Hayat Aras, "Orhun’dan Tuva’ya: Taştan Türküye, Yazıttan Ezgiye" adlı yazısında, Orhun Yazıtları ile Tuva bozkırlarının Kongurey türküsü arasında yüzyılları aşan derin bir anlam bağlantısı olduğunu anlattı. Aras'a göre, her iki eserde de insanın "Nerede?" sorusu farklı dönemlerde ve biçimlerde ifade ediliyor.
Orhun Yazıtları ile Tuva Türküsü Arasındaki Tarihî Bağ
Aras, Orhun vadisinde taşlara kazınan "İllig budun ertim, ilim amtı kanı?" ifadesinin, bağımsız ve güçlü bir millet olma durumunun kaybına dair anlamlı bir sorgulama içerdiğini belirtti. Bu sorgulamanın, yaklaşık bin yıl sonra Tuva bozkırlarında "Çoon Tıva çonumnuŋ, çurtu kaydal, kongurey?" dizeleriyle türkü şeklinde karşılık bulduğunu vurguladı. Farklı çağlar ve coğrafyalara rağmen duygusal özün aynı kaldığını ifade etti.
Türküler ve Coğrafyanın Hafızası
Yazar, türkülerle ezgilerin coğrafyaya göre farklılık gösterdiğini ancak hepsinin toprağın hafızasını taşıdığını anlattı. Bozkırda geçirdiği zaman boyunca, türkülerdeki sözlerin ve ezgilerin sadece melodiden ibaret olmadığını, aynı zamanda geçmişin ve duyguların taşıyıcısı olduğunu deneyimlediğini aktardı. Rüzgârın nefesi ve doğanın fısıltılarının, insanların anlattıklarından daha fazlasını ilettiğini dile getirdi.
Kişisel Yolculuk ve İçsel Uyanış
Aras, Tuva’da Elegeş Nehri kıyısında geçirdiği günlerde, atıyla bozkırı dolaşırken türkülerdeki tarihî ve kültürel hafızayı dinlemeye çalıştığını anlattı. Orhun Yazıtları ile Kongurey türküsü arasında kurduğu bağın, kendisinde derin bir içsel uyanışa yol açtığını belirtti. Bu bağın, zaman ve mekân sınırlarını aşan ortak bir insanlık sorusuna işaret ettiğini ifade etti.
Orhun Yazıtları'nda Kül Tigin ve Bilge Kağan tarafından kaleme alınan sözlerde, "İllig budun ertim, ilim amtı kanı?" ifadesi, "Bağımsız bir milletken şimdi nerede devletim?" anlamıyla dile getiriliyordu. Benzer bir anlam, yüzyıllar sonra Tuva bozkırlarında söylenen Kongurey türküsünde "Çoon Tıva çonumnuŋ, çurtu kaydal, kongurey?" dizeleriyle yaşatılıyordu.
Bu sözler farklı dillerde ve farklı dönemlerde ortaya çıkmış olsa da, her ikisinde de insanın değişmeyen "Nerede?" sorusu vardı. Aras, Orhun Vadisi'nde taşa kazınan duygunun, Tuva bozkırlarında türküye dönüşen aynı kaynaktan beslendiğini ifade etti. Yüzyılları aşan bu görünmez çağrının, diğerine ulaşmasının insanlık tarihinin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Aras, Kongurey türküsünü defalarca dinlediğini ve Orhun Yazıtları’ndaki bu satırları sayısız kez okuduğunu, her defasında aynı hayranlık ve şaşkınlıkla karşılaştığını söyledi. Zaman, devletler ve insanlar değişse de, insanın bazı temel sorularının varlığını koruduğunu vurguladı.
Bu nedenle, Orhun Yazıtları ile Kongurey türküsü arasında kurduğu bağın sadece tarihî bir benzerlik değil, aynı zamanda Türk hafızasının çağlar boyunca taşıdığı kalıntılar olduğunu ifade etti.
Yüzyıllar boyunca devletler yıkıldı, halklar göç etti, fakat insanın temel soruları aynı kaldı. Bu durum, geçmişle bugün arasında bir köprü kuruyor ve kültürel hafızanın canlılığını gösteriyor.
Aras, bu deneyimlerin ve gözlemlerin, kültürlerin ve dillerin ötesinde insan duygularının ortaklığını ortaya koyduğunu belirtti.
İnsanoğlunun değişmeyen soruları, zaman içinde farklı ifade biçimleriyle yaşamaya devam ediyor.
Yaşanan bu tarihî ve kültürel bağlar, geçmişin izlerini günümüze taşımanın önemini ortaya koyuyor.
Orhun Yazıtları’ndan Kongurey Türküsüne Uzanan Yol
Yazıda, Orhun Yazıtları'nda Kül Tigin ve Bilge Kağan tarafından dile getirilen "İllig budun ertim, ilim amtı kanı?" ifadesinin, devletin ve milletin bağımsızlığının sorgulandığı bir anlam taşıdığı belirtiliyor. Bu ifade, bin yıl sonra Tuva bozkırlarında Kongurey türküsünün dizelerinde "Çoon Tıva çonumnuŋ, çurtu kaydal, kongurey?" şeklinde türküye dönüşmüş, aynı soruyu farklı bir biçimde seslendirmiştir.
Bu benzerlik, tarih boyunca coğrafya ve zaman farklılıklarına rağmen insan duygularının ve sorularının değişmediğini gösteriyor. Aras, bu durumun Türk kültürünün derin ve süreklilik arz eden hafızasının bir yansıması olduğunu ifade ediyor.
Orhun Yazıtları'nın ve Kongurey türküsünün aynı özlem ve arayıştan beslenmesi, kültürel sürekliliğin güçlü bir kanıtı olarak görülüyor.
Bu bağlamda, Aras’ın yazısı, tarih, kültür ve müzik arasındaki derin bağlantıları ortaya koyarak, insanlığın ortak duygularının zamana meydan okuduğunu gösteriyor.
Ayrıca, Aras yazısında, ilk sözlerin, türküler ve ezgilerin coğrafya ile nasıl şekillendiğine dair gözlemlerini paylaşıyor. Bozkırda yaşadığı deneyimler, türkülerdeki sözler ve ezgilerin insanların tarihî hafızasını taşıdığını somutlaştırıyor.
Rüzgârın sesi, doğanın fısıltıları ve türküler, geçmişin izlerini bugüne taşıyan önemli kültürel öğeler olarak vurgulanıyor.
Aras, bu yolculuk sırasında karşılaştığı türkülerin, sadece melodiler olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihinin ve duygularının birer yansıması olduğunu belirtiyor.
Bu gözlemler, kültürlerin ve müziğin insan hafızasındaki yerini ve önemini anlamak açısından anlamlı bir perspektif sunuyor.
Sonuç olarak, Aras’ın yazısı, kültür ve tarih arasındaki derin bağları ve insan duygularının zamansızlığını gözler önüne seriyor.
Bu bağlamda, Orhun Yazıtları ile Kongurey türküsü arasındaki ilişki, Türk kültürünün sürekliliğini ve ortak hafızasını simgeliyor.
Bu ilişki, tarih boyunca değişen coğrafyalar ve toplumlar içinde insanın temel sorularının ve duygularının nasıl yaşatıldığını gösteriyor.
Aras, bu deneyimlerin ve gözlemlerin, kültürlerarası ve zamansal bir köprü işlevi gördüğünü ifade ediyor.
İnsanoğlunun geçmişle kurduğu bu bağ, kültürel kimliğin ve tarih bilincinin canlı tutulmasına katkı sağlıyor.
Bu nedenle, Orhun Yazıtları ve Kongurey türküsü arasındaki bağ, sadece tarihî değil, aynı zamanda duygusal ve kültürel bir köprü olarak değerlendiriliyor.
Yaşanan bu deneyimler, insanlığın ortak hafızasının ve kültürel sürekliliğinin önemini vurguluyor.
Son olarak, Aras, "Zaman değişiyor, devletler değişiyor, insanlar değişiyor; fakat insanın bazı soruları varlığını koruyordu." ifadesini şu şekilde yeniden dile getirdi: İnsanlar, devletler ve zaman farklılaşsa da, temel sorular hep var olmaya devam etti.
Önemli Yeniden Kurulan Cümleler
Kül Tigin ve Bilge Kağan tarafından yazılan Orhun Yazıtları’nda yer alan "İllig budun ertim, ilim amtı kanı?" cümlesi, "Bir zamanlar güçlü bir millet idim, ama şimdi devletim nerede?" anlamını taşıyor.
Tuva bozkırlarında yüzyıllar sonra söylenen Kongurey türküsünde ise "Çoon Tıva çonumnuŋ, çurtu kaydal, kongurey?" dizeleri, aynı anlamı taşıyan bir soruyu türkü formunda dile getiriyor.
Zamanla insanlar, devletler ve coğrafyalar değişse de, bu tür soruların varlığı sürüyor ve insanlık tarihinin ortak bir parçası olmaya devam ediyor.
Bu durum, insanlığın temel sorularının ve duygularının zamansızlığını ve kalıcılığını gösteriyor.
Haberin Editörü: Emrah Aladağ