Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Türk Tarihi

Türk Tarihi Türk Tarihi Ve Türk Kültürü Hakkında Her Şey...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-19-2008, 10:00 PM   #21 (permalink)
Üye Bilgileri
fatikkk_1905
 
fa(na)tik kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 26
Mesaj: 7,506
Konuları: 1014
Thanks: 1,621
Toplam 501 Konusuna 1,222 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 4115
Rep Puanı : 410592
Rep Seviyesi: fa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstar
fa(na)tik kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan




MUHAMMED REŞİD GÜLEŞER
Baba Adı: Abdullah
Anne Adı: Babibe
Doğum Yeri: Van
Doğum Tarihi: 1900

Ermeni mezalimi sırasında 15-16 yaşlarında Darü'l-Muallimin öğrencisi olan bir gençtim. Bu sebeple olayları gayet iyi hatırlıyorum. Birinci Cihan Harbi öncelerinde nüfusları 17.000 kişi olduğu söylenen Ermenilerle birlikte gayet iyi yaşıyor, komşuluk ediyorduk. Biz onlara çok iyi muamele ediyorduk.

Meşrutiyet'in ilânıyla hürriyet, eşitlik ve adalet prensiplerini, kendi lehlerine istedikleri gibi değerlendirerek şımarmaya başladılar. Van'daki liderleri Aram Paşa adında birisi idi ki, Sultan Hamid'in tahttan indirildiğini kendisine tebliğ eden heyet içerisinde de bulunmuştu; Van'da yeraltı teşkilatı kurmuşlardı. Şimdi Büyük Camii'nin yanı başında bir mahzenden başlayarak, ta kale dibindeki eski şehire kadar uzanan tüneller yapmışlardır. Öyle ki, bu tünellerden atlı olarak geçmek bile mümkündü.

Bir gün bir tünelin, üstünün çökmesi üzerine bir nöbetçi tarafından tesadüfen bulundu. Hatta Ermenilerden birisinin ihbarı üzerine, Aram Paşa'yı, Büyük Camii civarında bir mahzende yakaladılar ise de, o günkü politikalar sebebiyle kendisine hiçbir şey yapılmadı, salıverildi.

Kısaca Ermeniler adam akıllı teşkilatlandırılmışlardı. Zaten ticaret hayatını ellerinde tutan Ermeniler iktisadi bakımdan da gayet iyi durumda idiler. Ermeni ve Yahudilere, orduya silahlı olarak katılmak izni verildikten sonra Van fırkası giderken Ermeni çeteciler orduya kendi silahlarıyla birlikte katılmışlardı. Bizim askerlerimizin elinde ham demirden Alman yapımı iptidai tüfekler vardı, dört mermi attın mı, beşincisi önüne düşerdi. Daha sonra Van'a dönen Hacı Latif Bey ve başkalarından duyduğumuza göre, Van fırkasında bulunan Ermeniler askerlerimizi arkadan vuruyorlarmış. Hatta Doğu Cephesi'nden gelen ve Van'daki hastanelerde yatmakta olan yaralı Türk askerleri de Ermeni hemşire ve doktorlar tarafından zehirlenmek suretiyle öldürülüyorlarmış.

Van'daki duruma gelince: Ruslar bu sırada Muradiye, Özalp ve Başkale'den olmak üzere üç koldan harekete geçmişlerdi. Şehirde ise Ermeniler isyan etmiş, 29 gündür Müslüman ahaliye karşı harp ediyorlardı. Hatta bizim üç kışlamız vardı (Hacı Bekir, Aziziye, Toprakkale). Onar kişiden, yani birer manga asker nöbet tutardı. Bu kışlalara da baskınlar yaparak askerlerimizi koyun gibi boğazladılar, kapı komşumuzun amcası Ali Çavuş da orada şehit olmuştu.

Bizim zaten çok zayıf olan milis güçlerimiz mazgallar kazmak suretiyle savaşmaya çalışırken onlar makinalarla duvarlarda gedikler açıp her tarafı yaylım ateşine tutuyor; gazyağı tenekelerini döküp ateşe veriyor, kendileri yer altındaki mahzenlere iniyorlardı. 29 gün boyunca bu zalim saldırılar devam etti. Nihayet Müslüman ahalinin daha fazla kırılmaması için hicret emri verildi. Vasıtaları olanlar vasıtalarıyla, olmayanlar büyük bir perişanlık içerisinde yollara düştük. İnsanlar yollarda çocuklarını bıraktı, açlıktan, salgın hastalıktan kırıldı.

Burada şunu hatırlatmak gerekir ki, Ermeniler yalnızca Van'da değil köylerde de büyük zulüm yapmışlardı. Tımar'ın, Başkale'nin, Özalp'ın köylerinden Müslüman halkın evlerini ot tıkayıp ateşe veriyor, dışarı kaçmak isteyenleri de kurşunla, süngüyle öldürüyorlardı. Zeve'de birkaç köyün halkı Ermenilere karşı birleşerek savaşmış; ancak mağlup olan yedi köyün halkı birkaç kişi dışında, burada toptan yok edilmiştir. Şimdi anıt da dikilmiş olan bu köyde hâlâ, toplu halde katledilmiş insanların cesetleri çıkmaktadır.

Sonra buradan hicret eden insanlar için oniki gemi tahsis edilmişti. Dört tanesinde Van'da görevli memur ve aileleri vardı. Tabii gemiciler de hep Ermeni'ydiler. Dört gemi dolusu insanı bu gemicilerin yardımıyla adaya (Adır) çıkaran Ermeni fedailer bu insanların hepsini katlettiler. Diğer sekiz geminin ahalisi de Tatvan yakınındaki bir adada tahassun etmiş olan Ermeniler tarafından yok edilmek istendi ise de onların silahları bulunduğundan savaşarak az bir kayıpla kurtulmayı başarmışlardır.

Van'dan göç ettiğimizde önce Bitlis'e, oradan Diyarbakır'a gittik. Yol boyunca Ermeni zulmünün izlerini gördük. Nihayet Van'a döndükten sonra, gördüklerimizi, duyduklarımızı anlatacağım. İnsanlara her türlü işkenceyi yapmışlar. Allah rahmet etsin. Yüz küsur yaşlarında İsa Hoca adında bir zat vardı. Eşeğe binip gezmişler, Evlere baskınlar yaparak talan etmişler; kadınları kızları toplayarak Ziya Bey'in evine doldurmuşlar, hepsinin namuslarını defalarca kirletmişler. Öldürdükleri insanları kuyulara atmışlar; hatta bizim camiin kuyusunu bile cesetlerle doldurmuşlar.

Cevdet Paşa birinci defa Van'a girdiğinde, kocası harpte olup hayvanı olmadığı için gidememiş ve esir düşmüş bu kadınlardan 130.unu jandarmalara teslim ederek Diyarbakır'a gönderdi. Hatta bunlardan otuz kadarı da bizim evde kalırlardı. Kirman eğirmek suretiyle geçimlerini sağlarlardı. Onlara tayın de verilirdi. Onların anlattıklarına göre Ermeni çetelerinden gördükleri zulüm ve işkencenin haddi hesabı yoktu. Erkeklerin derilerini yüzmek, uzuvlarını kesmek; kadınların da namuslarını kirletmek, kazığa oturtmak gibi zulümlere maruz bırakıyorlardı.

Biz Van'a dört sene sonra döndük. Evvela iki sene kaldık: Van'a geri geldik: Ancak Rusların şehre girmesi üzerine yeniden göç etmek zorunda kaldık. Bu defa Siirt'e kadar gittik. Döndüğümüzde 200-250 kadar Ermeni hanesi Çarpanak Adasında tahassun etmişlerdi. Türkler nasıl olsa gider, biz yine Van'a yerleşiriz diye umuyorlardı. Bunların çoğu da sanatkardı ancak bir süre sonra çıkarılan kanunla koruma altında, hükümet tarafından Revan'a gönderildiler.

Ancak yedi defa düşmanın girip çıktığı Van , Ermeni mahalleleri dışında tamamen harap olmuştu. Van'ı yeniden imar ettik.







Diyarbakır'ın Şark nahiyesine bağlı Hızır İlyas köyü Mersani deresi (23 Temmuz 1915). Hono ismindeki ermeninin başında bulunduğu çete tarafından hançer ve kurşunla şehit edilen erkek, kadın ve çocuklar
fa(na)tik Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-19-2008, 10:18 PM   #22 (permalink)
Üye Bilgileri
fatikkk_1905
 
fa(na)tik kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 26
Mesaj: 7,506
Konuları: 1014
Thanks: 1,621
Toplam 501 Konusuna 1,222 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 4115
Rep Puanı : 410592
Rep Seviyesi: fa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstar
fa(na)tik kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

ŞEYH CEMAL TALAY
Baba Adı : Cimşid
Ana Adı : Fatma
Doğum Yeri : Van
Doğum Tarihi : 1901

Ermeniler, Ruslar'dan silah yardımı görüyorlardı. Van'da konsoloslukları bulunan İngiltere, Fransa ve Amerika'nın teşvikleriyle Ruslar tarafından silahlandırmakta olan Ermeniler, 1915 yılı başlarında taşkınlıklarını artırmışlardı. Ben o sıralarda 13 yaşında idim.

Ruslar silah yardımını gizli yollardan yapıyorlardı. Rusya'dan Trabzon limanına gönderilen ve oradan deve kervanlarıyla Van'a ulaşan şeker ve gazyağı yükleri içerisinde gönderilen yeni model silahlarla donatılıyorlardı. Hangevenk'de (eski şehir meydanı) kervan mallarının dağıtımı yapılırdı;gazyağı tenekeleri içerisinde getirilen silahlar da gizlice Ermeni milislere verilirdi. Ermeni isyancıların Van'daki lideri Aram paşa idi; ancak Taşnak komitesi reisinin adını hatırlamıyorum. Hepsi de Van merkez olmak üzere toprak iddialarında bulunuyorlardı. XI. Fırka Van'da görev yapıyordu. Seferberlik dolayısıyla bu Askeri kuvvetimiz Erzurum'a gitti. Bundan cesaret bulan Ermeni çeteciler faaliyetlerini artırarak Müslüman ahaliye zulmetmeye başladılar.Fedailer, Müslüman köylere ve mahallelere baskınlar düzenliyorlardı. Onlara karşı yalnızca, Diyarbakırlı İmam Osman Hoca önderliğinde, şehirde cephe dışında kalmış olan yaşlı ve askerlik çağından küçük gençlerden mürekkep milis kuvvetlerimiz vardı. Şimdi o olaylardan hatırladığım bir tanesini anlatayım. Biz Ermenilerle aynı okullara giderdik. Ermeni komitacılarından olan bazı öğrenciler Rüştü adlı bir arkadaşımızı ders çalışmak bahanesiyle kandırıp evinden alıyorlar. Okul, hükümet konağının yanında. Onlar delikanlıyı Sanayi Çarşısı'nın olduğu yerdeki Isıtma köprüsüne getiriyorlar. Irzına geçip,türlü hakaretlere uğrattıktan sonra öldürüyorlar. Ailesi ertesi gün cesedi buldular. Onun için bir de türkü yaktılar.Arabaya bindim belim büküldü,Zalim atlı vurdu, kanım döküldü.Aradım, bulamadım derdime derman, aman başıma Ferman.Aman Mahmud Emmi kaldırın beni.Aradım bulamadım derdime derman, aman başıma Ferman,Kanımı kurtarmak için başıma çare.Bizim milis kuvvetlerimiz, şimdi Van Devlet Hastanesi'nin karşısında bulunan Mahmut Ağa kışlasında bulunuyorlardı. Ermeniler ile harp etmeden bir gün önce milislerimiz nöbetteydiler. Fakat Ermeniler geceden hazırlık görmüşler, Hükümet Konağı'nın duvarlarını delip mevzilenmişler. Milislerimiz sabah namazı için kışlanın yanında akmakta olan bir akarsuda (Kara Mehmet) abdest alırlarken kurşun yağmuruna tutulmuşlar.

Bir çok milisimiz orada şehit oldu. Artık Müslüman ahali ile Ermeniler arasında çatışmalar başlamıştı. Herkes sokaklara döküldü. Bir kargaşadır aldı yürüdü. Biz de kalktık okula gittik. İki öğretmenimiz vardı; biri Selanikli, diğeri Edirneli. Bize hadi yavrular, okul tatil oldu, helalleşelim, belki bir daha kavuşmak mümkün olmaz" dediler ve Ermeni kurşunlarına hedef olmamamız için ara yollardan gitmemizi tembihlediler.

Okuldan ayrıldık, fakat biz birkaç arkadaşımızla yine eski yolumuzdan gidiyorduk. Baktık Tebrizkapı'nın orada silah, mühimmat deposunu açmışlar, silah dağıtıyorlar, Ermeni çetelere karşı Müslüman ahaliye. O sırada baktık birkaç Ermeni arka taraftan kaleye çıkıyor. Silah dağıtan adama haber verdik. Elindeki cephane sandığını yere atıp Analıkız'ın olduğu yerden onlara ateş açtı. Ermeniler kaçtılar. 2-3 Nisan 1331 tarihinde harp başladı. Ruslar da 1330 (1914-15)'da henüz cepheyi yaramamışlar. Fakat Çaldıran- Bahçesaray'dan geçip askerimizi arkadan sarmışlardı. Molla Hasan köyünde karargah kurdular. Hatta buradan askerimize cephane silah gönderilmek istendi ise de; malzemeyi götürmekte olan genç öğrenci ve yaşlılar soğuk sebebiyle ilerleyemediler. Onlardan birçoğu kötü hava şartları yüzünden şehit oldular.Biz de hiçbir yere hareket edemedik. Fakat baharda Ermeniler iyice azıtmışlar; 10 Mayıs 1331 (1915) 'de Ruslar da Van'a doğru hareket etmişlerdi. Bunun üzerine Vali Cevdet Bey'in emriyle biz de Van'dan muhacir olduk. Harp sırasında ne alınabilirse onları alarak yollara düştük. Ermeni zulmü öyle bir noktaya gelmişti ki, yaşlı, hasta, esir, kadın, çocuk hiç kimse kurtulamıyordu. Mezalim o derecede ki, baş destekçileri olan Ruslar bile, Ermenileri bu tür hareketlerden men etmeye uğraşıyorlardı.Benim anneannem, adı Mihri idi, dayımın birisinin belden aşağı felçli olması dolayısıyla, bizimle birlikte muhacir olamamıştı. Bu olaylar sırasında dili tutulan anneannem daha sonra işaretlerle anlatmıştı. Dayımın bıyıklarını etleriyle birlikte kesmişler. Hacı Ziya Bey'in esirhane haline getirilen evine götürmüşler. Oradaki esirlere envai çeşit eziyet etmişler; tâ ki Ruslar gelene kadar. Alemiz muhacirliğe 23 kişilik bir kafile halinde çıktık. Bitlis, Urfa yollarında ailemizin çoğunluğunu kaybettik. Van'a ancak iki kişi olarak döndük. Muhaceratta ilk durağımız Bitlis idi; 11 günde vardık oraya. Sonra Siirt'te gittik, orada akrabalarımız vardı, bir-iki ay kaldık. Rus'un yaklaşması haberi üzerine tekrar yola koyulduk. Diyarbakır'a gidiyorduk. 250 kişilik kafile idik. Yollarda susuzluktan, açlıktan perişan olduk. Oradan Kurtalan'a vardık. Diyarbakır'a gittik. Kebir köyüne indik. Fakat sıcaktan dolayı fazla kalamadık. Tekrar Van'a dönmek üzere yola çıktık.

Zoh (Kurtalan)'a geldiğimizde; Rus'un tekrar Van'a girdiğini öğrenince Siirt'e gittik. 1332 baharında da Bağdat'a gittik. İngilizlerin oralarda ilerlemesi üzerine Mardin'e geldik. 1333'te Urfa'ya geldik. Urfa'ya giren Fransızlar Halep Ermenilerini şehre getirerek Müslümanlara eziyetlere başladılar. 22 gün harp ettik.Sonuç malum yenildiler. Nihayet 20 Mayıs 1331'de ayrıldığımız Van'a, Ekim 1337'de 23 kişilik aileden ayakta kalabilen iki kardeş dönebildik. Van tamamıyla harabe olmuştu. Ermeniler her tarafı yakıp yıkmışlardı. Yalnızca Ermenilere ait olan evler yerinde duruyordu. Hatta Türk ordusunun Van'a girmesi üzerine Türk Halkına reva gördükleri zulme misilleme yapılacağını düşünen 2.000 kadar zanaatkar Ermeni Adır adasına sığınmışlardı. Türk Hükümeti onların güvenlik içerisinde Revan'a gitmelerini sağlamıştı.








29 Ağustos 1914 tarihinde Ermeni çeteleri tarafından Siverek-Urfa Yüksekyol ve Karacadağ civarında türbe ziyareti sırasında esir edilip canlı hedef yapılarak şehit edilen müslüman Türkler.
fa(na)tik Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Eski 04-19-2008, 10:24 PM   #23 (permalink)
Üye Bilgileri
fatikkk_1905
 
fa(na)tik kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 26
Mesaj: 7,506
Konuları: 1014
Thanks: 1,621
Toplam 501 Konusuna 1,222 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 4115
Rep Puanı : 410592
Rep Seviyesi: fa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstar
fa(na)tik kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

SALİH TAŞÇI
Baba Adı : Mirza
Ana Adı : Hane
Doğum Yeri : Van
Doğum Tarihi : 1883

Rusların yardımlarıyla ayaklanan Ermeniler, yıllarca birlikte yaşadıkları Müslümanlara karşı harp etmeye başladılar. Maksatları bizden toprak koparmak, devlet kurmaktı. Yer altında mahzende tahkimat yapan Ermeniler, cinayetlerini işledikten sonra rahatça buralarda barınıyorlardı.

Van'ın içinde, kalede, köylerde büyük zulümler yaptılar. Başlarında Aram Paşa adlı birisi vardı. Silah ve cephane bakımından çok zengin olan Ermeniler karşısında yenik düştük. Bunun üzerine daha fazla kayıp vermemek için hicrete karar verildi.

Halkın bir kısmı Bitlis'e doğru kara yolundan, bir kısmı deniz yolundan gittiler; gidemeyenler toptan katledildiler. Vanlı muhacirler Türkiye'nin her yanına dağıldılar. Bitlis'e, Diyarbakır'a, Elazığ'a, Nazilli'ye, Burdur'a gittiler. Fakat bundan daha büyük mezalim Van'ın köylerinde yapılmıştı. Köylerde Ermenilerle Ruslar yolları tuttular. Erkekleri katledip, tertemiz kadınları kirlettiler. Köylerdeki Ermeni eşkıyalar bundan sonra Van'da toplanıp cürümlerine burada devam ettiler. Kısaca tam felaket olmuştu. Van gölünde eskiden yelkenli gemiler vardı. O kadar çok zulmettiler ki, gemilere doldurdukları insanları, öldürmekten bıktıkları insanları, diri diri suya attılar. Ermeniler o ihtiyar insanlarımızı alınlarından, ellerinden duvarlara çivilediler. Bizde gücümüzün yettiği kadar direndik, savaştık. Tabii savaş gerektiriyorsa yaptık. Fakat savaş dışında hiçbir Ermeni, hele kadın ve çocuklara dokunulmadı.

Ama Ermeni Ermeniliğini yaptı. Ben 6-7 sene sonra (İran cephesinden) askerden döndüğümde (1921), Van'ı tam bir virane olarak gördüm. Türk mahalleleri Ermeni ve Ruslar tarafından ateşe verilmiş, Müslüman halkın malları yağma edilmişti. Ermeni mahallelerinde ise tek bir yıkık ev yoktu. Van bomboştu. Tek-tük Müslümanlar gelmeye başladılar. Herkes yeniden evini barkını yaptı, şehri yeniden kurduk.







Sivas'ta Ermeni çeteleri tarafından yapılan katliamda boğazı kesilerek öldürülen jandarma Mustafa.




BEKİR YÖRÜK
Baba Adı : Yusuf
Doğum Yeri : Van
Doğum Tarihi : 1900

Ermenilerle aynı mahallelerde otururduk. Biz de Norşin mahallesinde onlarla oturur, iyi de geçinirdik. Ta ki Ruslar müdahale edene kadar. O günlerde Ermeni gençler (tığalar) Ruslar'ın teşvikiyle komiteler kurdular ve taşkınlıklar yapmaya başladılar. Komiser Nuri Efendi'yi öldürüp çarşıda arkın içerisine attılar. Haşbağ'nda pota memurunu öldürdüler, telefonu göğsüne bıraktılar. Bugün, yerinde hamam yapılmış olan bir binayı bombaladılar, enkazın altında kalan 20 kişi şehit oldu.

Meşrutiyet ilan edilmiş, müftü ile keşiş el sıkışarak sözde Müslümanlarla Hıristiyanların kardeşliğini ilan etmişlerdi. O zaman Van Valisi Tahsin Bey'di. Müftü ağlayarak el sıkışmak zorunda kaldı. Ancak hadiseler aleyhimize gelişti. Komitacılar giderek azıttılar, isyan başladı. Ermenilerle 29 gün Haşbağı'nda harp ettik. Silahımız yoktu. Tümen Erzurum'a gidince tamamen korumasız kalmıştık.

Meşrutiyet'ten sonra orduya alınan Ermeniler de bizim silahımızla bizi vurdular. Orduda kalanlar da askerimizi arkadan vurdular. Müslüman mahallelerde kalan yaşlı ve yeni yetme gençler sabaha kadar devriye geziyorduk. Bu arada kışlayı bombaladılar. Ruslar yardım için tenekelerle altınlar gönderdiler. Bu mücadele 29 gün sürdü. Rusların gelişine kadar devam etti. Yaşlı Ermeniler bu kavgayı istemiyorlardı. Çünkü Van'ın zengini, en iyi hayat süren Ermenilerdi. Eski Van şehrinde çok sayıda Avrupa kumaş satan mağazaları, 1.000 kadar dükkanları vardı. Tüccar ve servet sahibi idiler. Bu olaylar çıkınca civar köy ve kasabaların ahalisi hep Van'a döküldü. Bu dükkanlar iki gün içinde yok olup gittiler.
Sonra 50 gemi dolusu insan Van'dan hicret ettik, gemilerin üçünde yaralı askerler vardı. Cevdet Paşa halkı iskeleden gemilere bindirdi. Adaya gittik (Adır Adası). Burada Ermeni tığalar yer altında talim görüyorlardı. Adada 9 gün kaldık. Tahta yelkenli gemilerin bir kısmını dalgalar parçaladı. Adada kuyular vardı. İki fırın vardı. Buradan (Van'dan) kimse bir şey alıp gitmedi. Aç kaldık, perişan olduk.

Ağabeyim de subaydı, Erzurum'dan yaralı olarak gelmişti. Başlarında bir yüzbaşı vardı. Ermenilerin bizi keseceğini düşünen ağabeyim, onu ikna etti. 10 gemi oradan ayrıldık. Çok da fazla gidemedik. Ahlat'tan bu yana kıyıda kaldık. Zor şartlarda ertesi gün ancak Tatvan'a vardık. Biz ayrıldığımız gün Ermeniler her tarafı yangın yerine çevirdiler. Van'da Türkiye'nin her yanından gelen yaralı askerler vardı. Ermeniler onların yatmakta oldukları kiralık evlerden yapılma hastaneleri ateşe verdiler. O yüzden burada 67 vilayetin şehidi yatmaktadır, buralar mukaddes topraklardır. Amcam çok yaşlı idi, adı Teren ağa idi. Van'dan ayrılırken onu götürememiştik. Kendisi, karısı, kızı, iki torunu (kızının kocası da çayda boğulmuştu. Kaynatası, gelinini bırakmamıştı). Ermeni tığaları amcamı, o çocukları baltayla parçalayıp öldürmüş. Kızı, burada Amerikan okulu vardı. (Van'da ecnebilerin konsoloslukları vardı. Olaylar çok şiddetlenince terk edip gitmişlerdi), kız oraya sığınıyor. Ermeniler onu da binanın ikinci katından atıp şehid etmişler.Tatvan'dan Bitlis'e geçtik. İki aya yakın bir zaman da orada kaldık. Ruslar gelince yeniden yollara düştük. Hizan'a, oradan Diyarbakır'a gittik. Biz buradan gittikten sonra Jandarma Kumandanı, Vali Vekili olan amcam, Ömer Bey'e rapor gelirdi. Mansur Çavuş adlı birisi vardı. Ömer Bey'e rapor getirdiğinde hüngür hüngür Sebebi sorulduğunda şunları anlattı.

Van'ın boşaltılmasından üç gün sonra şehidleri toplamaya gittik. Yüzlerce yaşlı kadını, kazığa oturtmuşlar. Başlarında örtüleri, adeta oturuyormuş gibilerdi. Yakına, yanlarına gidince kazığa oturtulmak suretiyle şehid edilmiş olduklarını gördük. Akla sığmayacak binlerce vahşet örneği bu olayları gören Müslüman şahitler ağlayarak Ömer Bey'e rapor eder. O da M. Kemal'e bildirirdi. Nihayet Ruslar geldi. Van'ın neredeyse beşte dördünün yok edildiği bu vahşete onlar bile razı olmadılar.Ermenilerin katlettiklerinden başka, birçok insan da muhacerette öldü. Çoğu açlık ve hastalıktan yollarda kırıldı. Van'dan giderken hiç kimse bir şey alamadı ki yanına. Üç yıl sonra hicretten döndüğümüzde Van'da Müslüman mahallelerini yerle bir edilmiş olarak bulduk. Ama Ermenilere ait yerler sapasağlam ayakta idi. Döndüğümüzde Van'da 2000 kadar da Ermeni yaşıyordu. Türkler dönmeye başlayınca adaya kaçtılar. Daha sonra (2 sene) hükümet onları Revan'a gönderdi.







Balta ile Katliam: İzmit'in Kollar köyünden Ermeniler tarafından balta ile katledilen müslümanlardan bir kısmının olaydan sonra çekilen fotoğrafı; 1- Boşnak Malik 2- Abdulmecid oğlu Ali 3- Ali oğlu Seyid (14 yaşında) 4- Ömer oğlu Abdulgani 5- Abdulgani oğlu Mecid 6- Abdullah oğlu Hüseyin 7- Bekir oğlu Yusuf 8- Osman oğlu İsmail
fa(na)tik Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-19-2008, 10:28 PM   #24 (permalink)
Üye Bilgileri
fatikkk_1905
 
fa(na)tik kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 26
Mesaj: 7,506
Konuları: 1014
Thanks: 1,621
Toplam 501 Konusuna 1,222 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 4115
Rep Puanı : 410592
Rep Seviyesi: fa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstar
fa(na)tik kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

HİKMET SAYLIK
Baba Adı: Ziver
Anne Adı: Şöhret
Doğum Yeri: Van-Gülsünler
Doğum Tarihi: 1901


Ben eski adıyla Şeyhkara, şimdiki adıyla Gülsünler köyündenim. Ermenilerin köyleri basarak Müslüman halkı kesmesi üzerine köyden ayrıldık. Van'a doğru gidiyorduk. Ama Van'a ulaşamadan Ermeniler yolumuzu kestiler. Böyle olunca düzgeri döndük. Köy halkının bir kısmı (300 kişi) Zeve'ye toplandı. Bir o kadarda köye döndük.


Biz bir kafile halinde Hoşab'a doğru kaçtık. Orada, Hoşab'ta Türk askeri vardı. Bize biran önce kaçmamızı, ateş hattından çıkmamızı söylediler. Türlü zorluklarla Siirt'e kadar gittik. Tabii muhacirler hastalık ve açlıktan ötürü çok zayiat verdiler, çok telef oldular. Oradan Diyarbakır'a, Mardin'e ve nihayet Adana'ya vardık. Fransızlar'ın Adana'yı işgal etmesi üzerine Konya'ya gittik. Hükümet daha sonra bizi Mersin'e gönderdi. Sonra Türk askeri Van'ı kurtarınca geri döndük.


Ama Van'da köyleri de tam harabe idi, ıssız-sessiz, yanmış-yıkılmış idi. Bizim köyde de 300 kişiyi şehid etmişler. İnsanları damlara (evlere) toplayıp yakarak öldürmüşler. Van hep muhacir olup gitmiş, kalanları da Ermeniler kesmişti. Biz döndüğümüzde bunun için harabe idi. Gerçi Ermeniler'in hepsi gitmemişti, bazı köylerde (mesela Alaköy'de) duruyorlardı. Ama Müslümanlar onlardan kimseye zulmetmediler.


Daha sonra hükümet onları Rusya'ya gönderdi. Bu köyde benim ailemden çok şehid olan var. Annem, babam, ağababam (Mustafa) ve daha başka yakınlarım. Biz hicrete 30-40 hane gittik, ancak 10 hane geri dönebildik. Burada kalanlar da, Zeve'ye gidenler de tamamen katledildiler. Burada Ermeniler tarafından katledilen 200'e yakın Müslüman insanın iskeletini ben buldum. Şuraya defnettim. Fakat durumum müsait olmadığından onlara bir taş yaptıramadım. Bunların içerisinde annem ve babam başta olmak üzere birçok akrabam ve köylüm de vardı. Ermeniler onları yakmak suretiyle katlettiler.










Tarbzon'da, Ermeniler tarafından boğularak öldürülmüş masum bir Türk.





MEHMET ŞAAR

Baba Adı: Tevfik
Anne Adı: Rukiye
Doğum Yeri: Van-Göllü
Doğum Tarihi: 1901


Ben Göllü köyündenim. Van'daki ordunun Erzurum tarafına çekilmesi üzerine Ermeniler harekete geçtiler. Analarımız, babalarımız hep Ermeniler tarafından kesildi. Benim babam da orada şehid oldu. Jandarma çavuşu idi. Mollakasım, Amik, Şeyhayne, Göllü, Hıdır, Kurtsatan, Köprüköy köyleri hepsi katledildiler. Bizim köyün bir kısmı Zeve'ye sığındı, orada şehid oldular. Biz ise kaçabildik.


Ermeniler esir edip önlerine katıp götürdükleri insanlara her türlü mezalimi reva gördüler. Hamile kadınların karınlarını süngülerle yarıp çocuklarını süngülerin ucunda çıkardılar. Bütün Müslüman köyleri basıp ateşe verdiler. Kadın-erkek, genç-yaşlı demeden birçok insanı katlettiler. Adını saydığım köylerden kaçıp kurtulan Müslüman halk, Zeve'den Van gölüne dökülen Ablengez suyu üzerinde bulunan köprüden karşıya geçerek kurtulmaya çalışıyorlardı. Annem, ben ve iki kız kardeşim geçtikten sonra baktık ki, Ermeniler köprüyü yıktılar.Esirleri öldürüp Ablengez suyuna attılar. Cesetleri, baharda kar sularının taşırdığı Ablengez suyu göle götürdü. Ben, annem ve iki kız kardeşim, gündüzleri ekinlerin arasında derelerde sürüne sürüne ilerliyor, geceleri dağlarda kalıyorduk. Çünkü Ermenilerin eline geçersek öldürüleceğimizi biliyorduk. Diyarbakır'a kadar kaçtık. O kaçış sırasında annem öldü. Daha sonra iki kız kardeşimi de kaybettim. Yapayalnız kaldım.


Üç sene orada kaldık, dördüncü sene döndük. Van ve Müslüman köylerin hepsi yanmış, yıkılmış olduğu için, Türk ordusunun Van'a girişine kadar yani Ruslarla birlikte buralardan çekilene kadar rahatça yaşamış olan onun içinde yıkılmamış olan Ermeni köylerine yerleştik. Hiçbir Ermeni köyü yıkılmamıştı. Daha sonra yeni baştan kendi ellerimizle yaptığımız köylerimize döndük.Bizim Ermenilerden gördüğümüz zulmü anlatmaya kelimeler yetmez. Yerimizden, yurdumuzdan, ailemizden, malımızdan olduk. Ben şahsen annemi, babamı, iki kardeşimi kaybettikten sonra, başka gemilerle Tatvan'a ve başka yerlere kaçmaya çalışan binlerce insan içerisinde amcamın oğlu ve daha başka akrabalarımı da kaybettim. Gemiler dolusu insan, Adilcevaz yakınında Parkat köyünde, Ermeni fedailer tarafından adetâ doğranarak, hunharca katledildiler.










16 Şubat 1918'de, Erzincan'ın Vagarir köyünde, Ermeniler tarafından bir evin arkasında bulunan şehit edilmiş Türkler.





KADRİYE DURAN

Baba Adı: Hamid
Anne Adı: Nigar
Doğum Yeri: Van-Kavunlu (Çoravanis)
Doğum Tarihi: 1904


Muhacirliğe çıktığımızda 10 yaşında idim. Biz daha muhacir olmamıştık. Değirmen köyünde, burası Ermeni köyü idi. 80 hane Ermeni (gavur), 3 hane de İslâm Türk idi. Ermeniler bir sabah kalkıp bu üç hâneyi toplayıp kesiyorlar ve bir kuyuya dolduruyorlar. Yiğitleri (gençleri) de butlarına cepler yapıp alınlarından duvara çakıp zulümle öldürüyorlar. Bunların hepsi 30 kişi kadardı.


Kaynatası evi Değirmen köyde olan bir kadın gelip bizim köyün hocasına o köyde olanları anlattı. Bunun üzerine bizim köyde yaşayan Ermenilerle aramızda çekişme başladı. Birkaç Ermeni öldürüldü. Değirmen köyde olan hadiseler yüzünden ihtiyat olsun diye bizim köyde her eve bir silah dağıtılmıştı. Babam köyün muhtarı idi. Çevre köylerin çoğu Ermeni olduğundan, köyümüzün basılacağı korkusuyla, Müslüman ahali camiye toplandı. Çuvallar kumla doldurularak siperler yapıldı.Ama bu sırada köyde bulunan iki Ermeni tığası bir eve konularak üzerlerine kapı kilitlendi. Çünkü bizimkiler onları durup dururken öldürmeye kıyamamışlardı. Ama tığalar, evin tabanından tünel açıp Değirmen köyüne haber götürmüşler. Böyle olunca Değirmen, Farıh ve bir Ermeni köyü daha, yani üç köy bizim köyü bastı. Bir saatten fazla savaş oldu. Ermeniler çay üstündeki köprüyü tutmuş, Ziyaret'i de basmışlardı. Çay kar suları ile taşmıştı. Annem suya girdiğinde su göğsüne kadar vurdu. Tabii o hengâmede kolu, bacağı, kafası kırılanlar; suyun alıp götürdüğü çocukları sorma. Bir cehennem ki, ne cehennem. Gâvurlar öldürdükleri insanların cesetlerini Buğday tepesine atıyorlardı. Cesetler dağ gibi yığılmıştı.


Babam ata bindi, Akköprü'den Van'a gitti. Sıhke Ermeni köyü olduğu için yol vermediler. Babam Van Valisi Cevdet Paşa'ya köydeki vaziyeti anlatmış, yardım istemiş. 100 asker imdadımıza yetişti. Ermeniler kaçtılar. Biz de Dırandaz köyüne sığındık. Orası İslâm köyü idi. Gece orada kaldık. Ertesi gün babam Van'a gidip ileri gelenlere, köyümüze dönüp dönemeyeceğimizi sordu, dönmeyin dediler. O zaman mecburen muhacir olduk. Ben ve bacılarım erkek elbiseleri giydik, yola düştük.Biz Edremit'e doğru yola koyulduk, gâvur Van'ı bastı. Şehir ateşe verildi, evler öyle yanıyordu ki, alevler göğe yükseliyordu. Biz Edremit'e ulaştık, orayı da bastı. Oradan Bitlis'e, Bitlis'ten Siirt'e, Diyarbakır'a, oradan Siverek'e gittik. Orada 3 sene kaldık. Bizim âile muhacerete 8 kişi ile gitti. Yolda ağabeyim Ali Çavuş esir düştü, diğerleri yollarda öldü. Van'a yalnız annemle ben dönebildik. Kırılan yalnızca biz değildik. Van, Edremit, Van'ın Müslüman köyleri hep yollara dökülmüşlerdi. Kaçamayanlar düşmanın elinde, kaçabilenlerin çoğu da yollarda telef oldular.Birkaç sene sonra, annemle ben Van'a döndük, geldik ki, ne görelim. Her yer harabe; tek tük insanlar aç susuz, perişan. Mahalleler evler boş. Ekmek yok, buğday, un hiçbir şey yok. Mecbur köye (Çoravanis'e) geldik. Buğdaylar da yeni olmaya başlamıştı. Acı çekirdekleri kırıp kaynatıp içiyorduk. Gâvurlar ne kadar eşya, mal, davar bulmuşlarsa almış götürmüş, evlerimizi de yıkmışlardı. Bizi köyde yalnız gören bir atlı adam İskele'de zahire deposu olduğunu söylemişti.


Annemle gidip 60 kilo un aldık, onu da burada çaldırdık. O sıralar Ermeniler daha tam çekilmemişlerdi. Dağ-taş fedai idi. Bir keresinde Erek dağına uçkun toplamaya gitmiştik, uçkunu da askerlere verip karşılığında ekmek almak istiyorduk, 6 Ermeni atlısına rastladık. Bizi öldüreceklerdi, ama aniden yağmur, sonra da dolu bastırınca, kaçıp bir mağaraya saklandık. Canımızı zor kurtardık.Neler çektik neler... 3 sene sonra ağabeyim de esirlikten döndü. Söylediğine göre Ermeniler öldürecekmiş, Ruslar bırakmamışlar. Kazma-kürek, Ermenilerin memleketinde yol işçiliğinde çalıştırmışlardı. Yeniden ev-bark yaptık, tarla ektik.










Erzincan'da Ermeniler tarafından katledildikten sora, karlar üzerinde terk edilmiş Türk kurbanlar.





ABDÜLBARİ BARLAS

Baba Adı: Mehmed Emin
Anne Adı: Ayşe
Doğum Yeri: Van-Sağlamtaş
Doğum Tarihi: 1919


Babamdan duyduğuma göre; Ruslar memleketi işgâl etmiş; ancak telefon yok, tel yok, radyo yok, bizim köylüler düşmanın nereye kadar geldiğini bilememişler. Babamın dayısının oğlu vardı, Abdülkadir isminde, babam ona, "Oğlum ben hastayım, ağabeyim (benim büyük amcam) İran'da asker, Ruslar'a karşı çarpışıyor. Sen bir git haber al, gel" demiş. Abdülkadir koşup gidiyor. Bizim şu tepelerin ardında çayırımız var. Bakıyor ki, Erciş tarafının aşiretleri hep toplanmış kaçıyorlar. Abdulkadir babama diyor ki, "Talât Ağa'nın çadırları hep kalkmış gidiyorlar."


Babam bunun üzerine, köyden göç etmeye karar veriyor, hazırlanıyorlar. İlkbaharda, camış arabalarıyla, hayvanlar da henüz koşuma hazır olmadıkları için yoruluyorlar; köyün güney doğuda şu karşı tepeye varınca duruyorlar. Köylünün çoğu gitmekten vazgeçiyor. Köyün imamı babama, "Nerede Rus, nerede Ermeni? Siz kimden kaçıyorsunuz?" diyor. Babam da "Bu aşiret harbi değil! Bu sarı Moskof harbi, Ermeni harbidir. Topumuz yok, tüfeğimiz yok; mecbur kaçacağız" cevabını veriyor.


Sabah olunca babam ve âilesi ile Şeyh âilesi camışları koşup tekrar yola koyuluyorlar. Yani 38 hâne köylü burada kalıyorlar. Babamların gittiğinin ertesi günü köylüler bir de bakıyorlar ki, Ruslar, şu patika yoldan, Ermeni fedailerin öncülüğünde köyü sarmış herkes can derdine düşmüş. Çocuğunun elinden tutan dereye doğru koşmaya başlamış. Ama atlılar etraflarını çevirmiş, canlarının istediğini hemen orada kalanları da çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-ihtiyar toplamış, önlerine katıp kellede (tepe anlamında) bir eve doldurmuşlar. Süngülü iki Ermeni kapıda duruyor, ikisi de içeri girmişler. Orada bulunan herkesi süngüyle delik-deşik ederek şehit etmişler.Yalnızca bir kadın ve bir de kız çocuğu, yaralı olmalarına rağmen; ölülerin arasında sessizce durarak kurtulmuşlar. Kadının adı Azime, kızın ismi Ruşen imiş, babamın söylediğine göre. Azime Hanım'ın anlattığına göre gece ay doğduğunda kalkıp seslenmiş, bir tek o kız cevap vermiş, kalkmış dağ tarafından tâ Siirt'e kadar giden zor bir yolculuk yapmışlar, uzun mesele. O şehitlerin bulunduğu yer, alan olarak bellidir. Ama hangi evin kalıntısı altında olduğunu bilmiyorum. Ama şehitler yalnız orada değil, anlattım ya, öldüre öldüre gitmişler tepeye kadar. Hatta geçen sene dört köşeli bir Rus süngüsü de bulduk.Kaçan babamın ailesi ile Şeyh'in âilesi Diyarbakır'ın Farikin'e gitmişler, ekinler de olmuştu, Ermeniler bırakıp kaçmışlar, tarlaları icara almış, Sağlamtaş'dan daha çok mahsul toplamışlar. Sonra bir hastalık çıkmış, hükümet Konya'ya sevk etti. Üç sene de orada kalmış, sonra köyümüze dönmüşler.Abdülbari BARLAS'ın amcası oğlu Abdülhamit BARLAS, Sağlamtaş köylülerinin Ermeni çetecileri tarafından katledildiği yeri gösteriyor. Muhaceretten sonra köye dönenler, bu düzlükte sayısız insan kemiği bulmuşlar. Bu kemikler, o zamanın şartları elvermediği için toplanamadığı için kaybolup gitmiş.
38 hane halkı, ortalama 150-200 kişi, bu köyde toptan katledilmiş.
fa(na)tik Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-19-2008, 10:49 PM   #25 (permalink)
Üye Bilgileri
fatikkk_1905
 
fa(na)tik kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 26
Mesaj: 7,506
Konuları: 1014
Thanks: 1,621
Toplam 501 Konusuna 1,222 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 4115
Rep Puanı : 410592
Rep Seviyesi: fa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstar
fa(na)tik kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

ERMENİLERİN FAALİYETLERİ HAKKINDA PATRİĞE YAZI

Belge No: 1824

Osmanlı Ordu-yu Hümayun
Başkumandanlığı Vekâleti
Şube : l

26 Mart 331

Hususi

Ermeni Patrikliği Canib-i Âlilerine Rütbetlü Efendim Hazretleri

Malumat ve teşrihat-ı âliyeleri yedimizde mevcut vesaik ile tevafuk et-miyor. Maa-hazâ derç buyurduğunuz vekayi hakkında kumandanların na-zar-ı dikkatini celbettim ve ahali hakkında rıfk ve adaletin hakkıyle tatbiki hususundaki nokta-i nazar-ı hükümetin şiddetle muhafazasmı yeniden te'kid eyledim.

Muhlisiniz Ermeni Milleti'nin vatandaşlığına ve Vatan-ı Osmanî'ye olan merbutiyet ve sadakatına bilhassa pek ziyade itimat ve atf-ı kıymet ediyorum. Bu esaslı itimadımı mahufaza musir ve sabitim. Ancak vatanımızın aksay-ı meratibine irtika etmiş bir recül-ü millet olarak tasdik buyuracağınıza şüphe yoktur ki iğfalat-ı ecanibe firifte olan bazı sebük-mağzân mateessüf mevcuttur. Bunların izhar-ı mâ-fil-zamir için dürüst vesaite tevessül etikleri ayandır) bunlara karşı hükümetçe, vesait-i şedide-i tedibiye kullanılmasında, Vatan-ı Osmani'nin muhafazası için mateessüf ıztırar hasıl oluyor. Bu ıztırar gayri kabili içtinap olduğu zamanlar hisset-tiğimiz teessür ve elemi tarif edemem.

Milletin ileri gelenleri nesayihinizi hakkıyle tutarak bu kabil ecanip hadimlerinin ademi "kabulüne, ve takibat-ı hükümetin yalnız onlar aleyhine hasrına cidden çalışsalar pek çok taşkınlıklar hadis olmadan itfa edilebilir.

İkaz ve irşat için ve efrad-ı vatan arasındaki vifak ve samimiyeti ten-miye ve ilâ için zat-ı âlilerinin mesai ve hidematı daima kıymettardır.

Hidemat-ı mezkure-i hayriyenin devamına ve asar-ı meşkûresine itimad ile intizar ve bu vesile ile de teyid-i ihtiram eylerim efendim hazretleri.

Arşiv No: 1/1
Dolap No:101
Göz No:
Klasör No: 13
Dosya No: 63
Fihrist No: 4-2, 4-3


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİLERİN FAALİYETLERİ HAKKINDA PATRİĞE YAZI
Belge No: 1824

8.4.1915

Osmanlı Ordusu Başkomutanlığı Vekâleti
Şube: l

Özel

Ermeni Patrikliği Yüksek Katına Sayın Bay

Verdiğiniz bilgi ve etraflı açıklamalarınız elimizdeki belgelere uymamaktadır. Bununla beraber bildirdiğiniz olaylar hakkında komutanların konuyu incelemeleri gerektiğini bildirdim. Ahali hakkında tatlılık ve adaletle ve tam olarak uygulanması şeklinin hükümetin görüşü olduğunu önemle saklanmasını, daha önce yazılanları yeniden bildiririm.

Kurtarılan Ermeni milletinin vatandaşlığına ve Osmanlı Vatanı'na olan bağlılık ve dostluğuna özel olarak pek ziyade güveniyor ve kıymet veriyorum. Bu esaslı güvenimi saklı tutuyor, direniyor ve kararımdan vazgeçmiyorum. Ancak vatanımızın en yüksek kademelerine yükselmiş, becerikli bir insan olarak kabul buyuracağınıza şüphe yoktur ki yabancıların kandırmalarına uyan bazı akılsızlar yazık ki vardır. Bunların gönüllerindekilerini meydana çıkarmak için kaba vasıtalara başvurdukları meydandadır. Bunlara karşı hükümetçe, terbiye için sert hareket edilmesinde, Osmanlı Vatanı'nın korunması için esef olunurki zorunluk hasıl oluyor. Bu zorunluluk kaçınılmaz olduğu zamanlar duyduğumuz sancı ve içlenmeyi anlatamam.

Milletin ileri gelenleri öğütlerimizi hakkıyla tutarak bu türlü dış yardakçıları benimsemeyerek ve hükümet kavuşturmasının yalnız onlara karşı olmasına gerçekten çalışsalar pek çok taşkınlıklar meydana gelmeden söndürülür.

Aklını başına toplama ve doğru yolu gösterme için vatan evlatları arasındaki aynı düşünce ve gönülden istemi yükseltmek için yüksek kişiliğinizin hizmet ve çalışmalarınız daima kıymetlidir. Adı geçen hayır hiz-metlerinin sürdürülmesine ve geleneklere teşekkürle güvendiğimi bekler ve üstün saygılarını sunarım.

Arşiv No: 1/1
Dolap No: 101
Göz - No:
Klasör No: 13
Dosya No: 63
Fihrist No: 4-2, 4-3

* Orly Davası Bülteni, Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Yayını, S.B.F. Kütüphanesi, ANKARA, 1985



--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ PATRİKLİĞİ HAKKINDA

Belge No : 2004

Hasankale
9.12.31 (22 Mayıs 1915)

Başkumandanlık Vekâletine
"Şifre"

26.1.31 (8 Nisan 1915)

Ermeni Patrikliği'nin müddeiyatı (iddiaları) hakkında tahkikat icra edildi. Bişare Çeto gönüllü olarak Azerbaycan'a gitmiş ve üç ay evvel şehit olmuştur. Mehmet Emin ise Azerbaycan'a giderken Ermenilerin pususuna uğramış ve elyevm (bugün) hanesinde oturmakta bulunmuştur. Van Vilayeti dahilinde hiçbir karye (köy) kâhyası jandarmalar tarafından katledilmemiştir. Bir çocuğun öldürüldüğü iddia olunan Zifo namında bir karyenin vücudu yoktur. Tercan muteberanından (ileri gelenlerinden) üç Ermeni'nin katli ve Bayburt'ta da silah toplamak bahanesiyle Ermeniler hakkında her türlü taaddiyat (düşmanlıklar) ve tazyikat icrası (baskılar yapılması) ve para taleb edilmiş olması meselesi Bekir Sıtkı Bey kumandasındaki gönüllü taburunun nahiye müdürü ile birlikte Bayburt'un Pülür Nahiyesi'nde üç dört köyde taharriyat (arama) icra ederek 52 silah müsadere edilmiş olmasından münfail (gücenmiş) olan ahalinin isnadatından (iftiralarından) ibarettir. Suşehri'nin Pörek Karyesi (köyü) Ermenileri de 12 Şubat'ta (25 Şubat 1915) oradan geçen gönüllü ve gayrı müsellah (silahsız) efrada tecavüz ve vilayetten gönderilen kuvve-i tedibiyeye (güvenlik kuvvetlerine) de ateş ederek iki kişinin mecruhiyetine (yaralanmasına) sebebiyet vermişler ve bittabi müfreze tarafından mukabele ile tenkil (uzaklaştırılarak) ve karyeden 139 tüfenk, 95 asker firarisi, 25 maznun (zanlı) elde edilmiştir. Binaenaleyh müddeiyat-ı sairede (diğer iddialarda) bu gibi hakikatin muhalif-i ekazip ve tasniatdan (yalan ve uydurmadan) mürekkep (oluşan) ve Hükümete isnad-ı mesuliyet (suç yükleme) emelinden münbais olduğu (ileri geldiği) anlaşılmış ve binaenaleyh Patrik Efendi'nin istihbaratı sıhhate gayrı makrun bulunmuştur (doğruya yakın bulunmamıştır).

Elyevm Ermeniler, Sivas Vilayeti'nde kısmen ve Van Vilayeti'nde tamamen hal-i isyan ve kıyamda (ayaklanmada) bulunmaktadırlar. Diğer vilayettekilerin de vakt-i münasibde (uygun zamanda) bunlara piyrev olacakları (uyacakları) tabiidir. Vilayat-ı mezkûreden (adı geçen illerden) ve taraf-ı aciziden vekâyi-i yevmiye (tarafımdan günlük olaylar) hakkında takdim olunan telgrafnâmeler Ermenilerin iddia ettikleri veçhile mu-


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ PATRİKLİĞİ HAKKINDA
Belge No : 2004

kabele-i bilmisil veyahut jandarmaların zulüm ve taaddiyatma karşı müdafaa-yı meşrua-i anelnefs (haklı nefis müdafaası) halinde olmayıp, mütearrız ve müteaddi (saldırgan ve düşman) vaziyetinde olduklarını aynen irae etmektedirler (göstermektedirler).

Taarruzat-ı vakıanın evvelce mürekkep (planlanmış) ve Taşnaksiyon vesair komite?ler tarafından müstahzar (hazırlanmış) ve esliha-ı lazime müddehar (gerekli silahlar depo?lanmış) olduğu ve muhtelif kazalarda ihtilal heyetleri müteşekkil (kurulmuş) olup, ordu?nun gerisinde ika-yı şuriş edecekleri (kargaşalık çıkaracakları) Sivas Vilayeti'nin tahki?katından anlaşılmış ve Ordu-yu Hümayun'daki Ermeni efradının kamilen (tamamen) düşman tarafına veyahut memleketlerine firarı ve Van Vilayeti'nin vekayi-i ahiresi (son olayı) tahkikat-ı mezkurenin (anılan soruşturmanın) sıhhat ve isabetini müeyyed (doğ?rulayıcı) bulunmuştur. Binaenaleyh vatan-ı müşterekenin muhafazası için silah altında bulanan Ermeni efradının firarı ve Ordu-yu Hümayun'un hal-i harbde bulunduğu esnada Van Vilayeti'nde zuhur eden kıyam ve isyan ve Sivas Vilayeti'nde meşhut olan asar-ı kıyam (görülen ayaklanma belirtileri) Ermenilerin hükümete ihanetle düşmanla müşare?ket (işbirliği) ve düşmana hizmet ve muavenetlerini (yardımlarını) ispat etmekte bulun?muş ve muhafaza-yı hayat ve mevcudiyet için vatana hiyanetle kıyam edenleri kemal-i şiddet ve süratle tedib ve tenkil (uzaklaştırma) mecburiyet-i elimesi karşısında bulunul?muş olduğundan, 7 ve 8 Nisan tarihli telgrafnâmelerle arz olunduğu veçhile bütün eli silah tutanlardan icabında istifade olunması ve 46 : 50 yaşındaki efradın vaht-ı silaha ahzı (silah altına alınması) ve tedabir-ı saire-yi tedibiye ittihazı (diğer güvenlik önlemle?rinin alınması) vilayata ve kolordu vekâletlerine işar edilmiş (bildirilmiş), ahali-i mutia ve adıka ile aceze rencide edilmeyerek (devlete bağlı sadık halk ile güçsüzlerin incitilme-yerek) hükümete karşı silah bedest isyan olan (silahlı olarak isyan eden) hainlerin biiâ-merhamet (acımaksızın) son ferdine kadar imhasına karar verilmiştir. Rehin-i tasvib-i sâmileri buyurulduğu (Uygun gördüğünüz) halde hususat-ı maruzanın (arz edilen konu?ların) Ermeni Patriği Efendiye tefhimi (anlatılması) ve hain-i muhbirlerini havadis-i kâ-zibeleriyle (uydurma haberleriyle) ref-i şikâyet (şikâyetlerini büyütme) yerine vazife-i ruhaniyesi dalalette olanları irşacî (dinsel görevi yanlış yolda olanları aydınlatma) oldu?ğundan Ermeni Milletinin ikazına ve tarik-i itaat ve sadakate ircaına delalet (itaat ve sadakat yoluna getirilmesine öncülük) eylemesini emrü tenbih buyurmalarını istirham . eylerim.

İmza (İzzet Sami) İmza (Mahmut Kâmil)

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903

Osmanlı Orduy-u Hümayunu
Başkumandanlığı Vekâleti
Şube
Numara
Birinci formadan "mabad" (Birinci formanın sonu)

Türkiye'nin an-ı izmihlali (yok olma anı) yaklaştığı her tarafta ilana başlanıldı, İstanbul'da akdedilen büyük kongrenin netayicini (sonuçlarını) bildirmek ve icap eden tertibatı ittihaz etmek (almak) üzere Mebus Papasyan ile Viremyan Erzurum'a geldiler. Kafkasya'dan vürud eden (gelen) Taşnak murahhasları (delegeleri) dahi hazır olduğu halde Erzurum'da büyük bir içtima akdettiler (toplantı yaptılar).

Rusların Memalik-i Osmaniye'den (Osmanlı ülkelerinden) zapt edecekleri araziyi Ermenilere vererek, istiklallerinin temin olunacağı hakkında Ruslarla tespit edilen suret-i itilaf (uyuşma şekli) Erzurum içtimaında tezekkür edildi (konuşuldu). Kongre Rus-Er-meni itilafını tasdik ve hulasaten atideki mevad (özetle aşağıdaki maddeler), komitelere bildirilmek üzere taht-ı karara (karar altına) alındı.

1 - Harp ilanına kadar sükûnet ve itaatlarmı muhafaza etmek (korumak), fakat; bu zaman zarfında Rusya'dan gelecek ve dahilden tedarik olunacak silahlarla mücehhez bir hale girmek;

2 - Harp ilan edilirse Türk Ordusu'ndaki Ermeni efradı (erleri) silahlariyle Rus Ordusu'na iltihak etmek (katılmak);

3 - Türk Ordusu ilerlerse sükûneti muhafaza etmek;

4 -Türk Ordusu ricat eder veyahut ilerleyemeyecek bir hale gelirse çeteler derhal ordu gerisinde-ellerindeki program veçhile-hal-i faaliyete geçmek. Kongre mukarreratı-nı (kararlarını) ittihaz ettikten ve dağıldıktan sonra Mebus Viremyan, Erzurum Valisi nezdine (yanına) giderek, atideki teklifatta (aşağıdaki önerilerde) bulundu :

"Hükümet-i Osmaniye Rusya'ya ilan-ı harp ettiği takdirde ve Osmanlı Ordusu'nün Kafkasya'ya tecavüzü halinde, oradaki Ermenilerin Türklerle tevhid-i mesai etmelerinin (birlikte çalışmalarının) teminini propaganda etmek üzere Hükümet-i Osmaniye'nin Ermenistan'ın teşkiline dair vaad-i kavide bulunması (sağlam söz vermesi) ve vaadini bilfiil izhar etmesi (eylemli olarak göstermesi) lazımdır."

Viremyan yukarıdaki dört maddelik kongre mukarreratını imza ettikten ve kongre?yi dağıttıktan sonra "Erzurum" valisine olan bu suret-i müracaatı iki gayenin istihsali (elde edilmesi) maksadına mebni idi :


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No: 1903

1 - Hükümet-i Osmaniye galip geldiği takdirde amal-i milliyeyi istirdat (ulusal emelleri kurtarmak);

2- HUkümet-i Osmaniye'yi iğfal ile (yanıltarak) Ermeni teşkilat-ı hafiyesinin (gizli örgütünün) tarassut ve tecessüsten masuniyetinin (gözetleme ve araştırılmadan ko?runmasının) temini.

Viremyan ve Papasyan Erzurum'daki işlerini bu suretle hallettikten sonra Taşnak komitesi rüesasından (reislerinden) birkaçı ile Muş'a tabi "Çankeli" Manastırı'na giderek etraftaki Ermenileri davet ile kongre mukarreratını tebliğ ettiler. Papasyan, Muş ve civa?rını idare etmek üzere Muş'ta kaldı. Viremyan rüfekasiyle (arkadaşlarıyla) Van'a gitti.

Üçüncü Ordu'ca yukarıda cereyan eden mukarrerat istihbar ediliyor (duyuluyor). Vali ve maiyyet kumandanlarına müteyakkız (uyanık) bulunulması emir ve tenbih olu?nuyor.

İlan-ı harbe kadar Ermenilerin Rusya'da ve Türkiye'de ittihaz ettikleri tertibat (aldıkları önlemler) hakkında Üçüncü Ordu'ya vürud eden malumat:

1 - Hudut şarkındaki "Rusya dahilinde" kura ve kasabatta (köyler ve kasabalar?da) bulunan islam haneleri taharri edilerek (aranarak) silahlar müsadere olunuyor (zorla alınıyor) ve bu silahlar Ermenilere tevzi olunuyor (dağıtılıyor).

2 - Hudut garbında "Türkiye dahilinde" ve hasseten (özellikle) hududa civar (yakın) kura ve kasabatta bulunan Osmanlı Ermenilerini teslih etmek (silahlandırmak) üzere "Oltu", "Sarıkamış", "Kağızman", "İğdır" mevakiine külliyetli esliha (mevkileri?ne çok miktarda silahlar), cephane ve bomba depo edilmekte olduğu; "Van" ve "Bitlis" vilayetine tevzi edilecek esliha (dağıtılacak silahlar) ile atiyen ahzedilecek tertibatın tekarrürü (gelecekte alınacak önlemlerin kararlaştırılması) için Rus generallerinden Loris Milikof'un oğlunun, yanında Taşnak rüesasından Melkon ve Ohannes olduğu halde "Abaga'1 tarikiyle (yoluyla) 27 Eylül 330 (10 Ekim 1914)'da Van'a gittikleri haber alını?yor.

3 - Rusya'nın iran konsolosları, İran,'daki Ermenilere de Türkiye'den zaptedilecek mevakide (yerlerde) Ermenistan tesisi vaadinde bulunarak, İran Ermenilerini ve has?seten "Rumiye" ve "Selhas"daki Ermenileri teslih ile hudut dahiline sevk ettikleri anla?şılıyor.

4 - Kafkasya ve Türkiye Taşnak komitesi rüesasından bir kısmı, hudut civarında ber-vech-i ati (aşağıdaki) surette Ermeni çete teşkilatını vücuda getiriyor.


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI

Belge No : 1903

a. Kısm-ı azamı (büyük kısmı) "Pasinler", "Erzurum", "Eleşkirt", "Hınıs", Malaz?girt Ermenilerinden ve asker firarilerinden olmak üzere altı bin Ermeniyi Kağızman'da içtima ettirerek Rus hükümeti tarafından teslih (silahlandırıp) ve Rus memurini (memur?ları) ve Ermeni rüesası vasıtasiyle ahali-i müsellehadan (silahlı ahaliden) da tekâlif-i har?biye (savaş yükümlülüğü) suretiyle iaşeleri alınarak üç bin beş yüzünün İran Azerbaycanı'na 18 Teşrinievvel 330 (31 Ekim 1914)'da gönderildiği ve mütebakisinin (geri kalanının) Kağızman'da kaldığı tahakkuk ediyor.

b. "Oltu", "Kars", "Sarıkamış"tan ve Trabzon vilayetinden firar eden Ermeniler?den bin beş yüz kişilik bir süvari çetesi teşkil olunarak bunun bini "Bayezid" ve havalisi?ne geçmek üzere "İğdır" mıntıkasına ve beş yüzü de "Hodicor" mıntıkasına gitmek üze?re Oltu'ya gönderildiği mevsukan istihbar ediliyor (gerçek olarak haber alınıyor).

c. Kısm-ı azamı "Bayezid", "Van" ve "Bitlis" Ermenilerinden ve asker firarilerin?den ve İğdır havalisi Ermenilerinden olmak üzere altı bin Ermeninin İğdır'da tecemmu ederek (toplanarak) çete halinde tefrik ve taksim olunarak (ayrılıp ve bölünerek) teslih edildikleri Rus hudut bölükleri efradından iltica eden Ruslarla ve menabi-i saireden (di?ğer kaynaklardan) alınan malûmatla sübut buluyor (meydana çıkıyor).

d. Makû'nun "Koni" cihetlerinde bulunan "Biyecek" Kilisesi'nde Ermeni çete teşkilatının icra edilmekte olduğu ve Selhas'ta teşkil olunan çetelerle "Van"a gelecekle?rinin tahakkuk ettiği anlaşılıyor.

5 -"Kars", "Sarıkamış", "Kağızman" mıntıkalarında teşkilata memur olanların meşhur Ermeni sergerdelerinden "Antranik", Bayburdlu "Erşan", Bitlisli "Aram"; İğdır ve havalisindeki teşkilata memur olanlar da Erciş'te öteden beri eczacılık eden eczacı "Rupen Mığırdıçyan", "Toros Karakaşyan", "Portakalyan" ve Bayezid Taşnak Murah?hası "Surpin" olduğu tebeyyün ediyor (anlaşılıyor).

6 - Türk Ordusu'nün ahval ve harekâtından daimi surette Rusûrdusu'nu haber?dar etmek üzere Trabzon'da, Erzurum'da, Muş'ta, Bitlis'de, Van'da ve daha gerilerde de Sivas'ta ve Kayseri'de birer casus bürosunun teşkil kılındığı tahakkuk ediyor.

7 - Hudut'tan geçirilen esliha ve mevadd-ı nariyeden (ateşli maddelerden) fazla kalanlarının Karahisar, Sivas, Kayseri depolarına idharı (depolandığı) anlaşılıyor.

8 - Sahilden icap eden mevadd-ı hariye ve infilakiyenin Türkiye'ye idhalini temin ve Karadeniz sahilinin Türklere ait kısmındaki Rum ve Ermenilerden istifade ile ihtilal ve kıyamı (ayaklanmayı) temin etmek ve Türk Ordusu'na dair vasi (geniş) malûmat alınmak "kere Batum'da Rus, Ermeni ve Rumdan mürekkep (oluşan) olmak üzere bir icraat ko?mitesinin teşekkül ettiği tebellür ediyor (beliriyor).
fa(na)tik Çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-19-2008, 10:52 PM   #26 (permalink)
Üye Bilgileri
fatikkk_1905
 
fa(na)tik kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 26
Mesaj: 7,506
Konuları: 1014
Thanks: 1,621
Toplam 501 Konusuna 1,222 Teşekkür Edilmiştir
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 4115
Rep Puanı : 410592
Rep Seviyesi: fa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstarfa(na)tik Repstar
fa(na)tik kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI
Belge No : 1903

Rusya ile ilan-ı muhasamata (harp ilanına) kadar Türkiye dahilindeki Ermenilerin tavır ve hareketine dair Üçüncü Ordu'nun o zamana ait dosyalarında hulasaten (özetle) şu gibi vakayie (olaylara) tesadüf edilmektedir.

1 — Ermenilerden kanunen silah altına gelmeleri iktiza eden (gereken) efrattan Karadeniz sahilinde Hopa-Erzurum-Hınıs-Van hattı şarkındaki kura ve kasabattaki Ermenilerin kısmı-ı azamı davete icabet etmeyerek Rusya'daki teşkilata dahil olmak üzere hududun şarkına geçtikleri görülmektedir.

2 — Dördüncü İhtiyat Süvari Fırkası'nın (Tümeni'nin) tecemmu mıntıkası (toplan?ma bölgesi) olan Yağan Işığı-Yanan Köprüköy hattına gittiği 20 Eylül 330 (3 Ekim 1914)'da Köprüköyü'nde Manuk oğlu Ovanis'in hanesinde ve Yağan'da Papas'ın bulun?duğu hanede külliyetli (çok sayıda) Rus silahı meydana çıkarıyor. Ve aynı zamanda Hasankale'de de birkaç hanede depo edilmiş Ruseslihası bulunarak failleri divan-ı har?be tevdi olunuyor ki kongre mukarreratının birinci faslı tezahür ediyor.

3 — Yumra Nahiyesi'nin Izaksa Karyesi'nden Ekşi oğlu Strak, veled-i Aralik'in kumandası altındaki yirmi beş kişilik çete ile Hodicor mıntıkasında tenha yerlerde tesa?düf ettikleri islamları katlettikten sonra S Teşrinievvel 330 (18 Ekim 1914)'da Trabzon' dan Erzurum'a gelmekte olan postaya Gümüşhane civarında taarruz ederek, sürücüyü kati ve postayı gasbla savuştuğu ve takibat neticesinde avenesinden (yardımcılarından) birkaç kişi elde edilerek, divan-ı harbe tevdi edildiği ve bunların yukarıda zikredilen Oltu'ya gelen çete efradından oldukları tebeyyün ediyor (belli oluyor).

4 — "Hehas", "Kötek", "Mecingerd", "Pasin Kara Kilisesi", "Gürcü Bulak" ve daha cenubundaki hudut karakollarımızın karşısında bulunan Rus postaları yerine Erme?ni çete devriyelerinin kaim oldukları görülüyor ve Pasin Kara Kilisesi Hudut Taburu'ndan silahı ile firar eden Malatyalı Keğork'un yirmi atlı ile Gürcü Bulak cihetinden yap?tığı baskın ve Kötek Hudut Taburu'na Karaurgan cihetinden Ermeni çetelerinin yapmak istediği taarruz ve eczacı Rupen ile Bayezidli Sürpen'in "Moson" civarından beş yür mevcutları ile yaptıkları baskınlar Rus ve Osmanlı ihtilafatınm (anlaşmazlıklarının) bir an evvel hudusunu (meydana gelmesini) temin ve Rus Ordusu'nun piştarını (öncüsünü) teşkil edecekleri anlaşılmış idi.

5 - Kıtaatta bulunan ve hasseten hudut taburlarında ve hududa civar (yakın) bu?lunan kıtaattaki Ermeni efradından bir kısmının silahlariyle firar ettikleri ve Rusya'ya geçtikleri tahakkuk ediyor.

6 - Köylere tebdil-i hava (hava değişimi) suretiyle giden veyahut münferit suretle (tek olarak) yakalanan Müslüman askerlerinin Ermeni köyleri civarlarında katledildikleri görülüyor. Ve hatta Lazistan ve Havalisi Kumandanlığına merbut (bağlı) Mantelli Batar-


--------------------------------------------------------------------------------

ERMENİ KOMİTACILARININ KARARLARI
Belge No : 1903

yası Mülazım-ı evveli Sabri Efendi'nin "Hosmasa" Karyesi'nde ikamet etmekte olduğu hane sahibi Ermeni Bedros tarafından suret-i feciada (korkunç şekilde) parçalanarak evin bahçesine gömüldüğü ve bir hafta sonra meydana çıkması üzerine Bedros'un derdes?ti (yakalanması) için giden jandarmalara istimal-i silahla, yakalanacağı anlaşılır anlaşıl?maz intihar ettiği tahakkuk ediyor. Bu suretle rüfeka-yı melaneti (suç ortakları) meyda?na çıkamıyor.

Bu ve