![]() |
|
|
|||||||
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Ben İstanbul’da, İstanbul bendedir… Bir martıyım Boğaz’daki kapıları geçip Marmara’ya giren… İstinye’nin yokuşu, Sarıyer’in coşkusu Kanatlarıma vururken Bebek sırtlarından yayılır Bir İstanbul kokusu… Beni geçip de bulutlara yükselir Ben İstanbul’da, İstanbul bendedir… Kızkulesi, bu şehrin abidesi Yaşanmış ve de yaşanacak sevdaların Ayakta kalan şahidi… Üsküdar Beşiktaşla bakışırken Sirkeci Kadıköy’e göz kırparken O Gözlerde bir kirpiktir Kızkulesi Bir bulutum Marmara’da Sandallar balık toplarken Kumkapı’da Ayasofya yakınlaşıyor bana Sultanahmet el sallarken Mimar Sinan’ı hissediyorum derinden.. Hiç gitmemiş, asırlardır yerindedir Ben İstanbul’da, İstanbul bendedir İlahiler dolaşırken Eyüp Sultan’da Bir aşk yaşanır mey’lerin sesinden Asırlık taşlar dimdik dururken Balat’ta Bir tarih sesi gelir Galata Kulesi’nden Beyoğlu o tarihin içindedir Ben İstanbul’da, İstanbul bendedir… Sultanlar şehri, unutulur mu Şehremini Topkapı’dır İstanbul kalesi Ulubatlı’nın diktiği sancak Mahşerde yıkılır ancak İstanbul, bu kalenin gölgesindedir Ben İstanbul’da, İstanbul bendedir. Yeditepeli şehir, şairlerin ilhamı Şiirleri şiir yapan dizeler İnip çıkarken notaları Gönüller bir martı misali İstanbul’u gezer Her göz kırpmada bu şehri öper… Yusuf Ziya Leblebici |
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|