ayrımına dikkat çekti.

Avşar, yazı boyunca savunma hakkı ile kamuoyu tartışmalarının birlikte ele alındığını aktardı. Mahkeme salonunun kamuoyuna açık olmasının salonun siyasi gösteri alanına dönüşmesi anlamına gelmemesi gerektiğini söyleyen Avşar; savunma hakkının kamuoyu oluşturma faaliyetine dönüşmesinin ise yargısal sürecin sağlıklı işleyişine zarar verebileceğini ifade etti. Avşar’a göre ceza muhakemesinde belirleyici olan siyasi retorik değil delildir; bu nedenle yargılama sonuçları “öngörü” ile değil mahkemenin gerekçeli kararıyla şekillenmelidir.

Avşar, “peşin mahkûmiyet” ile “peşin beraat beklentisi” gibi yaklaşımların hukuk devletine zarar vereceğini dile getirdi. Savcının iddiası ve mahkemenin kararıyla ilgili eleştirilerin hukuki denetime açık olduğunu; ancak eleştirinin mahkemenin yerine geçecek biçimde hüküm verme yetkisi doğurmaması gerektiğini vurguladı. Davanın sonucundan bağımsız olarak asıl meselenin kararın hangi yöntemle ve hangi deliller üzerinden verildiği olduğunu belirten Avşar, hukukun üstünlüğünün herkes için aynı ölçüyü gerektirdiğini ifade etti.

Avşar, savunulması gerekenin belirli bir kişi ya da siyasi taraf değil “hukuki usul” olduğunu savunurken, hukuk devletinde adaletin yüksek sesle söylenen sözlerle değil deliller, tarafsız değerlendirme ve gerekçeli karar üzerinden ortaya çıktığını yazdı. Yazıda, suçlama hukuken ispatlanamazsa beraat kararı verileceği; suçun hukuka uygun delillerle sabit olması halinde ise sanığın siyasi kimliği ya da toplumsal desteğinin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı görüşüne yer verildi. Avşar, aleniyetin önemine karşın aleniyetin gösteri olmadığını, savunma hakkının önemli olmasına rağmen bunun siyasi kampanya sayılmaması gerektiğini belirtti.

Prof. Dr. Zakir Avşar’ın yazısındaki vurgular

Avşar’ın değerlendirmeleri masumiyet karinesi, delillerin güvenilirlik ölçütleri, aleniyetin sınırları ve savunma hakkının kamuoyu kampanyasına dönüşmemesi gibi başlıklarda yoğunlaşıyor. Yazı, peşin hüküm üretmeye karşı uyarı niteliğinde bir çerçeve kurarken mahkemenin nihai rolünü merkeze alıyor. Avşar’ın metninde, yargılamanın “hukuki mücadele” ile “siyasi mücadele” arasında sınırların korunmasıyla sağlıklı işlediği görüşü öne çıkıyor.

Televizyon ekranı, aleniyet ve “gösteri” ayrımı

Yazıda yargılamaların aleniyet ilkesiyle kamuoyuna açık yürütülmesinin demokrasi ve şeffaflık açısından değer taşıdığı belirtiliyor. Ancak Avşar, aleniyetin medyatikleşme ile karıştırılmaması gerektiğini vurguluyor. Mahkeme salonunun kamuoyuna açık olmasıyla salonun siyasi gösteri alanına dönüşmesinin aynı şey olmadığı savunuluyor.

Delilin değerlendirilmesi: güvenilirlik ve hukuka uygunluk ölçütleri

Avşar’ın metni delilin sadece “varlığı” değil güvenilirliği ve elde edilme biçimi gibi kriterlerle ele alınması gerektiğini anlatıyor. Tanık beyanlarında tutarlılık, başka delillerle destek ve çelişkilerin hukukî değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. Yazı, kamera-kayıt gibi delillerin de bu çerçevede devreye gireceğini ifade ediyor.

Kamuoyu beklentileri ile hukuki hüküm arasındaki ayrım

Yazıda kamuoyundaki beklentiler siyasi kanaatlerle hukuki hüküm arasındaki fark üzerinden ele alınıyor. Avşar, “kesin beraat” ya da “kesin suçlular” gibi ifadelerin peşin hüküm oluşturduğunu ve mahkemenin alanına girdiğini savunuyor. Bu nedenle sağlıklı yargılamanın sürecin hukuk kuralları içinde ilerlemesiyle yürütülmesi gerektiği görüşü dile getiriliyor.

Avşar’ın yazısındaki doğrudan alıntılar

"İBB Yargılamaları, Hukuk, Siyaset ve Kamuoyu"

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ekrem İmamoğlu hakkında yargılamalar devam ediyor. Tanıklar dinleniyor."

"Ceza hukukunun temel prensibi açık, hiç kimse suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ortaya konuluncaya kadar suçlu kabul edilemez."

"Yargılamanın aleniyeti demokratik hukuk devletinin önemli ilkelerinden biridir."

"Mahkeme salonunun kamuoyuna açık olması salonun siyasi bir gösteri alanına dönüşmesi anlamına gelmez."

"Çünkü ceza muhakemesinde belirleyici olan siyasi retorik değil delildir."

"İBB yargılamaları bu yönüyle Türkiye'nin hukuk devleti anlayışı açısından önemli."

"Peşin mahkûmiyet de peşin beraat beklentisi de hukuk devletine zarar verir."

"Çünkü hukuk devletinde adalet en yüksek sesle söylenen sözlerle değil hukuka uygun deliller, tarafsız değerlendirme ve gerekçeli karar üzerinden ortaya çıkar."

Bu çerçevede, Prof. Dr. Zakir Avşar’ın yazısı İBB yargılamaları etrafındaki kamuoyu tartışmalarını, hukuki usul ve delil değerlendirme mantığına geri çağıran bir perspektif sunuyor. Avşar, aleniyetin şeffaflıkla bağlantısını korurken yargı sürecinin “gösteri”ye dönüşmemesi gerektiğini özellikle öne çıkarıyor. Yazının tamamı, peşin hüküm üretmenin hem hukuk devleti hem de adaletin sağlıklı işleyişi açısından sakıncalı olduğu görüşüne dayanıyor.

Haberin EditörüMuhabir

Burak Ulu, dijital gazetecilik, haber doğrulama (fact-checking) ve arama motoru optimizasyonu (SEO) odaklı haber üretimi alanlarında 8 yılı aşkın deneyime sahip bir gazeteci ve editördür. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun olan Ulu, üniversite yıllarında yerel ve ulusal ajanslarda muhabirlik yaparak sektöre adım atmıştır. Kariyeri boyunca politika, ekonomi, güncel gelişmeler ve teknoloji kategorilerinde yüzlerce özel habere, röportaja ve saha araştırmasına imza atmıştır.