Prof. Dr. Zakir Avşar’dan İmamoğlu ve Özel’e: Yeni Parti Kurma Planı ve 34 Bin Trol Detayı

Prof. Dr. Zakir Avşar, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in CHP içindeki güç mücadelesi sonrası yeni parti kurma sürecini ve kritik aşamaları detaylandırdı.

Prof. Dr. Zakir Avşar, "İmamoğlu ve Özel için parti kurma rehberi" başlıklı yazısında, mutlak butlan kararının üzerinden uzun zaman geçtiğini belirtti. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel açısından CHP’yi olağan ya da olağanüstü kurultaylarla yeniden ele geçirmenin mümkün görünmediğini ifade etti. Eko-lu-sistem ekibinin uygulayabileceği tek planın yeni bir parti kurmak olduğunu, ancak bu konuda en ufak bir hareketlilik olmadığını vurguladı. Bazı partilerin ise bu paralı ekibe yanaşarak çıkar sağlamaya çalıştığını, işin içinde karmaşık planlar ve hinliklerin olduğunu söyledi. CHP’deki çok başlılığın sonsuza kadar süremeyeceği, sürerse hem CHP markasının yıpranacağı hem de İmamoğlu-Özel ikilisinin ilgiyi kaybedeceği açıktır dedi.

Avşar, Türkiye siyasetinde CHP’nin ana muhalefet alanını işgal edip iç iktidar mücadelesiyle ülke ve dünyayı ıskalayarak büyük bir boşluğa düştüğünü belirtti. Yeni kurulacak partilere katkı olması amacıyla küçük bir rehber sundu. Bir siyasi partinin kuruluşunun sadece hukuki prosedürlerden ibaret olmadığını; kuramsal hazırlık, örgütsel kapasite, toplumsal meşruiyet ve stratejik planlama gerektiren karmaşık bir süreç olduğunu anlattı. CHP’nin bugün bu görevini yapamadığını, ciddi bir ana muhalefet ihtiyacının bulunduğunu ancak bunun kirli ve özürlü olmayan bir şekilde olması gerektiğini söyledi. Başlangıç noktasının hangi problemi çözmek istediğinin açıkça tanımlanması olduğunu vurguladı.

Parti Kuruluşunda Strateji ve Hazırlık

Siyaset bilimi literatürüne göre partiler, toplumsal talepleri kurumsal karar alma mekanizmalarına taşıyan aracılar olarak görülür. Yeni bir partinin varlık gerekçesinin, mevcut partilerin karşılayamadığı taleplerin hangi alanlarda yoğunlaştığını anlamaya dayanması gerektiğini belirtti. "CHP’de barınamadık, ayrıldık veya kirlendik, arındırmaya tabi tutulmak istendik" gibi gerekçelerin pek makul olmadığını ancak yine de mümkün olduğunu söyledi. İlk aşamada kapsamlı saha analizlerinin yapılması, anketler, derinlemesine görüşmeler, odak grup çalışmaları ve veri analizlerinin kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Bu sürecin sezgilere dayalı karar alma yerine kanıta dayalı politika üretiminin temelini oluşturduğunu ancak CHP geleneğinde bunun önemsenmediğini ifade etti.

Kurucu kadronun oluşturulmasının ikinci kritik adım olduğunu, bireysel karizma üzerine inşa edilen siyasal örgütlerin sürdürülebilirlik sorunu yaşayabileceğini söyledi. Kurumsal dayanıklılık için hukukçular, ekonomistler, iletişim uzmanları, yerel örgütlenme deneyimi olan saha çalışanları ve kamu politikası analistlerinin bir araya gelmesi gerektiğini belirtti. Fikir çeşitliliğinin karar kalitesini artırdığını ancak bu konunun post CHP için çok da önemli olmadığını savundu. İdeolojik çerçevenin netleştirilmesinin sonraki adım olduğunu, CHP geleneği açısından bunun kolay olduğunu, İmamoğlu’nun ideolojik çerçeveyi aşağı yukarı çizdiğini söyledi. İmamoğlu’nun odasında dört kitap birden okuduğunu; Nutuk, Kuran, Nazım şiirleri ve Hacı Bektaş’a dair küçük hacimli bir eser olduğunu aktardı.

İdeoloji, Program ve Hukuki Süreç

Avşar, ideolojinin temel işlevinin politika tercihleri arasında tutarlılık sağlamak olduğunu, bir partinin ekonomideki rolü, devletin sosyal sorumlulukları, bireysel özgürlüklerle kamusal düzen arasındaki denge ve dış politikadaki ilkelerinin parti kimliğini oluşturduğunu belirtti. Ancak asıl önemli olanın “havala nedir?” veya “Masak’ın takılmadan nasıl işler yürütülür?” gibi pratik konular olduğunu ifade etti. Parti programı hazırlanırken bilimsel yöntemlerden yararlanılması gerektiğini, kamu politikası tasarımı, sorun tanımı, hedef belirleme, politika aracı seçimi, etki analizi ve performans ölçümü gibi aşamaların uzun ve zahmetli olduğunu söyledi. İmamoğlu-Özel ekibinin ise trollerle bu işi çözebileceğini belirtti. İşsizlik sorununa yönelik politika geliştirirken yapısal nedenlerin analiz edilip vergi teşvikleri, mesleki eğitim, yatırım stratejileri ve girişimcilik desteklerinin değerlendirilmesi gerektiğini aktardı. Her öneri için maliyet-fayda analizinin yapılmasının şart olduğunu ancak bunun için vakit bulunmadığını söyledi. Bu nedenle hazır programlardan birinin alınarak adının değiştirilmesinin daha pratik olduğunu ifade etti.

Türkiye’de siyasi partilerin kuruluşunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve ilgili yasal çerçeveler üzerinden yürütüldüğünü, tüzük hazırlanması, kurucu üyelerin belirlenmesi, resmi başvuru evraklarının tamamlanması ve iç yönetim mekanizmalarının tanımlanmasının zorunlu olduğunu belirtti. Tüzüğün partinin anayasal omurgası olduğunu, yetki dağılımı, karar alma usulleri, disiplin mekanizmaları ve aday belirleme süreçlerinin bu belgede açıkça belirtilmesi gerektiğini söyledi. Kurumsal belirsizliğin ileride liderlik krizlerini tetikleyebileceğine dikkat çekti. Bu konuda çok fazla pratik yapıldığı halde mutlak butlandan kurtulamadıklarını söyledi.

Amblem, Örgütlenme ve İletişim

Avşar, Önder Sav dışında bir hukukçu ile çalışmanın daha iyi olacağını önerdi. Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin altı okunu amblem olarak kullanan bir partiyi iptal ettiğini hatırlattı. Yeni kurulacak ekibin altı ok kullanmaması gerektiğini, altı baltan kullanımına ise bir mani çıkmayacağını belirtti. Örgütlenme modelinin partinin sahadaki gücünü belirleyen temel faktörlerden biri olduğunu söyledi. Merkezden yönetilen yapılar karar alma hızını artırabilirken, yerel örgütlere güçlü yetki veren yapıların taban mobilizasyonunu yükselttiğini ifade etti. Mahalle temsilcilikleri, il ve ilçe teşkilatları, gönüllü ağlar ve veri odaklı kampanya sistemlerinin birlikte düşünülmesi gerektiğini belirtti. Siyasal mobilizasyon araştırmalarının seçmenlerin yüz yüze temas kurdukları hareketlere daha fazla güvendiğini ortaya koyduğunu, dijital görünürlüğün önemli olduğunu ancak saha teması olmadan kalıcı sadakat üretmenin zor olduğunu söyledi.

İletişim stratejisinin partinin kamuoyu algısını belirlediğini, mesajın sade, tutarlı ve tekrarlanabilir olması gerektiğini vurguladı. Siyasal iletişimde etkili mesajların üç özelliğe sahip olduğunu; net problem tanımı, uygulanabilir çözüm ve duygusal rezonans olduğunu söyledi. İnsanların yalnızca rasyonel argümanlarla ikna olmadığını, aidiyet, umut ve güven duygularının tercihleri etkilediğini belirtti. Parti söyleminin teknik doğruluk ile duygusal bağ kurma kapasitesi arasında denge kurması gerektiğini ifade etti. Medya ilişkileri, kriz iletişimi ve yanlış bilgiyle mücadele için profesyonel süreçlerin oluşturulmasının zorunlu olduğunu söyledi. Saraçhane medyasının bu günler için uygun olduğunu, 34 bin paralı trolün de iş yapacağını belirtti.

Finansman ve Şeffaflık

Finansman konusunun stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Avşar, kaynak yönetiminin şeffaf olmaması halinde en güçlü siyasi hareketin bile meşruiyet kaybı yaşayabileceğini söyledi. Bağış modelleri, üyelik aidatları, kampanya fonları ve harcama denetiminin baştan tasarlanması gerektiğini belirtti. Finansal şeffaflığın sadece etik bir gereklilik olmadığını, aynı zamanda kurumsal güven inşasının önemli bir unsuru olduğunu kaydetti. Bu konuda sorun yaşanmayacağına dair toplumun Muhittin Böcek’in itirafları sayesinde ikna olduğunu söyledi.

Haberin Editörü: Okan AVŞAR

Gündem Haberleri