![]() |
|
|
|||||||
| Yurtiçi Haberler Türkiye'den Günlük Haberler, gündemdeki Konular... |
|
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu’nu (BÇG) deşifre edince ekibiyle birlikte tasfiye edilen Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, bugün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi hava ve kara harekâtına neden olan Kuzey Irak’taki terörist yapılanmanın Çekiç Güç’e dayandığını söyledi. Derin yapıların dünya çapında çok derin konjonktürel hesapları olduğunu söyleyen Orakoğlu, Saddam Hüseyin’e Kuveyt'in işgal ettirilmesini, sonra onbinlerce insanın Türkiye sınırına yığılmasını, Türkiye'nin mecburen BM'den yardım istemesini ve nihayetinde bugünkü sözde Kürdistan'ın fiili yapısının oluşmasını sağlayacak güvenli bir bölge oluşturulması için Çekiç Güç'ün bölgeye gelişinin birlikte okunması gerektiğini söyledi. İran’la savaşta, kimyasal silah kullanan Irak'ın, o dönemde ABD tarafından desteklendiğini söyleyen Orakoğlu, dönemin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in Saddam'ı resmi bir şekilde iki kez ziyaret ederek iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi gereğini vurguladığını hatırlatıyor. Irak-İran Savaşı'nda taraflar arasında kazananın olmadığını, İran ve Irak’ın ekonomik açıdan büyük kayıplara uğradığını belirten Orakoğlu, kazananların ise Pentagon güdümlü ABD ve Israil'li silah tüccarları olduğuna dikkat çekerek, Stratejik açıdan emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’nin de fiilen hayata geçirilmiş olduğunu belirtiyor. Irak’ın 2 Ağustos 1990 tarihinde de ABD tarafından Kuveyt'i işgal için yönlendirildiğini kaydeden Orakoğlu, daha sonra başlayan Körfez Savaşı’nın da BOP çerçevesinde terörün ABD’nin kontrolüne geçmesini hızlandırdığını ifade ediyor. Körfez Savaşı’nın ardından yüz binlerce Kürdün Türkiye sınırına kaçması üzerine Kuzey Irak'taki belirsizliğin ABD'nin bölgedeki manevra alanını genişlettiğini kaydeden Orakoğlu, bölgeyi mümkün olduğunca küçük birimlere bölmeyi amaçlayan ABD’nin bölgedeki çekişme ve ittifakları kullanarak, Kürt gruplara bu konjonktürün kendilerine bir devlet kurma şansı tanıyabileceğini söylediğini belirtiyor. Bugünkü durum Çekiç Güç’le başladı Orakoğlu, Çekiç Güç’ün Kuzey Irak’a yerleşme sürecini şöyle anlatıyor: “Türkiye, Birinci Körfez Harekâtıyla Saddam'dan ve PKK'dan arındırılmış bir bölge beklerken, Çekiç Güç'ün Türkiye ve Ortadoğu'da konuşlanmasıyla birlikte büyük bir şaşkınlık yaşamıştır. Çünkü bu operasyon, sözde Kürdistan Devleti'nin kuruluşu için fiilen harekete geçmek demektir. O dönemde Türkiye, Çekiç Güç'ün İncirlik'te ve Türkiye toprakları üzerinde konuşlanmasına, Saddam'ın Irak yönetiminden uzaklaştırılacağı ve PKK'nın bu bölgeden tasfiye edileceği düşüncesiyle ılımlı bakmıştı. Ancak Saddam karşıtı Irak'lı Kürt ve Şii grupları Saddam yönetimine karşı isyan başlatmaları için kışkırtan ABD, Saddam'ın bu isyanları kanlı bir şekilde bastırmasına seyirci kaldığı gibi, Irak'ı Kuveyt'ten çıkardıktan sonra kendi birliklerinin Saddam'ın üzerine yürümesini de durdurmuştu. Halepçe Katliamından sonra, yüz binlerce Peşmerge ve Türkmen, Türk sınırına yığıldı. Bu sayı beş yüz bin ile bir milyon arasında değişiyordu. Üstelik bu sığınmacılar arasına PKK'lılar da karışmıştı. BM Güvenlik Konseyi'nin ortak görüşü, ABD'nin Türkiye ile irtibata geçip Uluslar arası Çekiç Güç'ü oluşturmasıydı. Çekiç Güç 5 Nisan 1991 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından alman karar doğrultusunda Türk topraklarında geçici olarak konuşlandırıldı. Böylece Kuzey Irak bir Kürt bölgesi olarak güvenli bölge ilan edildi. Saddam'a 36. paralelin kuzeyine geçme yasağı kondu. Alınan bu karar Kuzey Irak ve Türkiye için bir dönüm noktası olmuş, 11 ülkenin katılımı ile oluşturulan Çekiç Güç, bölgede otorite boşluğu oluşturmuş ve bu boşluk Irak'lı Peşmergeler ve PKK'lılar tarafından doldurulmuş ve böylece bugünkü noktaya gelinmiştir.” ABD’nin, Çekiç Güç oluşumunu daha önce Vietnam, Lübnan ve Panama gibi dünyanın sıcak bölgelerinde kullandığını vurgulayan Orakoğlu, bu gücün özelliğini ise şöyle sıralıyor: “İşgal edilen topraklarda, kendilerine yakın gördükleri ' insanlarla ilişki kurup, mahalli idare ve hükümete karşı koyma, çeşitli sabotaj ve kontgerilla taktiklerini öğretme görevini üstlenmek!” Karşı çıkanlar öldürüldü Çekiç Güç'ün bölgedeki faaliyetlerinden aşırı derece rahatsız olduğunu, bu gücün PKK'nın hareket alanını genişlettiğini birkaç kez MGK toplantılarında dile getiren Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in helikopterinin Çekiç Güç'e ait uçaklar tarafından tacize uğradığını ve bu taciz olayından iki ay sonra Bitlis’in şaibeli bir uçak kazasında hayatını kaybettiğine dikkat çeken Orakoğlu, aynı süreçte PKK'nın yabancı istihbarat servisleriyle ilişkisini ortaya çıkaran Uğur Mumcu’nun da suikaste kurban gittiğini vurguluyor. “Terör konusunda uzman olan bazı askerlerin yaptıkları açıklamalara göre; Eşref Bitlis yaşasaydı Amerika'nın Ortadoğu Projesi böyle gelişemezdi” diyen Orakoğlu, ABD’nin bölgedeki politikalarını sezen ve Çekiç Güç’e karşı olan önemli isimlerin bir bir suikaste kurban gitmesini ise şöyle anlatıyor: “Bitlis Paşa, Talabani'yi ve Barzani'yi devamlı kontrol altında tutarak PKK ile ilişki kurmamaları yönünde çalışmalar yapıyordu. Bütün bunları devlet adına yapıyordu. Ancak ABD ve İngiltere bu durumdan rahatsız olduklarını açıklıyorlardı. Türkiye bu süreçte, ABD'nin Güneydoğu politikalarına ve Çekiç Güç'e karşı çıkan bazı önemli isimlerini birbiri ardına faili meçhul cinayetlere kurban verdi. Güneydoğu'da Asayiş Bölge Komutanlığı yapmış İsmail Selen Paşa, 23 Mayıs 1991 günü Ankara'da suikasta uğradı ve hayatını kaybetti. Aynı gün Adana Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Temel Cingöz de Adana'da vuruldu. O da birkaç gün sonra hayatını kaybetti. Eşref Bitlis'in güvendiği istihbaratçılardan Jandarma Binbaşı, Jitem Grup Komutanı Ahmet Cem Ersever ile Mustafa Deniz; 1993 yılının Ekim ayının son haftasında OH AL bölgesinde birdenbire kayboldular. Cem Ersever'in cesedi Ankara Elmadağ'da, elleri arkadan bağlanmış ve kafasına kurşun sıkılmış olarak bulundu. Yakın çalışma arkadaşı Mustafa Deniz'in cesedi 7 Kasım 1993'te Bolu yakınlarında karayolunun kenarında bulundu. Olayın failleri bugüne kadar tespit edilemedi. Ancak Cem Ersever ile Eşref Bitlis Paşa arasındaki görev ilişkisinin çok güçlü olduğu, Bitlis Paşa'nın PKK ve destekçileri hakkında birçok gizli araştırmaları Cem Ersever'e yaktırdığı biliniyor. Eşref Bitlis'in şaibeli bir uçak kazasın"da ölmesinin ardından uçağa sabotajın Cem Ersever tarafından yapıldığı iddiaları ortalıkta bir psikolojik harekât unsuru olarak sırıtıyor. Eşref Bitlis'in uçağına yapılan sabotaj ile uçağın düşmesine neden olan arkadaki güç Cem Ersever'i de öldüren güçtür. Bitlis ve Ersever, Kürt sorununa Türkiye Cumhuriyeti ve milletinin menfaatleri açısından bir çözüm getirmek istedikleri, birlik ve beraberliğin bozulmaması adına yaptıkları faaliyetler nedeni ile katledilmişlerdir.” Gazeteci Uğur Mumcu'nun öldürülmesinin ardında da PKK, Barzani, MOSSAD, Öcalan ve bunların devlet içindeki ilişkilerinin Uğur Mumcu tarafından öğrenilmesinin yattığını ifade eden Bülent Orakoğlu, şunları söylüyor: “Mumcu ölümünden kısa bir süre önce kendisine gizli eller tarafından ulaştırılan bilgilerin vahameti karşısında, PKK'nın kuruluşu ve arkasındaki destekle ilgili olarak önce Cumhurbaşkanı Özal'ı aramış, Özal'ı bulamayınca Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis Paşa ile yaklaşık yarım saat süren bir telefon görüşmesi yapmıştır. Bu telefon görüşmesi derin güçlerce tespit edilmiş ve Mumcu, görüşmeden birkaç gün sonra, 24 Ocak 1993 günü otomobiline konan bombanın patlaması sonucu öldürülmüştür. Tuğgeneral Bahtiyar Aydın da Lice'de 22 Ekim 1993 günü Kanas marka profesyonel suikast tüfeği ile açılan ateş sonucunda hayatını kaybetti. Tüm bu isimlerin ortak yönü, Çekiç Güç'ün bölgedeki varlığına karşı çıkmalarıdır.” Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı Bülent Orakoğlu’nun, olayların perde arkasına ışık tutan daha pek çok düşünce ve analizi, Timaş Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı ‘İhanet Çemberi’ kitabında geniş şekilde ele alınıyor. Çekiç Güç’e karşı çıkanlar öldürüldü 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu’nu (BÇG) deşifre edince ekibiyle birlikte tasfiye edilen Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, bugün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi hava ve kara harekâtına neden olan Kuzey Irak’taki terörist yapılanmanın Çekiç Güç’e dayandığını söyledi. Orakoğlu, ABD’nin Çekiç Güç eliyle bölgede gerçekleştirmek istediği tehlikeyi fark eden Orgeneral Eşref Bitlis’in şaibeli uçak kazasında, Gazeteci Uğur Mumcu, Ahmet Cem Ersever ve Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın da suikast sonucu öldürüldüğüne dikkat çekti. Sadece Erbakan karşı çıktı Türkiye’nin, Çekiç Güç'ün Türkiye'ye ve Ortadoğu'ya yerleşmesinin arka perdesini okuyamadığını, ABD ve İsrail'in örtülü operasyonlarla Ortadoğu'da sözde Kürt Devleti'nin oluşumu yönündeki faaliyetlerini bir bakıma desteklediğini söyleyen Orakoğlu, gerçeği okuyan tek liderin Erbakan olduğunu şöyle ifade ediyor:“Çekiç Güç'ün Türkiye'de konuşlanmasına karşı çıkan ender parti liderlerinden biri Necmettin Erbakan'dı. Erbakan, Çekiç Güç'ün Türkiye topraklarında, Türkiye aleyhine faaliyetler içinde bulunduğunu her platformda dile getiriyordu. Erbakan, RefahYol Koalisyon Hükümeti kurulup Başbakan olduğunda, yapılan anlaşmalar gereği Çekiç Güç'ün tüm faaliyetlerinden haberdar olmak maksadıyla "radarlı gözaltı uygulaması" dâhil bazı tedbirler alınması gerektiğinin üzerinde ısrarla durdu. Erbakan, Çekiç Güç'ün PKK terörüne şemsiye görevi yaptığını açıklayarak, kendi hükümeti döneminde Çekiç Güç'ün süresinin uzatılmasının bazı şartların yerine getirilmesine bağladı” diyor BİR TEK ERBAKAN TEHLİKEYİ GÖRDÜ! Derin yapıların dünya çapında çok derin konjonktürel hesapları olduğunu söyleyen Orakoğlu, Saddam Hüseyin’e Kuveyt'in işgal ettirilmesi, yüz binlerce Peşmerge’nin Türkiye sınırına yığdırılması ve BM kararıyla Çekiç Güç’ün Türkiye topraklarına konuşlandırılmasının Büyük Ortadoğu Planı’nın parçası olduğunu kaydetti. Refahyol’a kadar hiçbir hükümetin Çekiç Güç tehlikesini doğru okuyamadığını söyleyen Orakoğlu, ABD ve İsrail'in örtülü operasyonlarla Ortadoğu'da sözde Kürt Devleti'nin oluşumu yönündeki faaliyetlerini fark eden tek liderin Prof. Dr. Necmeddin Erbakan olduğunu ifade etti. ERBAKAN, AMERİKA’DAN NE İSTEDİ? Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın Çekiç Güç'ün Türkiye'deki görev süresinin beş ay daha uzatılması karşılığında Amerika'ya sürdüğü ön şartlar şunlardı: *Kuzey Irak'ta Zaho ve Atrus kampları boşaltılacak. (Bu kamplar sözde BM denetiminde gösterilmesine rağmen fiilen PKK'nın emrinde birer anarşi merkezleriydi.) *Çekiç Güç hiçbir suret ve şekilde PKK'ya destek sağlamayacak. (Daha önce Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK kamplarına yapacağı harekâtları Çekiç Güç önceden PKK'lılara bildiriyor ve kaçmalarını sağlıyordu. *Günde 50-60 sefer alçak ve uzun mesafeli uçuşlar yapan Çekiç Güç'e bağlı jetler, bundan böyle sabah ve akşam birer sefer yapacaklar, bunun dışındaki bütün uçuşlar kaldırılacak. *Çekiç Güç'e ve sivil yardım örgütlerine ait araçlara getirilen çantalar ve sandıklar Türkiye tarafından açılacak ve kontrole tabi tutulacak. (Bugüne kadar arama yapılmadığı için ilaç ve gıda yardımı adı altında PKK'ya silah ve mühimmat taşındığı istihbaratı ve tespitleri vardı.) *Kuzey Irak'ta, Çekiç Güç dışında "Sivil ve gönüllü yardım kuruluşları" adı altında, Türkiye aleyhinde faaliyet yapan bütün kişi ve kuruluşların yıkıcı ve bölücü davranışlarından Çekiç Güç sorumlu tutulacak ve bu kuruluşlardan, Türkiye'nin istemedikleri bölgeden çıkarılacak, *Irak'a uygulanan ambargo kaldırılacak. *Kerkük Yumurtalık petrol boru hattı derhal açılacak ve Türkiye'ye en az 200 bin varil petrol verilecek. *Türkiye savaş ve ambargodan dolayı uğradığı zararlara karşılık tazminat alacak. *Zaho'daki BM kampına ABD, İngiltere, Fransa yetkililerinin sayısı kadar Türk subay ve uzmanları gönderilecek ve Çekiç Güç'ün faaliyetleri kontrol altına alınarak Türkiye'ye rapor sunulacak. *Türkiye'ye daha önce satılan ama kasıtlı olarak teslimi yapılmayan firkateyn, füze ve diğer teknolojik malzemeler derhal gönderilmeye başlanacağı |
|
|
|
|
![]() |
| Tags: erbakan |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|