![]() |
|
|
|||||||
| Türk Tarihi Türk Tarihi Ve Türk Kültürü Hakkında Her Şey... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#11 (permalink) |
|
Gelin Alayı Kanunı"den sonra yerine geçen II. Selim (Sarı Selim) ilk defa, ordunun başında sefere gitme adetini bozmuş ve eğlenceye başlamıştı. Böylece her alandaki bozul*manın temelini de atmış oluyordu. Zira mükemmel olan ilk on Osmanlı padişahından sonra, Sarı Selim"in çapı çok düşüktü. İran Şahı, Sarı Selim"in padişahlığını tebrik etmek üzere Edirne"ye Şah Kulu adında bir elçi gönderir. Padişahın emriyle Şemsi Paşa da tertipli ve güzel gi*yinmiş küçük bir ordu ile, hediye kervanını uzak me*safeden karşılamaya çıkmıştı. Şah Kulu, Osmanlı aske*rindeki bu gösterişini çekememiş ve alaylı bir şekilde: -Uzaktan askerinizi gelin alayına benzettim, deyin*ce, Şemsi Paşa derhal elçinin ağzının payını şu sözleriy*le vermiştir: -Evet haklısınız. Çaldıran"da da gelin almaya gelen bu askerdi. Bilindiği üzere, 1514 Çaldıran Savaşı"nda Şah İsma*il"in tacı, tahtı ve hazinesiyle birlikte hanımı da ele ge*çirilmiş ve İstanbul"a getirtilerek Tacızade Cafer Çele*bi"yle evlendirilmişti. Bir milletin ihyası ; kötülerin imhasıyla değil, Genç neslin Eğitim ve Terbiyesi ile mümkündür.
|
|
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Git Şu Paşa’ya sor!
Ahmet Vefik Paşa Paris Büyükelçisi iken İmparator III. Napolyon’un yeni yaptırdığı bir opera binasının açılış törenine davet edilir. Tören sırasında Ahmet Vefik Paşa, Napolyon’a en yakın locaya kurulmuş, tavır ve davranışlarıyla imparatora hiç aldırmayan bir izlenim verir. Bu umursamazlığa içerleyen Napolyon, Ahmet Vefik Paşa’ya bir adamını göndererek: -Git şu Osmanlı Paşasına sor, kendini hâlâ Kanuni devrinde mi sanıyor, der. Adam gelir ve Napolyon’un dediklerini aynen aktarır. Ahmet Vefik Paşa bu soruya aynı umursamazlıkla şu cevabı verir: -İmparator hazretlerine hatırlatırım ki Osmanlı tahtında Kanuni olsaydı, kendileri orada olmaz, yerlerinde ben olurdum. Bir milletin ihyası ; kötülerin imhasıyla değil, Genç neslin Eğitim ve Terbiyesi ile mümkündür.
|
|
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
Herkes yediğinden ikram eder
Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor. Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyooooor.. Yani Osmanlıya acayip bir hakaret! Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir. Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor.Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı. Gönderiyor. Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor: "Herkes yediğinden ikram eder!!!" Bir milletin ihyası ; kötülerin imhasıyla değil, Genç neslin Eğitim ve Terbiyesi ile mümkündür.
|
|
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Nasıl olsa gülemez...
Çok zengin ama geçimsiz, dirliksiz bir adam, bir cariye satın almak için esir pazarına gitmiş. Kendisine çok güzel bir cariye göstermişler. Adam beğenmiş. Fakat güldüğü zaman çirkin dişleri göze çarpıyormuş. Adam bu yüzden kararsızlığa düşmüş. Bu esnada yanında bulunan meşhur İzzet Molla bu geçimsiz adama akıl vermiş: -Efendimiz, bu cariyeyi kaçırmayın. Nasıl olsa devlethanenizde ona gülmek nasip olmaz. Bir milletin ihyası ; kötülerin imhasıyla değil, Genç neslin Eğitim ve Terbiyesi ile mümkündür.
|
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|