![]() |
|
|
|||||||
| Türk Tarihi Türk Tarihi Ve Türk Kültürü Hakkında Her Şey... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#31 (permalink) |
|
Almambet annem beni bırakmayacak herhalde, babam anlayış gösterip yiğitçe davranabilir diye Sooronduk'a vardı
Babasının etrafında büyükler ve danışmanlar oturuyorlardı Toplananlar Almambet'e saygı gösterip ayağa kalkıp sonra diz çöktüler "On gündür Çin sınırındaki bütün hanlara haber gönderip seni bulamadık " Gök korumuş, neyse başın sağ imiş ![]() "Baba ben Türklere, Kırgızlara uğrayıp, dost edinip geldim!" "Bu ne saçmalıyor? Cin çarpmış bunu Bu benim oğlumun sözü değil " Dedi Sooronduk "Ezeli düşmanımız Kırgızlardır Onlarla mızrağın ucu, kılıcın tığı ile konuşmak gerek " "Beni dinle baba! Ben Türklerin ve Kırgızların dinine girdim, baba Onlar dürüst sözlü, temiz kalpli, edepli, ahlaklı, yiğitleri namuslu, dindar, ilim ve irfan sahibi halk imiş ""Kapa çeneni! Oğlum tamamen değişmiş! Esen Han boşuboşuna bunu komutanlıktan alıp zindana atın dememiş Ben bunu Esen Han'a ulaştıracağım, kendi elimle geberteceğim Cinini çıkaracağım! Kimse engel olmasın!" dedi Sooronduk yanındakilere Sooronduk kılıcını çıkartıp oğlunu kesmeye yeltendi, Almambet babasının bileğinden tutup elini silkti Kılıç yere düştü![]() Almambet hemen kılıcı alıp, üzerine gelenleri gebertip karargahtan çıkarak direğe bağlanan alına bindi ![]() Öfkelenen babası sarayı sarsacak kadar bağırıp çağırdı "Yakalayın! Öldürün! Gebertin!" diye bağıran Sooronduk'un sesi şehirde yankılandı Almambet sabaha karşı yedi geri nişan edinip sağa sola bakmadan yola koyuldu ![]() Sooronduk oğlunun peşinden, onu takibettirmek için asker gönderdi Esen Han ve Batıdaki hanlara mektup yazıp, güvercinlerle gönderdi Erkesi gün han sarayına bir güvercin mektup bıraktı diye Esen Han'a küçücük bir kağıdı verdiler Kağıtta şöyle yazılıydı: Bugün sabaha karşı Sooronduk'un oğlu Almambet Kırgızlara kaçtı Batı yönüne doğru gidiyor![]() Bunu okuyan Esen Han öfkelenip saçlarını yolarak vahşi haykırışlarla bağırdı "Kaçak Almambet'i elime canlı ulaştırın! Ya da başını kesip getirin!" diye bütün Çin'e buyruk çıkardı "Biz önceden söylemedik mi, çocuğun niyeti kötü, başa bela olacak diye, ulu Göğün oğlu!" dedi rahipler sevinerek ![]() Yakasız zırh gömleği, nalsız çizme giyen, ince bıyıklı geniş yüzlü, kızıl gözlü memur Kongurbay başta olmak üzere Bahadır Neskara'yı ve Büyük Yoloy'u kalabalık askerle takibe gönderdi Esen Han ![]() Kongurbay'ın askerleri Almambet'e beş günde ulaştılar ![]() Karınca gibi kalabalık asker Almambet'i uzaktan kuşattılar Kuvvetten düşen Almambet sıra sıra gelen askerlere tek başına karşı koydu![]() Bahadır kapının önünde bekleyen Kongurbay'a oktan önce ulaşıp böbreğini yumruklayarak geçti Kongurbay atından düşmek üzereyken arkadaşları onu kurtardılar Almambet gerçek bahadırlığını şöyle gösterdi ki, sağa sola bakmadan kalabalık içine girip kılıcıyla mızrağıyla nice yiğidin canına okudu, bazılarını attan devirip kellelerini elma koparır gibi kopardı, askerleri kuşlara saldıran atmaca gibi kovaladı ![]() Almambet hiç uyumadan yedi gün yedi gece savaştı O karşısına çıkan Çin hanı Neskara, Kalmuk hanı Coloy ve onların yanındaki pehlivanlar ile tekbaşına dövüşüp pek çoğunu safdışı ederek kalabalık orduyu alt üst etti Bir anda atı kılceyren tulpar halsizlenip sendeleyerek bir çukura düştü Almambet bu sırada eyerinden bir yana sarktı, üzengiden ayağı kaydı Bunu farkeden Alevke'nin oğlu Kongurbay atını kamçılayıp kükreyerek kuş gibi saldırıya geçti Almambet yardıma yetişecek kimse olmadığı için hayatından umudunu kesmişti Göz kapayıp açıncaya kadar Almambet'e Gök yardım etti Kızıl perçemli mızrağı olan biri doğruca Kongurbay'a saldırıp, onun atına mızrağını sapladı Kongurbay'ın tulparı kuvvetten düştü, Kongurbay hayatından umudunu kesip telaşla aşağıya doğru kaçtı![]() Almambet "Bana yardım eden hangi yiğit acaba?" diye dikkatle baktı ki annesi Ekzer'i gördü Zavallı anne doru kısrağa binip, erkek kıyafeti giyinmişti, yumaklanan siyah saçları tepesine düşmüştü Biricik oğluna yardım etmek için, onsuz nasıl yaşarım diye düşünüp, eline mızrak alarak oğlunun peşinden gelmişti Yerinden kımıldamayan arslan kah annesini dağa benzeterek, sevincinden kabına sığmıyordu, kah miskin annesine acıyordu Almambet annesini gördükten sonra daha da cesaretlendi Soğuksuyu geçip, dinlenen atına binerek Kongurbay'ı takibetti Kongurbay'ın dört ayaklı kuş gibi uçarcasına koşan kara atına Almambet yetişemedi Kaçanların arkasından kovalayan Almambet yakaladığını sağ bırakmadı Almambet kaçanların arasında kuşluk vaktindeki gölge gibi hareketsiz duran askeri görünce, önce onu gebertmek için arkasına mızrak vurdu Üzengiden butu kayan asker başını çevirdi O, Almambet'in babası Sooronduk idi Onu gören Almambet'in vücudu deprem olmuş gibi sarsıldı "Sen miydin baba, sağ kal!" diye mızrağını çekip, kılıcını kınına soktu Utandı mı ya da sinidlendi mi bilinmez atının boynuna asılıp, ocağına su basmış gibi elinden kuşunu uçurmuş gibi ezilip büzülerek üzüntü içerisinde atını geri çekti Almambet sinirlenerek yürürken çukurda annesinin bindiği doru kısrağın boş olduğunu gördü Almambet'in kalbi çarpıp, dağ gibi atı sallandı O uçarcasına koşup kısrağı yedeğe alarak "Asil Ekzer anneciğim " diye geniş sahrada yankılanan sesiyle bağırmaya başladı Annesinden ses çıkmadı, nerede olduğu bilinmiyordu ![]() Davul çalan kalabalık Çinli'nin Ekzer'in cesedini katıra yükleyip, Pekin'e doğru götürmekte olduklarını gördü Almambet Tozu dumana katarak onlara yetişip annesinin cesedini kurtardı Sahrada, Almambet sırlı mızrağını yere vurup, gözlerinden yaş dökerek, kemikleri sızlayıp üzüntüden halsizlendi Bu sırada düşman, Almambet'i dört tarafından kuşatmış sel gibi geliyordu Almambet atını gerip çekip Çinlilerle savaşsam, zavallının etlerini akbabalar yiyecek, gözlerini oyacaklar diye eğilerek annesinin cesedini belinden tutarak doğru kısrağa yükledi Takibedenleri atlatıp ormana girdi Annesinin cesedini yüreği sızlayarak büyük bir acı içinde toprağa verdi, üzerine büyük bir taşla işaret koydu![]() Şafak söküp yeryüzü aydınlandı Almambet gitmek istedi ama, güneşi orman, düzlüğü düşman örtmüştü![]() Almambet, dindar biri idi, bir fırsatını bulup bu sıcakta dağ deresine dolu yağdırdı, ormana sel bastırdı, düzlüğü kara dumanla örttürdü Kılceyren'e binen Almambet güpegündüz yağmurdan kaçan askerler arasında dolaşıp atlarını beraberinde sürerek ormandan çıkıp Altay'ın yolunu tuttu Tam on bir gün yol yürüdü![]() Kökçö ile vaatleştiği günün üzerinden altmış gün geçmişken yoldaşlarıyla atlanan Kökçö "Almambet verdiği sözü tutacak, dost için ateşe girecek, namus için canını verecek bahadır sözünden dönmez, vaatleştiğimiz yere gelmişti" diye gök nehirin kıyısını takibetti Öğlen olduğunda kenardaki dağ yolunda toz duman çıktı Kökçö dikkatle bakınca kanlı atları sürerek gelenin Almambet olduğunu gördü![]() Güz aylarının sonunda Er Kökçö Almambet'i babası Aydarkan'ın avuluna götürdü Aydarkan, mal ve servete düşkün biri idi, o altı yüz atı arasında küçük bir kısrağı bulup kesti![]() Almambet Kökçö'nun karargahındaki birinin evinde barınıp, dokuz yıl bekar yaşadı O halkın sefil yaşamına acıyıp, bir yararım dokunsun diye, Moğolların, Tırgotların, Kalmukların atlarını, sığırlarını ve develerini getirerek yoksullara paylaştırdı Yılda üç dört kez at getirip fakirin karnını doyurdu, yoksulu zengin kıldı![]() Almambet 'diliği, dürüstlüğü, samimiliği ile obacakta değer kazanmaya başladı Zavallılar, fakirler, şikayetçiler, kocasından boşananlar önceki gibi baylara ileri gelenlere, efendilere, beylere değil, bu belalı gaddar Çinli Almambet'e gelmeye başladılar Almambet herkesin şikayetini, derdini dinliyordu Kimsenin servetine, zenginliğine, şöhretine bakmıyordu Herkesle yüzyüze konuşup, davanın köküne iniyor, kavgayı yatıştırıp meseleyi adil bir şekilde çözüyordu Kazakların, daha önceleri adillik taslayan bilgiçleri, hakimleri maslahattan, hakimlikten, ganimetten mahrum kaldılar Bir defasında ileri gelenlerden altmış kişi bir araya gelip anlaştılar Hile düşünüp, kendilerinin Almambet'e denk gelemeyeceğine kanaat getirdiler Kardeş gibi birbirine yakın olan Kökçö ile Almambet'in arasını açtılar![]() "Nazlanan güzel Ak-Erkeç namussuzluk edip yanına erkek aldı Kadın erkeğe düşmandır Babasını, askerlerini öldüren bu Çinli sana acır mı, Almambet seni öldürüp tahtına oturup Ak-Erkeç'' almak istiyor, onu ortadan kaldır" diye hep birlikte bir masal uydurup Kökçö'yü sarhoş ederek Almambet'e karşı çıktılar Kadınlara düşkün, safdil ve kaba olan Kökçö, mümtaz beylerin necis dedikodusuna inanarak Almambet'i kalabalığa öldürtmek isterken bahadır kılıcını çıkarıp kendini korudu, bir kaçını yıkıp ölümden kurtuldu ![]() Öfkelenen Almambet'e beyaz sarıklıların akıllısı, ipek elbise giyen güzel Ak-Erkeç ağlayarak şöyle akıl verdi: "Yolda Kırgızların bahadırı Manas'a uğra, senin kıymetini bilse bilse o bilir, sözümü unutma " Karargahtan giden Almambet epey yürüdükten sonra "Kökçö sarhoşluğundan bana bunu yaptı, kendine gelip gerçeği öğrenirse peşimden adam gönderir" diye pek uzağa gitmeden savaş atı olan Kılceyren'i otlağa bıraktı, yollara bakıp bir gün yattı, iki gün yattı, üç gün yattı "Kökçö değişmiş, niyeti bozulmuş" diye dertlenip ondan umudunu kesen bahadır Almambet atının başını sahraya çevirdi![]() Hazret dağında Ahşap dairesi ardıç ağacıyla tutturulmuş, sırıklarının ucuna kırmızı çuha geçirilmiş, kenarları deyilde kumaşından yapılmış, beyaz çuha ile kaplanmış, işlenmiş ipekle örtülmüş, sırıkları ve duvarları otuz çeşit boya ile boyanmış Karabörk'ün, adetlere göre yapılan on iki kanatlı beyaz çadırında uyumakta olan Er Manas rüya görüyordu![]() Manas uyanıp "gece gördüğüm rüya iyi değil Bunu halka anlatıp yordurayım" diye Kırgızlara haber gönderdi Kırk gün sonra haber ulaşan yerlerin hepsinden halk geldi Ya düşmanını yenememiş, ya da hanımı erkek doğuramamış, durup dururken ziyafet vermesinin anlamı nedir? Diye Manas'ın davranışına şaşıranlar oldu Manas at kestirip eğlence düzenleyerek ziyafet verdi İnsanlar dağıldaktan sonra karargahına aksakallıları, bilgiçleri, ileri gelenleri, halkı yöneten beyleri, kırk çorasını çağırıp onlara karın yağı, yele altı yağı yedirip, şarap içirdikten sonra rüyasını anlattı![]() "Sevgili halkım, size söyleyeceklerim var, yormanızı istediğim bir rüya var Gece bir rüya gördüm, rüyamda Ak-kula'ya binip, cebe giyip yol yürüyüp sükunetle geliyordu, karşıma tığı altın, sapı bakırdan olan kırmızımtırak bir kılıç rastladı Ganimeti elime alıp havaya salladığım zaman vızıldayan bir ses çıktı, keskin olup olmadığını denemek için ev kadar bir taşa vursam, taş et gibi kesilip ikiye ayrıldı, kılıç yere saplandı, kılıcı kuşanıp geliyordum, sağ tarafımı ağır hissettim, baktım ki, deminki kılıç arslana dönüşmüş Tepeye çıktım, arslanın heybetinden hayvanların hepsi boyunlarını uzatıp eğildiler Yine yürürken, arslan bir anda atmacaya dönüşüverdi Beyaz atmaca gökte öterken, bütün kantatlılar yerde korkudan titriyordu Kuyruk ve başı parlayan beyaz kuğudan beyaz tüyü var, alp kara kuşunun heybeti var; kuşu elime kondurup geliyorken uyandım Millet, bunun anlamı nedir? Rüyamı yorunuz![]() ![]() " Manas, kıymeti pahalı kaftanı askıya iliştirip kapı söğesine dayanıp başını oturanlara çevirdi![]() |
|
|
|
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Böyle zor anda halkı kurtarıp, ihtiyacı karşılayan akıllı ve yenilmez Acabay oldu
"Bahadır işlerin düzelecekmiş, hayırlı rüya görmüşsün Tanrı sana eşdeğerini verecek, Çin'e şerefini lekeletmeyen Er Almambet sana gelecekmiş İşittim ki, Sooronduk'un oğlu Kazaklara gelip, birkaç yıl kalmış, ama pehlivanlarıyla anlaşamamış Kökçö'ye darılmış Çelik tığlı, arslanların arslanı, bahadırların bahadırı olan Almambet sana gelip katılacakmış Sana destek olacakmış Rüyadaki işaret Tanrının sevdiği kişilere verilir ""Kimse seninle boy ölçüşemez, talihine kimse konamaz Acıbay ağa! Beylik kaftanı sizindir!" Bahadır Manas düşündüklerini iyiye yoran Acıbay'a memnuniyetini ifade ederek altı bin aileye bey olduğunun işareti olan kıymette pahalı kaftanı giydirdi ![]() "Rüyan gerçek olsun!" dedi oturanlar Tanrıya sığınarak Halk memnun olup ziyafetin keyfini çıkardıktan sonra evlerine döndü Ondan sonra yaz geçti, güz geçti ![]() Manas'ın karargahında altı yıldan beri kötülükten haber veren davul çalınmamıştı Bugün davul çalındı![]() "Altı yıldan beri Manas tırmanacak dağ, savaşacak düşman bulamadığı için canı sıkıldı galiba, toplanalım, ziyafet yapmak için Manas'tan izin istiyelim" diye durdu halk "Bahadır Manas, bizim yapacak işimiz nedir?" dedi kırk çoranın başı kırgıl gelerek O zaman Manas şöyle dedi: "Bahadırlar beş aydan beri yer altı yağı, karın yağı, sucuk yiyip, şarap ve kımız için eğlenip yattınız Kılıcınız paslandı! Tazınızı yağ bastı At semirip doldu, atlanacak zaman oldu İyisi ava çıkalım! Tadını çıkaralım!"![]() Bugün Manas'ın yiğitleri yağma için hazır bulunan seçkin tulpar (at) larını esirgeyip, ziyafetlerde bindikleri toburçak koşu atlarına bindiler, bazıları kazan aşı özledik diye atlanıp düşman yerine av, gece yerine tan arayıp çıktılar Manas iki gün ara vererek doyasıya eğlendi, pek çok geyik avlattı Bu yetmiyormuş gibi doğuya doğru yürüye yürüye on beş gün yol gittiler Bahadır Manas yüksek dağlarla çevrili, sarı deredeki ufak tepelere, ördek ve kazlara, at ayağı değmemiş otlara, akaduran pınarlara, hayvanları bol olan Talas'a merak salıp, buraları tam karargah kurulacak yer imiş diye çok beğendi Ceylanı koyun sürüsü gibi fazla olan geniş havzaya karargah kurup satranç, toguz korgol (bir oyun), toptaş, aşık oynatıp altı gün eğlendi![]() Yiğitlerin hepsi çılgınca eğlenirken Er Manas rahat uyuyamadı, gönlü eminlik bulmadı, bir gök çadıra giriyor, bir dağa çıkıyordu, kalbi çarpıp, yer bakmaya giden yiğitlerini gözetliyordu ![]() Dağ eteğine çıkan kurt gibi yolda bir karaltı gözüktü Bindiği at, boynu bir kulaç olan değişik bir tulpar idi, kendisi geniş göğüslü, geniş omuzlu, yay kuşanan, sadağı öküz beli gibi dağa benzer bir alp idi Yaklaştığında gördü ki, o endamıl, başına hanlarınki gibi altın işlemeli kalpak giyen, başında kıymetli taş bulunan, insandan farklı heybeti olan, tuttuğunu koparan ölümden çekinmeyen, bahadırlık boynuzuna sahip bir yiğit idi Manas onu gördüğünde rüyamda görünen "Sevgili Er Almambet işte odur" diye tahmin etti Dosta susamış gibi aceleyle yanına gitmekten çekindi Onun gerçek yiğitliğini deneyeyim, kurallara göre iş göreyim, halkın adetini göstereyim diye Almambet'e gözükmeden dereye girdi Manas gök yayvandaki eğlencenin keyfini çıkaran arkadaşlarını yerinde bırakıp su kıyısındaki altın sadaklı beş bahadırına Almambet'i gördüğünü söyledi ![]() "Belindeki bağ gibi beş bahadır, sözümü dinleyin Aşağıdan gelmekte olan kimse Almambet'e benziyor Onu kuşatıp farkettirmeden yaygara edip ona saldırın, gerçek bahadırlığı o zaman bilinir Yiğidin yüreğini deneyelim" dedi Manas![]() "Hey, onu öyle şımartmayalım, Kazaktan kaçan Çinli'yi beşimiz bağlayıp gelemezmiyiz" dedi Sırgak "Bırak şimdi, kendini dev mi sanıyorsun Sırgakcığım Akıllı iş yapalım Benim gördüğüm Almambet, eğer gerçekten o ise tabiatı, heybeti arslan gibidir Ona kötü muamele edip utandırmayalım? O çocukluğundan beri Çin'in köklü âdetlerine alışmış başı dertte olan, barınacak, yeri, sığınacak halkı, dayanacak dağı olmayan yalnız arslan gibi dolaşan garip, şaşkın bir bahadır Ona ele konan kuş gibi iyi davranıp cana dost, direk edinelim Ona adetlerimizi, liyakatımızı gösterelim Değerini bilelim Askerlerin birliğini, davranışını, yiğitliğni cesaretini görsün! Görüp memnun olsun! Alaya almıyalım! Disiplinsizlik etmeyin, sır vermeyin, askerlerimizin birliğini, çevikliğini, bahadırlığnı gösterin Emrimi yerine getirmeyenin kanını dökeceğim "Beş bahadır dağ deresini takibederek yola koyuldular Bu sırada beş bahadır birden bire tüfek atıp, davul çalarak, dereden çıkıp Almambet'e saldırdı Almambet bunlar haykırışına çil yavrusu kadar bile değer vermedi, gerçekten kurşun yürekli, fil bilekli bahadır idi; kımıldanıp arkasına bakmadı bile Yöneldiği taraftan sapmadan aç arslan gibi ulayıp, mızrağı belinde sallanıp, sağa sola bakmadan bastırıp gelmesin mi! Az önce bağırıp çağıran, hep birlikte saldıran, yiğitlik taslayan beş delikanlı Almambet'in heybetinden çekindiler, dilleri tutulup, kurda rastlayan köpek gibi sustular Silahlarını yavaşça indirdiler, alaya kaldılar, sadece selam verdikten sonra sıraya girip durdular![]() Bahadırlık taslayan Sırgak şimdi Almambet'e yol başlıyordu Almambet dört tepeli gök çadıra yaklaşırken karşısına birçok dil bilen akıllı Acıbay çıkıp atının dizginini tutarak konuşmaya başladı ![]() "Büyük olsan da alçak gönüllü ol bahadır, sözüme kulak ver Tanrının emriyle Kırgızların mukaddes topraklarına, hanın kapısına rastladın Böyle gaddarlık etme, halkımızın adetlerine göre davran Hanımız nehirde kan akıtan sert tabiatlı bahadır, bizi cezalandırmasın, canımız sağ kalsın Attan inde hürmetle hana selam er![]() ![]() " Hakan Çin'de hanın huzurundaki âdetleri öğrenmiş, ayrıca Türk hanlarının köşkünde bulunmuş Almambet atından inip, han çadırana gelip, hürmetle selam verdi Manas'ın amcası Bakay'la el sıkıştı Kırgızlar, âdetlerine göre sarı altın ruhlu kaseyle kımız alıp geldiler Almambet fincanı veren yiğide "evvel amcama, büyüklere sun" diye Bakay'ı gösterdi Bizim adetlerimizi biliyormuş diye oturanlar şaşırdılar![]() Bakay kaseye dudağını bandırıp büyüklük işaretini yaptı Ondan sonra Almambet fincanı eline aldı Nice günler aç kalıp dudakları kuruyan Almambet açlığını bildirmemek için, azıcık içmişti, kımız midesini yakmış olmalıdır ki, kamburlaşıp ter içinde kaldı, sonra başını kaldırdı O zaman Manas konuşmaya başladı: "Bahadır, Ala-Dağ denen yere geldin Kırgız denen halka geldin Hoş geldin Bahadır! Keyfine bakıyoruz da, yolcu gibi bir halin var, bahadırlık heybetin var Hangi ilden, ne zaman geldiğini anlat, Bahadır" dedi Er Manas kulağını verip![]() Er Almambet kederlenerek şöyle dedi: Adını sanımı sorma bahadır, Halkından vazgeçen bir yalnızım ![]() Gözüme alıp ölümü, Cevap verecek halim yok? Şaşkın dolaşan insan gibi, Yol sorsam ne fayda eder? Böbürlenecek halim yok? Budala dolaşır her yerde, Yalnız gezen bir kimseye Halkını sormak ne fayda eder? Gideceğim bir yer yok, Şöyle dolaşan biriyim Sığınacak halkım yok, Şaşkın gezen biriyim Hayalde yok iş arayıp, Şaşalayan biriyim ![]() At ulaşmaz yol arayıp, Yol şaşıran biriyim Bahadır Manas halkına şöyle duyurdu: "Göğlere yükselen Ala-Dağ'ı ve onun geniş kırlarını, uzun yollarını kim aşmamış ki halkım! Davet edip getiremiyeceğim Çin hanını Tanrı göndermiştir Evime kut inmiştir! Belalı kırk bahadır, buraya gelin! Hana selam verin! Binmesine yürük, giymesine kürk elbise verin, esirgemeyin! Ak kulayımı çekin!" Manas'ın ordusundaki yiğitler oraya buraya koşuşup, hakim beyler telaştan ne yapacaklarını şaşırdılar Manas sözünü bitirir bitirmez, yiğitler Ak-kula'yı yedeğe alarak, dokuz ünlü koşu atını getirdiler Atların hepsi eyerlenmişti Ak-Kula'daki altın eyerin başına sırlı mızrak, yanına Akkelte kılıç, terkisine balta bağlanmıştı Kırgızlar Almambet hanın şerefine sarı oğlağı kurban kestiler Manas hazineci kurnaz yiğide büyük heybeyi açtırdı Almambet'in başına kızıl altın sikke (para) serpti Yuvarlak başlı insanların talihi için kırk bin altın sikkeyi yiğitlerine talan ettirdi, kova kova yağları Almambet'in başından çevirip dört ayaklıların talihi için köpeklere yalattı Üç canlının etini Almambet'in başında çevirip, bu kantlıların talihi için diye kuşlara yedirdi Almambet'in eski giysilerini zavallı, gariplere pay etti![]() Kırk çoranın içinde zor anlardı faydası değen, sıkıştığı yerde çare bulan, temiz sözlü Serek adında bilgiç biri vardı O Manas'a şöyle dedi: "Bahadır, Kırgızların adetine göre han geldiğinde şerefine at kesilirdi ![]() ![]() " dedi Serek Manas bacaklarına vurup kahkaha atıp güldü "Evet Serekciğim doğru söylüyor At kesmeden han karşılamak bizim adetimizde yoktur Millet han geldikten sonra at kurban keselim, hazırlayın!"Manas, bahadır Almambet'e cebe giydirdi Ak-kulasının başladığı iki tulparı yedeğe alıp gelerek onlara hediye verdi ve şöyle dedi:"Almambet hanım karargahıma gelmişsin, yola koyulacaksan Akkula atıma binip bu atları sürüp git Mızrağım, tüfeğim sana emanet Sana verecek hediyem bunlar, kabul et, kalacağım dersen işte halk, gideceğim dersen işte yolun " Almambet ses çıkarmadı ![]() Atların sırasında Ak-kula da vardı "At benimki" diye Almambet Ak-kula'yı aldı, onun yerine Sarala'yı bıraktı![]() Mükafatı haketmeden at kesildi Bunu halkın çoğu bildi, bilse de kimse Manas'a bunu sormadı Bu esnada söz ustası Serek işe yaradı ![]() "Bahadır, at kesilirken onun bir bedeli olmalıydı" Manas etrafına bakındı Bunu anlayan kırk çoro bir akıl buldu "Bahadır, at yarışının mükafatı için insan konulurmuş diye düşünsün Almambet Biz çoralar mükafat olarak duralım" dedi kırk çoradan yedisi önüne çıkıp![]() O zaman hiç gülmeyen Er Manas kahkahayla dişlerini göstererek gülmeye başladı |
|
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Bu sırada yürük atların önü finişe geldi
Birinci yarışı tuynaklarının değdiği yerleri yer ocağı gibi oyan, toz çıkarıp, dağlar üzerindeki bulutlar gibi yayılan duman bırakan Almambet'in Sarala atı kazındı birinci yarışın mükafatı olan yedi yiğit Almambet'e verildi, onlar sevine sevine gelerek sahiplerinin hizmetine girdiler Bundan itibaren bahadır evinde olduğu zaman kamçısını alıp, atından indiği zaman dizginini tutup oturduğu zaman döşek hazırlayan yedi yiğit Almambet'in emrine geçti Almambet'in kalacağına kesin gözle bakan Er Manas yeni dostuna değer verip onu iki gün kırda dinlendirdi ![]() Tepede yıldızlara yakın kahramana yandaş yatan, kuşlar ile bir arada uyuyan Almambet ile Manas; iki yiğit can sıkıntısını gderip, rahatladılar, iki gün iki gece yattıktan sonra kalbindeki sözleri birbirlerine anlatıp canciğer dost oldular ![]() Manas atalarının adetince Almambet'e şöyle dedi: "Şimdi bahadır, Kırgızlara akraba oldun Yatacağım dersen işte köşk, gezeceğim dersen işte ilim Gitsen de sana güveniyoruz, kalsan da! Ama kalırsan başımızın üzerinde yerin var " "Bahadır Manas, ben hayatımda hiçbir şey görmemiş çocuk gibi biriyim Çok değişik şeyler yaşadım Böyle bir zamanda Kırgızlarla geçinebilir miyim, geçinemez miyim diye tereddüt ediyorum Halkın hakkında, bahadırların hakkında bir şeyler anlat, öğreneyim" dedi Almambet Manas şöyle dedi: "Bahadır Almambet Tüneğimden inen kutum oldun Elime konan atmacam oldun! Can ciğer dostum oldun İşlerim yolundadır Şimdi sana halkımını durumunu anlatayım Ecdadımız Türktür Tanrıya, Yersu'ya Umay Ana'ya tapınıyor Dağlara çıkıp, güzel yerleri mesken edinir Sözüne çok özen gösterir Kanunu ve nizamı ağzında, sırrı yüreğinde, erzağı terkisindedir Bayrağını, göğün yüzünden ve yanan ateşin renginden almıştır Damgasını ay ile gökten, canlılardan almıştır Yiğitler yastıkta değil, şerefleri için savaşta ölürler Yağmaya çıktığı zaman yoldaşı tulpar avı ile savaş silahı, sırlı mızrağıdır Özgür kuşlar gibi kışın Batıda, yazın Doğuda dolaşan kaplan gibi kuvvetli halktır" dedi Manas![]() Almambet sıra dağlara merakla bakarak şöyle dedi: "Kendimizden başka halkları 'vahşiler', 'dağ haydutları', 'vadi haydutları' diye kimseyi muhatap saymadan kibirlendik İnsanın kötüsü vardır, ama halkın kötüsü yok Her halkta arsalanı da vardır, hayvanı da " Manas şöyle dedi: "Bahadır, Han karargahında babam Cakıp, danışmanı Baka, bütün Kırgızlar var, oraya gidelim?" Keçe evinin önündeki seçkin yiğitlerden üçü 'Almambet oğlun geldi' diye Cakıp Bay'a hanımına müjde vermek için koştular Cakıp Bay Semerkand'ın dışındaki Bel-saz denen yaylada kısraklarını sağıp tay etini yiyip kımızdan çekilen şarabı içip yatıyordu Üç yiğit birbirleriyle yarışarak müjdeyi ulaştırdılar![]() "Bay ata, oğlunun bu dünyada yoldaşı, öbür dünyada arkadaşı, savaşta arslanı olacak biri bulundu ""Bay ata, oğlunun dövüşte mızrağı, savaşta kılıcı, yağmada yürük atı olacak biri geldi ""Bay ata, kaplan gibi saldıran, çelik kılıç gibi parçalayan, çekişen düşmanı sağ bırakmayan Almambet oğlun geliyor Muştuluğunu söyle, bayım "Cakıp Bay'ın cimriliği tuttu Muştuluk verecek mertliği gösteremeyip yiğitleri hanımına gönderdi Sevgili Çıyırdı hanım müjdeyi aldığında karargahından çıkıp hayır dualar okuyarak Tanrıya şöyle seslendi:"Ah, Tanrım, bundan on altı yıl önce rüyamda Manas'ın yanında Almambet'in bulunduğunu görmüştüm Ondan beri ne zaman gelir diye bekliyordum, rüyam doğru çıktı Müjdeye gelen yiğitler develerden dokuzunu üçünüz paylaşın "Çıyırdı kuş tüylü teğelti konulan boz yorga (at) sına binip oğlumu karşılayayım diye on iki kadını beraberinde alıp yola koyuldu Cakıp Bay altmış sakallı ihtiyarı peşine takıp acele hareket etti Cakıp Bay Manas ile Almambet'e herkesten önce ulaştı "Ah, kurban olayım oğlum Almambet! Sağ salim geldin mi? Seni bize Tanrı gönderdi" dedi Cakıp ağlayıp sakallarını ıslatarak ![]() Almambet, babasını hatırlamış veya Cakıp Bay'dan memnun olmuş gibi Cakıp'ın göğsünü öptü ve ağladı Bu sırada, arkadan saçları beyazlamış Çıyırdı hanımın sesi geldi Hanım boz yorgasının dizginini bırakıp altmış ihtiyarın arasından geçerek geldi "Tanrım bana verdi Biriciğim çifti geldi " Çıyırdı deve gibi bozlayıp Almambet'e sarılmıştı Hanımın memelerinden yeni doğum yapan gelininki gibi süt fışkırıp aktı "Sevgili Anneciğim" dedi Almambet memeleri emerek![]() Şöhretli hanım Çıyırdı iki memesini çıkarıp sağ yanına Manas'ı, sol yanına Almambet'i alarak ikizleri emzirir gibi emzirdi ![]() Otuz yaşındaki oğlu iştahla meme emdiğinde memesini sıkıp, sütünü fışkırtan ve bununla zevk duyan gülyüzlü Çıyırdı'nın gevşeyip durduğunu görenlerin hepsi çok sevindiler ![]() "Halkım, anadan iki, atadan dört tane oldum" Er Manas Cakıp Almambet'in gelmesi münasebetiyle kırk bir hayvanı gariplere ve fakirlere sadaka verdi ![]() Bahadır Manas Almambet'i kutlamak için sekiz kabile halkını çağırıp ziyafet verdi Çıyırdı hanımın beyaz evinde meyva konulan geniş sofrayı çevreleyip oturanlar arasındaki Almambet şöyle dedi:"Bahadır Manas, halkını gördüm, Tanrı bahtını vermiş Talihin varmış Ak-kula atını mertlik edip bana verdiğin için memnunum Babamın evindeyken söyleyeyim, Ak-kula'yı sana verdim Bana Sarala yeter " Almambet'in akıllılığını gören Kırgızlar çok sevindiler ![]() Dizilmiş olarak bekleyen kalabalık halkın ortasında Manas, yanında Almambet ve kabile reisleri yer almıştı İki yiğit beyaz söğüt çubuğunun uçlarından tutup durdular Cakıp çelik bıçakla çubuğu tam ortasından kesti![]() |
|
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
ATALARIN YURDUNDA (II
Bölüm)"Almambet ile Manas, Tanrı huzurunda hayatta ve ölümde beraber olmak için halkın önünde dost oldunuz Ananın beyaz sütünü emen kardeş ikiz kardeş oldunuz Andı bozup birbirinize fenalık düşünürseniz, başınız işte bu çubuk gibi alınsın Tanrı lanetlesin, Umay Ana belanızı versin!" Epeydir suskun duran halk bunu tasdik etti: Kötü niyetliyi yer vursun! Üstü açık mezar vursun! Anlaşma sona erip halk dağıldıktan sonra herkes kendi evine giderken Almambet tahsis edilen Ak Otağa yalnız gitti Bunu gören Manas Almambet'e kız bulmayı düşündü![]() İki gün uyumayan Manas sonunda Almambet'e kız bulmadan önce evvel kendisinin evlenmesi gerektiğini düşündü Manas babası Cakıp'ın sırrını söyledi: "Baba, yaşım otuzdan aştı Kayıp hanın kızı Karabörk ele geçtiğinde, Şooruk'un kızı şımarık Akılay hediye olarak geldiğinde çaresiz evlenmiştim İkisi de doğurmadılar, bana yoldaş olamadılar Dünürlerinin keyfi iyi değil, tekrar düşmanlık besleyecektir Örf âdetlere göre beğendiğim bir kızla nişanlanmadım, severek murada ermedim" dedi Manas "Söylediğinde haklısın oğlum" dedi Cakıp "oğlu evlendirmek babana farzdır Nasıl bir kadın istiyorsun? Kimin kızını beğeniyorsun Gönlündekini söyle " "Lakırdı laf söyleyen Geceli gündüzlü göz oynatan, Yanında yiğitleri olan Beyin kızı olmasın Hep bilgelik taslayan, Ne iş yapsa gizleyen, Pirin kızı olmasın Muhafızları yanında, Şımararak yetişen, Han kızından olmasın Kaymak yiyip evde yatan, Babamın gözü açıkken, Gözü mirasta olan, Gideceğim erkek bey olsun diyen, Zengin kızı olmasın ![]() Tabana çatlak, yüzü kalın, Konuşmasını bilmeyen, Köle kızından olmasın, Baba kendin bilirsin, Şöyle böyle kadınlar, Beni memnun edemez ![]() Gösterişli olmayan hoş sözlü, Nurlu yüzlü, cadı gözlü, Dik boyunlu, düğme baş, Kavrayışlı, ciğeri taş, Kahkülü güzel, uzun saç, Kocasına iyi davranan, Halkı için çare bulan, Tanrıya yalvarıp yaşayan, Dünya güzeli olsun, Düşünceli kız olsun" Manas gönlündeki sırrı şaka yoluyla Cakıp'a anlattı ![]() "Baba, dostum Almambet'e de kız ara Beraber evlenip, beraber düğün yapalım" Almambet'in nasıl bir kız istediğini bilmiyorum? Dedi Cakıp bahadıra gülerek Almambet yere baktı "Baba" dedi Manas "Bana layık bulduğun kızdan üstün olursa olsun, eksik olmasın!"Bunu işiten Cakıp Bay yanına yoldaş alıp, iki ata para yükleyip, Manas ile Almambet'e kız aramak için atlanıp yola koyuldu ![]() Cakıp Bay iki oğlumu evlendirip babalık farzımı yerine getireyim, uzaklara gidip kız aramalı demesinler diye Çarcuy ve Fergana'dan başlayıp Semerkand, Taşkent, Buhara'ya kadar dolaşıp kız aradı Kız arayacağım diye ihtiyarın görmediği kalmadı Ama gönlünce bir kız bulamadı Sonunda Tacik yurduna geçerek otuz şehrin hanı Atemir'in Sanirabiyga denen kızını beğenip döndü![]() Cakıp büyük Kara-Dağ'daki her yere dağılmış halkına geldi, onlara haber verdi Manas Büyük Tepe'ye avlanmaya gitmişti, ona haber verdiler Halk toplandıktan sonra Cakıp acele etmeden başından geçenleri anlatmaya başladı "Han bahçesindeki cıvıl cıvıl gölde gezinip eğlenen kızları, çiçekler arasından gizlice seyredip oğlum Manas'ın söylediği gibi zarif, masum gözlü, uzun kirpikli, ince belli güzel bir kızı beğenmiştin O Atemir padişahın kızıymış Sanırabiyga kız sana layıktır, sana akıl verecek, gönlünü avutacak, tutumlu biridir Onu alırsan yolun açılacak, kaçanlar eline gelecektir İsrar ve inat ederek babasıyla konuşup onu razı ettim ve kızını istedim, razılığını aldım, küpe taktım Başlık parası ve nişan duası için otuz gümüş sebikeli mal, altı gümüş sebikeli altın verdim Yine bir kızı Almambet'e layık gördüm Beni kaygılandıran bir şey var Atemir han elden gelmeyecek, bulunmayacak kadar fazla hayvan isteyip şartını koydu" dedi Cakıp![]() "Nasıl bir şart?" dedi Manas ![]() "Ben hayvan sayısından korkmam, ama o hayvanlarda bulunmayan renkli hayvan istiyor Altmış devenin yarısı dişi, başları siyah, diğer kısımları beyaz olsun, yarısı erkek, baldırı beyaz, diğer kısımları siyah olsun diyor Beş yüz altın yarısının yüzü siyah, burnunda beneği, alnında beyaz lekesi olsun, ön tarafı beyaz, kuyruğu siyah olsun, elli tanesi alaca, elli tanesi açık kızıl, elli tane kula, yirmi beşi al, doru, kızıl olsun diyor Elli tane beyaz inek, boğası siyah, elli tane sarala, boğası beyaz, elli tane kızıl öküz, saral öküz olsun diyor Koyunların bini siyah, bini beyaz olsun diyor Kırk bin altın sikke para, iki erkek köle olsun diyor, Atemir Dünürümün söylediği budur Çin'de bu iş bu kadar değil mi, kız vermemenin çaresi bu diye düşünüyorum?" dedi Cakıp iç çekerek "Babacığım, bugün gördüğün yarın yoktur, kızma Onları başım sağ olursa bulurum," dedi Manas gülümseyerek Ben de Büyük Tepe'de uyurken bir rüya gördüm Kenarları kırık olan bir ayı tutup yatmışım Almambet de böyle bir rüya görmüş Bakay amcaya yordurduk: "Eline gelen ay aldığın yardır, kenarlarının kırık olması çocuk doğurmayacağına işarettir Sonra dolgunlaşması da eşinin gecikip doğurmasını bildirir" diye yordu "O zaman Tanrım verecektir demek" dedi Cakıp Bay Ak otağın tüneğine bakarak Tanrıya dua edip "Şimdi oğlum Manas, evleneceksen başlık parası hazırla![]() ![]() " "Cümle Kırgız içinde hısım ve akraba, dost ve arkadaşlar yapacağı yardımı yapar" dedi Manas oturanlara bakarak "Hey millet, Manas evlenecekse nasıl elimizdekini esirgeyelim!" dedi Akbalta sakalını sıvazlayarak "Başı siyah olan beyaz deveden yüz tanesini ben vereceğim" ![]() "Ne kadar dersen hazırım, beyaz başlı siyah deveden yüz tanesini ben bulacağım" dedi Berdike Kökötöy at vereceğini, Alımbek inek vereceğini, Oşpur koyun vereceğini bildirdiler Ak otağda oturanlar taş koymak suretiyle saydılar, on iki taifa Kırgızdan altı yüz on dörtkişi vardı, hiç biri boş kalmadan Manas ile Almambet'e yapacağı yardımı bildirdi, sonunda Atemir'in söylediğinden üç kat fazla hayvan bulundu ![]() Dünürbaşı olarak seçilen danışman Bakay mavi vaşaklı kalpağını giyip, gök ala kalkanını eline aldı, dünürlük işleriyle telaşlanıp altı gün uyumadı Yedinci gen, Altay'dan göç ederken hayvanbaşı olup, Ala-Dağ'a yol başlayan kula kısrağını iyi dilek için önüne alıp, başına at başı kadar beyaz bula bağlayıp, arkasından hayvanları sürdü Kırgızlar sıbızgı (çalgı) çalıp, şarkı söyleyerek debdebeyle Atemir hanın şehrine Kanıkey'i almak için yola koyuldular Damat olacak Manas on iki bin seçkin bahadırı yanına aldı Dünürevine doğru yola koyulan kalabalık kafilenin başından ayağına göz ulaşmıyordu Aksakallılardan şoy, Kırgıl, Acıbay'ın başladığı büyük dünürler, Çıyırda hanımın başladığı yaşlı kadın akrabalar, seçkin bahadırlar, baba oğulun arkadaşları, kopuzcu, zurnacılar olmak üzere kırk kişi gidiyordu Deveci Dörbön önünde üç yüz deve sürdü, atçı Salamar üç bin atı sürdü, inekçi Deldeş dokuz yüz ineği idare etti, koyuncu Kongurat otuz bin koyunu sürdü Hüda göstermesin ki, göğe yükselen tozdan ve dumandan yol gözükmüyordu, gökte yıldızlar görünmüyordu Yolda sıra sıra olan hayvanlar birbirine karıştı, dağ, ormanlardaki yırtıcılar, kurt, ayı, pars kaplanlar da sürüye karıştı Dünürevine doğru yola koyulanlar on üç gün yürüyüp, on iki kapılı keyip-Badan şehrine ulaştılar Atemir hanın yiğitleri hana "Şehire düşman geldi " diye haber verdiler Şehir halkı korkup askerleri telaşlanırken Manas'ın çoraları geldiler![]() Atemir han şehiri kaplayarak gelen halkı, hayvanları gördüğünde şaşkınlık göstermedi Düğün umuduyla gelen halkı âdet gereği de saygı selamla karşılamadı ya da gelen hayvanları tutup almadı, altmış bir Keyipli şaşakaldı Atemir han aklını başına topladı, şarkıcılardan şarkısını dinleyip, dünürü olan Kırgızların aklı selim ihtiyarlarını karargahına davet edip ağırlayarak örf ve âdetlere göre hürmet göstermeye başladı Damat olarak geldiği ilk gün çadırdaki Er Manas'ın yanına Atemir'in adamları çekinip giremedi İkinci gün de Manas'la kimse ilgilenmedi![]() Gece olunca bahadır sinirlenmeye başladı Ak-kulasını çekti yanına Acıbay'ı alıp arzuladığı kızı görmeye gitmek istiyordu Atemir'in övülen kızının aklındakini öğrenmeye, güzelliğini görmeye niyetlendi Bahadır Manas, yetmiş kabilenin dilini bilen Acıbay'la beraber geniş kaleye bir çaresini bulup girdi Hanın güzel gölünü dolaşıp Altın saraydaki Melike kızın karargahına ulaştı Acıbay kapıya bakan yedi kadın cariyeyi parayla kandırıp, Manas'ı Sanirabiyga'nın bulunduğu odaya soktu ![]() Manas, han olduğundan beri kadınların böyle zarifini görmemişti Şu dünyanın haline bakın, güzel Sanirabiyga tam buluğ çağında idi Sofada otuz altın lamba yakılıp, ev gündüz gibi aydınlatılmıştı![]() Altın perdelerin arkasında altın taht üzerinde sakin yatan Sanirabiyga'ya Er Manas dikilip baktı Manas'ın kalbi teke derisinden yapılan büyük tuluma doldurulan kımızın çalkalanması gibi küt küt çarpıp vücudunu titretiyordu |
|
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
|
Sanırabiyga Manas'tan ürküp perdesini çekti Lambayı alarak yabancı adamın yüzüne baktı ki, iki gözü ateş gibi yanıyor, karşısında değişik yüzlü, dağ gibi kocaman, heybetli bir kişi duruyordu "Erkek yiğidin bakışından ürkme güzel" dedi Er Manas "Kapımın sögesinde siyah at gibi duran, perdeme elini uzatan kim o?" dedi kız sinirlenerek "Kız arayan bahadır benim Kızın ziyaretine geldik güzelim " "Dışarıda kız mı kalmamış? Alacağı kızı bilmeyen nasıl şeysin sen? Yakalanmadan defol!" "Babanıza hayvan, altın, gümüş verip sizi almaya gelen Manas benim Han karargahının muhkem kapısını açıp, bekçi kızları korkutup aşagelen Manas benim![]() Sanırabiyga kızın adını işitip, karargahına girip mis gibi kokan perdesini açan Manas benim " "Kızı alacağım diye tahkir edip korkutma! Kız korkutan yiğit değildir, kız alacaksan usulüyle, liyakatıyla al Kalın ile al Hükümdarlık, mevki ve servetinle fazla övünme bahadır" dedi kız "Adım Manas olduktan sonra, kendim bahadır olduktan sonra neden korkayım Devlet ve zenginlik elimdedir, istediğimi alırım, dediğmi yaparım, karşı koyarsan göreceğini gösteririm Benim olacaksın," dedi Manas cesaretlenip kahrolarak "Manas denen sen isen, ben de Sanırabiyga'yım Adın Manas olduğu için mi halkın sana eğilmesi lazım? Yeryüzündeki kızların ayağına uzanıp yatması mı lazım? Manaslar çoktur Uşağımın adı da Manas, çobanımın adı da Manas, hizmetçimin adı da Manas Babamın evini pisletmeden canlıyken buradan çık git! Şimdi gitmezsen ecelin gelir!" dedi han kızı, hançerini eline alıp öfkeyle Manas'ın üzerine yürüyerek Bahadır Manas kızın eline engellerken fırlayan hançer bileğini çizip geçti Sinirlenen Manas Sanırabiyga'yı itti Sanırabiyga'nın dikkati dağılıp, gözlerinden yaş dökülüp "Başıma geleni görürüm" diye direnip ses çıkarmadı Manas başka bir şey söylemeden han karargahından çıkıp askerlerinin yanına vardı Kan içmiş gibi hırsı tutan Manas, ordusundaki davulları aniden çaldırdı Kalenin iki başına savaşa çağıran davul sesi hemen ulaştı Davulun ardı ardına çalındığını duyduğunda dünürlüğe gelen Kırgızlar yiyeceklerini ve içeceklerini bırakıp, evlerden, sokaklardan, köşelerden çıkıp şehir civarındaki Manas'ın ordusuna dalga dalga yığıldılar Kalabalık ordu atlandı Yaylara ok yerleştirildi Mızraklar uzatılıp savaşa hazırlanılarak şehire gözdağı verildi Cakıp Bay ile Kökötöy yaygara edip sıra sıra olan bahadırların önünü engellediler ![]() "Dünüre iyi niyetle gelip, kız yerine karargahını basmak hangi atanın adetinde vardır? Durun! Atlarınızı geri çevirin!" Cakıp Bay Manas'a söz dinletemeyip çoralarına bağırdı "Oğlum Manas, kocadığımda senin dostluğunu, alacağın kızı, görelim diye gelip mızrağın ucunu, kılıcın tığını nasıl kana boyayıp gidelim? Sinirlerine hakim ol! Aklını başına topla!" dedi İhtiyar Kökötöy Manas'a öğüt vererek Bu sırada kazan kadar sarık saran Atemir Han altmış atı hediye alıp kapıdan çıkageldi "Hürmetli üstat Kökötöy han, Aziz Bakay Han dünürlerimin sözüne gelelim!" Atemir Han başını eğerek ellerini göğsüne alıp Kökötöy Han ile Cakıp Bay'ın önüne çıktı "kusur bizden geçmişze affediniz dünürlerim! Damadım Manas affetsin! Size atmış at hediye Başım hediye Kızı size vereceğim " "Atemir hanın sözü yerinde söylenen söz oldu Kız veren tarafın sözü olumludur![]() |