Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra merkezli Şarku'l Avsat gazetesine dış politika gündemine dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında hayata geçirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detaylarını paylaşan Erdoğan; Suriye'deki değişim sürecinden Lübnan ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine kadar pek çok alanda önemli mesajlar verdi.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması Nedir? (Üçlü Paktın Detayları)
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın konjonktürel bir tepki değil, stratejik bir bölgesel irade olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın temel hedeflerini ve vizyonunu şu maddelerle özetledi:
- Kolektif Caydırıcılık ve Güvenlik: Taraflardan birinin güvenliğine yönelik tehdidin diğer ülkelerce de ortak güvenlik meselesi kabul edilmesi prensibi.
- Savunma Sanayii İş Birliği: Ortak projeler geliştirilmesi, terörizmle mücadelede koordinasyonun artırılması ve askeri entegrasyon.
- BM Şartı'nın 51. Maddesi: Birleşmiş Milletler Şartı'nda tanımlanan meşru savunma hakkının teyit edilmesi.
- Genişlemeye Açık Yapı: Başta Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye olmak üzere bölgede barış ve huzur isteyen tüm kardeş ülkelerin katılımına açık olması.
- Çok Taraflı Diplomatı: Bölge meselelerinin dış müdahaleler yerine bölgesel aktörlerin kendi ortak aklıyla çözülmesi vizyonu.
Erdoğan: "Birimizin Güvenliği Hepimizin Güvenliğidir"
Üçlü mekanizmanın bölgesel istikrar için tarihi bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz; amacımız sadece bölge huzuru, istikrara katkı ve halklarımızın refahıdır. Bu anlaşma ile 'birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir' mesajını veriyoruz. Türkiye olarak biz barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam edeceğiz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz."
Dış Politika ve Bölgesel Gelişmeler: Suriye, Lübnan ve Körfez
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın röportajda Orta Doğu ve çevresindeki kritik noktalara ilişkin öne çıkardığı değerlendirmeler şöyle sıralandı:
- Suriye'deki Değişim Süreci: Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin önemi vurgulanırken, Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit edecek oluşumlara geçit verilmeyeceği altı çizildi. Normalleşme sürecinin bölgesel kalkınma projeleriyle desteklendiği ifade edildi.
- Lübnan ve İsrail Saldırıları: İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının derhal sona erdirilmesi gerektiği ve iç meselelerin dış müdahalelerden uzak, Lübnanlıların kendi iradesiyle çözülmesi gerektiği belirtildi.
- Hürmüz Boğazı ve Enerji Güvenliği: Boğaz'ın küresel ekonomi için kritik bir atardamar olduğu, gerilimin düşürülerek seyrüsefer güvenliğinin yeniden diplomasiyle tesis edilmesi gerektiği aktarıldı.
- Suudi Arabistan ile Stratejik İlişkiler: İki ülke arasındaki ilişkilerin dönemsel değil, savunma sanayii, ticaret, enerji ve turizm alanlarında uzun vadeli stratejik iş birliği temelinde büyüdüğü kaydedildi.
"Bölgenin Geleceğini Bölge Ülkeleri Şekillendirmeli"
Bölgesel sahiplenme vurgusunu yineleyen Erdoğan, dışarıdan dayatılan reçetelerin geçmişte büyük felaketlere yol açtığını belirterek; egemenliğe, toprak bütünlüğüne saygılı ve dışlayıcı olmayan yeni bir bölgesel iş birliği düzeni inşa etmek istediklerini kaydetti.