Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Turizm

Turizm Türkiye ve Dünyadan Resimler Tarihi Yerler Hakkında Açıklamalar...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-26-2008, 22:24   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
-.. Kι άλλο ..-
 
RoZa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Mesaj: 85,056
Blog Başlıkları: 10
Rep Gücü: 7000
Rep Puanı : 469092
Rep Seviyesi: RoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa Repstar
Varsayılan İstanbul’un Koruları






Emirgan, Yıldız, Ayazağa, Fethi Paşa ve Hidiv gibi koruluk alanlar, kentin gürültü ve karmaşasından kaçan İstanbullulara nefes alma olanağı sağlıyor.

İSTANBUL - Yüzlerce yıllık tarihe tanıklık eden, Osmanlı dönemine ait önemli köşk ve sarayları barındıran, hanedanın dinlenme, avlanma ve gezi alanlarını da oluşturan koruluklarda, yüzlerce egzotik ve nadir bitki türü yer alıyor.

AYAZAĞA KORUSU
Sultan II. Mahmud döneminde (1808-1839) Hazine-i Hassa’ya ait olan ve padişahın sık sık avlandığı Haznedar Çiftliği’nin koruluğunu da barındıran Ayazağa Korusu, yaklaşık 8 hektarlık alanıyla çınar, ıhlamur, saplı meşe, at kestanesi ile akçaağaçların yanı sıra diğer korulardakinden farklı boy ve çapta dişbudak ağaçlarıyla dikkat çekiyor. Ayazağa Kasırları ve Av Köşkü’nü de barındıran yaklaşık 1300 ağaçlık koru içerisinde, tamamlandığında Türkiye’nin en büyük kültür merkezi olacak Ayazağa Kültür Merkezi inşaatına devam ediliyor.

Bebek ile Rumelihisarı arasında, Sultan Abdülaziz döneminin Osmanlı Hariciye Nazırı Arifi Paşa’nın adıyla anılan 22 dönümlük korunun içerisinde zamanla yaşanan yapılaşma sonucu büyük bölümü kaybedilirken, Boğaziçi Üniversitesi yerleşkesine doğru çıkan yamaçtaki küçük bir bölümü bugün varlığını sürdürebiliyor.

Büyük bir kısmı inşaatlarla kapatılan ve küçük ağaç kümeleri şeklinde ayakta kalan aynı bölgedeki Ayşe Sultan Korusu’nda ise Himalaya sediri, servi, mavi atlas sediri, erguvan, defne, ceviz, acem dutu, dişbudak, dağ akçaağacı, Macar meşesi, sakız ağacı gibi nadide ağaçlar bulunuyor.

EMİRGAN KORUSU
Bizans döneminde “Kyparates” adıyla anılan ve Baltalimanı’ndan İstinye’ye kadar uzanan geniş bir araziyi kapsayan bir servi ormanı olan bugünkü Emirgan Korusu’nun ismi de IV. Murat’ın İran seferinden dönerken yanında getirdiği Emirgune’nin oğlu Tahmasb Kulu Han’dan geliyor.

“Emirgune Bahçesi” ve “Mirgün Bahçesi” diye de adlandırılan 472 bin metre karelik bu korunun içinde iki su göleti ile İstanbul Büyükşehir Belediyesince, halka açık şekilde işletilen Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk de yer alıyor. Çevresi duvarlarla çevrili olan Emirgan Korusu’nda 120’yi aşkın bitki ve ağaç türü arasında fıstık çamı, kızılçam, Halep çamı, ağlayan çam, veymut çamı,sahil çamı, Japon kadife çamı, Londra çamı, Avrupa, mavi ve konik ladinler ile mavi atlas, Lübnan ve Himalaya sedirleri, kayın, dişbudak, sabunağacı, salkımsöğüt, Macar meşesinin yanı sıra Kolorado gümüşi köknarı, Çin mabet ağacı,kaymakağacı, Kaliforniya su sediri, sahil sekoyası ve kafur ağacı gibi ender bitki türleri bulunuyor.

Ortaköy ile Kuruçeşme arasında, özellikle 1980’li yıllarda yapılan iki katlı köşklerin yapıldığı Naciye Sultan Korusu’nun da, bugün yeşil olarak kalan 3,3 hektarlık bir alanında sakız ağacı, fıstık çamları, kızıl çamlar, erguvan, gül ibrişim ve sedir ağaçlarıyla, aynı bölgedeki Naile Sultan Korusu ise fıstık çamları, kızıl çam, mavi atlas sediri, cehri, servi, mahlep, çiçekli dişbudak ve manolya ağaçlarıyla varlığını sürdürüyor.

YILDIZ PARKI KORUSU
Beşiktaş ile Ortaköy arasında yer alan yaklaşık 46 hektarlık alanı ile kent içerisindeki en büyük koru olan Yıldız Parkı, çeşitli tarih kaynaklarında adı geçen defne ormanları ve mitolojik öykülerdeki “Pan”ın Boğaziçi’nde flütünü çaldığı yeşillikler olarak da biliniyor. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemindeki kayıtlarda ilk kez ismine rastlanan ve 1600’lü yılların başında “Kazancıoğlu Bahçesi” olarak anılmaya başlanan Yıldız Korusu, lale devrinin masalımsı “Çerağaneğlenceleri”nin düzenlendiği yer olarak da tarihte yer alıyor. Yıldız Köşkü’nün de içinde yer aldığı korulukta, yeniçeri teşkilatı kaldırıldıktan sonra kurulan Asakir-i Mansureyi Muhammediye’nin eğitimlerinin de burada yapıldığı biliniyor.

Bezm-i Alem Sultan’ın da bir kasır inşa ettirdiği ve Sultan Abdülaziz’in ise Çırağan Sarayı’nı yaptırdıktan sonra kendisinin de hayran kaldığı bu koruluğu, bugünkü ana cadde üzerinde bir kısmı halen ayakta duran taş ve mermer işlemeli köprüyle saraya bağladığı ve o dönemde sadece padişah ile yakın çevresinin kullanabildiği korunun “Mabeyn Bahçesi” adı ile anıldığı kaydediliyor.

HER METRE KARESİNE ALTIN DÖKÜLDÜ
Tahta çıktıktan sonra Yıldız Sarayı’na yerleşen II. Abdülhamid’in Malta, Çadır, Şale, Kaskat, Limonluk, Set ve Cihannüma köşkleri ile Saray Tiyatrosu’nu inşa ettirirken, yerli ve yabancı uzmanlara büyük paralar harcayarak düzenlettiği koru için hatıra defterinde “her metre karesine altın döküldü” ifadesine yer verdiği biliniyor.

Cumhuriyetin ilanından sonra da Yıldız Korusu’nda yeni düzenlemeler yapılırken, 1925’te bir İtalyan işletmeciye verilen ve bir casino olarak kullanılan Şale Köşkü, Atatürk’ün emriyle bu işletmeciden alınıp boşaltılarak yanlış bir kullanımın önüne geçildi.

1930’larda Yıldız Sarayı kompleksi üç bölüme ayrılırken, 1978’de Harp Akademisi’nin kendisine ayrılan bölümden ayrılmasıyla burası Kültür Bakanlığına bağlandı. Şale Köşkü TBMM’ye, koruluk ile içindeki Malta ve Çadır köşkleri ise İstanbul Belediyesine verildi. İmzalanan bir protokolle, 1940’tan itibaren koru “Yıldız Parkı” adını aldı. 1960-70’li yılları arasında bakımsız kalan park, 1979 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Genel Müdürü Çelik Gülersoy ile İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil arasında imzalanan protokolle, içindeki köşkler restore edilerek yeniden düzenlendi ve kullanıma açıldı.

400 YILLIK AĞAÇLAR
1994’te kira mukavelesi yenilenmeyerek kullanımı İstanbul Büyükşehir Belediyesine geçen köşkler ve parkta, aralarında 400 yıllık olanlarla birlikte nadir bulunan sekoyaların yanı sıra çamlar, sedirler, köknar, ladin, dişbudak, porsuk, ardıç, akçaağaç, meşe, yalancı akasya, sofora, at kestanesi, menengiç, Çin şemsiye ağacı, Amerikan lale ağacı, acem dutu, sabunağacı, kaymakağacı ve oya ağacı gibi çoğunluğu yabancı kökenli 120’den fazla egzotik ağaç ve çalı türü bulunuyor.

KÜÇÜK ÇAMLICA KORUSU
Üsküdar’da 227 rakımlı Küçük Çamlıca tepesi üzerindeki koruluğu da, yamaçlarındaki Tomruk suları, II. Mahmut zamanında sosyal yaşama açılmasıyla biliniyor. Ancak 1970’li yıllardan sonra yaşanan yapılaşma sonucu büyük bir kısmı tahrip edilen koru, fıstık çamları, karaçam, kızılçam, servi, çınar, gürgen ve ıhlamur ağaçlarından oluşuyor.

FETHİ PAŞA KORUSU
Yine Üsküdar’da bulunan 26 hektarlık Fethi Paşa Korusu, 1960-1980 arasında mülkiyet sorunu nedeniyle bakımsız ve girilemez durumda iken, Büyükşehir Belediyesinin istimlak işlerini tamamlamasının ardından 1985-1987 de bakım alınarak gezinti yolları, koşu parkurları, seyir yerleri, kafeterya ve spor alanlarıyla hizmete açıldı.

Çam, meşe, sakız ağacı, akçakesme, at kestanesi, Trabzon hurması, yalancı akasya, dişbudak, porsuk ve nadide bir ağaç olan Japon kadife çamından oluşan koru, halen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünün sorumluluğunda bulunuyor.

HİDİV İSMAİL PAŞA KORUSU
“Çubuklu Korusu” olarak da bilinen Hidiv İsmail Paşa Korusu, Çubuklu’da sahilden yamaca doğru yükselen yaklaşık 17 hektarlık alan üzerinde kurulu bulunuyor ve bölgedeki yerleşimin Bizans dönemine dayandığı biliniyor.

Bizans kaynaklarında Aziz Alexandır’ın kurduğu ve “Akimitis” olarak bilinen ve gece gündüz nöbetleşe ibadet etmeleri nedeniyle “uykusuz” olarak adlandırılan keşişlerin yaşadığı bir manastırın da o dönem bu bölgede kurulduğuna ilişkin bilgiler yer alıyor.

İtalyan mimarisinin hakim olduğu ve 1907’de yapılan “Hidiv Kasrı”nın da bulunduğu Çubuklu Korusu, gümüşi ıhlamur, at kestanesi, porsuk vefıstık çamları, ehrami serviler, saplı meşe, yaz ıhlamuru, dişbudak, yalancı akasya, Akdeniz defnesi, Trabzon hurması, kuş üvezi, erguvan, çitlembik ve Londra çınarı gibi ağaçlardan oluşuyor.



Έχω πρόβλημα μεγάλο
Δεν μου φτάνεις, θέλω κι άλλο.!!
RoZa Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 21:08.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210