![]() |
|
|
|
#21 (permalink) |
![]() İstanbul Taşın toprağın altın diye, Tutsak edilmiş dört bir yanın Göç etmiş Anadolu, İstanbul olmuşsun halkın yolu. İstanbul, En büyük güzellikler sende yaşanmış En büyük isyanlara ev sahipliği yapmışsın Ne krallar, ne kraliçeler görmüş toprakların Prens ve prenseslerinle hava atmışsın. İstanbul, Sarayların göz kamaştırmış El alemi yönetmişsin asırlar boyu Dünyaya caka satmışsın İnci gibi kıyılarınla, mutluluk saçmışsın. İstanbul, Gelinlerin ve damatların olmuş Evlatlar büyütmüşsün bağrında Doyurmuşsun karnını milyonların Başka diyarlardan sığınmışlar sana. İstanbul, Kadıköy’ün, Üsküdar’ın Galiba senin üvey çocukların. Boğaziçi’ ni sensiz düşünemezsin bile Tabi ki Beşiktaş, Taksim, Harbiye Atma bizi üzerinden, ne olur; Dur de, şu depremlerine. Pakize Arpacı |
|
|
|
|
|
|
#22 (permalink) |
![]() İstanbul'u oku... Orada benim şiirim saklı! Bak şu Üsküdar'dan kalkan vapura Beşiktaş'a taşıyor hayallerimi... Ya geceye mücevher gibi asılı şu Galata Kulesi İşte o benim Kaf Dağım Orada bekliyorum Zümrüd-ü Anka'yı. Söylemeden edemem Beyoğlu'nu bana o şarkıların sultanı armağan etti. O siyah saçlı,o elmas gözlü Sevgisi su kadar berrak Su gibi kana kana içilesi... Ben bulanık sevdalarımı orada terkettim Ve baştan yazdım aşk adına herşeyi. Boğazın o ılık rüzgarı nasıl ayırmadan dokunuyorsa martılara Ben de öyle sereserpe sevdim,sevildim. Kız kulesi kadar aşıktım ya İstanbul'a Şimdi İstanbul'un kalbine yerleştim. Görmüyor musun? Anlatamaz beni başka şehir Anlatamaz beni düzyazı... İstanbul'u oku Orada benim şiirim saklı! Ela Kurt |
|
|
|
|
|
|
#23 (permalink) |
![]() ah! istanbul mudur bu yar gibi diyar? her tarafta senden emareler var. gün seninle doğar,seninle dolar ah! istanbul mudur bu yar gibi diyar? Üsküdar'a güneşin doğuşunda gülüşün, temmuz sıcağının Şile'yi kavuruşu öpüşün, duruşun; Fatih dilencisine has masum duruşun. gülüşün, öpüşün ve duruşun her yerde bir parça sen varsın istanbul yaşadıkça var olacaksın Eyüp Sultan maneviyatı gibi mahremiyetin, Beyoğlu geceleri kadar ışıl ışıl gözlerin. mahremiyetin... ve kalbinin güzelliğini mahrem tutamayan gözlerin. her yerde bir parça sen varsın, İstanbul yaşadıkça var olacaksın. Beyazıt mitinglerinde ateşli gençlik sloganları, Eminönü'nde balıkçı nidaları, Kadıköyde aşkını haykıran fener taraftarları, tüm yüksek seslerde gizli heybetli konuşmaların, İstanbul kadar heybetli, İstanbul kadar karmaşıksın, ve İstanbullu kadar ona aşıksın. her yerde bir parça sen varsın, İstanbul yaşadıkça var olacaksın. Gökhan Seyyit |
|
|
|
|
|
|
#24 (permalink) |
![]() Ne olur sanki? Bir gece usulca, Seni bırakıp gitsem, seni Kızarmısın, İstanbul bakarmısın ardımdan Bir kere de benim için yanar mı Üsküdar? Kadıköy yetim mi kalır? Moda'mı dul, Öyle sessiz kalma ne olur Konuşsana İstanbul İki yakan birbirine mi karışır? Gelmez mi baharların, Gökyüzün mü kararır? Ortaköy susar, kalır mı öylece Bebek mi ağlar gidişime Biliyorum aslında Olmaz hiç umurunda Yine de, nedendir bilemem Seni bırakıp gidemiyorum İstanbul ben senin Neyini seviyorum? Metin Özturan |
|
|
|
|
|
|
#25 (permalink) |
![]() simitleri almıştım. üsküdar iskelesinden bir vapura binecek, koparıp koparıp simitleri martılara atacaktık. Eminönü nde inecek bukez kadıköy vapuruna binecektik ve martılar bize alışacak. saçların savrulacak rüzgarda tel tel martılar konacak ve köpükler arasında bir martı şarkı söyleyecek istanbul un tüm martıları bize uçacakl çığlıklar çığlıklara karışacak gökyüzü beyaz kuşların dansına bakacak ve sen ve ben gün inerken suya kızıllığında akşamın ismini daha bilmeyeceğim ve bir bulut gibi akıp gideceksin yaşanan bir düş kalacak istanbul ve martılar hep bizi konuşacak.. mustafa kaya Elazığlı Mustafa Kaya |
|
|
|
|
|
|
#26 (permalink) |
![]() Kırmızıyı sevdiğini bilseydim hayallerim kıpkırmızı olurdu İstanbul hala güneşin ardında ufuklarında birkaç kara leke birkaç kan pıhtısı dudaklarında İstanbul hala sevimli mi sevimli ve hala bir tomucuk tadında yürüyelim seninle İstanbul'da korkusuz bir rüyadır bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü yenilgisiz bir muamma gibidir arar bulusmayan ellerimizi deli rüzgar yine sarhoş, hovarda tam orada, Çamlıca yokuşunda birkaç bulut çekelim gökyüzünden damarlarımızdan geçirelim ve birden bırakalım suların üzerine sen bir defa konuş, sen bir defa gül kumlu ebrular yapalım seninle serpmeli ebrular, bülbülyuvası hercaimenekşe, gonca ve sümbül yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında yürüyelim seninle İstanbul'da boğaziçi magrur türkülerini gözlerine baka baka söyleyin martılar üşüyünce denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi anlayabilir misin neden çıban gibi büyür bağrımda büyürde kelebek olur bu sızı kırmızıyı sevdiğini söyledin bu yüzden mi günlerdir İstanbul'da gül kokusu yayılan tepeler kırmızı, sular kırmızı İstanbul bilmeli ki, sahillerine mehtabı taşıyan senin bakışlarındır İstanbul bilmeliki, limanlardan gemiler önce senin yüreğine açılır uzaklarda bir yerde toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın parmaklarında hüzün sana doğru akan nehrin ağlayan suretidir bir elimizde umut bir elimizde sevda yürüyelim seninle İstanbul'da musiki kesilsin, tükensin yazı çaresiz kalınca mızrap ve şiir ozan bir kenara bıraksın sazı ressam fırçasına neden mi kızgın tuvalde çizgiler, renkler kırmızı kırmızıyı sevdiğini bilince çekilir mi artık güllerin nazı Anadolukavağı'nda her akşam burcu burcu bir rüyadır hayalin karanlık, hüznünü düşürür dağa kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar endamın her sabah iner toprağa hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz ayrılık acıyla süzülür kandan nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler öylesine yorgun, mahzun ve candan İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda uykusundan uyanınca fırtına dalgalar türkümüze aşina olur yüzümüze bakınca deniz fenerleri sahibini arayan gemilerin çığlığıyla vurulur tarih heyelandır hainlerin ardında İstanbul tarihin soylu anası biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız sevdayı kız kulesi'nden yalıların burukluğu altında geçiyoruz sokaklardan delice anlayabilir misin beyoğlu'nda gezinen hayal kırıklığının benden türediğini anlayabilir misin kırmızı neden böyle doldurur aynalara inleyen yüreğimi sana giden yolların kavşağında bir adam direniyor izini bulmak için siliyor tanyerine akan alın terini ufkunda sapsarı umudun rengi mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah arıyor sessizce kaybolan günlerini Gülhane'de simit satan çocuklar nasıl anlasınlar ellerimizin neden böyle çekingen olduğunu Ayasofya önünde tramvay bekleyenler gökyüzüne dokunurken bu acı kimdir diye sorsunlar içlerinden birlikte yürüyen iki yabancı biz gitsek de, İstanbul'da yine de yıllar yılı gezinmeli bu sızı benden bir yaralı şiir kalmalı senden bir tebessüm, bir de kırmızı Nurullah Genç |
|
|
|
|
|
|
#27 (permalink) |
![]() Penceresinde bir güzel dışarıda İstanbul Bulutlar daha bir mavi geçiyor usul usul Eskiler eskidendi onlar artık bir meçhul İstanbulluysan eğer onu sevmek ilk koşul Kadıköy'den Beşiktaş'a kalkar beyaz bir vapur İnsanlar doluşmuş hepsi birbirinden meşgul Yemyeşil bir Belgrad,İstinye olmuş pul pul Eminönü'nde simitciler aç karınlardan mesul Çamlıca'da aşıklar birbirlerine köle kul Adalar da faytonlu keyif, zorunlu koşul Bebek, Balat, Bakırköy, hepside bir şumul Kumkapıya bir uğra bir masaya geç kurul Ayasofya'nın minareleri Fatih kadar mağrur Topkapı'nın surları tarihe meydan okur Neresinde olursan ol ezan sesi duyulur Batan güneş kimi zaman elle bile tutulur Beyoğlu'nda atılır nağraların en mutlusu İstiklal'de kanunlar tambur'larla akortlu Emirgan mis gibidir sanki minyatür Anadolu İstanbul bile belli ki eski bir İstanbul'lu Martıları korkusuz tüm kuşlardan da cesur Gülhane'nin koynunda yanlızlar huzur bulur Akşam üstü Üsküdar'a iner kıpkızıl bir nur Arama hiç bulamazsın İstanbul'da bir kusur Refik Recep Pelit aramayın bulamazsınız kusur |
|
|
|
|
|
|
#28 (permalink) |
![]() Ben seni sevdim. İnce ince yağmasını sevmedim yağmurun. İri iri düşmesini sevdim yalnızlığımıza. Saçlarımızı ıslatmasını sevdim, Islak saçlarını okşamayı sevdim Kadıköy meydanında. Aşkımıza ilk defa yağmasını sevdim. Seninle sevdim yağmuru Üsküdar yokuşunda. Ben seni, sevdim Ben yalnızlığı seninle sevdim. Bizi yalnız bırakıyordu herşey yağmur yağarken. Kız Kulesi’ne sığınıyordu, geçmişten kalan ne varsa. Kocaman bir gemi kalkıyordu İstanbul’dan, Kocaman bir gemiye binip gidiyordu İstanbul. Yağmur, karanlık ve bizim yalnızlığımız Damla damla aşkımıza düşerken, Kocaman bir gemiydi yüreğim Gözlerinle doldurduğun. Ben iri iri yağmasını da sevmedim yağmurun; Ben, seni sevdim. Semra Karabağ |
|
|
|
|
|
|
#29 (permalink) |
![]() Bir başkadır İstanbul'a uyanmak bir köhne evde, yada bir Beyoğlu sokağında gözlerini İstanbul'a açmak bir telaş başlar köşe başlarında ilk önce acele atılan adımlar birbiriyle yarışır kırlangıçların aşk nağmelerine martıların sabırsız düeti karışır sabahın çiğ havasına karışan simit kokularında İstanbul yeni bir günde hayata uyanır mavi gözleri gözlerim İstanbul'un bir vapur kalkar Kadıköy iskelesinden içinde binlerce umut taşır umutların içinden karşı yakaya bakarım tüm endamıyla Sultan Ahmet Camii'nden tarihinin mistik havasına akarım İstanbul bazen dingin bir deniz bazen hırçın bir nehir İstanbul uyuduğum uyandığım şehir Bir başkadır İstanbul’u yaşamak bir meydanında yada bir parkında yüreğine İstanbul’u solumak dört mevsiminde farklı renkler kuşanır her köşesinde sevdalılar dolaşır İstanbul İstanbul’a aşık İstanbul’da aşk bir başka yaşanır gidişi yoktur İstanbul’dan başka diyarlara hep söz olmuştur hasret dolu şarkılara özlem içinde dönüş yolları beklenir gurbet olur İstanbul İstanbul’dan ayrılanlara İstanbul bazen dilimde bir türkü bazen kanımda bir zehir İstanbul yaşadığım yaşattığım şehir Hakkı Hakan Kaya |
|
|
|
|
|
|
#30 (permalink) |
![]() İstanbul'da Bir Erguvan Akşamı I İstanbul’da bir erguvan akşamı, Gurubun rengini çektim içime. Boğaz’da suların “o gül endam”ı, Çevirdi ruhumu bin bir biçime. Kınalı’dan Heybeli’ye geçerken, “Adalardan gelen yâr” i aradım. Emirgân’ı yudum yudum içerken, Çamlıca’nın saçlarını taradım. Bülbülün yuvası, gülün kokusu… Aşkın ateşinden izler taşıyan Dua dua kabir, şifa şifa su… Canlar tazelenir: İşte Âşiyan! Âhû gözlü, servi boylu Üsküdar “Kâtibimin setresi” ni arıyor. Kanlıca Sırtı’ndan Moda’ya kadar, İstanbul, gönlüme huzur veriyor. Eminönü anaç, Beyoğlu cömert, Sevenleri âbâd eder İstanbul. Kadıköy yiğittir, Kasımpaşa mert; Vefasızı bedbaht eder İstanbul. Mahmutpaşa’dayım, kanım kaynıyor, Mısır Çarşısı’nda duruluyorum. Martılar, canımla oyun oynuyor, Yetiş ey yüreğim, vuruluyorum! Ufkumda Topkapı, muhteşem gurur; Taşıyacak bizi dünden yarına. Aşkın ve acının çığlığı vurur, Sarayın esrarlı duvarlarına. Bir yanda Avrupa, bir yanda Asya, Ebemkuşağıdır Boğaz Köprüsü. İşte gözbebeğim… İşte Avrasya… Milletimin çağlar aşan türküsü. II Sur dibinden hâlâ sesler geliyor, Fatih, İstanbul’u yoklar gibidir. Ulubatlı Hasan bayrak oluyor, İstanbul, Fatih’i bekler gibidir. Galip Dede can postuna kurulmuş, Dilinde mısralar inciye döner. Söz ateşi Beyatlı’ya verilmiş, Şiir ikliminde daima yanar. Eyüp Sultan ile koyun koyuna Sultanü’ş şuarâ Necip yatıyor. Haliç’te kayıklar dalmış oyuna Balıklar kiminle güreş tutuyor? Cumbalı bir evde taksim sesi var, Tamburu bu akşam Cemil çalıyor. Gazelle, şarkıyla geliyor bahar, İstanbul, bu akşam Münir oluyor. İstanbul’un süt kokulu Türkçesi, Bir hanım/elinde çiçeğe döner. Masalla canlanır bin bir gecesi, İstanbul’da hayal, gerçeğe döner. Sultan Ahmet Camii’nde müezzin, Davûdî sesiyle ezan okuyor. Yaradan aşkıyla cümle ins ü cin Kanat kanat camilere akıyor. Sülün minareler, hilâl kubbeler… Rabb’im bu ne sabır, bu ne emektir? Ceşme çeşme nakışlanmış tepeler, İstanbul, biraz da Sinan demektir. Nedim der ki: “İstanbul’un bir taşı Acem ülkesinden üstündür elbet.” Ben derim ki, kâinatın güneşi İstanbul olacak ta ebed müddet. III İstanbul’a bugün gönlümü verdim, Yarın da ruhumu vermek isterim. Ebedî vuslata ben onda erdim, Uykuya koynunda girmek isterim. Yusuf Dursun |
|
|
|
|
![]() |
| Tags: ask, istanbul |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|