Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Turizm

Turizm Türkiye ve Dünyadan Resimler Tarihi Yerler Hakkında Açıklamalar...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !

Hızlı Üye Ol
Ücretsiz ve HIZLI Bir Şekilde Üye Olara Sizde Yorumlarınızı Yazın

Nick Şifre Şifre Tekrar E-Mail: Confirm E-Mail:
 
Image Verification
Lütfen Resimdeki Harfleri Aynen Yazınız !

  Okudum Forum Kuralları 


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-03-2006, 14:43   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Gümüş üye
 
blackworm kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 23
Mesaj: 12,747
Blog Başlıkları: 73
Rep Gücü: 2362
Rep Puanı : 234759
Rep Seviyesi: blackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstar
Varsayılan İznik








İznik, her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntıları ile yoğrulmuş, bölgede, yüzyıllar boyu tarih sayfalarının baş köşelerinde yerini almış bir kenttir. Dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir.

Çinicilik



İznik çiniciliğinin gelişimini, tarihleri bilinen yapılar üzerindeki çini kaplamalardan açık-seçik görülebilir.1378-1391 yılları arasında yapılan İznik Yeşil Cami minaresini süsleyen en eski Osmanlı çinileri teknik ve dekor bakımından Selçuk geleneğini devam ettirmekle beraber renk ve tonları onlardan daha zengindir. Camiye ismini veren bu çiniler firuze ve yeşil renklerin çeşitliliği ve zenginliğiyle dikkat çekerler.

İstanbul'daki yapılarda kullanılan çinilerin İznik'te yapıldığını tarihsel belgelerden öğreniyoruz.Milet,Şam grubu ve Rodos işi adı ile tanınan seramiklerin merkezi İznik'tir. XVII. yy.da İznik'e gelen gezgin Evliya Çelebi, 300'den fazla çini fırınının bulunduğundan söz eder.İznik çinilerinde; lâle,sümbül,nar,karanfil gibi çiçek motifleri kullanılmıştır.Ayrıca insan,kuş,balık,tavşan, köpek gibi hayvan ve gemi motiflerine de rastlanır.Mavi, firuze, yeşil ve kırmızı en çok kullanılan renklerdir.



Tarihçe: Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde M.Ö. 2500 yıllarına inen uygarlık izleri saklıdır. M.Ö. VII. yüzyılda Trak kavimlerinin göçlerinden önce burada kurulan yerleşim 'Helikare' adını almıştır.Kentte basılan * Khryseapolis (Altın Şehir) adı okunmaktadır.

Makedonya İmparatoru İskender'in generali Antigonos tarafından M.Ö. 316 yılında yenilenen kent Antigoneia adını almıştır. İskender'in ölümünden sonra Antigonos ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatros'un kızı olan eşi Nikaia'nın adını vermiştir.

M.Ö. 293'te Bithynia Krallığı'na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir. Bir süre Bithynia Krallığı'nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma'nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür.

Nikaia, Bithynia havarilerden Petrus'un çabaları ile Hıristiyanlık ile tanışır. İmparator l. Constantinus döneminde Hıristiyanlık üzerindeki yasaklar kalkar. 325 yılı yazı başında Nikaia, Hıristiyanlık için çok önemli bir olaya sahne olur ve Birinci Konsül, Senatus Sarayı'nda toplanır.

İmparator Constantinus'un da katıldığı toplantıda iki önemli görüş tartışılır. İskenderiyeli din adamı Arius'un görüşü Hz. İsa'nın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediğidir." Kısa sürede taraftar toplayan bu teze, Piskoposlar karşı çıkmıştır.

Hıristiyan dünyasınca bugün de savunulan "Hz. İsa'nın Tanrı' nın oğlu olduğu" tezi uzun tartışmalardan sonra kabul görmüştür.Hıristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir.787 yılında İznik Ayasofya'sında VII. Konsül toplandı. İmparatoriçe İrene'nin önderliği ile resim ve heykel üzerindeki yasaklar kaldırıldı.İznik, Selçukluların da ,Bizanslıların da başkenti olmuştur.

1331 yılında Osmanlı orduları tarafından ele geçirilen İznik, Osmanlı dönemiyle birlikte canlanmaya başladı. Osmanlı idaresinde İznik, sanat, ticaret ve kültür merkezi oldu. Orhan Gazi Medresesinde birçok ünlü ders verdi. Davud-u Kayseri, Ebul Fadıl Musa, Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi ünlü tasavvuflar İznik'te yaşadı ve eserler verdi. Osmanlı döneminin ilk cami, medresesi ve imareti İznik'te inşa edildi.

XIV ve XV. yüzyıllarda XVI. yüzyılda İznik bir sanat merkezi olmuş, dünyaca ünlü çini ve seramikler burada üretilmiştir. İznik, Hellenistik çağdan kalma ızgara planlı kent yerleşimi, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapıları ile tarihi kent dokusunu bütün canlılığıyla korumaktadır.

İklim: İznik genellikle ılıman bir iklime sahiptir. İlçede kışlar genel olarak çok yağışlı, yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

Gezilecek Yerler
Tümülüs, Kaya Mezar ve Anıtları



Berber Kaya: İznik'in doğusunda yer alan bir tepenin eteğindedir. Yek pare kayadan oyulmuş büyük bir oda şeklinde mezar anıtıdır. Zemininde mezarlar bulunmaktadır.M.Ö. II. yüzyıla ait olup Hellenistik dönemin İznik'teki önemli bir örneğidir. Devasa boyuttaki bu lâhdin Bithynia Kralı II. Prusias'a ait olduğu öne sürülmektedir.

Beştaş (Obelisk): Kentin kuzeyinde bağlar arasında yükselen bu mezar anıtı, eski Roma yolu üzerindedir. Beştaş,Nişantaşı, ve Dikilitaş adları ile de bilinmektedir. Üzerindeki Yunanca kitabeden I. yüzyılda C. Cassius Philiscus'a ait olduğu anlaşılmaktadır. Anıtın tepesindeki altıncı taşın üzerinde bir kartal veya zafer tanrıçası Nike'nin heykeli olduğu sanılmaktadır. Anıtın bir yönünde ise Philiscus'un heykeli olduğu kalan izlerden anlaşılmaktadır. Mezar anıtı 12 metre yüksekliktedir.

Hypoge: Elbeyli Beldesi'nin Hespekli mevkiinde benzersiz bir yeraltı mezarıdır. IV - V. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Tavanı ve duvarları erken Hıristiyanlık döneminin tipik renkli freskoları ile kaplıdır. Mezar odasında üç adet mezar yer alır.

Dörttepeler Tümülüsü: Elbeyli Belediyesi mezarlığı içindedir. Tümülüs'te iki anıt mezar belirlenmiştir. İlk mezar yol kenarındadır. Dromosiu dikdörtgen mezar odası ile iki yanında ikişer kilisesi bulunmaktadır. Diğer mezar İse beyaz mermerden yapılmış mezar odası ile kaba taş ve ağaçlarla örtülüdür.

Diğer Tarihi Kalıntılar

Senatüs (Bizans sarayı): Sarayın 4. yüzyılda yapıldığı katî olup halen göl suları tarafından örtülmüştür. Zemin mozaikleri toprak altında mevcut olup Hristiyanların Teslis ve İsa’nın ulûhiyeti,insaniyeti münakaşalarını yapan 318 papazın ilk Konsili 325 yılında burada akdolunmuştur. 787 yılında Ortodokslar arasında Azizlerin tasvirleri hakkında çıkan ihtilâfın münakaşası için toplanan 7. Konsil de burada toplanmıştır.



Surlar: İznik'in çevresini beş kenarlı çokgen şekilde kuşatan surlar 4970 metre uzunluğundadır. İznik'in iki ana caddesinin kesiştiği noktadan bakıldığında, dört ana kapı görünür. Hellenistik dönemde inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerindeki yeni ilavelerle günümüzdeki şeklini almıştır. Kentin dört ana kapısından günümüze Lefke Kapı ile İstanbul Kapı sağlam ulaşabilmiştir. Yenişehir Kapı kısmen, Göl Kapı tamamen yıkıktır. İstanbul Kapıda tiyatrodan getirilen masklar bulunmaktadır, İstanbul ve Lefke kapısında mermer kabartma friz parçalarının da kullanıldığı görülmektedir.

Tiyatro: İznik Antik Tiyatrosu göl kıyısı ile Yenişehir Kapı arasında geniş bir alana inşa edilmiştir. Tiyatro, İmparator Traianus döneminde Bithynia prokonsülü (valisi) Plinius'un çabalarıyla 111-112 yıllarında yapılmıştır. Tiyatro, XIII. yüzyılda toplu mezarlığa dönüştürülmüştür. Daha sonraki yıllarda içinde kilise, saray ve Osmanlı seramik atölyeleri ve çini fırınları yapıldığı, yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştır.


Böcek Ayazma: Koimesis Kilisesi yakınındadır. Üstü kubbe ile örtülü, yuvarlak bir yapıdır. Hyakinthos Manastırının bir bölümü olduğu sanılmaktadır. Ayazma VI. yüzyıldan günümüze sağlam gelmiş eserlerdendir.

Kilise ve Camiler



Koimesis Kilisesi: Piskopos Hyakinthos tarafından VIII. yüzyılda yaptırılmıştır. Hyakinthos Manastırı'nın bir bölümü olduğu sanılmaktadır. 1065 depreminde yıkılmış, Koimesis Kilisesi kalıntıları ancak ilavelerle tamir edilmiştir. Kilisenin mozaikleri ve ikonaları 1807'de İznik Metropoliti Daniel'in isteği üzerine yenilenmişti.

Ayasofya Kilisesi: İki ana caddenin kesiştiği yerde, kentin tam ortasındadır. Bizans dönemi eseridir ve tahminen XI. yüzyıldaki depremden sonra yenilenmiştir. 1331 yılında Orhan Gazi Camii adını almıştır. Deprem ve yangınlarda tahribe uğramıştır. XVI. yüzyılda Mimar Sinan tarafından büyük ölçüde değişikliğe uğratılmış ve yenilenmiştir. Bir mezar odası duvarında Hz. İsa freski bulunmaktadır. VII. Konsil'in toplandığı yerdir. Bu nedenle inanç turizmi için önemli bir merkezdir.

Hagios Tryphonos Kilisesi: İstanbul Kapıya giden caddenin sol tarafındadır. Birkaç duvar ve döşeme mozaiklerinden parçalar bulunmuştur. Duvar tekniği ve planı kilisenin X - XII. yüzyıllarda yaptırılmış bir Bizans eseri olduğunu göstermektedir.

Ayatrifon Kilisesi: Yenişehir Kapı'ya giden caddenin sağındadır. Plan, İstanbul'daki Kariye Camine benzer. Planına göre büyük bir kubbe ile örtülü olduğu ve tabanının çok süslü mozaiklerle kaplandığı anlaşılmaktadır. Kilisenin XIII. yüzyılda Teodoros Laskaris tarafından, Aya Trifon adına yaptırdığı sanılmaktadır.

Hacı Özbek Cami: İznik'te inşa edilen ilk Osmanlı camisidir. Üstü 8 metre çapında kiremit kaplı bir kubbe ile örtülüdür. 1333 yılında inşa edilmiştir.



Yeşil Cami: İznik'in sembolü olan Yeşil Cami, adını yeşil çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır. Caminin yapımını Çandarlı Hayreddin Paşa 1378 yılında başlatmış, fakat ölümü üzerine oğlu Ali Paşa 1391'de tamamlatmıştır. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir. Eşsiz minaresi caminin sağ köşesindedir. Gövdesi mavi ve yeşil renkli çinilerle zigzaglı mozaik tekniğiyle bezenmiştir. Selçuklu minare geleneğinin ilk dönem Osmanlı sanatına yansımasının önemli bir örneğidir.



Mahmut Çelebi Cami: Çandarlı Hayreddin Paşanın torunlarından Mahmut Çelebi tarafından 1442 yılında inşa ettirilmiştir.

Orhan Bey Camii Ve Hamamı: Cami, Yenişehir Kapı dışında sol tarafta tarlalar arasında kalıntı halindedir. Hamam ise, cami ile surlar arasında bulunmaktadır.

Türbeler

Şeyh Kutbettın Camı Ve Türbesi, Eşref-1 Rumî Camı Ve Türbesi, Yakub Çelebi Zaviyesi Ve Türbesi, Kırgızlar Türbesi , Sarı Saltuk Türbesi, Åandarli Hayrettin Paşa Türbesi, Åandarli İbrahim Paşa Türbesi Ve İmareti, Åandarli Halil Paşa Türbesi, Huysuzlar Türbesi, Ahiveyn Sultan Türbesi, Abdülvahap Sancaktarı Türbesi İznik'in önemli türbeleridir.

Han ve Hamamlar

Rüstem Paşa Hanı:Bu gün evler arasında kalmış duvar kalıntıları halindedir. Yalnız kuzey ve batı duvarının bir bölümü ayaktadır. Yapı XVI. yy. da Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı Rüstem Paşa adına Mimar Sinan tarafından inşa edildiği sanılmaktadır.

İsmail Bey Hamamı:XIV. yy sonları ile XV. yy başlarına aittir. İç mimarisiyle seçkin bir yapıdır.

Haci Hamza Hamamı:Mahmut Çelebi Caminin yanındadır, ikinci Murat hamamı olarak da anılır. XV. yy da inşa edilmiştir.

Meydan Hamamı:1.Murat Hamamı olarak da bilinir. Çifte hamam biçiminde inşa edilmiştir. Hamam XIV. yy sonlarına tarihlenir.

Müzeler



İznik Müzesi: (Nilüfer Hatun İmareti) İmaret 1388 yılında Osmanlı Sultanı l. Murat tarafından annesi Nilüfer Hatunun anısına inşa ettirilmiştir.İmaret olarak kullanılan yapı, yoksullar için her gün yemek dağıtan bir hayır kurumuydu.

Cumhuriyet döneminde değişik gereksinimler için depo olarak kullanılan bina 1960 yılında müze olarak hizmete açılmıştır.Tarihsel bir yapı olan imaret, XIV. yy Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.

Müzede,İznik ve çevresinden toplanan arkeolojik buluntular ile Ilıpınar, Tiyatro ve İznik'teki çini fırınları kazılarından çıkarılan eserler sergilenmektedir. Müze bahçesinde; Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri yer almaktadır.

Ne Yenir?
Istakoz güveci, sazan balığı çorbası, yayın balığı, şiş veya buğulama, kerevit salatası ve kerevit güveç İznik Gölü çevresinde bulunan lokantalarda tadılabilecek yiyecek türleri olarak sayılabilir.

Ne Alınır?
İznik'ten öncelikle meşhur İznik çinisi alınabilir. Ayrıca bölgede yoğun olarak yetiştirilen zeytin çeşitlerinden de almak mümkündür.

Yapmadan Dönme
İznik Müzesini görmeden,

Tümülüs ve Mezar Anıtları görmeden,

İznik surlarını gezmeden,

VII. Konsil'in toplandığı Ayasofya Kilisesini ziyaret etmeden,

Çini süslemeleriyle ünlü camileri görmeden,

İznik çinilerinden almadan Dönmeyin.


blackworm Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-23-2007, 22:32   #2 (permalink)
Üye Bilgileri
Çırak
 
MeDoGaN kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2006
Şehir : Çanakkale
Mesaj: 8,206
Rep Gücü: 263
Rep Puanı : 25229
Rep Seviyesi: MeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin Efendisi
Varsayılan İznik&Ayasofya

1. İZNİK TARİHİ VE GENEL BİLGİLER

1.1 İZNİK TARİHÇESİ

Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde M.Ö. 2500 yıllarına inen uygarlık izleri saklıdır. M.Ö. VII. yüzyılda Trak kavimlerinin göçlerinden önce burada kurulan yerleşim 'Helikare' adını almıştır. Kentte basılan sikkelerde Khryseapolis (Altın Şehir) adı okunmaktadır.

Makedonya İmparatoru İskender'in generali Antigonos tarafından M.Ö. 316 yılında yenilenen kent Antigoneia adını almıştır. İskender'in ölümünden sonra Antigonos ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatros'un kızı olan eşi Nikaia'nın adını vermiştir. M.Ö. 293'te Bithynia Krallığı'na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir. Bir süre Bithynia Krallığı'nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma'nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür.

Nikaia, Bithynia havarilerden Petrus'un çabaları ile Hıristiyanlık ile tanışır. İmparator l. Constantinus döneminde Hıristiyanlık üzerindeki yasaklar kalkar. 325 yılı yazı başında Nikaia, Hıristiyanlık için çok önemli bir olaya sahne olur ve Birinci Konsül, Senatus Sarayı'nda toplanır. İmparator Constantinus'un da katıldığı toplantıda iki önemli görüş tartışılır. İskenderiyeli din adamı Arius'un görüşü "Hz. İsa'nın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediğidir." Kısa sürede taraftar toplayan bu teze, Piskoposlar karşı çıkmıştır. Hıristiyan dünyasınca bugün de savunulan "Hz. İsa'nın Tanrı nın oğlu olduğu" tezi uzun tartışmalardan sonra kabul görmüştür. Hıristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir.

İznik Surları


İznik Şehir Planı


1.3 BİZANS DÖNEMİNDE İZNİK

Bizans çağının başlarında 358, 362 ve 368 depremleri ile 420 yıllarına doğru bir kıtlık İznik’e büyük zararlar vermiştir. Şehrin yeniden canlanması Justinianos (527-565 ) zamanında olup harap olan saray yeniden yaptırılmış, su yolları yenilenmiş, kilise ve manastırlar kurulmuş, hamamlar tamir ettirilmiştir. Bu yapılardan bugün Lefke Kapısı dışında su kemerinin bazı kalıntıları görülebilir.

İslamiyetin yayılması sırasında Anadolu’ya yapılan Arap Akınları İstanbul önlerine kadar uzanırken İznik de tehlikeye düşmüştür. Şehri 718-727 de kuşatan Araplar içeriye giremeyip surların bazı yerlerini tahrip ettiler. 740 yılındaki deprem yapılara yine zarar vermiştir, ama İznik’in en önemli felaketi 1065 yılındaki deprem olmuştur.

1.4 İZNİK ( NİKAİA ) KENTİ

Antik mirası, kent dokusu , ünlü çinisi , yeşil cevresi , turizm ve kültür kenti potansiyeli ile iznik, güney marmara bölgesinde adını aldığı gölün doğu kıyısına yerleşmiş , dörtbuçuk kilometrelik surlarla çevrili Bursa’ya 75km uzaklıkta eski bir kenttir. Karaların içine 50km sokulan derin bir körfezin sonunda kurulmuştur. İznik gittikçe daralan Gölcük havzasında , tersane ; liman şehridir. Derin bir şekilde boğumlaşıp darlaşan , iç kısmı bir havuz şeklinde olması harp limanını ve tersaneleri oluşturmuştur. Roma İmparatorluğu harp limanı olarak kullanmıştır. İlk Osmanlı tershanesi burada kurulmuştur. Evliya Çelebi gemilerin burada yapıldığını bildirmiştir. Baş iskele ” Astakos “ ( Bugünkü yerinden 6 km kuzeybatısında ) adıyla kurulmuş deprem ve saldırılarla tahribe uğramış Bithynia Kralı Nikomedia tarafından yeri değiştirilip bugünkü yerine kurulmuştur. Günümüzde İznik Körfezi; kuzey kıyısında sanayi, güney kıyısında turizmi geliştirmiştir.

Eski çağda “Askania “diye anılan İznik gölünün doğusunda bulunan yerleşim yeri İznik, göl seviyesinden, 8-10 m yüksekte bulunmaktadır. İznik Körfezi güney yönünde Kızılçam ormanlarını barındırır ve doğu batı doğrultulu dağ sıraları ve onları ayıran çukur sistemi kırık fay hattını oluşturur. Tektonik bir göle sahip olan İznik, sularını Gemlik Körfezine boşaltır. Suları dışa akışlı olduğundan tatlıdır.

Antik Çağdan itibaren adı Nikaia olarak bilinir. Yapılan araştırmalar buranın prehistorik devirlerden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermiştir. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı izleri görülür.

1.5 İZNİK ÇİNİLERİ

İznik Osmanlı devrinde,büyük çini merkezlerinden biridir.Osmanlı devrinden zamanımıza kadar gelen en eski çinileri 1391 tarihinde inşaatı tamamlanan İznik Yeşil Cami minare sinde görmek mümkündür. İznik'te 15.asrın ilk senelerinde başlayan çinicilik çok kısa bir zamanda büyük bir gelişme gösterdiğinden şehre
çinili İZNİK adı verilmiştir.

17.yy.da İznik'i gezen Evliya Çelebi, bu şehrin dokuz mahallesinde halkın çini ve çanak çömlek imal ederek geçimini sağladığını ve İznik'te 340 adet çini fırının bulunduğunu seyahatnamesinde zikretmektedir.

Osmanlı devrinde mimari eserlerin iç tezyinatında kullanılan çiniler 24x24 cm. ebadında ve 2-3 cm. kalınlığında tabakalar halinde yapılmıştır. Umumiyetle Selçuk çini tezyinatı Osmanlıların ilk devirler de bazı küçük değişikliklerle devam etmiştir.İstanbul Çini Köşk Müzesi mihrabında, Selçuklu hendesi ve yıldızlardan müteşekildir.İznik çinilerin de hendesi şekiller yerine zarif kıvrık dallar üzerine serpiştirilen Hatayi ve Rumi tezyinata önem verilmiştir.Bugün birçok mimari eserimizi süsleyen ve bazı Avrupa müzelerinin en mutena köşelerinde muhafaza edilen İznik çini ve seramiğinin yapılma işine 16.yy.büyük önem verilmiştir. Çinicilikteki bu inkişaf 16.asırda artan inşa faaliyetlerine sıkı sıkıya bağlıdır.16.asrın 1.yarısın da imal edilen çinilerde beyaz zemin üzerine çiçek motifleri,rumiler ve palmetler mavi, lacivert ve sarı renkte işlenmiştir. 16.yy'ın ikinci yarısından itibaren çinilerin renk ve motiflerinde kendini gösteren değişme neticesinde büyük bir zenginlik ve kalite yükselmesi görülür.Beyaz zemin üzerine natüralist çiçek ve yaprak, şakayık, lale, sümbül, karanfil,gül, erik ve nar çiçeği motifleri itina ile işlenmiştir. Sırlar parlak ve çok temizdir. 1557'den sonra ortaya çıkan mercan kırmızısı, çinilere ayrı bir güzellik vermektedir. Çiniler üzerinde kabartma şeklinde görülen domates veya mercan kırmızısının 17 yy. başlarında birden kaybolduğu görülür. Herhalde ustasının ölümü ile mercan kırmızısı sır olup gitmiştir 16. yy. İznik çinileri ile,Topkapı Sarayı harem dairesinde altın yol, 1557 yılında inşaatı tamamlanan Süleymaniye Camii'nin mihrabı, Rüstem Paşa Camii ve türbesi, Sokullu Mehmet Paşa Camii ile diğer bazı mimari eserler tezyin edilmiştir. Ayrıca bu yüzyıl çinilerinde çiçeklerden en fazla lale motifine yer verilmiştir. Rüstem Paşa Camii çinilerinde kırk bir çeşit lale motifinin bulunduğu tesbit edilmiştir. 17.yy. başlarında İznik çini sanatı ve tekniğinde bir duraklama görülür. Desenler bozulmaya renkler birbirine vurmaya başlar. Lale ve karanfil motiflerin de 16.yy. ikinci yarısında görülen mercan kırmızısı kaybolur. Yerine soluk bir kırmızı gelir. Bu yüzyılın çinilerinde zemin beyaz,yeşiller mavimsi ,firuze mavisi de yeşilimsi bir renk alır.
16.yüzyılda yapılan panolarda çiçek ve ağaçlar doğrudan doğruya yerden çıkmış gösterildiği halde,17.asırda artık vazoların içinden çıkarılmaya başlanır. Bununla beraber 17.yy.başlarında fevkalade güzel çiniler imal edilmiştir. Sultan Ahmed Camii, Revan ve Bağdat Köşkleri, Topkapı Sarayının sünnet odası kapısının iki yanı bu devir çinileriyle süslenmiştir. 17.yy sonlarında İznik çiniciliğinde başlayan gerileme, Osmanlı Devleti'nin duraklaması ile alakalıdır. Dahili ve harici huzursuzluklar ve harplerle yıpranan devlet,sulh ve sükun devrinde sanata gösterilen alakayı gösterememiştir. 16.asrın hummalı sanat faaliyetlerine bu devirde tesadüf edemiyoruz. Mimari faaliyetler parasızlık sebebiyle çok azalmış ve mimariyi kendisi ne bir tatbik sahası addeden İznik çiniciliği de böylece bozulmaya başlamıştır. İnşaatın durması ile sipariş alamayan çini imalathaneleri yavaş yavaş kapanmaya başlamış ve 1716 senesinde İznik'te çini faaliyeti tamamen sona ermiştir. 1719'da yapılan 3.Ahmet Kütüphanesi'nin Çini ihtiyacı boğaz içindeki Kara Mustafa Paşa Yalısı'nın çinileri sökülerek karşılanmıştır. 18.asırda III.Ahmet'in veziri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa İznik'teki çini ustalarını toplayarak 1725 senesinde İstanbul' da Tekfur Sarayı'nda çini imalathanesi açarak çiniciliği tekrar ihya etmek istemiştir. Bu imalathanede İznik çinisi ayarında çini yapılamamıştır. Tekfur Sarayı çinilerinde, zemin kirli mavimtırak, motifler yeşil mavi, solgun kırmızı ve sarı renkte olup sırlar bozuktur. Kısa bir müddet sonra bu faaliyet de durmuş, ihtiyacı karşılamak için Viyana ve İtalya'dan çini ithal edilmiştir.

Son yıllarda Prof. Dr.Oktay Aslanapa tarafından, İznik Çiniciliği ile ilgili bir takım araştırmalar yapılmış ve bu araştırmalar neticesinde bazı çini fırınları bulunmuştur. Günümüzde bu araştırmalar zaman zaman devam etmektedir. İlgili bakanlıkların yetersiz bir bütçe sunmasından dolayı bu çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Son yıllarda İlçede yapılan kazılar ve atölye çalışmalarıyla birlikte İznik Çiniciliğinde bir hareketlilik gözlenmektedir. Bu hareketlilik İlçede faaliyet gösteren çini atölyelerini umut verici çalışmalarıyla da kendini göstermektedir.
Günümüzde İznik'te çinicilikte en büyük eksikliğimiz alp yapı konusundadır. İznik çinisinin renkleri ve desenleri orijinal olarak kullanılmakta fakat birçok atölyede Kütahya alt yapısı kullanılmaktadır. Yapılan Karolarda ise orijinal olmasa da günümüz teknolojisi ile aslına en yakın alt yapı kullanılabilmektedir. İznik çinisinin yeniden doğuşu bu alt yapı eksikliğinin giderilmesi ile olacaktır.

İznik Çinileri


2. BİZANS VE DİĞER ÖNEMLİ ESERLER

2.1 Beştaş Anıtı

İznik’in 5 km. kuzeyinde, bahçeler arasındaki bu mezar anıtı, Nikaia’dan (İznik) Nikomedia’ya (İzmit) giden eski Roma yolu üzerinde Elbeyli’dedir. Bu mezar anıtının üzerindeki Grekçe kitabe Nikaeia kapılarını yaptıran Cassius Chrestus’un kardeşi veya yeğeni C.Cassius Philiscus'a aittir.

Anıt, 3 m. yüksekliğinde, 2 m. genişliği olan gri damarlı kesme taşlardan yapılmış kare prizma şeklindeki bir kaide üzerine oturmuştur. Bunun üzerinde 46 cm. yüksekliğinde, köşelerine palmetli akroterler yerleştirilmiştir. Bu kaidede üç yüzeyli, yukarıya doğru yükselen ve birbiri üzerine demir kamalarla oturtulmuş beş beyaz mermer blok yerleştirilmiştir.
Bundan ötürü de bu anıta Beştaş ismi yakıştırılmıştır.

Günümüze gelebilen konumu ile yüksekliği 12 m.dir. Beşinci taşın üzerinde, altıncı bir taşın olduğu ve sonra onun düşerek yok olduğu bilinmektedir. Anıtın geniş olan birinci taşı üzerindeki Grekçe kitabede ; “C.Cassius Philiscus, C.Cassius Asklepiodotus 'un oğlu, 83 yıl yaşadı" yazılıdır.

Kitabede ismi geçen C.Cassius Asklepiodotus, Nikaia'nın ileri gelen zengin ailelerinden bir kişi idi. M.S. 66 yılında Roma imparatoru Neron (54-68) tarafından sürgüne gönderilmiş tüm varlığına el konmuş, İmparator Galba (68-69) tarafından Nikaia'ya geri dönmesine izin verilmiştir.

Anıtın kaidesinin iki yanında görülen ayak izleri ve bağlantı yuvaları, bu kısımda bronz heykellerin bulunduğunu işaret etmektedir. Anıtın en üstünde bulunan ve kaybolan altıncı taşın üzerinde bronzdan zafer tanrıçası Nike'nin veya Zeus’un kartalı ile heykelinin bulunduğu sanılmaktadır. Anıtın toprağa gömülü olan alt bölümünde mezar odası bulunmaktadır. Ancak burası kaçak kazılarla tahrip edilmiştir.

Beştaş Anıtı, mezar odası ve üzerindeki sütun ile bir bütün olarak kendine özgü bir mezar anıtıdır.

Bektaş Anıtı


2.2 Yeraltı Mezar Anıtı

İznik’te Erken Hıristiyanlık dönemine ait bu mezar anıtı, ilçe merkezinin 5,5 km. kuzeybatısında, Elbeyli’ye giden yolun doğusunda, halk arasında Hespekli denilen yerde, Çaltepe Çamlığı’nın yakınındadır. Bu anıt 1967 yılında Karayolları ekiplerinin yol yapımında kullanmak üzere taş alımı sırasında ortaya çıkmıştır.

İznik’teki en eski Hıristiyan dönemi eseri olan bu anıt, MS.IV.yüzyılın ortasına tarihlendirilmektedir. Hipogede, MS.II.yüzyıla ait ve üzerinde Herakles’in mitolojik 12 görevinin tasvir edildiği bir lahit parçası bulunmuştur.

Hipogenin mimari yapısı oldukça sade olmasına karşılık, üzerini örten tonoz örtüsünün tavanı ve duvarlarındaki bezemeler ilk yapıldığı şekli ile, hiç bozulmadan günümüze ulaşmıştır. Burada geometrik ve bitkisel motiflerin yanında kantharostan (antik dönemde kullanılan iki kulplu kap) su içen karşılıklı bir çift Tavus kuşu resmedilmiştir. Batı duvarında kapının iki yanında kuyrukları kabarmış iki tavus kuşu cepheden işlenmiştir. Her ikisinin başı kapıya doğru çevrilmiştir. Beyaz zemin üzerinde yer alan tavus kuşlarının gövdeleri koyu mavidir. Erken Hıristiyan sanatında ölümsüzlüğü temsil eden tavus kuşu, burada bir vazodan su içmektedir. İnanışa göre bu bir refrigerium sahnesidir. Burada ölümsüz olan ruh yenilenme amacıyla susuzluğunu gidermektedir.

Mezar odası doğu batı uzantılı, dikdörtgen planlı olup, 3,79x2,75 m. ölçüsündedir. Anıtın yüksekliği 2,30 m.dir. Duvarlar moloz taş ve tuğladan, tonoz ise kare yassı tuğlalar, kireç kum harcı ile örülmüştür. Batı duvarının kalınlığı 0,85 m.dir. Mahalli rekristalize kalkerlerle sınırlanan kapı boşluğu, aynı taştan yekpare bir kapıya sahiptir.

Girişin dışında, duvarlara paralel, tuğladan örülmüş üç mezar bulunmaktadır. Ancak bu mezarlar kaçak defineciler tarafından kazılmış ve geriye yalnızca kemikler ile bir yağ kandili kalmıştır. Buradaki daire içerisine alınmış haçın önemli bir bölümü de yok edilmiştir. Haçın iki yanında sarı zemin üzerinde kahverengi, altı beyaz-siyah çizgili, kırmızı gagalı birer sülün de resmedilmiştir. Bunların dışında kalan güney duvarı, en üst noktasına kadar ağaç motifli, palmiye dallı, akantus yapraklı ve sarı renkteki elma tasvirleri ile bezenmiştir. Bunların üzerinde de bir başka keklik dikkati çekmektedir. Panoların üst köşelerinden aşağıya doğru simetrik spiral motifleri yerleştirilmiştir. Tavus kuşlarının arkasında yaprak kümeleri üzerinde güvercinler, kırlangıçlar da bulunmaktadır.

İznik Müzesi’nin denetimi ve koruması altında olan bu mezar anıtı, birkaç yıl öncesi demir kapısı kırılarak soyulmuştur.

Yeraltı Mezar Anıtı


2.3 İZNİK AYASOFYA MÜZESİ ( KİLİSESİ )

Ayasofya 4.yüzyılda bazilika tipinde inşa edilmiş bir kilisedir. Yapı ikonoklastik dönemde (726-842), 11 Ekim 787 tarihinde İznik'te toplanan 7. Ruhani Konsil'le anılır. İkonoklastik dönemde dinsel konuların figüratif işlenişi yasaklanmış, sembolizm etkili olmuştur. İmparatoriçe Eirene tarafından resmi yeniden sevdirmek için düzenlenen bu dini toplantı, tarihe 2. İznik Konsili olarak geçmiştir. 11. yüzyıldaki depremden sonra, mimarisinde önemli bir değişiklik yapılarak nefler payelerle sınırlandırılmıştır. Apsisin iki yanında da yan neflerin uçları üzeri kubbeler ile örtülü birer oda biçimine sokulmuştur. Kilise, İstanbul'da V. yüzyılda yapılmış olan İmrahor Camii (Studios manastırının aziz loannes kilisesi) ve Acem Ağa mescidi (Meryem-Theotokos Khalkoprateia kilisesi) diye bilinen eski Bizans kiliseleri ile büyük benzerlik gösterir.

1331'den sonra Orhan Gazi tarafından camiye dönüştürülmüştür. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) zamanında, Mimar Sinan tarafından bir mihrap ilave edilerek, yan neflerde büyük kemer açıklıkları oluşturulmuştur. Yapı Bizans Dönemine ait bazı fresko ve mozaik kalıntıları içerir. Freskolar, postoforium odalarının kubbe ve duvarlarında, ayrıca yan nef duvarındaki mezarın üzerindedir. Mezarın üzerindeki fresk; Meryem, Hz. İsa ve Johannes tasvirlerini içerir.
Döşeme mozaiği (11.yüzyıl) renkli taşların belirli geometrik şekillere göre kesilmesi ve geçmeli bir desenle birleştirilmesi suretiyle meydana getirilmiş bir yer süslemesi olup orta nefte yer alır.
Osmanlı Dönemine ait bezemeler ise güneyde yer alan kemer başlangıcındaki kalem işi yazı, bitkisel motiflerle süslü şerit ve iç mihraptaki küçük bir zencerek motifli alçı kalıntısıdır. 19. yüzyılın başlarından beri harap haldedir. Bu eski Ayasofya Kilisesi (camii) günümüzde anıt-müze olarak ziyarete açıktır.

1935’de yapılan kazıda apsis kısmında rahiplerin oturması için yapılan synthronon kademeleri bulunmuştur. Bir başka kazıda kutsal kalıntı mahfazası bulunmuştur. Güney kısmında bitişik küçük bir ek şapelin kalıntıları da ortaya çıkmıştır. Ahşap çatılı galerisiz bir yapı olarak bugün narteksi yoktur.

11.yy’da bugünkü halini alan kilisenin resimlerinde genellikle başkent üslubunun hakim olduğu görülür. Bu sahneler arasında Liturjik Akşam Yemeği, Koimesis, Analepsis, Kırk Martyr, Baş Melek, İbrahim, bir ayin dikkati çeker.

2.4 MÜZE SEKSİYONLARI

Müzede sergilenen eserleri, İznik ve çevresinden elde edilen ve bilimsel kazılarda çıkarılan eserler oluşturmaktadır. Müze bahçesinde; Roma, Bizans, Osmanlı Dönemi eserleri sergilenmiştir. Bu eserler, sütun başlıkları, lahitler, kabartmalar, korkuluk levhaları, ambonlar, steller, yazıtlar, çörtenler, kuyu bilezikleri ve İslâmî mezar taşlarından oluşmaktadır. Kapalı teşhirde ise, arkeolojik, etnografik, sikke ve İznik çinileri sergilenmektedir. Ana bölümde sergilenen arkeolojik eserler Prehistorikten (tarih öncesi) Bizans Dönemi sonuna kadar olan döneme aittir. Yine aynı bölümdeki sikke seksiyonunda Arkaik Dönemden (M.Ö. 7. yüzyıl), Osmanlı Dönemi sonuna kadar (1923) basılmış örnekleri, etnografik seksiyonda ise yörenin yakın geçmişteki örf adetlerini, kültürel ve sosyal yapısını yansıtan örnekler yer almaktadır. Bunlar, Müzenin güney ve kuzey mekânlarında sergilenmektedir.

Apsis Yanındaki Kubbeli Odalar


Rahiplerin Oturması İçin Yapılmış Apsisteki Synthronon


Osmanlı Dönemine Ait Bezemeler & Ayasofya Dıştan Görünüm


Döşeme Mozaiği & Mezar Üzerindeki Fresk


Ayasofya Genel Görünüm







öyle çok özledim ki seni
en yakın şahitidir gözyaşlarım
gözlerimden taşarak dışa vuran...
.
Ve
vuslata açılsın her kapı
Demir parmaklıklar ardına hapsedelim ayrılığı!

The SaMMMıt's
MeDoGaN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-25-2007, 16:04   #3 (permalink)
Üye Bilgileri
Gezgin
 
annem kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jan 2007
Şehir : İstanbul
Yaş: 18
Mesaj: 425
Rep Gücü: 3
Rep Puanı : 107
Rep Seviyesi: annem Yeni Repciannem Yeni Repci
Varsayılan

süper hazırlanmışşşşş
emeğine sağlıkk
tşk


annem Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-25-2007, 21:35   #4 (permalink)
Üye Bilgileri
Gezgin
 
intisem kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Feb 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 20
Mesaj: 314
Rep Gücü: 4
Rep Puanı : 280
Rep Seviyesi: intisem Yeni Repciintisem Yeni Repciintisem Yeni Repci
Varsayılan

emeğine sağlık...

intisem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-25-2007, 21:43   #5 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumcu
 
gozdecik kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Sep 2006
Şehir : Aydın
Yaş: 17
Mesaj: 5,908
Rep Gücü: 470
Rep Puanı : 46222
Rep Seviyesi: gozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisi
Varsayılan

saolasın paylaşım iiçn


ölümün son iyiliği bir daha ölmemek...
nietszche
gozdecik Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-10-2008, 15:48   #6 (permalink)
Üye Bilgileri
Kalfa
 
' Alienato ' kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Feb 2008
Şehir : Belirtilmedi
Mesaj: 12,752
Blog Başlıkları: 8
Rep Gücü: 4298
Rep Puanı : 428537
Rep Seviyesi: ' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar
Varsayılan İznik

Küçük bir İstanbul uygarlığı:

İznik



İznik demek aynı zamanda çini demek. Bu antik kent kitaplara sığmayan tarihî ve kültürel değerlere sahip. Anadolu'nun ilk Türk başkenti, zamanın bilginler kenti olarak da anılıyor. Hangi yönünden bahsetsek bir yönü eksik kalıyor İznik'in...

Bu haftaki davetimiz çini diyarı olarak bilinen, dünyanın kaderini değiştiren imparatorluklara başkentlik yapmış, antik kent, İznik�

Hangi yönünden bahsetsem bir yönü mutlaka eksik kalacak. İki dağın arasındaki vadiye kurulu İznik�te, dağ taş zeytinlerle dolu. Göle paralel zeytin ağaçlarıyla kaplı yol, bizi İznik'e götürüyor. İlçeye girişte Nikaia-İznik tabelasını görüyorum. İskenderli Lysimakhos savaşı kazanıp buraya el koyunca sevgili eşini ölümsüzleştirmek için onun adını koyar bu kente. Nikaia, Selçuklu Devleti'nin başkenti olduğunda Süleyman Şah, adını İznik olarak değiştirir. Kitaplara sığmayacak kadar geniş bir tarihe sahip. İznik�te her tarihî olayın ve mekânın bir de mitolojik hikâyesi var.

İznik'e giriş dört ana kapıdan yapılıyor. Biz İstanbul kapısından giriyoruz İznik'e. Ama bu sadece bir kapı değil, kentlerini korumak için yaptıkları yıkılmaz kapılar, surlar.. Yaşam hâlâ bu kapıların içinde devam ediyor. Kış ayında bile bu derece yeşil olması şaşırtıcı, burada kışın varlığını yalnızca soğuktan anlıyoruz.

İznik demek aynı zamanda çini demek. 600 yıl önce Osmanlı'yla başlayan çini kültürü Osmanlı'nın duraklama dönemine kadar devam etti. Çini, adını Çin porselenlerinden alıyor. Dönemin en iyi porselenleri Çin'den geliyor saraya. Çok pahalı olması ve getiriliş şartlarının zor olmasından dolayı padişahın buyruğuyla aynısının yapılması isteniyor. Çin porseleninden yola çıkıyorlar; fakat ortaya porselen değil, engin kimya bilgileriyle, seramik literatüründe üretilmesi imkânsız İznik çinisi çıkıyor. Yani bir taklitten yola çıkılıyor; fakat Osmanlı kültürüyle yoğrulmuş bir tarihle karşılaşılıyor. Birçok uygarlık İznik'e gelip yerleşmiş. İznik her köşesinden tarih fışkıran bir yer. Hangi taşı kaldırsanız altından tarihin bir izine rastlanır. Tabii ki biz taşları yerinden oynatmadan geziyoruz İznik'i. Gölü gece görmek biraz cesaret istiyor. Eğer sudan korkmuyorsanız, karanlıkla aynı renk olan gölü mutlaka gece görün.

İznik merkezinden itibaren gezmeye başladığınızda, her yerde tarihi kalıntılara rastlıyorsunuz. Hem şehrin tam ortasında, kentin dört kapısına ulaşan yolların kesiştiği noktada yer alan, ilk konsülün toplandığ hem de Hıristiyan dünyası için çok önemli sayılabilecek, bunun yanında; İznik Osmanlı ordularınca teslim alındıktan sonra, kentte toplu halde, ilk cuma namazının kılındığı yer olan Ayasofya Camii'ni mutlaka görmeli o manevi havayı solumalısınız. Anadolu'nun ayakta kalan, görkemli Roma tiyatrosunun da kalıntılarını görmek mümkün.

Ertesi gün geze geze bitiremiyoruz çini atölyelerini. Kullanmak veya almak şart değil, seyri buradaki anılarımızı taze tutmaya yetecek. Çiniciler sokağından sonra, Süleyman Paşa Medresesi�ndeki çinici dükkânlarında geziyoruz. Bu tarihî mekânla bütünleşmiş çiniler bu mekâna çok yakışıyor. Medresenin bahçesinde oturup, çinilerle kaplı masada çay içmek, bir taraftan İznik'i bir taraftan çinileri görmek diğer taraftan tarihi hissetmek yeterince doyurucu. İki güne sığdırılmış; ama sanki hep burada yaşıyormuşsunuz hissi veren İznik'e, hızımıza biraz ara verip, bu inanılmaz zenginliğe kaçımız zaman ayırır acaba?... Zengin yeşil dokusu, zeytinlikleri, bağları, henüz mevsimi olmadığı için tadamadığımız üzümü, mükemmel zeytini, gölü, ovası ve dağları, kapıları�

Nasıl gidilir?
İstanbul'u arkamızda bırakıp, Eskihisar'dan feribota binmek İznik'e gitmenin en hızlı ve pratik yolu. Feribot yolculuğu 40 dakika sürüyor. Yalova'ya geldikten sonra Orhangazi'ye, oradan da İznik okunu takip ederek, İznik Gölü'ne doğru gidiyorsunuz. İstanbul'dan çıktıktan yaklaşık 2,5 saat sonra bu tarihî kente varıyorsunuz.
Nerede kalınır?

İznik'te gece kalmak isteyenler için pek fazla alternatif yok. İznik'te şehir merkezindeki tek tük otellerde konaklanabiliniyor. Çamlık Otel-Göl sahil yolu





Diri diri gömülen hayallerimin ardından...
Bir bir sökülen umutlarım
Tükendi
...
..
.

Son'a Yaklaşırken...
' Alienato ' Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-16-2008, 18:56   #7 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumcu
 
. Ebru . kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2008
Şehir : Eskişehir
Mesaj: 3,651
Rep Gücü: 1138
Rep Puanı : 113405
Rep Seviyesi: . Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar. Ebru . Repstar
Varsayılan

konular birlestirildi





Kalbimi çevirdim artık duvarlarla.
Kıramıcak kimse onu.
Giremiyecek kimse.
Binbir parça oldu kabim yetmezmi bukadar. ?
. Ebru . Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-24-2008, 05:16   #8 (permalink)
Üye Bilgileri
Forumcu
 
Mss.Gizem kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2007
Şehir : Ankara
Mesaj: 1,854
Rep Gücü: 598
Rep Puanı : 59513
Rep Seviyesi: Mss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem RepstarMss.Gizem Repstar
Varsayılan

TeşekkürLer


'


Alıntı:
. . . SessizLik . . .

.. SusabiLdiğim kadardı hayat,ve konuşabiLdiğim kadardı aşk ..


Hep böyLe mi oLur ?
Mss.Gizem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Etiketler
İznik


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 20:49.


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

Hosting Hizmetleri TOPlist Forums Directory
lida

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166