Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Türk Tarihi

Türk Tarihi Türk Tarihi Ve Türk Kültürü Hakkında Her Şey...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-04-2007, 17:41   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan Endüstrileşmemizin engelleri ve Demirağ olayı




Geçenlerde büyük bir kitap evinde görevliye Cemal Gürsel ile ilgili kitap aradığımı
söylediğimde, "Bu adam ne tür yazılar yazar" cevabını almak, beni üzmüş ve hiçbir şey
söylemeden dışarı çıkmıştım. Böyle bir ortamda doğaldır ki Nuri Demirağ ismi endüstri
tarihçilerinin dışında kimse tarafından bilinmemektedir. Oysa, Genç Cumhuriyetin önemli bir
işadamlarından ve sanayicilerindendir. Hatta bir zamanlar Vehbi Koç gibi zengin olmak
cümlelerinin sarf edilmesi gibi, o dönemde. de kız çocuklarına "Demirağ gibi bir aileye
gelin gidesin" temennilerinde bulunulurmuş.

Denilebilir ki, nice zengin işadamları geldi geçti, doğru. Fakat Nuri Demirağ; azmi, sabrı,
çalışkanlığı, dürüstlüğü, vizyonu, müteşebbisliği ile bugün ideal diye vasıflandırılan
yöneticilerde/patronlarda bulunması gereken özelliklere sahip bir isim.

1884 yılında Sivas Divriği'de dünyaya gelmiş. 1910'larda Beyoğlu varidat müdürü iken 1919
yılında memuriyetten ayrılmıştır. Bütün sermayesi olan 56 sarı lira ya da 252 kağıt lira, o
zamanki şartlarda da küçük bir sermaye sayılırdı. İstanbul'un işgal altında olduğu bir
dönemde, sıkıntının ve yokluğun acısının gidermenin; üretmek olduğunu düşünür. Ve cebindeki
bu parayla sigara kağıdı ticaretine başlar. O zamana kadar sigara kağıdının tekelini elinde
tutan Rumlar ve Ermenilerdi". Mühürzade Mehmet Nuri'nin "Türk Zaferi" adını verdiği sigara
kağıdı, hem insanlara ümit vaat eden bir girişim olmuş hem de kendisine çok iyi para
kazandırmıştır. Elindeki sermaye ile büyük işlere atılacak derecede kendisini kuvvetli
görünce, yeni bir karar verir ve der ki (maddi ve manevi varlığımı memleket işlerine
hasredeceğim.

"Uçakların fabrikasını yapmaya talibim"

Bu arada Cumhuriyet ilan edilmiştir. Demiryolu yapımındaki yabancı tekelini kırmak, hem de
paramın yurt içinde kalması sağlamak isteyen yönetimin ihtiyacı ile Mehmet Nuri'nin hayalleri
örtüşmektedir.

Bugün bile, o zamanki yatırıma ulaşamamış olan demiryolu ihalelerine katıldı ve yıllarca en
çok indirimi yaparak en fazla demiryolu döşeyen işadamı oldu. Bu nedenledir ki soy ismi
bizzat Atatürk tarafından "Demirağ" olarak verildi. Demiryolunda ciddi başarılar kazandı.
O yıllarda devlet bütçesi 200 milyon liradır. Milletin himmetine müracaat edilerek, devrin
zenginlerinden para toplanarak uçak alınmak istenir. Nuri Demirağ' dan da bu amaç için para
istenir. Nuri Bey "Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en
mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bir millet, tayyaresiz yaşayamaz, öyle ise bu yaşama
vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya
talibim" der ve hazırlıklara 'başlar.

1930'lu yılların ortalarında tamamen kendi imkanlarıyla bir prototip uçak yapar. Gerekli
desteği görmez.Ancak ümitsizliğe düşmeyen Demirağ, Beşiktaş'ta bir uçak fabrikası
kurar.Devletin,THK'nin ihtiyacı olan 24 adet eğitim uçağı ve 60 planör ihalesini alarak
hızla çalışmaya başlar. 1936 yılında "NUD 36" ismiyle 12 adet THK siparişini hazır hale
getirir.

Ancak uçakları test eden heyet, Nuri Demirağ'ın uçaklarının reddedilmesine karar verir.
Karara itiraz eder ve mahkemelik olurlar. İki farklı bilirkişi raporlarının olumlu olmasına
rağmen THK, uçakları almamakta direnir ve Ankara Ticaret Mahkemesi, Demirağ'ın aleyhine
karar verir. Atatürk hayatta değildir ve Türkiye'nin tek siyasi otoritesi, Milli Şef İsmet
İnönü'dür.

Dünya savaşının gölgesinde, savunma sanayi gibi çok önemli bir alanda böylesine güzel bir
teşebbüsün neticesiz kalması, hatta reddedilmesinin altındaki sebepleri araştırmak,
tarihçilerin işidir. Bütün çalışmaları ve yatırımları boşa giden Demirağ yılmadan uçaklarını
kendi okulunda kurduğu yatılı okulda kullanır. Çoğu memleketi Divriği' den.olmak üzere, çok
sayıda öğrenciye pilotluk eğitimi verir. Bu öğrencilerin bütün masraflarını karşıladığı
gibi, ayda 150'şer lira da burs verir. Yeşilköy'deki bu okulun adı "Gök Okulu" idi.
Kurulduğundan kısa bir süre sonra her biri değerli birer pilot olan 9 kişi mezun olmuştur.
Bu pilotları ise daha sonra yüzlerce genç pilot izlemiştir. "Gök Okulu" tam anlamıyla bir
pilot okulu niteliği kazanmıştı.

Demirağ' dan ilkler

Ne gariptir ki THK'nın almadığı bu uçaklar senelerce uçar ve bir tek kaza dahi olmaz. Milli
endüstriye o kadar önem verir ki "Milli Kalkınma Partisi" ni kurar. Ancak, başarılı olamaz
Birçok ilke imza atan bu cumhuriyet döneminin ilk müteşebbisi bugün içinde bu1undugumuz
sıkıntıdan çıkmak ve özgüven eksikliğimizi gidermek için önemli bir isimdir.

ilk kez, boğaz köprüsü düşüncesi ortaya atarak 'yap-işlet-devret' modelini önermiştir. İlk
paraşüt imalatım, prefabrik ev imalatını gerçekleştirmiştir. Yabancıların cirit attığı
çimento tekelinin kırılmasını sağlamış, 1000 km'den fazla demiryolu döşemiştir. İzmit'teki
selüloz fabrikasını kurmuş, 1942'de Keban'a baraj yapılması düşüncesini ortaya atmıştır.
Hayatını kısaca özetlediğim Nuri Demirağ, öze11ik1e uçak endüstrisini ülkemizde geliştirmek sevdasında olmuş bu gayreti desteklendiği takdirde ülkemizin kısa zamanda çok iyi bir konumda. olacağını hep vurgulamıştır.


İsmet İnönü'ye mektup

Ancak, mahkeme kararıyla engellenmesi sonucunda, birçok makama mektuplar yazarak yardım istemiştir. Mareşal Fevzi Çakmak, çalışmalarını takdirle karşılamıştır. Fakat bir türlü ülke geleceği için hayati öneme sahip uçak sanayiinin gelişmesine yönelik olarak kimseden destek göremez.. Son çare olarak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye şu mektubu yazar; ".....göklerine hakim olamayan milletlerin yerlerde sürüneceğine, daha doğrusu yerin dibinde çürüyeceğine inandığım için 3,5 sene evvel bütün personel ve araç gereci öz kaynağımızdan olmak üzere, memleketin ihtiyaçlarına tamamen cevap verecek büyük bir uçak endüstrisi kurmak istedim. Ve bu düşüncemi Mareşal Fevzi Çakmak'a arz ettim ... beni büyük bir aşkla tebrik etti. Bunun üzerine dünyanın en mükemmel tayyare ve teferruatını yapan memleketlere mütehassıslarımla birçok kereler seyahat ettim. Tetkikat yaptım, yaptırttım. Ecnebi memleketlerde müteaddit kıymetli Türk gençleri ve işçileri okuttum, yetiştirdim ve yetiştirmekteyim. Fabrikaların sanat mekteplerinden yetişen en kıymetli Türk işçileriyle, en yeni ve modern makinelerle tezyin ederek buna müteallik muhtelif sanatı şubelerinde kurslar açmak, bilgilerini ameli, nazari genişletmek suretiyle de elemanlar hazırladım.

Beşiktaş'ta kurduğum tayyare atölyesiyle Yeşilköy'de yapmakta olduğum modern uçak meydanı, tamir atölyesi ve hangara ait plan-planlar ve bu maksatla satın alınan 1500 dönümlük arazi ve maden taharri ruhsatnamesi ve su kuvvetlerinden elektrik istihsali için değirmen ve baraj mahalli krokileri ve bu maksada hizmet emeliyle yaptırdığım 250 mevcutlu orta mektebe ait fotoğraflardan bir takımları ektedir.

Geçenlerde Beşiktaş'taki atölyemin senevi imalat kabiliyetinin tayini istendi. 300 mektep
veya 150 antrenman yahut 50 avcı tayyaresi yapılabileceği cevaben bildirildi. Zaman zaman
takdirler ve teşekkürlerle maddi ve manevi yardımlar yapılacağı ve siparişler verileceği
Hava Kuvvetleri'nden tahriren ve şifahen bildirildi. Şimdiye kadar asarı fiiliyesi
görülemedi. Bu babtaki emirlerin ve takdirnamelerin suretleri ektedir. Hava Kuvvetleri'nin
bir çok yüksek tayyare mühendislerinden mürekkep teknik komisyonu tarafından ilk Türk tipi
olarak belirttiğim bu tayyareye ait sandıklar dolusu yüzlerce aerodinamik ve statik
resimleri ve hesapları mezkur komisyonca aylarca tetkik ve performans tecrübeleri yapılarak
mükemmel, normal mektep tayyaresi olduğundan Hava Kurumu'na tebliğ ve uçuş müsaadesini verdiği halde Türk Kuşu, memlekette yegane salahiyettir bu fen komisyonun kararını dinlemeyerek tayyareleri kabulden imtina etmekte ve kaza hadisesi yüzünden vukua gelen teahhuru nazari itibara almayarak tayyare1eri almamakta ısrar ve teminat mektubu muhteviyatı olan 14,000 liranın, zapt ve avans verdikleri 40,000 lirayı istirdat etmişlerdir.

"30 sene erken gelmişim"

İşçilerim ve fabrika personelleri işsiz kalmıştır. Esasen şimdiye kadar tam ve kamil bir
mesaj sahası da bulamamışlardır. Bu müessese memleket müdafaası için faydalı bulunu yorsa,
derhal sipariş verilerek yaşatılmasının temini ricasını havi Mareşal Hazretleri'ne çekilen
ve şimdiye kadar cevabı alınamayan telgraf sureti ilişiktedir. Bu uğurda şimdiye kadar
harcanan 1,5 milyon lira ile hoş karakterim buna müsait değil ya-farzı muhal 15-20 adet han,
apartman yaptım, senede 150-200 bin lira kira alarak istediğim yerde gezer, tozardım.
Hülasa, Türk'e ecdadından miras ve dünyaya numuneyi imtisal olmuş olan sipahiliğin,
süvariliğin, serden geçtiliğin bugünkü şekli de tayyareciliktir.

Gece gündüz, kış yaz, yağmur, çamur, kar, bora, fırtına manialarını bertaraf edecek, vatanın
her bucağında şimdilik en az 60-70 yerinde modern uçuş meydanları ve yanı başında tamir
atölyeleri, hangarı, müteaddit sınıf ve derecelerde mektepleri ve birkaç yerde tayyare ve
motor fabrikaları yaparak havacılığımıza yüzlerce, binlerce, on binlerce,ihtiyat yapıcı,
uçucu Yaratıcı elemanlar ve vesait yetiştirmek iktidarındayız. .

Tayyare süratlidir. Mütemadiyen de süratleniyor. Havacılık işlerinin bu sürate ayarlanması
için hepsi aynı rütbede ayrı ayrı noktai nazar taşıyan hava komutanlarının başlarına tepeden
tırnağa, başından sonuna kadar mesuliyeti nefsinde toplayan "üzerine toz kondurulmamış"
yırtıcı yaratıcı bir şahsiyetin (her memlekette olduğu gibi) bu mühim ve hayati işin başına
geçirilmesi suretiyle tevsiini ve mahdut çerçeve dahilinde bırakılmamasını, vatanın yegane
kurtarıcısı siz aziz büyük milli şefimden yalvararak . kemali hürmetle arz ve niyaz ederim."
Nuri Demirağ, birçok kere İsmet İnönü'ye buna benzer mektuplarla - başvuruda bulunmuş
olmasına rağmen olumlu bir cevap alamaz.

1957 yılında ölümünden kısa bir süre önce kızı Mefkure Azak'a şunları söyler; "30 sene
erken gelmişim kızım; 30 sene sonra gelseydim, bütün projelerimi yerine getirebilirdim...
“Düşünüyorum da, Nuri Demirağ, uçak sanayiinde destek görse idi, Türkiye ekonomisi,
globalleşme sürecinin neresinde olurdu? .



Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 21:36.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210