Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Türk Tarihi

Türk Tarihi Türk Tarihi Ve Türk Kültürü Hakkında Her Şey...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-11-2007, 09:31 AM   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Usta
 
Uzaklar kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2006
Mesaj: 29,995
Rep Gücü: 1046
Rep Puanı : 101445
Rep Seviyesi: Uzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar RepstarUzaklar Repstar
Varsayılan Vakfiye




Vakfiye, vakfin vâkifi (vakf eden, vakfi tesis eden) tarafindan hazirlanmis
nizamnâmesine verilen bir isimdir. Vakfiyeler, kadilik siciline kayd edilip
islendikten sonra kesinlesirlerdi.
Islâm tarihinde ilk vakfiyenin Hz. Ömer tarafindan yazildigi söylenmekle
birlikte bunun, Hz. Peygamber devrinde mi, yoksa Hz. Ömer'in halifeligi
zamaninda mi olduguna dair kesin bir bilgiye sahip degiliz. Büyük bir
ihtimalle bu, Hz. Ömer'in halifeligi döneminde olmustur.

Tarih boyunca vakfiyeler, tas, deri ve kagit gibi yazi için elverisli
bulunan malzeme üzerine yazilarak günümüze kadar gelmislerdir. Sayet vakfin
mevzuu bir bina ise, bazan vakfiyenin özeti binanin duvarlarindan birine
kazilirdi. Nitekim Türkçe ile vakfiye olan Germiyanoglu II. Yakub Bey (ö.
1428) vakfiyesinin tas üzerine yazildigini biliyoruz.

Tarih ve medeniyet açisindan bakildigi zaman vakfiyeler, büyük bir önem
tasirlar. Çünkü bunlar, bize milletin muayyen bir zamanindaki hayat ve
kültürüne ait muhtelif olaylari ile sekilleri görme imkâni verirler. Keza
vakfiyeler, Müslümanlarin ekonomik ve sosyal hayatlarinda önemli rol oynamis
olan vakif tesisinin nasil çalistigim, kimlerin bunlari idare ettigini,
kimlerin vakif gelirinden istifade ettigini vs. gibi hususlari ögrenmemize
yardimci olurlar. Bunlardan (vakfiyelerden) vakfin büyüklügüne göre hacimli
olup defter gibi olanlar bulundugu gibi, muhtasar ve tek sayfa seklinde
olanlar da vardir. Bu arada rulo seklinde uzun ve kalin varaklar halinde
olanlar da bulunmaktadir. Mufassal olanlar uslûb bakimindan edebî degeri
yüksek olan eserlerdir.

Vakfiyelerde, Allah'a hamd ve senâ, Resûlüne salât ve selâmdan sonra hayir
yapmaya tesvik edici, sadakanin sevabindan bahs edici âyet ve hadisler
verilir. Bazan konuyu daha cazip hale getirmek, insani tesvik etmek ve edebî
san'at yapmak bakimindan âyet ve hadisler, siirlerle de desteklenir. Bütün
bunlar vakfiyenin mukaddimesi kabilinden olduklari için hukukî bünyeden
sayilmazlar. Bu mukaddimeden sonra vakfiyelerde genellikle su hususlar yer
alir:

1- Vakf olunan mallarin neler oldugu.

2- Vakf olunan bu mallarin nasil idare edilecegi.

3- Vakif gelirlerinin, nerelere ve kimlere hangi sekillerde verilip sarf
edilecegi.

4- Vakfin kimler tarafindan idare edilecegi, müessesede kaç kisinin
çalisacagi, bunlara ne miktarda ücret ödenecegi, bu ücretlerin hangi
gelirlerden elde edilecegi, esyanin fiyati vs. gibi konular, teferruatli bir
sekilde açiklanir.

5- Hakimin (kadi), vakfin sihhat ve lüzumuna dair olan hükmü.

6- Sonunda da tarih ile kadinin mührü bulunur.

Vakfiye, eb'ad, bakimindan ister büyük, ister küçük olsun, mahiyet itibari
ile içindekiler üç ana bölümden meydana gelir. Bunlar:

a. Dîbâce (Giris): Vâkifin, vakfi kurma sebep ve gayesinden bahs eden bu
bölüm, âyet ve hadislerle kuvvetlendirilir.

b. Vakfin Hizmet Sartlan: Gelir kaynaklan ve masraf yerlerini gösteren bu
bölüm, vakfiyenin en uzun kismidir.

c. Sonuç: Bu kisimda müessesenin seriata uygunlugu belirtilerek, hiç bir
kimsenin bu vakfa müdahale edemiyecegi anlatilir. Bundan sonra da tarih ve
sahidlerin imzalari bulunur.

Farkli dönemlerde kurulan vakiflarin vakfiyelerinde, gerek basta ve gerekse
sonda pek çok dua bulunur. Vakfiye metninde geçen dualari iki kisma ayirmak
mümkündür. Bunlardan biri hayir dua, digeri de beddua seklindedir.
Vakfiyelerde bu neviden dualarin bulunmasi normaldir. Zira vakif
hizmetlerinin yürütülmesinde, dogru ve dürüst çalisan, hizmetin görülmesine
yardimci olan yönetici ile görevlilere, bu hizmetlerinden dolayi vâkifin
hayir duada bulunmasi bir çesit sükran ve minnet borcu olarak kabul edildigi
için tabii bir harekettir. Bundan baska, vakfiyede belirtilen hizmetleri
yerine getirmeyen, ona ihanet eden, onu gayesinin disinda kullanan idareci
ve görevlilere de beddua edilmektedir. Vakfiyenin sonunda bulunan beddua
kismi, düsünen ve basiretli kimseler için tüyler ürpertecek sekildedir. Bu
bedduada vakfi kötüye kullanan, onu degistiren, bilerek ona zarar veren,
gelirinin azalmasina sebep olan, haksiz olarak onun malindan yiyen vs. gibi,
vakfa kötülügü dokunacak olanlar hedef alinmislardir.

Gerçekten, ebediyet (devamlilik) sarti üzerine kurulan vakiflarda, vâkifin
seneler sonra (ölümden sonra) ona müdahale edenlere baska türlü karsi
koymasi mümkün degildir. Bunun içindir ki o: "Allah'in, Peygamberlerin,
meleklerin, insanlarin ve bütün mahlukatin lâneti"nin, vakfi degistirenin
üzerine olmasini dilemekten baska bir sey yapamaz. Bu sebeple vakfiyelerin
sonuna bakildigi zaman, böyle bir beddua kismi görülür ki bu, insanlar için
manevî bir tehdid olmaktadir. Gerçekten inanan ve muvahhid (Allah'in
birligine iman eden) olanlar, böyle bir bedduaya maruz kalmak istemezler.

Osmanlilarda vâkif, vakfiyesini Istanbul'da Defterhâne'nin bu islerle ilgili
bürolarindan birine kayd ettirirdi. Defterhanede sicillere geçirilmis olan
bu vakfiyeler, bugün Ankara'da Vakiflar Genel Müdürlügü Arsivinde
bulunmaktadirlar. Bu arsivde 26300 kadar vakfiye oldugu belirtilmektedir.
Bununla beraber bunlar, vakfiyelerin tamamini temsil etmekten çok
uzaktirlar. Ancak muhtelif vilayet mahkemelerine ait bütün ser'iyye
secilleri ve tahrir defterleri tarandiktan sonradir ki, Osmanlilar döneminde
kurulmus bulunan vakiflarin sayisi yaklasik olarak tesbit edilebilir. Belli
bölge veya belli zamanlardaki vakiflarin sayisi konusunda ancak iki örnek
zikr edilebilir. Bunlardan biri 927-1005 (1519-1596) yillari arasinda
Istanbul'da tesis edilen vakiflarin sayisidir ki, bunlarin yekûnu 2868'dir.
Bu konuda baska bir örnek te 1718-1800 yillari arasinda Haleb'te kurulmus
vakiflarin sayisidir. Buna göre belirtilen tarihte Haleb'te 485 vakif
kurulmustur.

Vakfiyelerin en eski tarihi tasiyanlarindan, en yenilerine kadar tedkik
edilecek olursa bunlarin kültür ve medeniyet tarihimizin bir çok
özelliklerine isik tuttuklari görülecektir. Nitekim, bunarin; tarih,
kültürel gelismeler, folklorik özellikler, sanat tarihi ve sosyolojik
yönleri ile toplumun bilgilendirilmesine de yardimci olduklari görülür.
Vakfiyelerin bu özelliklerine kisaca temas ederek, bu vesikalar üzerinde
uzmanlarin hangi yönleri ile arastirma yapabileceklerine isik tutmaya gayret
edecegiz.

Vakfiyeler, düzenlendikleri dönemin tarihine isik tutan önemli belgelerdir.
Bilhassa hükümdar, bey, zengin ve bunlarin yakinlarinin düzenledikleri
vakfiyeler, bu sahislarin hem hayatlari, hem de sahsiyetleri hakkinda bilgi
sahibi olmamizi saglarlar.

Vakfiyeler, birer müessese olan vakiflarin, ilk elden incelenmesi gereken
kaynaklaridir. Gerek dinî, gerek sosyal, gerekse ilmî müesseselerde çalisan
insanlarin hangi isleri yaptiklari, çalisma sartlarinin nasil olduklari ve
hatta yetisme ortami bakimindan bize bilgi veren yegane kaynak o müessesenin
vakfiyesidir.

Vakfiyeler, birçok özellikleri yaninda döneminin iktisadî hayati hakkinda da
faydah bilgiler verirler. Gerek fiyat hareketleri, gerekse insanlarin geçim
standartlarini tesbit etmemize yardim edecek bilgiler, vakfiye metinlerinde
mevcut bulunmaktadir. Bu bakimdan, dönemin iktisadî tarihini yazacaklar için
vakfiyeler, basta gelen kaynaklar arasinda zikredilebilir. Keza vakfiyeler,
sehir tarihçiligi ile ugrasanlar için de birer kaynaktirlar. Zira vakif
müessesesi, kuruldugu sehrin bir parçasidir. Dolayisiyle vakif müessesesinin
tarihi, o sehrin tarihi ile iç içedir. Özellikle sehrin yerlesim durumu ile
halkinin dagilimi hakkinda bilgilerin yer aldigi vakfiyeler, bize, bölgenin
cografyasi, siyasî ve fizikî haritasi, hatta iklimi bakimindan da bilgi
sahibi olma imkani veren yardimci vesikalar hüviyetindedirler.

Vakfiyeler, kültürel özellikleri bakimindan da önemli birer vesika olarak
karsimiza çikmaktadirlar. Nitekim vakfiyelerde kullanilan dil ve uslûb,
gelisi güzel degil, belli bir sistem ve usûle bagli olarak kullanilmaktadir.
Bu sebeple vakfiyelerin kendilerine ait özel bir dili bulunmaktadir.

Vakfiyeler, halkin günlük yasayislari hakkinda bilgiler vermekle, toplumun
folklorik özelliklerine de isik tutarlar. Kara Ahmed Pasa vakfiyesinde
Ramazan ve Kurban bayrami ile mübarek gün ve gecelerde halkin yasayisi
hakkinda bilgiler bulunmaktadir. Giyecek ve yiyecek satin alinabilmesi için
kayitlar konulan vakfiyede bu günlere mahsus yemeklerin pisirilmesi için
gerekli malzemenin alinmasi gayesiyle vakif gelirlerinden tahsisatlar
ayrildigi görülmektedir. Keza vakfiyelerde devrin isinma kültürü bakimindan
da bilgilerin bulunduguna tesadüf edilmektedir. Kisin odun ve kömürün
yakildigini gösteren metinler, bunun açik birer delilidir.

Misafir karsilama ve ugurlama âdetleri ile bineklerin kullanimi hakkinda
bilgiler buldugumuz vakfiyelerde, sünnet geleneginin Anadolu'da nasil
oldugunu gösteren ifadeler de bulunmaktadir.






Sa Nu-mi Iei Niciodata Dragostea...
Uzaklar Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 11:28 PM.


Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

eXTReMe Tracker One of the largest message boards on the web ! Hosting Hizmetleri TOPlist