Dört nal sessiz bekliyor,hayatın uçurumlarında ve her şey akıp gidiyor,sular bile durgunken.Ters yöne akar sular ve kainatın kalbi sabır yumağına sımsıkı sarılmışken giden sadece ben…
Rüzgar kilitli dilim çözülmezken,küskünlüğüm uyur kendinden habersizce,yollar tükenmez olur tükenen sadece ellerimdir.çevremde dans ederken karanlığın kolları,hayatın öksüz bırakılmış bir sırrı gibidir nefes alışlarım.Yaşanan her şey susup gider arkasına bakmadan.Yenilginin hoyrat bakışlarına takılmasın sözlerim ve hayatın yorgun yerinden uyanmasın tekrar.Su akmışken ters sevdalara,söz uçar gider dudaklarım kalır sadece ve hep mavi akar şakaklarıma sonbahar.Yağmur damlası olur göz bebeklerimin kaydığı mavi sonbahar.
Düşünen insanı gün yakar,düşünmeyeni zamanın ilmeği boğar böylece ve sabrın kalelerini yıkmak ister düşlerim.Tekrar tekrar kavuşmaktır dileğim akşamın kızıl semalarına lakin yollarda hep ben bin bir sabırla.Dağılır akşamlar zamanın çınladığı saatlerde,mabetsiz kalırım o zaman öfkemin kıtalara sığmadığı kör nehirlerde.Sabrın ayak izlerinin peşinden koşarken gün benden önce gider,ömrüm geçilmez olur izlerden.
Bir düş yılgınlığıdır hayatın koyu renkleri sorular beynimde uçarken ve giderek uçurumlara döner hayat.
Su akar,söz durur giden sadece ben olurum…