![]() |
|
|
|||||||
| Turizm Türkiye ve Dünyadan Resimler Tarihi Yerler Hakkında Açıklamalar... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Hereke Tarihi Bölgenin bilinen en eski sahipleri Sitler, Amazonlar ve Aslardır. Gerçekte üç ayrı isim taşıyan bu halk aynı topluluklardır. M.Ö. 1927 tarihinde yaşamış Mısır Firavunu III. Ramses'e ait yazılarda bütün Anadolu ve bu bölge Sit diyarı olarak gösterilmiştir. Hatta III. Ramses'in bu bölgede Sitlerle yaptığı savaşı da kaybettiği aynı yazılardan anlaşılmaktadır. Amazonlar, Sitler ve onlardan bir kabile olan Asların bugünkü Türklerin öz ataları olduklarında bütün alimler müttefiktirler. Bu konuda güvenilir çalışmaları olan Fr. Lenortman bu husus hakkında Ön Asya kitabında " Sit dediğimiz zaman bunların bugünkü Türklerin babaları olduklarını bilmemiz lazımdır " demektedir. Sitlerin iddia edildiği gibi Yunan asıllı olmadıklarını Yunan tarihçisi Ksenephon'un İnabasis adlı eserinde de anladığımız gibi, aynı eserin 274. sayfasında Kefken dolaylarında Bithynialıların yaşadığı, bunlarında yakaladıkları Yunanlılara iyi muamele etmediklerini ve Yunan dilini bilmediklerini açıkça izah etmektedir. Sitler bölgede M.Ö. 1659 yılında Bithynia krallığını kurmuşlardır. Bithynilerin dünyanın her tarafı ile hemen hemen ilgisi vardı. Dört bir yandan gelen kervanlar İzmit körfezinden gemilerle diğer taraflara naklediliyordu. Sitlerin zenginlik ve medeniyetleri Yunanlıların dikkatini çekmiş ve Yunanlıların deniz yolu ile yaptıkları korsanlıklarla bu sahillere gelmişlerdir. O zamanlar bu sahillerde gür ağaçlı ormanlarla kaplı Hereke vadisi bu korsanlık hadiselerine sahne olmuştur. Korsan saklayıcı özelliğinden dolayı bu ormanlardan faydalanmışlardır. Sitlerin Bithynia devleti ülkesi M.Ö. 1232 yılında Asur kralı Münis oğlu Aigon'u Bithynia tahtına oturtarak geri dönmüştür. Asurlar idaresi M.Ö. 727 yılında Lidya Kralı Kandut'un Asur kralı Giges'i öldürmesiyle Lidyalılara geçer. Fakat milli benliklerini kaybetmeyen Sitler M.Ö. 680-640 yıllarında Lidyalılara isyan ederler. Ama bunda başarılı olamazlar. M.Ö. 571-557 son Lidya kralı Kreyzuz'un M.Ö. 546 tarihinde Pers hükümdarı Keyhüsrev'e mağlup olmasıyla bölge İranlıların eline geçer.Bununla beraber Bithynialılar İranlılara vergi ile bağlı olarak kalırlar. İstiklallerini kurtarmak için zaman zaman Atinalılarla savaştıkları görülür. Nihayet M.Ö. 334 tarihinde Büyük İskenderin buraları fethetmesiyle İran hakimiyeti sona erer. İskender'in imparatorluğu kısa sürmüş ve ölümü ile son bulmuştur. Bundan sonra Zpeotes M.Ö. 326-278 Bithynia krallığını devam ettirir. İskender'den sonra bölgeye Suriyeliler sahip olmak istemişler ama başaramamışlardır. Zpeotes'in oğlu Nikomedes ( M.Ö. 278-250) devrinde Bitini çok önemli bir yer olmuştur. Orta Anadolu'da yerleşmiş olan Galatlar buralar gelerek Hereke'de dahil olmak üzere idareleri altına almışlardır. Nikomet Galatlarla yaptığı savaşı kazanmış fakat Hereke'yi geri alamamıştır. I. Pliniusden sonra II. Plinius ve oğlu II.Nikomedes'ten sonra müstakil Bithynia hükümdarlığının son kralı III. Nikomedes'i krallıkta görüyoruz. Bu kralla Bitini hükümdarlığı son bulmuştur. Bölge müstakil olarak yalnız Yunanlıların idaresinde hiç kalmamıştır.M.Ö. 1264 yıllarında bu bölge ile ilk defa temasa geçen Yunanlılar bölgeyi işgal ederek idareleri altına almışlardır. Münasebetleri daha ziyade korsanca olmuş ve bölge koloniler (şehirler) kurmuşlardır. Fakat Hereke'de bir kuruluşlarına rastlanmamıştır. Bölge M.Ö. 74 tarihinde tamamen Romalıların eline geçmiştir. M.Ö. 30 yılında Roma İmparatoru Augustos Bithynia'ya verilen bütün imtiyazları kaldırmış ve bütün bölgeyi bilfiil esaret altına almıştır. Roma İmparatoru Tarjan zamanında meşhur Plinius İzmit'te bölgenin valiliğini yapmıştır (M.Ö. 103-105). Hereke Romalılar döneminde Anacirum adı ile bir sayfiye yeri olarak bilinir. İklimin yumuşaklığı, körfezi, denizi, ormanları ve akarsuyu ile o dönemlerin İmparatorlarının da ilgisini çekmiş olmalı. M.S. 306 yılında Roma İmparatoru olan Büyük Konstantin'in annesi Helen, Kudüs'ten dönerken Yalova'ya uğramış, Herekeye'de gelerek burayı da yazlık olarak seçmiştir. Bütün bunlar Büyük Konstantin'in sık sık Hereke'ye gelmesinden ve M.S. 337 yılında burada uzun süre hastalığını tedaviye çalışmasına rağmen annesinin yanında ölmesinden anlaşılmaktadır. Bugün hali hazırda kalıntıları bulunan Hereke Kalesinin Helen tarafından yaptırılma ihtimali mevcut ise de kalenin kasabaya adı verilen Heraklius (M.S. 610-641) tarafından yaptırıldığı daha kuvvetli bir ihtimal sayılmaktadır. Roma İmparatorluğunun M.S. 395 yılında ikiye ayrılması ile Hereke, Doğu Roma İmparatorluğunda kalmıştır.Bizans İmparatoru Heraklius'un gelişi M.S. 684 yılında olmuştur. Heraklius Müslümanlarla Ecnadinde bir savaş yapmış, mağlup olarak Antakya'ya kaçmıştır. Bu dönüş sırasında Hereke'ye uğramış ve burada devletin durumunu görüşmek üzere devlet büyükleri ile bir toplantı yapmıştır. Roma devrinde sayfiye yeri olarak kullanılan Hereke Bizans devrinde bir karakol kalesi hüviyetine bürünmüştür. Heraklius zaman zaman gelerek Avrupa'ya geçen İpek ve Baharat yüklü kervanlara kervansaraylık yapmıştır. Bizans imparatoru Jüstinyen'in (M.S.527-564) Kadıköy İzmit arasındaki ve Hereke'den geçen bu yolu askeri düşüncelerle kapatmış olduğu anlaşılıyor. Böylece ulaşım Gemlik - İznik üzerinden geçerken Hereke'de eski önemini kaybetmiştir. Heraklius'un Müslümanlara mağlup olmasından sonra bölgeye VIII. asırdan sonra Pers ve Arap orduları gelmiştir. IX. Asrın sonlarında Selçuklular diğer bölgelerle beraber Hereke'yi de idareleri altına almışlardır. Fakat bölgeyi Bizans imparatoru Aleksikommen, Kutalmışoğlu Süleyman'dan geri almıştır. Bundan sonra Haçlı seferleri başlar. Dördüncü Haçlı seferi ile birlikte Bizans'ta 1204 tarihinde Latin imparatorluğu kurulmuş Hereke'de böylece Latin imparatorluğuna geçmiştir. Hereke'nin Türkler tarafından kesin olarak alınışı 1326 yılına rastlar. İzmit'in kuşatmasına Akçakoca tarafından başlanmış fakat 1328 yılında Akçakoca ölünce kuşatmaya diğer kumandanlar devam etmişlerdir. İzmit'in fethi Osmanlı kaynaklarına göre 1326, Batılı kaynaklara göre 1337 olarak gösterilmektedir. İzmit'in fethinden sonra Derince, Yarımca, Kalburcu, Hereke, Eskihisar ve Gebze bölgesinin fetih işini İlyas bey yapmıştır. İlyas bey komutasındaki Türk kuvvetleri Hereke'ye gelerek bugünkü mağara burnundaki mağaralara ve Küllük tepesindeki siperlere yerleşmişlerdir. Fakat Bizans askerleri ok atışları ile Türk askerlerinin ilerlemesini güçleştirmişlerdir. Bu işin böyle olmayacağını anlayan İlyas bey guruplar halinde savaşmayı uygun görmüş, Ali bey adlı bir bahadırı ve iki yüz arkadaşını bu işe seferber etmiştir. Bir hücum sırasında Ali bey'in gözüne bir ok rastlamış, bunu gören serdarlardan biri "Gözünüze ok saplandı geri dönelim " demişse de Ali bey oku eliyle çıkararak " Bir başa bir göz yeterli" demiş, dolayısıyla serdarlar bu manevi etki üzerine son bir hücumla düşmanı bastırmış ve kaleyi fethetmişlerdir. Bazı rivayetlere göre de Ali beyin gözüne ok saplanması, kalenin yamaçlarında yapılan savaş esnasında olmuştur.Kalenin Osmanlılara geçmesinden sonra stratejik önemi kalmamış ve dolayısıyla kale bugünkü halini almıştır. Hereke bundan sonra 5 km. kuzeydeki Yukarı Hereke'nin deniz iskelesi durumunu almıştır. Sabahlari Okullarda , Akşamları Stadlarda Hodri-89-Meydan |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Hereke Dokuma Fabrikası
![]() Padişah Abdülmecit devrinde, mali ve ekonomik işlerde önemli rolller oynayan Ohannes ve Bogos Dadyan, İzmit'teki Çuha fabrikasının yapımını üstlerine almışlardır. Bu işler nedeniyle İstanbul'dan İzmit'e gidip gelmektedirler. Bu gidiş gelişler sırasında bir gün Hereke'de yemek molası verirler. Bu yemek molasında Hereke'nin doğal güzelliğinden ; zengin akarsuyundan etkilenirler ve İzmit Çuha fabrikasının yapım malzemesi ve masrafı arasında Hereke'de kendi adlarına bir fabrika kurmak isterler. Serasker Rıza paşa'nın da bilgisiyle 1843 yılında 50 adet pamuklu, 25 adet ipekli canfes tezgahından ibaret fabrika Hereke'nin ortasından geçen Ulupınar deresinin etrafında kurulur ve işletmeye açılır. Anlaşıldığına göre Abdülmecit, böyle bir dokuma fabrikasının kurulmuş olduğunu 1844 yılında duymuştur. Kendisinin bilgisi olmadan kurulan bu fabrikanın yapılmasına kızmış ve belki de Serasker Rıza paşa'yı denemek için İzmit'e bir gezi düzenletmiştir. Deniz yolu ile yapılan bu gezide, Hereke'nin önünden geçerken fabrikayı da tesadüfen görmüş gibi bunun ne olduğunu Serasker Rıza paşa'ya sorar. Zeki ve kurnaz paşa durumun nezaketini hemen farketmiş "Sultanım size bir sürprizim vardı bunu size yerinde göstermek istiyordum. Bu yüzden sizden saklamışımdır. Hereke'de müteahhitler tarafından namınıza bir fabrika kuruldu " diye cevap vererek durumu kurtarmış ve fabrikada 1845 yılında sahipleri tarafından Abdülmecit tarafına ferağ olunmuştur. Bu fabrikanın kuruluşu ve üretime başlayışı ile ilgili olarak çok ayrıntılı bilgiler şu ana kadar elde edilememiştir. Ancak ilk müdürün Sarkis ağa olduğu ve İtalyan uyruklu Camaron isimli ressam ile birlikte ilk yönetim kurulunu oluşturduğu anlaşılıyor. Özellikle saraya ait ipekli canfeslerle sarayın döşemesi için gerekli ipekli döşemelikleri dokumak üzere 1850 yılında Kemhane (ipek)mevkiinde üç katlı büyük bir ahşap bina inşa edilerek 25 olan ipekli tezgah sayısı 100 adede çıkarılmış ve 50 pamuklu tezgahda Bakırköy fabrikasına nakledilerek doğrudan ipekli kumaş imalatına geçilmiştir. 1875 yılında fabrikanın kendi mamullerini satmak üzere Kapalıçarşı'da bir mağaza açılmışsada sarayın müdahalesi ile kapatılmıştır. 1878 yılında Padişah Abdülhamit devrinde filatör ( ipek bükümü ) dairesinin kazanı yandığından fabrika 5 yıl kapalı kalmış ve 1882 yılında filatör dairesinin yeniden inşasıyla tekrar faaliyete geçmiştir. 1891 yılında şu anda Lisenin bulunduğu yerde üzerinde Sultan II. Abdülhamit'in tuğrası bulunan halıhane inşa edilerek 100 tezgahlı halı kısmı açılmıştır. Uluslararası bir ün kazanan bu fabrikanın ürünlerini bizzat görmek üzere 1898 yılında Alman imparatoru Wilhelm II , Osmanlı imparatorluğu gezisinden faydalanarak Hereke'yi de ziyaret etmiş ve bu vesileyle 1894 yılında kıyıdaki tarihi köşk II. Abdülhamit'in sarayında üç haftada yapılarak bir gecede deniz kenarına kurulmuştur. Bu arada ünlü Amerikan sanayicisi Andre Carnegi tarafından La Haye'de yaptırılan Sulh sarayının halı ve perdeleride Hereke fabrikasında dokunmuştur. 1898 yılında fabrika tarafından Hereke'de bir Rüştiye mektebi açılmıştır ( Bugünkü Sümer İlköğretim okulu ). 1902 yılında 20 tezgahlı çuha, şayak ve iplik dairesi kurulmuştur. 1905 yılında fes dairesi faaliyete geçmiştir. 1917 yıılında fabrikanın yünlü dokuma tezgahları 20'den 50'ye çıkarılmıştır. 1925 yılında Maliye bakanlığına bağlı Sanayi ve Maadin bankasına devredilen fabrikada 1932 yılında yünlü şubesinde çıkan yangında binanın büyük bir kısmı ile makinelerin bir kısmı yanmıştır. 1933 yılında fabrika Sümerbank'a devredilmiştir. 1938 yılında dokuma tezgahları 52'den 103 adede çıkarılmıştır. Hereke Dokuma fabrikasında 1967 yılında 114 ton Strayhgarn iplik, 953.000 metre ham, 874.000 metre mamul yünlü kumaş ve 1366 metre ipekli ipliği sarfedilmiştir. !967 yılında fabrikada 94'ü memur, 852'si işçi olmak üzere toplam 946 kişi çalışmakta idi. 1995 yılında özelleştirilen fabrikada 1993 yılı rakamlarına göre 624 iğ, 74 tezgahla yıllık üretim kapasitesi 321 ton iplik, 2,96 milyon metre dokuma idi. 52'si memur, 430'u işçi toplam 482 kişi çalışmakta idi. Fabrikanın Sultan II. Abdülhamid devrinde ilk müdürü Hacı Akif Efendidir. Bunu takiben Agah Efendi, Reşat Ağrıboz, Nihat Alpar, Vasıf Dokuman, Sabri Teoman, Kenan Sıdal, Müeyyer Kerimoğlu, Nail Andaç, Cevat Alpar, Saip Serte, Hüsnü Özmen, Ragıp Kulelioğlu, Sabahattin Taray, Nevzat Kınay müdürlük yapmışlardır. Sabahlari Okullarda , Akşamları Stadlarda Hodri-89-Meydan |
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Hereke Köşkü Tarihi
![]() Hereke halılarının uluslararası bir ün kazanmasından sonra Hereke'ye gelen yabancı misafirlerin barakalarda ağırlanmasının ayıp olduğu düşünülerek fabrikanın şerefi ile münasip bir köşk inşası uygun görülmüştür.1898 yılında Alman imparatoru II. Wilhelm'in Sultan II. Abdülhamid'i ziyareti öncesinde, 1894 yılında Sultan II. Abdülhamit'in sarayında üç haftada inşa edilen Köşk, deniz yoluyla parçalar halinde getirilerek bir günde yerine monte edilmiştir. Sultan II. Abdülhamid'i ziyaret eden Alman imparatoru II. Wilhelm, imparatoriçe Augusta Victoria, Bulgaristan Prensi ve Alman Sefiri Baron Marşal, İngiliz Sefiri İbn Reşit gibi yabancı misafirler bu ününden dolayı Hereke'yi ziyaret etmişler ve Bu köşkte ağırlanarak, kendilerine ipek seccade, halı, elbiselik kumaş, boyun atkısı, maşlah ve mendil gibi Hereke yapımı hediyeler verilmiştir. İmparator köşke eşsiz bir böcek koleksiyonu hediye etmiştir. Herhangi bir kesinlik içermemekle birlikte, mimar Sarkis Balyan elinden çıktığı sanılan köşkün yapımında tekne yapım tekniği kullanılmış olup, metal çivi kullanılmamıştır. Bütünüyle ahşap konstrüksiyonla oluşturulmuş ve ilginç bir tasarım özelliği olarak gerek deniz, gerekse kara tarafına açılan bir çok kapı kullanılmıştır. Dışta , ortada hafif eğimli bir çatı ve iki yandaki kubbeleriyle simetrik bir kuruluşa sahip olan Hereke Köşkü, içte de , giriş mekanı, salon ve oda olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Ara geçişlerin çift kanatlı kapılarla sağlandığı bu mekanların tefrişinde Hereke dokuması halılar ve ipekli döşemelik ve perdelikler kullanılmıştır. Saraylardan getirilen eşyalarla döşenen köşkün salonunda yer alan bergere stilindeki koltuk takımının ise, 20. yüzyıl başlarında yapılmış olduğu sanılmaktadır. Sabahlari Okullarda , Akşamları Stadlarda Hodri-89-Meydan |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
MUSTAFA KEMAL PAŞA KOCAELİ'DE ( 16 - 19 Ocak 1923 ) 19 Ocak 2003 tarihli Özgür Kocaeli gazetesinden Sn. Atilla Oral'ın Yazısı : Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün İzmit’e her gelişi şehrimizde büyük bir coşku, sevinç ve hafızalardan hiçbir zaman silinmeyecek bir bayram yaratmıştır. İşgal ordularının çizmesi altında çiğnenen Anadolu topraklarını kurtarabilmek için son hazırlıklarını tamamlayan ordumuz artık savaşa hazırdı. Ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa: "Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri!"diyerek tarihi emrini vermişti. Kahraman Türk Ordusu ikiyüzbin kişilik işgal ordularına karşı büyük bir taarruza geçmişti. Büyük taarruz beş gün içinde başarıyla tamamlanmış ve tarihin en büyük kovalamacası sonunda işgal orduları vatan topraklarından temizlenmişti. Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmış ve ardından Lozan Barış Antlaşması için görüşmeler başlamıştı. Büyük zaferin sevinci bütün yurtta dalga dalga yayılmıştı. Küçük çocuklardan, kadınlara, ak sakallı ihtiyarlara kadar herkesin ağzında bir tek isim vardı. "Mustafa Kemal Paşa"Büyük zaferin baş mimarı Mustafa Kemal Paşa idi. Ve bütün Anadolu Vilayetleri onu bağrına basabilmek için sabırsızlanıyordu. Ve nihayet Mustafa Kemal Paşa'nın Kocaeli Vilayetine seyahat edeceği haberi duyulmuştu. Bu güzel haber bir anda Kocaeli'nin bütün köy ve kasabalarına yayılmıştı. Kocaeli halkı hemen karşılama hazırlıklarına başladı. Sonunda herkesin sabırsızlıkla beklediği an gelmişti. 16 Ocak 1923'te Mustafa Kemal Paşa ve maiyetini taşıyan tren saat sabah dokuz buçukta Bilecik'ten hareket etmiş. Vezirhan, Lefke, Mekece, Geyve, Doğançay, Arifiye, Sapanca istasyonlar'ında ve yol boyunca her yerde büyük kalabalıklar tarafından karşılanmıştı. Mustafa Kemal Paşa'nın treni saat dörtbuçukta İzmit istasyonuna girmişti. İstasyonda I.Ordu Kumandanı Nurettin Paşa ve Erkan-ı Harbiyesi, Adnan Bey, Halide Edip Hânım, istanbul gazetecilerinden Suphi Nuri, Yakup Kadri, Ahmet Emin, Velid ve Müştak Beyler, izmit Mutasarrıfı ve İzmit halkından oluşan binlerce kişi tarafından coşkuyla karşılandı. Bando mızıka ile resmi bir tören yapıldıktansonra Gazi Paşa ve maiyeti dinlenmek için izmit Kasrı'na çekildi. Mustafa Kemal Paşa ve Komutanlar bir süre istirahat ettikten sonra akşam yemeği için Kasrın salonuna geçtiler Akşam yemeğinin ardından saat dokuz buçukta istanbul'dan gelen gazeteciler, Mustafa Kemal Paşa tarafından kabul edildi. "İzmit Basın Toplantısı" adıyla tarihe geçen ve çok uzun süren bir mülakat başlamıştı. (Ve bu toplantı yıllar sonra kitap olarak yayınlanmıştır.) Mustafa Kemal Paşa bu toplantıda ülkenin geleceğine ilişkin çok önemli açıklamalar yapmıştı. Bu önemli toplantı sabahın dördüne kadar sürmüştü. Paşa saat beşte yemek yemiş ve diğer işleriyle uğraştıktan sonra saat altıbuçukta salonu terk etmişti. Ve iki saat sonra, sekizbuçukta görevi başında idi. Mustafa Kemal Paşa'nın bu olağanüstü temposunu izleyen Akşam Gazetesi 'nin muhabiri Sadettin Bey bu konuda şunları yazmıştı 1)"Saat sekizbuçukta kasır civarında Erkan-ı Harbiye umumiye reisi Müşir Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir Paşa hazretlerinin ikametlerine tahsis edilen dairede bulunuyorlardı. Böyle olduğu halde dikkat ettim, zinde ve müte-bessimdi. Alnından yukarıya doğru genişleyen haki kalpağının altında gözleri parlıyordu. Vücuduna yapışan haki elbisesinin içinde sınırsız bir kudreti temsil ediyordu. Otomobiller bizi kasırdan istasyona getirdi. Ve saat ona on kala izmit'ten Derince'ye ulaşıldı."Paşa hazretlerini selamlayarak maiyeti Ümera ve Zabitanı birliklerini kendilerine takdim etti. l şa hazretleri her birliğin önünden geçtikçe "Merhaba Askerler, Nasılsınız? İyi misiniz?" diye soruyor ve askerler de hep bir ağızdan "İyiyiz Paşa hazretleri, emrinize hazırız" cevabını veriyorlar Gazi Paşa'ya her kısım kumandanı sıra ile birli takdim ediyordu. Paşa hazretleri istasyondaki demir yollarının tarafını işgal eden birliğe kendi istikametinde ilerleyerek sağ ve sol tarafından geçmesini emretti. Birlik mükemmel bir resmi geçit yaptı. Paşa memnuniyetini beyan etti. Derince'den ayrıldıktan sonra trenimiz Yarımca'da bekledi, istasyonda Erkan Ümera, Paşa Hazretlerini karşıladılar. Paşa Hazretleri istasyonun arka tarafındaki geniş araziyi büyük bir intizam ile birliğe doğru ilerledi. Tabur kumandanlarını çağırıyor, bölük ve takımı kumandanlarına arzu ettiği memurları bölük ve takımlarına icra ettirmelerini emir ediyor, yapılan bir hareketi tenkid ettiriyor ve uygun cevaplar aldıkça memnun oluyor, ara sıra bazı ihtarlarda bulunuyordu. Bu surette hemen en küçük takıma kadar bir saat paşa hazretleri bizzat verdiği emirlerin icrasını tetkik buyurdu. Yarımca'dan Paşa trene dönerken kendisine Yarımcalılar namına Yarımca hemşehrilerinin kabul edilmesini rica ettiler ve Paşa bu teklifi kabul etti. ![]() HEREKE,Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları Hereke'de (Arkadaki ahşap binanın yerinde şimdi çay bahçeleri vardır) Soldan sağa : Cevat Abbas Bey, Muzaffer Bey, Mareşal Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir Paşa, 1. Ordu Kum. Nurettin Paşa, hepsinin önünde de Gazi Paşa'mız Mustafa Kemal Atatürk. Yarımca'dan sonra tren Hereke'de bekledi, istasyonu öğrenciler, ahali ve askerler dolduruyordu. İstasyon'da Paşa için bir dana kurban edildi. Sonra Paşa "Nasılsınız küçük hanımlar" diye mini mini mektepli kızlara seslenerek ihtiyar kadınların "Çok şükür bu günleri gösterene" diye başlayarak bitmeyen duaları arasından geçerek askeri teftiş etti. Kumandanlık dairesinde üzerinde çiçeklerle "Yaşasın Vatan, Yaşasın Yaşatanlarla" ibaresi yazılı bir masada öğle yemeği için oturuldu." Hereke sahilinde zamanında Alman imparatorunun konaklaması için inşaa ettirilen tarihi köşkteki öğle yemeğinin ardından tekrar halkın coşkun tezahüratları ile trene binilerek Tavşancıl'a doğru hareket edildi. Akşam gazetesi muhabiri Sadettin Bey gezinin bundan sonraki kısmını da şöyle yazmıştı: (2) Hereke'den sonra tren Tavşancıl'da bekledi. Afyon zaferinin gazilerinden bir birlik paşa hazretlerine komutan tarafından takdim edildi. Paşa bu birliği teftişten sonra gördüklerinden o kadar memnun oldu ki askerleri ve zabitleri etrafına alarak ve alayın bayrağının yanında durarak fotoğraflar ve sinemalar alındı. Tavşancıl istasyonunda ilk mektep talebeleri Mustafa Kemal Paşa marşını söylüyorlar, Kadınlar "Gazi Paşa, her günün bin olsun, Paşamız!" diye gözyaşları döküyorlardı. Tavşancıl'da da bir kurban kesildikten sonra tren Gebze Köprüsü'nü geçerek bekledi. Orada Ümera ve zabitan tarafından karşılanan paşa hazır bulunan arabaya binerek Gebze'deki (Hattı Fasıl) ayırıcı hattın yanında ve bizim tarafımız kısmındaki araziyi dolduran piyade ve süvari birliklerini tefrişe gitti. Hepimiz arabalara binerek Paşa'yı takip ettik. Hattı Fasıl'ın karşısında meraklı ecnebi neferleri biraz meraktan ondan çok ta endişeden dürbünlerle tefrişi seyretmeye çalışıyorlardı. Tefrişi müteakib civardaki bir hanede bir müddet istirahat edildi. Ve sonra tekrar trene dönüldü. Ve tren Gebze köprüsünü geçerek doğruca izmit'e varmıştır." Mustafa Kemal Paşa'ya izmit seyahati esnasında annesinin vefat ettiği haberi verilmişti. Çok sevdiği annesini kaybettiğini öğrenen Paşa duyduğu büyük acıya rağmen ziyaretini yarıda kesmemiş ve görevine devam etmişti. Gazetecilerin bu konudaki sorularına: "Validemin vefatından şüphesiz müteessirim, fakat millet yaşayacaktır"cevabını vermişti. Hakimiyet-i Milliye gazetesinden Recep Zühtü Bey Paşa'nın Yarımca ihtiyar heyetini karşılamasını gazetesinde şöyle yazmıştı: Hereke'deki yemekten sonra Gebze'de çay içtiler. Yarımca Heyet-i Ihtiyariyesi sevgili kumandanlarından Yarımclıları kabul buyurmalarını rica ettiler. Baş kumandanımız Yarımca halkının bu çok samimi teklifini memnuniyetle kabul buyurdular. Burada halk tarafından sevgili halaskarına karşı gösterilen ilgi ve sevinç çok samimi olmuştur. Bilhassa köylü kadınların tezahüratı herkesi ağlattı"18 Ocak 1923 günü öğleden sonra saat üçte tekrar istanbul matbuatını kabul eden Mustafa Kemal Paşa, gazetecilere önemli açıklamalarda bulunmuştu. Gazetecilerden sonra Kavalalı ibrahim Paşazade Hüseyin, Serezli Necib ve Dramalı Salih Beyleri kabul etti. Ziyarete gelen bu heyet, Paşa ile memleketleri namına görüşmüştü. Mustafa Kemal Paşa'nın izmit seyahati yerli yabancı birçok fotoğrafçının ilgisini çekmişti. Bu seyahatin filmini çekebilmek için film şirketleri de hazırlık yapmış ve kabul edilmeleri için izin beklemekteydi. Ve bu önemli anın filmini çekebilmek için sabırsızlanmaktaydılar. Mustafa Kemal Paşa'nın seyahati sırasındaki filmleri çeken Cezmi Bey (Ar) bu konuyu şöyle anlatmıştı: "- O zaman Istanbul-Ankara treni bir alemdi. Treni Gebze'ye kadar ingilizler götürür, orada bizimkiler teslim alırdı. Herhalde bu yüzden olacak, bizi vapura bindirdiler. Yanımızda birçok tanınmış muharrirle birlikte İzmit'e gidip beklemeye başladık. Bir süre sonra istasyonda bir koşuşma başladı. Ben bir subaya gidip kameramı kurmak mecburiyetinde olduğumu anlattım. "Acaba hangi vagonla geliyorlar" diye sordum. Subay Gazi Paşa'nın daima son vagonda seyahat ettiğini söyleyince ona göre bir yer tasarlayıp durdum. Tren geldi ve Gazi Paşa indi, ben de heyecan içinde film çekmeye başladım."Mustafa Kemal Paşa'nın ertesi gün Gebze'ye yaptığı tren gezisi sırasında beraberinde iki kameraman vardı. Bunlardan birincisi Cezmi Bey (Ar) diğeri ise Şakir Bey (Seden) idi. Bu usta kameramanlar kafileye katılmış, kamerasıyla Ata'ya iyice yaklaşarak yakın plan çekimler yapmış ve Gebze'de kafileden ayrılarak trenle istanbul'a dönmüştür. Çekilen filmler Kemal Film Laboratuvan'nda hemen yıkanıp, çoğaltılmış ve memleketin dört bir tarafına dağıtılmıştır. Anadolu'nun bütün şehirlerinde ve kasa-balarındaki sinemalarda gösterilen bu filmler büyük zaferin sevincinin ve coşkusunun daha da anlamlı bir şekilde kutlanmasını sağlamıştı. Milletimiz bu filmleri defalarca seyretmişti. Kocaeli'de çekilen bu görüntüler yerli ve yabancı yayınların birinci sayfalarında yayınlanmış broşür ve posterlerde yer almıştı. (Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları büyük zaferden sonra bir arada iken, ilk defa Kocaeli Vilayeti'nde filmi çekilmiştir. Bu görüntülerin Kocaeli halkı için anlamı büyüktür. Milli Mücadelemizin sonunda zaferin sevincini ve coşkusunu gösteren bu çok anlamlı görüntüleri, kurulacak bir "Kocaeli Kurtuluş Savaşı Müzesinde toplanarak sergilenmesi gerekir. Öğrenciler için film ve dia gösterileri düzenlenmeli ve bu müzede araştırmacılar için uygun ortam yaratılmalıdır.) 19 Ocak 1923'te Mustafa Kemal Paşa Izmit halkının arasındaydı. ikdam gazetesinin bu konudaki başlığı şöyle idi: "Mustafa Kemal Paşa halk arasında.Kocaeli Halkı burada Mustafa Kemal Paşa ile tam dört buçuk saat başbaşa görüşebilme imkanı bulmuştu. Halk mevcut sorunlarını doğrudan Paşa'ya anlatmış ve Paşa'yi büyük bir sevgi ile dinlemişti. Mustafa Kemal Paşa gece saat onikide maiyeti ile birlikte özel bir trenle izmit'ten Bilecik'e doğru hareket etmiş ve üç gün süren Kocaeli seyahatini tamamlamıştı. Mustafa Kemal Paşa 16 Ocak 1923'te geldiği Kocaeli Vilayeti'nde tam üç gün kalmış, Vilayetin bir ucundan diğer ucuna kadar birçok yeri gezmişti. Ve 19 Ocak 1923'te Kocaeli Vilayeti'nden ayrılmıştı. Bu seyahat Büyük Zaferden sonra Kocaeli Vilayeti'ne Paşa'nın yaptığı en uzun süreli seyahattir. Sonraki yıllarda istanbul veya Yalova'ya gidip dönerken defalarca geçtiği Kocaeli Vilayeti'nde çok kısa süreli istirahatlarle yoluna devam etmişti. Mustafa Kemal Paşa'nın Kocaeli'ye her gelişinin elbette büyük bir anlamı bulunmaktadır. Ancak düşmanı denize dökmüş ve vatanı işgalden kurtarmış ordularımızın Başkomutanı olarak ilk defa Kocaeli'ne yaptığı seyahatin bambaşka bir anlamı ve önemi vardır. Validesi Zübeyde Hanım'ın vefat ettiğini öğrenen Mustafa Kemal Paşa'ya ilk teselliyi Kocaeli halkı vermiş ve onu bağrına basmıştır. Tarihimize "İzmit Basın Toplantısı" olarak geçen bu önemli görüşme bu seyahat sırasında meydana gelmiştir. Kocaeli Halkı'nın büyük bir sevinç ve coşkuyla karşıladığı Büyük Önderimizin bu seyahatinin 80.ci yıl dönümündeyiz. Kocaeli halkı için bir bayrama dönüşen bu önemli günü 80. yılında aynı duygularla hatırlayalım. Ve bugün hayatta olmayan Büyük Önderimiz ve o büyük insanları saygıyla analım. Bir zamanlar kişilikli ve erkek siyasetlerin yapıldığı ülkemizde, her yurttaşımız liderinden ve yöneticilerinden gurur duymaktaydı. Günümüzdeki liderlerin izlediği siyasetten hangimiz gurur duyabiliriz? Bir zamanlar halkımızın yaşadığı o coşku ve sevinç dolu günleri, yeniden yaşayabilmek dileği ve umuduyla... Kaynaklar (1) Akşam Gazetesi 20 Ocak 1923 N. 1555 (2) Akşam Gazetesi 20 Ocak 1923 N. 1555 (3) Hakimiyet-i Milliye: 18 Ocak 1923. (4) Erman Şener, Kurtuluş Savaşı ve Sinemamız (S.24.) (5) ikdam Gazetesi, 20 Ocak 1923 Sabahlari Okullarda , Akşamları Stadlarda Hodri-89-Meydan |
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
HEREKE SPOR TARİHİ HAKEMLER MÜFİT TEOMAN
1921 Doğumlu (Vefat 1998) Sümerbank fabrikasında memur olarak çalışan ömrü deniz ve sahillerinde geçen, Boş zamanlarında arkadaşlarıyla lokalde en meşhur oyunları TAVLA, BEZİK oynayan, FUTBOL maçlarında sahada ne kadar kırıcı durumlar yaşasa da kin tutmayan çünkü haftaya daha sonraki haftalara ömrünün sonuna kadar maç yönetecek ??? ![]() ![]() ![]() MİLLİ HAKEMlerimiz den KÜREK, YELKEN, YÜZME, VOLEYBOL ve FUTBOL olarak uzun yıllar Hakemlik yaptı.Hakem dendiğinde dalında en iyilerdendi hatta DUAYEN demek lazım derim. Hereke de amatör futbolda hakem / müfit teoman / fenerbahçe, galatasaray, feriköy Beykoz,Nişantaşı kulüpleri hereke ye yazlık maçlara geldiğinde hep yönetmiştir Kendisinin tanıdığı onu tanıyan bir çok Şampiyonla tanışmıştır kariyeri anlatmakla bitmez Kürek federasyon başkanı EFTAL NOGANIN kadim dostu ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() MEHMET ÖZEN 19—Doğumlu Yelken de PİRAT, ŞARPİ Türkiye ŞAMPİYONU Yelkeni bıraktığında İzmit yelken bölge ajanlığı. MİLLİ Hakemlerimizden Çayır ova şişe cam kulübünde de uzun yıllar Yelken antıranör lüğü yaptı yetiştirdiği şampiyonlar olmuş olup kendi sporculuğu gibi ailesinde ZİYA ÖZEN, EROL ÖZEN yüzme FARUK ÖZEN Kürek sporu yaptılar. AYDIN TEOMAN 1927 Doğumlu (Vefat 1998) ![]() Spora çok genç yaşta başlayan otuzlu yaşlara kadar devam eden sonraki yaşlarda hakemlik yapan eğer Türkiye ikinci, üçüncü lükleri başarı saysaydım Aydın Teoman ın bu satırları Kaç defa doldururdu bilemiyorum. NACİ YILMAZ 1936 Doğumlu KÜREK,YELKEN sporu yapan Türkiye ŞAMPİYONU Her iki dalda olan yelken Milli hakemlerimizden TURAN YALÇINKAYA 1950 Doğumlu Federasyonda parkur sorumlusu Kamp MÜDÜR lüğü yaptı Kürek MİLLİ hakemlerimizden Uzun yıllar spora sporcuya emek veren kürek sporunu bu kadar seven Gençlere örnek olan Yalçınkaya halen sporun içinde FİKRET TARIM 1945 Doğumlu Kürek de dümende, yelkende ŞARPİ ,PİRAT Türkiye ŞAMPİYONU Yelken MİLLİ hakemi aynı zamanda İZMİT Bölge ajanlığı yaptı ÜNAL KARAALİ 1948 Doğumlu Milli kürek hakemlerimizden spor hayatına Hereke de kürekle başlayan daha sonra Fenerbahçe kulübüne Tıransfer olan Türkiye şampiyonlarımızdan Milli sporcumuz Halen Fenerbahçe Divan kurulu üyesi HÜSEYİN TEOMAN 1948 Doğumlu Yelken sporu yapan PİRAT Türkiye ŞAMPİYONU Yelken MİLLİ hakemi CANDAŞ ALÇIN 19—Doğumlu KÜREK MİLLİ Hakemi Kürekte Dümenci olarak Türkiye ŞAMPİYONU İLHAN ÖZDEMİR 1959Doğumlu KÜREK MİLLİ Hakemlerimizden Deniz sporu yapmayan spora olan sevgisi kendisini kürek milli hakemi Yapacak kadar arzulu olduğunu gösterir AYHAN YALÇINKAYA 1958 Doğumlu Kürek MİLLİ Hakemlerimizden Su sporlarına OPTİMİST minikler Türkiye ŞAMPİYON luğuyla başlar Kürekte Dümenci Türkiye ŞAMPİYONU ALİ İHSAN SÖYLEYİCİ 1959 Doğumlu KÜREK MİLLİ Hakemi Kürek Merkez hakem başkanlığı yaptı HAYRETTİN ÇINAR 19-- Doğumlu Sabahlari Okullarda , Akşamları Stadlarda Hodri-89-Meydan |
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
HEREKE SPOR TARİHİ YÜZME Yüzme müsabakaları 1890 senelerinde Organize yapılan yarışlarla başlar 1910--1923 senelerinde İstanbul büyük adada yapılırdı İlk yüzme havuzu İstanbul büyük derede 1931 senesinde açıldı. 1957 senesinde YÜZME federasyonu birleşik federasyondan ayrılarak kurulmuş olur bilgi internet HEREKE Yüzme tarihi 1945 li yıllarda Fabrika müdürü AHMET AĞARSEVEN'in zamanında 100 metre, 33 metre daha sonra 50 metre mesafe olmak üzere yapılırdı. öğrendiğim kadarıyla yüzme sporu her dalda olduğu gibi Sümerspor un desteğiyle Hereke de 1940 lı yılların başında başladığını tahmin ediyorum çünki bir gün İzmit halk evinin önüde yapılan müsabakalarda sonradan kürekci olan hayatı denizde midiye çıkartıp kazancını temin eden HİKMET ELVEREN'in İsmail Tınaz tarafından gel seni kürekci yapalım demesiyle anlamış oluyoruz Çünkü Hereke ye işci olarak yüzme takımına fabrikaya alınır. Kırklı yıllarda kamahane tarafına fabrika çok güzel yüzme hamamı yapar o yıllarda pilaj değilde hamam Terimi kullanılırdı ![]() ![]() ![]() Deniz Hamamı'nın (Plaj) 1. görünümü ![]() Deniz Hamamı'nın (Plaj) 2. görünümü O yıllarda yüzme müsabakaları İZMİTde halk evinin önünde marina da HEREKEde 2. VİLLHEYM köşkün önünde KARAMÜRSELde Yüzme kulvarları, trampleni olan eski fabrika halen bacası olan yerin önünde çok uzun yıllar yapıldı.Ben ise aynı yerde bir defa teşvik müsabakası yaptım sene 1964 hiç unutamadığım bir gündü Büyüklerde müsabakalara katıldım daha önce geçemediğim Gölcük, lü rakibim Şadan Olcayı 100.mt Kelebekte geçtim KAMİL YILMAZ 1927 Doğumlu Hereke nin ilk yüzücülerinden uzun mesafe 1500 metre yüzen İstinyede 1500 metrede Türkiye İkincisi 1500 Mt. İZMİT BÖLGE ŞAMPİYONU ÖMER BAŞ PINAR Serbest sitilde 100 mt. Yüzen Kocaeli Bölge Şampiyonu, Türkiye Üçüncüsü sporcumuz ŞENGÜL DENİZ Uzun mesafe yüzen 1500 mt İZMİT BÖLGE ŞANPİYONU en iyi derecesi Türkiye dördüncü oldu Aynı zamanda İzmit kağıt sporda güreş yaptı uzun yıllar unutulmayanlardan oldu. Bir gün yalnız başına açıklara doğru yüzerken ne olduğu bilinmiyor bir daha geri dönmedi Hiç kimse gören bilen olmadı yalnız sahilde iç çamaşırları bulundu o kadar Annesi aylarca sahilde oğlunu gelecek diye ağladı bekledi. Ne gelen ne gören vardı ana yüreği bu Unutulmayan sporcularımızdan ŞENGÜL bir daha hiç dönmedi ALAATTİN ALTIN 19—Doğumlu Yüzme sporuna beni başlatan daha sonra beraber İPRAŞDA yüzme hocalığı yaptığımız HOCAM Alaattin altın eski yıllarda serbest sitile ( KRAV ) yüzüyor denirdi 100 metre serbest (krav) stili tempo yüzen 200 mt. 400 mt. İzmit bölge Şampiyonu Alaattin Altın suya düzgün yatarak yüzen serbest sitili kol ayakları birbirine uyumlu serbeste ilginç sitili olan yüzücülerimizden AHMET PEKER 1930 DOĞUMLU 100 Mt.yüzen yüzücülerimizden defalarca İzmit Bölge Birincisi Serbest,Karışık bayrak yüzen her iki takımda da olurdu. Kabotaj, Donanma kupa birincilerinden EMİN DİNAR Sırtüstü yüzerdi sitilinin en iyilerindendi eğer sırtüstü müsabakaları 25 metre olsaydı belki yıllarca Türkiye birincisi olurdu 100 mt. 4x100 mt. karışık bölge Şampiyonu SAİM DEMİRTAŞ yüzme sporu yaptığı yıllar Karamürsel de 100 mt serbest gençlerde donanma kupası birincisi oldu. Donanma komutanı hediyesini verirken küçük cüsseli oluşundan severek hediyesini vermesi hatıralarında bolca bahsederdi. Gençler İzmit bölge şampiyonu İBRAHİM MERİÇ Kelebek sitilinde yüzen aynı zamanda Yelkende Türkiye şampiyonu olan Yüzmede bölge şampiyonu sporcumuz Su topu en iyi oynayanlardandı REFİK ÖR Sutopu oynardı resmi hiçbir maç oynamadı oynadıkları şuydu Hereke de su topu Oynarlardı diye bildiğimiz sporcumuz AYKUT ERK Su topu oynadı Sümerspor kulübü bu imkanları verdiği için gayri resmi bu su sporunu Hereke,liler olarak yaptık diyebiliriz Aykut Erk bunlardan biriydi CENGİZ GÖNÜLTAŞ Kürekçi Aysel gönültaş in abisi babası boksör kız kardeşi kürekçi olan sporcu ailelerden kendisi yüzme sporu yaptı 1500 mt. Beş sene üst üste İzmit Bölge şampiyonu oldu ZİYA ÖZEN 1941 Doğumlu Türkiye ikincisi sirt üstünde defalarca bölge Şampiyonu oldu abisi Yelkenci Mehmet Özen Türkiye Şampiyonu küçük kardeşi Erol Özen bölge Şampiyonu Sitilinde en iyi yüzenlerdendi TURGUT TÜTÜNOĞLU 200 mt. 400 mt. Serbest de Türkiye Şampiyonu serbest sitili başladığı gibi bitiren tekniği hiç kimseye benzemeyen yüzücümüz NEZİHİ AKMAN Çok iyi Kelebek Kurbağcı, lar dan 100 mt. Bölge Şampiyonu aynı zamanda Kürekte dümenci olarak Marmara Şampiyonu oldu. FAİK GÜNALP 1942 Doğumlu Spora önceleri yüzme ile başlayan daha sonra futbol oynayan yazın kürek,yelken sporu yapan Hereke de SÜMER sporda Yetişmiş sporcularımızdan her Bıran jı spor hayatını ayrı ayrı dallarda anlatıyorum Bölüm YÜZME on altı yaşları ilk müsabaka yılları 1958 İzmit bölge yüzme Şampiyonası 100m. SERBEST Bölge ŞAMPİYONU 100X KARIŞIK BAYRAK sırt EMİN DUNAR-kelebek YÜKSEL ÖR-kurba NEZİH AKMAN-serbest FAİK GÜNALP Bölge ŞANPİYONU oldular YALÇIN ÖNER 1940 Doğumlu Serbest yüzebilen fiziği sitili mükemmel Türkiye dördüncüsü Yıllarca Türkiye Şampiyonu olmuş Adanalı ERDAL ACET le aynı kulvarda yüzmüş Bölge Şampiyonu YELKEN de Türkiye Şampiyonaların da İkinci, Üçüncüsü oldu YÜKSEL ÖR Kelebek sitilinde yüzen bölge Şampiyonu Su topu oynayan, Kelebek,Kurbağlama yüzen Yüksel Ör de Karışık bayrak Bölge Şampiyonu EROL ÖZEN Sırt üstü yüzen yüzücü Ziya Özen in, yelkenci Mehmet Özen in küçük kardeşleri 1964- 4x100,Karışık bayrak Bölge Şampiyonu MUSTAFA ALTIN 1963 sırtüstü İzmit Bölge Şampiyonu Alaattin Altın ın kardeşi yüzücü kardeşler 100mt.Sırüstü 1-Mustafa Altın Hereke 2-Mehmet Yüksel Gölcük 3-Safa Uysal Gölcük NECATİ KINAY 1947 Doğumlu benim zamanımın en iyi serbest yüzen teşvik müsabakaları dahil hiç geçilmeyen isimlerden Türkiye şampiyonasına katılmadı 1963 senesi Hereke de yapılan İzmit bölge Şampiyonası 100 mt. Serbest Büyükler 1-Necati Kınay Hereke 2-Nazım Cebecioğlu Gölcük 3-Ersin Keskin Gölcük Mustafa altın Erol özen Nazım Demirtaş Necati kınay 4x100 Serbest BAYRAK Büyükler İzmit Bölge Şampiyonu 1500 metre Büyükler bölge ikincisi 1964 senesi 100 mt Serbest 1-Necati Kınay Hereke 2-Erkal Tançay Hereke 3-Bahattın Beyoğlu Gölcük Erol Özen (sırtüstü) Nazım Demirtaş (kelebek) Ertuğrul Cengiz (kurbağlama) Necati Kınay (serbest) 4x100 Karışık Bayrak İzmit Bölge ŞAMPİYON ![]() MACİT YALÇIN Kurbağlama yüzen kalıbı sitili mükemmel olan yüzücü arkadaşım kendisiyle bir defa İzmit yüzme karmasına seçildik sene 1963 tü Türkiye Şampiyonasına gittik müsabakalar İstanbul heybeli adada idi kadıköy de kamp yaptık vapurla gidip gelerek Yarışmalara katıldık derece yapamadık/ Bölge Şampiyonu oldu. ERTUĞRUL CENGİZ 1950 doğumlu Ertuğrul Cengiz hani derler ya boynuz kulağı geçer bir temmuz 1965 de Kabotaj bayramında İzmit te kelebekte birinci oldum dinlenmeden Ertuğrulla sıtüstü yarışına girdim nasıl olsa geçerim ama maalesef Ertuğrul beni geçti. Ben ikinci. KADRİ AKYOL 1945 doğumlu yüzme sporunun dışında olmasına rağmen iki maraton yüzen 6. tıncı 9.cu olan kadri körfezi iki defa geçdim bu kadar mesafeyi yüzdüm demenin gururunu yaşıyordur sanırım emeği zayi olmasın bu arkadaşımın unutulmaması için yazdım ERKAL TANÇAY 1944 Doğumlu Beraber iki defa Maraton yüzdüğüm nefes fizik olarak benden güçlü olmasına rağmen tekniği eksikte olsa ilk sene 5 ci ikinci sene 4 cü olan Erkal Tançay maksat spor olsun düşüncesiyle yüzmüşdür Erkal 1964 senesi Kocaeli Bölge Şampiyonası na katılan Erkal Tançay 100mt. serbest te 1-Necati Kınay Hereke 2-Erkal Tançay Hereke 3-bahattin Beyoğlu Gölcük 400mt. serbest 1-Sinan Seyrek İzmit 2-Nazım Demirtaş Hereke 3-Erkal Tancay Hereke NAZIM DEMİRTAŞ 1946 Doğumlu HEREKE SPOR TARİHİ Üniversitenin gelişiyle iletişimci hocaların Teşvikiyle başladım Katıldığım danışma kurulu Toplantılarında Var olan hereke tarihiyle ilgili gurupta Görev aldım çalışmalarımız kısa sürdü sene 2002 Acaba hereke spor tarihi ni Yazabilir miyim bana çok iyi fikir olduğunu Destek alarak başladım ilk işim bilebildiğim kadarıyla KÜREK, YELKEN, YÜZME ve FUTBOL hereke de oynandığını biliyordum BASKETBOL, TENİS, BOKS, FUTBOL, KÜREK, JİMNASTİK, GÜREŞ, ATLETİZİM Yapıldığı hereke spor tarihiyle çok zengin olduğunu keşfetmiş oldum tabiki belge ve bilgilerin olduğunca bulabildiğimde çalıştığım bu emeğin Hereke ye Geçmişi gündeme getirmeye nice şampiyonların unutulmamasına en son neslin Bak Herekede bu şampiyonlar yaşamış belki oğlu belkide torunu bak dedem veya babam Neler yapmış bir çok insanın sporda başarılı olmak isteyip de olamayıp hiç olmazsa Ailesindeki bu başarıyı elde etmiş insanlarla övünmesi kadar doğal ne olabilir acaba İşte bu düşünceyle Hereke spor tarihine başladım Bu tarihin içersin de bulunmakla ne kadar övünsem azdır ![]() Hereke den bize Antranör lük yapan ALAATTİN ALTIN abiyle yüzücü arkadaşlarım MACİT, EROL, MUSTAFA ile İlk müsabakamı 100 mt. Serbest te yaptım Ünal isminde Gölcüklü yüzücüye geçildim ikinci olmama Çok sevindik çünkü sporculuk hayatımın ilk derecesi idi Daha sonra 100 mt. Kelebek yüzdüm gene ikinci oldum karışık bayrak yüzdük ikinci olduk üç tane ikincilik almıştım. Bize göre deplasman sayılan müsabakalar da başarılı olduk sayılır İzmit Bölge Yüzme Ajanı Astsubay (çamur) Zeki bizi tebrik etti bir dahaki teşvikte Hereke de organize edilecek haberiyle ayrıldık 15 gün sonra Hereke de Gölcüklü ÜNAL,ı Hereke de 100 mt Serbeste geçtim 1962 senesi Bölge birinciliği yapılmadı Kocaeli karmasına MACİT le seçildim ![]() Müsabakalara Büyükada da iki gün katıldık İlk gün 100 mt. KELEBEK G.S.lı Kaya Çilingiroğluna birinci geldi geçildim İkinci gün 100mt.serbest adanalı Ayhan Karataş birinci geldi başarılı olamadım Tek övündüğüm isim yapmış yüzücülerle aynı kulvarda yüzmüştüm 1963 sezonun ilk müsabakası olan 1.TEMMUZ Kabotaj bayramı yüzme dalında kelebek te birinci geldim. ![]() Hereke Sümerspor Yüzme Takımı 1) Antrenör Alaatin Altın 2) Necati Kınay 3) Mustafa Altın 4) Nazım Demirtaş 5) Erol Özen 6) Macit Yalçın İzmit Kabotaj Bayramı Müsabakaları Üç dört haftalık teşvik müsabakaları sonunda 1963 senesi Hereke de Merhum yüzücüler adına yapılan İZMİT Bölge Şampiyonasında yaptığım derecelerOrtalar kata gorisin de katıldım 100 mt. Serbest 1-Nazım Demirtaş Hereke 2-Mustafa Gülşen Hereke 3-Mehmet Yüksel Gölcük 100 mt. Kelebek 1-Nazım Demirtaş Hereke 2-Kerim Özdere Gölcük 3-Mehmet Yüksel Gölcük 4x100 mt. Karışık Bayrak Büyükler de 1-Mustafa Altın Sırtüstü 2-Nazım Demirtaş Kelebek 3-Macit Yalçın Kurbağalama 4-Necati Kınay Serbest HEREKE Birinci İzmit gölcük karması ikinci oldu Takım halinde aldığımız puanlarla Hereke İzmit Bölge Şampiyonu olduk ![]() ![]() Şadan Olcay, a 100 mt. kelebekte geçildim sezon ortasında Karamürsel de yapılan teşvik müsabakaların da 100mt.de Şadan Olcayı geçdim Spor hayatımın ilk MARATON nu 1964 Senesi Çıkış DEĞİRMENDERE Bitiş TÜTÜNÇİFLİK Adı NEDRET ER Körfez geçme Maraton Müsabakası Mesafe bir buçuk mil (Nedret Er) Galatasaraylı İzmit bölgesinde yetişmiş Gölcüklü Yüzücü Ajanımız FARUK DOĞU nun G.S lı Takım arkadaşı genç yaşta denizde Boğularak öldü onun anısına yapılan Maraton Hereke den ERKAL TANÇAY, KADRİ AKYOL, NAZIM DEMİRTAŞ İzmit gençlikten İRFAN-SEYREK , SİNAN-SEYREK. MEHMET TİLGEN Karamürsel den--------------------İki kişi Avusturyalı ---------------------Bir kişi Gölcüklü---------------------------- Değirmendereli-------------------- Toplam 17 Yüzücünün Değirmen dere den denize atladık depar atarak öne geçtim topluca yarı denize Kadar beraber yüzdük deniz suları topluca bizi Tütünçif lik fenerine doğru atıyordu Önde Karamürsel li adını unuttuğum yüzücü beraber yüzerken iki,üç boy arkamızda İrfan Seyrek,Mehmet Tilgen Deniz suları akıntısını taktik yapıp rakibimden ayrıldım sular beni hızla çiftlik fenerine atarken rakibimle aram bir hayli açıldı Kıyıda sular kesilmiş hızla rakibime doğru yöneldim Sularla boğuşurken kendisine yaklaştım bir boy mesafeyle maratonu kaybettim Belki taktik hatası yaptım 17 yedi kişi arasında ikinci olmakta fena değildi Sevindim 1- Karamürsel li 2- Nazım Demirtaş Hereke 3- Mehmet Tilgen İzmit 4- İrfan Seyrek İzmit 5- Erkal Tançay Hereke 9- Kadri Akyol Hereke Dokuz kişi müsabakayı tamamladı Avusturyalı yüzücü terk etti 1964 Bölge Şampiyonası Herekede yapıldı Derecelerim 200 mt. Kelebek 1-Nazım Demirtaş Hereke 2-Sinan Seyrek İzmit 3-Sait Memişoğlu Karamürsel ilk defa iki yüz kelebek Yüzmüştüm izmit li foto fahri seyrek in oğlu ikinci geçdiğim rakibime ikinci müsabakada geçildim 400 mt Serbest 1-Sinan Seyrek İzmit |