![]() |
|
|
|||||||
| Yurtiçi Haberler Türkiye'den Günlük Haberler, gündemdeki Konular... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Ertuğrul ÖZKÖK GEÇEN pazar günü bir Batılı gazetenin yöneticisi ile sohbet ediyordum."Bir şey dikkatimizi çekiyor" dedi ve şu gözlemini aktardı: "Biz de İsrail’i kınıyoruz, ağır şekilde eleştiriyoruz. Ama bu olayda HAMAS ve Hizbullah’ın rolünü de eleştiriyoruz. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin yönetimleri de bizim gibi yapıyor. Ama Türkiye iki örgütü hiç eleştirmiyor." Dün Başbakan’a yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi’nin manşetini okurken bu sohbet aklıma geldi. Gazetenin manşeti aynen şöyleydi: "Arap liderlerinde ölü sessizliği" Manşetin spotları da şöyle: "Arap Birliği, İsrail’in Lübnan’da işlediği katliamlar konusunda hareketsiz kalırken, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün başta olmak üzere Arap rejimleri İsrail’in işini kolaylaştıran sessizliklerini bozmuyorlar." Haberde şöyle bir ayrıntı da var: "Arap aydınları: Türk aydınları bizi utandırdı." * * * Önce sondan başlıyorum. Türk aydınları Arap aydınlarını utandırıyorsa, yapacakları tek şey var: Bazı Türk aydınlarının yaptığını yapmak. O yüzden diyorum ki, bir Arap aydını bu sözü gerçekten söylemişse, dünyanın en büyük ikiyüzlülüğünü yapmış demektir. Yeni Şafak’ın manşeti doğru bir saptamayı dile getiriyor. Arap dünyasının büyük devletleri, İsrail konusunda gerçekten "Bize göre çok daha dikkatli" bir politika izliyor. İsrail’i eleştirirken, Hizbullah ve HAMAS’ın rolünü de dile getiriyorlar. Çünkü Hizbullah’ın ileride kendilerine vereceği zararı çok iyi görüyorlar. Bana göre bu insafsız savaşı bitirecek olan tavır bizimki değil, o üç Arap ülkesinin tavrıdır. * * * Başbakan Tayyip Erdoğan açıkça, Abdullah Gül ise daha dikkatli bir üslupla hep şu tezi savunuyor: "HAMAS ve Hizbullah seçimle parlamentoya girmiş partilerdir." Doğru. Ama bu, onların terörle ilişkisinin bittiği anlamına geliyor mu? Hele hele Türkiye Cumhuriyeti’nin yöneticileri bu argümanın arkasına saklanabilir mi? Biz çok değil, daha 10 yıl önce "PKK’ya yakın" diye bazı milletvekillerini Meclis kapısından alıp cezaevine gönderen bir ülkenin vatandaşlarıyız. Ayrıca Avusturya’da Haydar olayını da henüz unutmadık. Seçimle iktidara gelmiş parti, ırkçı mazisi nedeniyle Avrupa ailesi tarafından aforoz edildi. * * * Ben açıkça şunu savunuyorum. Türkiye bu olayda daha dikkatli bir siyaset izlemeli, "belagat" yani nutuk atma şehvetine ve eski "yoldaşlık" duygularına esir olarak, üslupta işin ucunu kaçırmamalıdır. Mesela Başbakan’ın İsrail’in katlettiği 7 Filistinli çocuğu "şehit" olarak nitelemesi. Yarın bir İsrailli çıkıp, "Kardeşim sen bugüne kadar PKK’nın öldürdüğü çocuklar için hiç şehit kelimesini kullandın mı? Şehit diyorsan, demek ki o çocuklar, bir savaşın askeri. Yani bana karşı savaşıyor" dese ne cevap vereceksiniz? O çocuklar için kullanılabilecek tek niteleme olabilir: "Savaş kurbanı mazlum çocuklar..." * * * Başbakan’ın derin danışmanları, muhteşem teorileri ile kendisine bir tür "21’inci yüzyılın Selahaddin Eyyubi’si" imajı vermeye çalışıyor. "Kudüs aslanlığı" İslami dünya için güzel bir imaj. Ama çok dikkat etmek lazım. Selahaddin Eyyubi olmak için yola çıkıp, Kaddafi durağında inebilirsiniz. Bir bakarsınız bütün dünyanın gözünde Kaddafi haline gelmişsiniz. Oysa ben bir Türk olarak hálá, Başbakan Erdoğan’ın çok dikkatli bir politika ile gerçekten etkili bir uluslararası rol oynayabileceğine samimi olarak inanıyorum. Ama onun için önce "belagat şehvetinden" ve derin stratejistlerin etkisinden kurtulması gerekiyor. WHAT'S DONE IS DONE
FOTOĞRAF AŞKI |
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|