![]() |
|
|
|
#41 (permalink) |
![]() Sensizlik çırılçıplak duruyor Kız kulesi gibi karşımda Ben İstanbul’dayım İstanbul benim içimde Bana İstanbul’u anlat gözlerinle Bana İstanbul’u anlat Beyaz bir martı havalandır Göğsünden gökyüzüne Kanatlarında özlemi taşıyan İstanbul’u anlat bana ellerinle Sensizlik tam karşımda duruyor İstanbul’a kar, içime sen yağıyorsun İşte doluyorsun, her nefeste yudum yudum Ellerimde ekmek arası, midye tava Boğazıma düğümleniyor sensiz İstanbul Sensiz Beyoğlu çok sevimsiz Boğazın serin sularına gömün anılar beni Sarhoş düşlerim uyansın rüyasından Avuçlarının sıcaklığını arıyorum Emirgan’da Havada kar kelebekleri uçuşuyor İçimde kır çiçekleri açıyor düşündükçe Bana İstanbul’u anlat yüreğinle Bana İstanbul’u anlat Sarı bir güneş doğsun Umutları yeşerten alaca karanlığı silen Bana İstanbul’u anlat düşlerimde kalan Ahmet Sedat Kurt |
|
|
|
|
|
|
#42 (permalink) |
![]() Karaköy-Kadıköy arası İstanbul vapuru Bir var/mış bir yok/muş şimdi Bir adın vardı / senle bütün Desem, Dağlanır dilim Söyleyemem Bir de aha bu can Kördüğüm Sana sevdalı Bir var bir yok / o zamanlar Çok mu gençtik ne Çok mu eskiyiz şimdi Karaköy-Kadıköy arası İki yakamızı bir araya getiren İstanbul vapuru Bin kez ölüyordum / yüreğimde vurgunlar Ya yoksan iskelede! Bir kez uçuyordum / mesafesiz Ne bitmez bir yoldu bu Bir adın vardı Desem Keserler beni Demesem Bitirir bu dert beni Çok sevmiştim seni Sevdayı ezberlettim martılara susam susam Her duama amin’i / Ki dualarımdın Ve de sevdam Ve de sevdiğim Dinle şimdi; Dalgalar adın adın konuşuyor Rüzgar sen sen Kokunu taşıyor Karaköy - Kadıköy arası İstanbul vapuru Çarp üçle parmaklarını Sonra ekle bizi Bunca yıl özlem Bunca yıl sır Ne çok sevmiştim seni Çok mu gençtim ne Çok mu eskiyiz şimdi Adını Unuttum Desem İnanma Bu sevda ne zaman biter Biter mi Karaköy-Kadıköy arası İstanbul vapuru Bir var/mış, bir yok/muş şimdi... İntiharı yok duyguların Gerçek olan bu Bir de ölüm! .. Nurten Altınok |
|
|
|
|
|
|
#44 (permalink) |
![]() Sana, sadece sana İstanbul kadın Ellerime en güzel çiçekleri alıp Bütün kendimi getireceğim sana Bekle beni Çengelköy sahilinle Ne varsa bende senden Ne eksikse sende benden Sırtımda şiirlerimle geleceğim Üsküdar bakışlarını bana sakla Bir yağmur damlasında belki Belki bir yaz meltemiyle Haydarpaşa'ya atıp demirlerimi Hicazkar gezinen bir tanburdan Ama bütün kendimle geleceğim Sana, sadece sana İstanbul kadın Yedeğimde şarkılarımla geleceğim Sultanahmettir ellerinin kokusu İstiklal'de bir küçücük çocuk Gözlerinden okunur korkusu Hanidir biriktirdiğim yalnızlıklarımla Sana, sadece sana İstanbul kadın Kendimi bozdurmaya geleceğim Açıl bana İstanbul kadın, En ücra sokaklarında Keman çalan delilerine varana Işıklı bulvarlarına dök gözlerimi Üç meczup sarhoşa beni anlat Haliç gözlerinle ruhumda yankılan Sana, sadece sana İstanbul kadın Cebimde sakıncalarımla geleceğim Ne kadar yanımdaysan şimdi O kadar uzağından geleceğim Söyle Eyüp bakışlı İstanbul kadın Bana Kalamış'tan bir şarkı söyle Saklayıp tüm zehirli sözlerini Beyoğlu endamını sal üzerime Her ağlayışımda daha çoğalıp Sana, sadece sana İstanbul kadın Arkamda yasaklarımla geleceğim... Hakan Köse |
|
|
|
|
|
|
#45 (permalink) |
![]() Yalnızlığın ve sessizliğin ortasındayım yine, Kaybolmak istiyorum, havaya karışmak Yağmurda damla olup Marmara`da dalgalarla buluşmak Ne olursa olsun seninle olmak istiyorum İstanbul… Üsküdar`da sahilde yürümek, Yerebatan`da bir dilek daha tutmak Sultanahmet`te turistlere yol tarif etmek, Onlara Asya ile Avrupanın gerdanını Seni anlatmak istiyorum İstanbul… İçim üşüyor be İstanbul… Kadıköy`de sahilde demleme çayımı yudumlamak, Eve dönerken vapurda martılarla simidimi paylaşmak, Marmara`yla sohbet etmek istiyorum… Tükeniyorum İstanbul… Gerçekleri kabullenmeyi denemek, Son buluşmamız üç günü hatırlamak, Boğaza karşı yemek yiyip Kızkulesinin hikayesini anlattığımızı hayal etmek… Topkapı Sarayı`nda tarihinin kanıtları, Kapalı Çarsı, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı, Beşiktaş, Dolmabahçe Sarayı derken, Çemberlitaş`ta nargile ile Hasret giderdiğimiz günü düşünmek… O günlerin hayallerde ve resimlerde kalmadığına İnanmak istiyorum İstanbul… Kırgınmısın bana İstanbul… Biliyorum iki yıl dolunca sana dönecek, Kavuşmamızı Kız kulesi`nde kutlayacaktık Ne yaptım ne ettiysem olmadı o günü yaşayamadık Bağışla beni İstanbul… Ancak anladım ki sensiz hayat hayat olmayacak İçim daha cok acıyacak, yüreğim daha cok kanayacak… Zaman hiç geçmeyecek, geceler uzadıkça uzayacak, Gözlerim kanla dolu, yakında kan damlaları akacak… Biliyorum ki İstanbul! Senin koynunda uyumadan, Ölmek bile huzur vermeyecek… Aliye Onur |
|
|
|
|
|
|
#46 (permalink) |
![]() Adımlarla ilerlerken, kentlerin kaybolmuşuna, İstanbul yakılır ayaklarıma, Tozlu romanlardan çıkmışçasına. Bir taraftan Kızkulesi'ne aşık olurum, Galata Kulesi kadar sevdalı ölürüm. Boğazından türküler seslenir, Salacak'ta, bir banka satarım ruhumu, Ruhum denizinden beslenir. Parçalarım elimdeki buğulu simidi, Havadan martı sesleri yükselir. Sabah Eyüp'ünden hüzünlü bir ezan, Yeni Cami'de güvercinlerin kanadına takılsam, En mavisini göstersen Topkapı'dan gerdanının, Kadıköy'de parfümlere karışsa büyülü tadın, Beyoğlu'nda, gözleri gizemli bir kadın, Alıp götürsen beni dokunulmamış yerlerine, Gözlerinin içine bakarak yürüsem Beylerbeyi'ne Oturup, bir ağaç gölgesinden, İzlesem seni, ömrüm yerine. Kuşların cıvıldasa şen şakrak. Buluttan bir aydınlık sanki Üsküdar'ı yırtacak, Ah bir gülsen yer yerinden oynayacak. Haliçteki oltalar belki Boğazı tutacak, Üzerindeki sandallar umtlara tutsak. Sema bile, bir başka mavi senin üzerinde. Çelikten köprüler takılır birden gözüme. Nisan yağmurlarıyla, İstanbul vurur yüzüme, Edalı bib kız gibi süzülür, Dokunmayı kaldıramaz yüreğim, İstanbul, benim gizli sevdiğim. Sahilinde buram buram balıkçıların kokar. Kışın ortasında, çıplak ayaklı çocukların, Senin denizine koşar. Anlatamam bir türlü sana olan sevgimi, Sahil yolların, önüme çıkar. İstanbul benim, gizli sevdiğim, Sana olan sevdamı, anlatmaya yetmez yüreğim..! Mustafa Arıcı |
|
|
|
|
|
|
#48 (permalink) |
![]() Güzelim İstanbul, cananım şehir Gönlümü bağrına bağlayan sihir. Yıllardır içimde hasret yanığım, Varlığın içinde erir varlığım. Saran nedir bilmem küçük dünyamı, Topkapı mı acep, Ayasofya mı? Beyoğlu'ndan doğmuş bir esrar mıdır? Meskenin gülşen mi, lalezar mıdır? Anlat ki bileyim tüm hikayeni; İçinde bir ceset bulsunlar beni. İstanbul, çağırsam gelir mi ölüm? Esmer tenli, mavi gözlü sevgilim. Güzelim İstanbul, cananım şehir, Anlatırken seni ağlar mı şair? Zira yükü sende memleketimin Yokluğun, surudur kıyametimin. Kalkınca her tren Haydarpaşa'dan Zevk duyar yüreğim bu kargaşadan. Ne güzel keyiftir; pazar gününde Bir balık sefası Eminönü'nde Sonra Karaköy'den girip Taksim'e Yürümek, bir sevda koyup kalbime. Bir yanım Beşiktaş, biri Üsküdar; Benimsin Tuzla'dan Kıraç'a kadar. Güzelim İstanbul, cananım şehir, Peygamber muştusu, Belde-i Kebir. Fethettin gönlünü her hükümdarın, Cananı sen oldun Koca Hünkar'ın. Sen ki bülbüle yurt, güle vatansın; Sensiz doğup batan Güneş, utansın! Bilinse İstanbul kimlere yardı, Bulutlar yaş döker, sema ağlardı. Kaç mecnun çölünde gördü serabı, Anlatsın gerçeği Edirnekapı. Efsunla içime yerleş ve uyu, İstanbul, kanımın içinde büyü! Güzelim İstanbul, cananım şehir, Tek vadi içinde bir sürü nehir... Kimi renksiz, kimi erguvanidir. Amma her başkalık sana kanidir. Bakınca görülür alem iç içe; Bir ikindi vakti dalıp Haliç'e, Seyrederken Bulgar Kilisesi'ni Dinlesem huşuyla ezan sesini Ve son bir kez daha; Allah-u Ekber... Al beni koynuna ey nazlı dilber! Hasretim sen oldun, vuslatım sen ol, İstanbul, İstanbul, canım İstanbul. İsmail Uysal |
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| trouble |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|