Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Türk Tarihi

Türk Tarihi Türk Tarihi Ve Türk Kültürü Hakkında Her Şey...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 03-21-2007, 09:37   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumsuz Bot
 
Yorumsuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 2
Mesaj: 85,787
Rep Gücü: 7662
Rep Puanı : 757473
Rep Seviyesi: Yorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz RepstarYorumsuz Repstar
Varsayılan Serden geçen adam Osman Yüksel




Serden geçen adam Osman Yüksel

Osman Yüksel saf temiz bir Anadolu çocuğudur. Aralarında Ahmet Hamdi Akseki ve Müftü Hacı Selim Efendi’nin de bulunduğu bir aileye mensuptur.
İlk mektebi Akseki’de, ortaokulu (leyli olarak) Antalya’da okur. Derken Ankara Atatürk Lisesini bitirir ve Dil ve Tarih-Coğrafya, Felsefe bölümünü kazanır (1940).



Yerli Bolşeviklerin palazlanmaya başladığı yıllarda Osman “bana ne” diyemez kendisi gibi memleket sevdasıyla yanan gençleri toparlar. Binlerce öğrencinin önünde okuduğu “Moskofname” adlı şiirle Marksistlerin hedefi olur ama umursamaz.



Gözü karadır, ataktır, yerinde duramaz. Tutar Nihal Atsız’la nizalaşan Sabahattin Ali’yi adliye koridorlarında tokatlar. Apar topar Cürmümeşhut mahkemesine çıkarılır ve 12.5 lira para cezası alarak ‘siftah’ yapar! Davanın ikinci celsesinde hükümetin aldığı güvenlik tedbirlerine rağmen onbinlerce genç “Kahrolsun komünistler!” diye bağırır, ona destek olurlar.
Yıl 1944’tür, ezanı yasaklayan, Kur’an kurslarını kapatan, camileri depo yapan tek parti, milliyetçiler için hususi tabutluklar hazırlamıştır. İşkencelerden O da nasibini alır, bir süre Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş’le birlikte yatar.



Dilekçe


“Bir fakültenin iç yüzü ve azap hücrelerinde” adlı yazılarından ötürü okuldan atılır. Yapılan soruşturma neticesinde suçsuzluğu anlaşılırsa da onu üniversiteye sokmazlar. Bu haksızlığı aşmak için çalmadığı kapı kalmaz lâkin bir netice alamaz. Bunun üzerine Maarif Vekili Hasan Ali Yücel’e hitaben “Yüksek vekaletin alçak vekiline” sözleriyle başlayan bir dilekçe yazar.
Halk Partisi’nin bakanına hakaret kimin haddine? Onu apar topar mapus damına tıkarlar. Daha hürriyeti yudumlayamadan kendini kodeste bulur, derdini kimselere anlatamaz. Hapishanede hayli bilenir, çıkınca “Serdengeçti” adlı dergiyi yayınlamaya başlar.



Devir tek parti devridir, halkçılar saltanatlarını sağlamlaştırmaya bakar, savcılar cımbızla cümle seçer, gereğini yaparlar. Hürriyet sadece birileri için vardır, baskılar bunaltıcı olmaya başlar. Serdengeçti mecmuası defaatle toplatılır, siviller sürekli ensesinde biter, nefes aldırmazlar.
Zikrolunan dergi kırık dökük bir kitapçıda çıkar... Soğuk, karanlık, gölgede kalmış bir dükkan... Duvarlarda Serdengeçti’ler... Hangi sayıdan ne kadar hapis yatmış, tek tek üzerlerinde yazar. Geceleri de dükkanda kalır, öğünleri peynir, zeytinle geçiştirir, keyfi olursa yumurta haşlar. Evleninceye kadar burada yaşar, kimseciklere yük olmaz.

Kaybedecek bir şeyi yoktur, “açın kapıları Osman geliyor” dediğine bakılırsa tutuklanacağını bilir, kendini kodese hazırlar. Nasihate kalkanlara “dolandırıcı, hırsız, katil, sahtekâr... Bir hiç uğruna hapsi göze alıyorlar, ben dinim, devletim, imanım için yatmışım çok mu?” diye sorar.



“Allah’sıza, vatansıza, bayraksıza karşı SERDENGEÇTİ”nin yeni nüshaları yayınlanınca “nasıl olsa tutuklayacaklar” der, bavulunu hazırlar. Polisler kapısına dayanmadan, gider emniyetin kapısını çalar. Çoğu kez beklediği gibi olur, onu geri salmazlar.



Parasızlık da vardır, kâğıt, matbaa, dağıtım... Her şey ona bakar. Bir ara politikaya atılır ancak 1961 seçimlerine hazırlanıyordur ki tutuklanır, ona propaganda yaptırmazlar.



4 yıl sonra Adalet Partisi’nden Antalya Milletvekili seçilir, 8 kere “mapus” olduktan sonra “mebus” olur, adımını parlamentoya atar. İlk gün döner kapıya takılır, gerisingeri dışarı çıkar. Gülmekten katılan arkadaşına “Allah yardımcımız olsun, daha meclisin kapısında dönekliğe başladık” diye fısıldar.
Kürsüye çıktığı günlerden birinde CHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurur, onu bir türlü konuşturmazlar. Osman Yüksel de “Bu meclisin yarısı hıyar” deyip noktayı koyar. Halkçılar “meclisin şahs-ı manevisine hakaret edildiğini” iddia eder “sözünü geri al” diye yırtınırlar. Bunun üzerine tekrar söz alır ve “tamam özür diliyorum” der, “bu meclisin yarısı hıyar değil!”
Aslında hıyar “hayırlı” mânâsına da gelir ki hicv ikincidedir.


Osman Yüksel, “Batıdan ve batıldan” nefret eder, frag giymez, papyon takmaz. Kıyafet dayatılınca kravatı beline bağlar. Doğrusunu isterseniz parmakçıların hakim olduğu bir mecliste aradığını bulamaz. Ne liderinin peşinde dolanır, ne de parti kurmaylarına yalakalık yapar. Eh AP yönetimi de onu kulağından tutar, kapının önüne koyar. Ki buna kibarca “ihraç” diyorlar. O da gider CKMP saflarına katılır, gönlünce siyaset yapar (1968) .
Osman Yüksel sadece “Serdengeçti” ile kalmaz, devrin gözde gazetelerinden Yeni İstanbul’da “Selâm” başlığı ile makaleler yazar. Bu arada “Bağrıyanık” adlı mizah mecmuasını deruhte eder, mücadeleyi değişik sahalara yayar.


Sadece bir sayı çıkan ve toplatılan Bağrıyanık onu çok heyecanlandırır, dergisi ile yatar, dergisi ile kalkar. Öyle ki lokantada “karnıyarık” isteyecek yerde “bağrıyanık” diyecek kadar...


Osman Yüksel’e göre milliyetçi mütedeyyin insanlar matbuatı ihmal ederek hata yapmaktadırlar. Dahası mâlum gazetelere para vererek yabancı, yalancı “basma kağıt tüccarlarına” destek olmaktadırlar. “Bab-ı adi patronları” (bunu sık kullanır) gidene sövmekte, geleni övmekte, Bolşeviklik, mandacılık yapmakta, tiranları alkışlamaktadırlar. İmzaları Merkez Bankasının çıkardığı banknotlardan daha muteberdir ve Beyoğlu gecelerinde büyük paralar harcarlar. Sarı altın ve beyaz kadın kovalayanlar hakkında “Akdeniz’i Karadeniz yapacak kadar kirli ve mülevves” ifadesini kullanmaktan kaçınmaz.



Tek başına ordu


Osman Yüksel sadece dergi ve gazeteyle kalmaz “Mabetsiz Şehir, Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bu Millet Neden Ağlar, Gülünç Hakikatler, Ayasofya Davası, Türklüğün Perişan Hali, Kara Kitap, Radyo Konuşmaları, Müslüman Çocuğun Şiir Kitabı” gibi eserler hazırlar.
Yazılarına “Kara Osman, Karazor, Bağrıyanık, Aşık Fedaî, Salim Zeki, Terbiyeci, Muzip, Isırgan” gibi 19 müstear isimle imza atar.
Hâzâ fedaidir, inandıkları uğruna düşünmeden öne çıkar, gelen gelir, gelmeyen gelmez, sağına soluna bakmaz...



Yorumsuz Bot - Siteden Atılan uyelerın Mesajları Bu Bot Tarafından Toplanmaktadır...
Yorumsuz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 21:21.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210