Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Türk Tarihi

Türk Tarihi Türk Tarihi Ve Türk Kültürü Hakkında Her Şey...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-08-2008, 16:34   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Kalfa
 
Gül'Güzeli kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2006
Şehir : İstanbul
Mesaj: 12,958
Rep Gücü: 2686
Rep Puanı : 267179
Rep Seviyesi: Gül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli RepstarGül'Güzeli Repstar
Arrow Saraybosna Tüneli




Servet Senîh



19 ve 20. yüzyıl, insanlık tarihinde savaşların ve toplu katliamların çok yoğun yaşandığı zaman dilimleridir. Bu asırların başka bir özelliği de, kitle iletişim araçlarıyla sürekli propagandası yapılan insan haklarının hayata geçirilememesi sebebiyle kuvvetin hakta değil, silâhı tutanda olmasıdır. Son yüzyılda büyük katliamların gerçekleştiği yerlerden biri olan Bosna-Hersek, bunun ibret dolu sahneleriyle doludur. Bosna-Hersek’deki Sırp katliamlarını, oraları beraber dolaştığımız Sinan Bey’le değerlendirdiğimizde, savaşları önlemek ve küresel adaleti sağlamak için kurulduğu düşünülen Birleşmiş Milletler’in duyarsızlığı daha net anlaşılıyordu. Kuvvetler dengesinin olmadığı bu savaş devam ederken, Birleşmiş Milletlere bağlı askerî kuvvetlerin cânilere kolaylık gösterecek şekilde, hiçbir müdahalede bulunmadığı herkesin tespit ettiği bir hakikatti.

Sinan Bey bir ara, çantasından çıkardığı bir duayı okumaya başladı: “Yâ Râb, dünyamız şu muhteşem kâinatta sâdece küçük bir gezegen... Onu, üzerindeki canlıların savaşlarla hırpalanmadığı, insanların açlık ve korkudan muzdarip olmadığı, ırk ve renk farklılığı, dünya görüşü sebebiyle ayrımların yaşanmadığı bir gezegen yapmak bizim elimizde... Bize, çocuklarımızın ve onların çocuklarının gelecekte iftiharla ‘insan’ sıfatını taşıyabilmesi için bugünden işe başlama cesaret ve basiretini ver! Âmin.” Saraybosna’da gördüklerimiz, bilhassa Havaalanı civarında yaşananlar, Birlemiş Milletlerin hâlâ okunan bu duasının ruhuna hiç uymuyordu.

Saraybosna’nın etrafındaki tepelere yerleşmiş son derece donanımlı Sırp Çetnikler vahşice katliamlarını gerçekleştirirken, Mitterand gibi bazı Avrupalı siyasetçiler: “Avrupa içinde Müslüman bir devletin varlığını hazmedemeyiz.” sözleriyle kâtillere âdeta destek veriyordu. Almanya, Rusya ve Yunanistan’dan gelen insan avcıları ise, yüzer dolar karşılığında kiraladıkları Çetnik katliamcıların silâhlarıyla Boşnakları hunharca katlediyor; hattâ savunmasız Boşnakları hangi düğmelerinden vuracaklarına dâir birbirleriyle bahse giriyorlardı. Bu durum, vahşetin zirveye çıktığını gösteriyordu. Mazlum Boşnaklar, o sırada Birleşmiş Milletlerin kontrolündeki Saraybosna Havaalanı üzerindeki bir geçitten ancak gece karanlığında giriş-çıkış yapabilmekteydi. Çetnikler, bu bölgenin geceleri ışıklandırılmasını istemiş, bu istek de maalesef yerine getirilmişti. Işıklandırıldıktan sonra buradan geçmeyi göze alan 800 kadar Boşnak katledilmişti. Bu durum karşısında bir tünel kazılması fikri gündeme geldi. General Râşid Zorlak, tünel kazma işini gerçekleştirmek için iki mühendis buldu. Bunlardan biri sonradan Başbakan olan Necat Brankoviç, diğeri de Fadil Şero idi. 22 Aralık 1992 tarihinde genelkurmay tarafından tünel yapımı için gereken teknik bilgilerin temin edilmesi ve tünelin yapımına başlanması emri çıktı. Brankoviç ve Şero’ya geometri uzmanı İbrica Fazliç ve Şemseddin Kadribaşiç de katıldı. Havaalanı pisti altından geçecek olması sebebiyle tünel kazımı, hassasiyet ve uzmanlık gerekiyordu. İşe büyük bir gizlilikle başlandı.

Tünelin başlangıç noktaları Dobrije ve Butmir’den seçilmişti. İlk kazılara 28 Ocak 1993’te Dobrije Sivil Savunması’ndan sekiz personelle başlandı. Günde üç-dört saat çalışılıyordu. Tünelin her iki uçtan aynı anda kazılması plânlanmış, dolayısıyla Butmir tarafından da bir organizasyon yapılmıştı. Kazılar, kandil ışığında kazma ve kürekle yapılıyordu. Kandiller, ayçiçeği yağıyla dolu, kısa fitilli küçük kaplardı.

Malzeme yetersizliği tünel kazısını 1993 Mart’ında krize soktu. Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in projeye tam destek vermesiyle, gerekli bütün malzemeler temin edilmeye başlandı. Saraybosna tugaylarından yeterli personel sağlandı. Butmir tarafındaki çalışmaların organizasyonu oldukça zordu. Hiçbir haberleşme bağlantısı yoktu. İletişim, havaalanı pistinin koşularak geçilmesiyle yapılabiliyordu. Şehirden Butmir tarafına geçen Raşid Zorlak, Necat Bubica ve Adem Cırnovrşanin; Ramadan Şariç ve Fadil Budnjo ile buluşmuşlar ve çalışmalar için gerekli organizasyona başlamışlardı. Bu arada savaşa giren Hırvatların tavrı durumu iyice zorlaştırıyordu. Buradaki kazı çalışmaları için Ilıca Belediyesi Sivil Savunma personeli vazife almış ve 23 Nisan 1993 tarihinde Donji Kotorac Mahallesi’nde bulunan Kolar ailesinin evinde çalışmalara başlanmıştı.

Üç vardiya hâlinde devam eden kazı çalışmaları esnasında yeraltı su seviyesinin, bilhassa Saraybosna Havaalanı etrafında yüksek olması büyük problem meydana getiriyordu. Tünelde biriken su, kova ve bidonlarla boşaltılıyordu.

Dobrije tarafından tünel destek sistemi için gereken metal malzeme Saraybosna’daki fabrikalardan toplanıyordu. Saraybosna’da ağaç bulmak mümkün değildi. Bu sebeple tünelin yan duvarları metal saçla destekleniyordu. Butmir tarafında durum bunun tam tersiydi. Metal malzeme bulmak oldukça zordu. Tünelin bu kısmında daha çok İgman Dağı’ndaki ormandan temin edilen ağaç malzemeler kullanılıyordu. Kazılan toprak, tünel yakınına el arabalarıyla boşaltılıyor, bu sayede Sırp bombardımanından korunma da sağlanıyordu. Bu arada tünel inşasını haber alan Sırp câniler, kazıyı bombardımanla durdurmaya çalışıyordu.

Kazı, 30 Temmuz 1993 günü saat 21:00’de iki taraftan kazı yaparak gelen işçilerin tünelde karşılaşmalarıyla tamamlanmıştı. Sekiz yüz metre uzunluğunda, bir metre genişliğinde ve bir buçuk metre yüksekliğindeki tünelin inşası sırasında toplam 2.800 metreküp toprak kazılmış; 170 metreküp ağaç, 45 ton da metal malzeme kullanılmıştı.

Kazı çalışmalarının tamamlandığı ilk gece, tünelden 12 ton askerî malzeme geçişi sağlanmış; İgman yolunu kapatmak için yoğun şekilde hücum eden Sırp askerlerini durdurmak üzere de Saraybosna’dan bir grup asker çıkış yapmıştı.

Yiyecek, mazot, cephane, ilâç ve yaralı sevki yapılan tünelin faaliyete geçtiği ilk zamanlarda her şey insan gücüyle taşınıyordu. Sonraları köşebent demirden mini raylar ve vagonlar yapıldı. Böylece tünelden nakliye daha da kolaylaşmış oldu.

Biz, Ilıca Tüneli’ni ziyaret ettik. Ev sahibi Bayro (Bayram) Kolar, bizi çok güzel karşıladı. Tünelin bir kısmını gezdirdikten sonra annesi Şide Nana (Nine) ile tanıştırdı. Annesi o sırada, her zamanki gibi börek yapıyormuş... Bizlere dualar etti. Bayro’nun babası Aliya da tünelin kazı işlerinde çalışmış. Biz oradayken evde bulunmadığı için kendisiyle görüşemedik.

23 Nisan 1992’de Yugoslavya ordusu, havaalanı istikametinden yangın mermileriyle ateş açarak, Kolar ailesinin evini ve elli yılda yaptıklarını yakıp yıkar. 13 Haziran 1992 tarihinde Sırplar tank hücumuna geçerler. Saldırı sabahı Aliya ve Şida Kolar evlerindedir. Ölüm kalım savaşı iki saat sürer. Necat Deliç adlı genç, eldeki son anti-tank roketiyle sekiz zırhlı araçtan birini tahrip etmeyi başarınca, Sırplar geri çekilmek mecburiyetinde kalır. Tünel inşasını engellemek için Sırplar o bölgedeki yüz eve, on binden fazla top mermisi atarlarsa da, çalışmalara mâni olamazlar.

Tünel inşası esnasında Bayro Kolar’ın 18 yaşındaki oğlu cephededir; eşi Emine ve küçük oğlu Edin de şehre yerleşmiştir. Bombardıman esnasında garajın yanındaki küçük mekânda kalan Şida Nine ve Aliya Dede tünel inşasında çalışanlara çeşitli şekillerde yardımcı olurlar.

Savaş bittiğinde, tünel inşasının başladığı bu ev müze hâline getirilir. Tünel yapımında kullanılan malzemeler ( araç-gereçler, el arabaları, yiyecek taşınan çuvallar ve sırt çantaları…), Saraybosna Bombardımanı ve Tünel ile ilgili belgeseller burada sergileniyor. Buralara gelen insanlarımızın bilhassa Hendek Savaşı’nda kazılan hendeğe benzeyen tüneli görmeleri gerekir.



Alışkanlıktan ibaret ..
Gül'Güzeli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 21:38.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210