![]() |
|
|
|
#981 (permalink) |
|
Çok uzaksın bana,haramsın adeta,yasaksın... boğazım düğümleniyor "neden ben"diyorum defalarca lanet ediyorum,umudum kalmadı artık... sayende alıştım bu kahpe dünyaya... ama önceleri ölmeyi düşünmedim diil,mezarımı görebiliyordum ölmeden... çünkü ölümüm sana vereceğim en güzel hediyemdi.. peki sen ? hiç ölmeyi diledinmi ? cevap verme sus ! haramsın çünkü sen bana.... Anılara sığınıyorum artık , yağmurdan kaçıyorum , güneş bile ısıtmıyor bedenimi.. bir sendin çünkü gözlerinde hayatı bulduğum , bir sendin çünkü "merhaba"deyip de "elveda"diyemediğim. . . Öz değerimi yitirdim artık , anılardan uykulara geçemiyorum... dilek bile dileyemiyorum , senin hayalini kurmak bile yasak bana çünkü dedim ya haramsın bana.....! Artık bu dünya karanlık benim için en kıyısındayım hayatın.. aynaya her bakışımda ağlayan o kızı görüyorum o bile isyan ediyor.. çünkü senin için ağlamakta haram bana.... isyanlar , çığlıklar , lanetler , gözyaşları birbirine karışıyor hep..... oysaki ne kadar çok isterdim mutluluğu küçük şeylerde bulmayı... ama bu bile HARAM BANA ! ! ! alıntı |
|
|
|
|
|
|
#982 (permalink) |
|
Ölümün Kollarında Açmışım Gözlerimi Hüzünlü bir sonbaharda başladı yolculuğum Yalnızlığı dökerek gözlerimden Umuttan ayrılığın bağrına doğdum Çocukluğum yıkık kentlerde geçti Her sokak başında benim isyanım durur Benim yaşadığım yerlerde İnsanlar canevinden vurulur. Ben doğarken yeniden şekillendi acılar Benim ülkemde Kıyameti kopar sevdaların her vakit Kahır dalga dalga kuşatır gönülleri Bir şafak vakti Hüznün zirvelere yürüdüğü Kurak bir coğrafyada açmışım gözlerimi. Bir sonbahar günü doğarken ben Yıldırımlar düşmüş bağlarımıza Hüzün yüklü bulutların gözyaşları karışmış feryatlarıma Bir yokluk fırtınası Savurmuş bu şehrin küflü sokaklarını Çaresizlik karışmış anamın doğum sancılarına Ölümün kollarında açmışım gözlerimi. Şiirlerde okudum hayatı Adını duymadığım sevdalara vuruldum Güneşin hep acılara doğduğu Bir diyarda açmışım gözlerimi Ben doğarken başlamış insanlığın dramı. Nasıl da yaşamışım Nasıl da yitip geçmiş gençliğim Yüreğimde gizli kalmış tüm sevdalarım Çiçekler bir bir solmuş gönül bahçemde Hep ertelemişim Hep kalbime gömmüşüm özlemlerimi Yaşanan bir girdabın Son sayfasında açmışım gözlerimi. Çektiğim çileleri Özenle saklıyorum şimdi seyir defterimde Ne tarihten yükselen ağıtlar anlıyor beni Ne de hüznümün gizemli düşleri Ben doğarken Bir ölüm şaşkınlığıyla Gökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleri. Boynu bükük doğdum Boynu bükük yaşadım Toprak kokulu yüreğimden adını hiç silmedim Silmeyeceğim Kaybolan yıllarıma doyasıya ağlamadan Gülmeyeceğim. alıntı |
|
|
|
|
|
|
#983 (permalink) |
|
Nicedir ellerim ısınmıyor sokağımda. . Yalnızlığın kaldırım taşları soğuk olur bilirsin. Şayet, günün birinde, çıkarsa yolun o geceye; kadınlığını sakla dudaklarımmda... Çünkü senden bana kalan tek kapı aralığı o. Asıl yolculuk bundan sonra başlıyor. Sevgimle kal. Aralıksız batan sözcüklerinin, an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana. Dinleme. Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi… Bu defa dinleme! Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı. Şimdi sen kendi acılarında büyütürken, öğütürken geceyi; ben çoktan bir masalın sonunda gözlerimi sabaha açmış olacağım. Üzülme demeyi isterdim; ama buna gücüm yok. Senin de yeni; fakat tanıdık bir duygu travmasına ihtiyacın yok. İster taşı, ister at bir kenara. Fark eden “sadece” yokluğum olacak, senin fark etmeyeceğin. Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım. Öfkem sıcak; hala canımı yakıyor umursamazlığın. Bir yol boyu içimdekileri kustum, geride bıraktığım her ağaç dibine. Tenimde acı bir tat, teninden kalma. Başımı koyduğum yerde büyük bir boşluk, yokluğundan olma. Ne yazmak, ne konuşmak ne de yazmak istiyorum. Yalnızca ölüm kadar sessiz bir uykuya yatmak ve toprağın kokusuna bırakmak istiyorum tüm bedenimi. Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen! Geçen her günde, soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen, durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma. (Ç)atıştık seninle! (S)arınmadan ayrıldık! Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını. Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından. Uzaklar çeker dizelerimi, dizlerime batarken yokluğunun acısı. Oysa ne zordur eyleme bürünmüş sevdaların, kor alevinde titremek! Yitip giden her sigaramda, sana duyduğum düşkünlüğü anımsamak! Senin için attığım zarlarda hep kapı arkasında bırakılmak, bilsen nasıl zordur. (D)üşüyorum, düşünden bir gece vakti... Masalım olursun sanmıştım. Uykusuz gözlerime uyku. Olmadın, olmadı, olamadık. Şarkı sona yaklaşıyor sevgim... Bir daha asla üşümem kollarında alıntı |
|
|
|
|
|
|
#984 (permalink) |
|
SENİ SEVİYORUM ! Sadece kim oldugun degil, sen oldugun icin ve seninle beraberken kim oldugumu, benligimi anladigim icin. SENİ SEVİYORUM ! Sadece kendine yaptiklarin icin degil, bana kattigin güzellikler icin. SENİ SEVİYORUM ! İcimdeki cocugu, sakli kalmis ben'i yeryüzüne cikardigin ve sana ihtiyacim oldugu her an tüm duyarliliginla yani basimda oldugun icin. SENİ SEVİYORUM ! Elini kalbimin üzerinde hissettigim zaman, üzüntülerimi alip, onlarin yerine simdiye kadar hic kimsenin basaramadigi o sicakligi, o ictenlik isigini bana duyurmayi basardigin icin. SENİ SEVİYORUM ! Hayatimi kutsal bir sevgi tapinagina cevirdigin ve her günümü yasam senligine, unutulmayan siirlere dönüstürdügün icin. SENİ SEVİYORUM ! cünkü, sen, simdiye kadar hic basaramadigim seyleri, kendimle dost ve barisik olmayi ve hic bir zaman tadamadigim kadar mutlu olmami sagliyorsun. ve bütün bunlari yalnizca sözlerinle, dokunusunla yada isaretle degil, kendin olmakla yapiyorsun.. |
|
|
|
|
|
|
#985 (permalink) |
|
Zaman geçiyor... Oturduğum yerden kalkmayışımın üzerinden de çokça zamanlar geçti. Ömrümün hangi anında takılı kaldığımdan dahi bihaber zamanlardayım. Suskunluğuma neyin ses olabileceği konusunda da herhangi bir fikrim yok. Kendine bile yabancılaşmaya başlamış bir kitleyim. "Kitle(!)" Evet, evet, ötesi yok. Ruhumun şimdilerde soluğu kesik. Mantık... Şurada bir köşede olacaktı. Zamansız lazım olur diye hep saklarım bir köşede. Bu yüzden belki beni kırdıklarında gözümden yaş akmıyor. Bu yüzden belki duygusuzlaşıyorum yitiklerimde bile. Konuşmak ist[em]iyorum... Başımda yedi baharın sarhoşluğunda kelebekler, kanat çırpıyor. Başım dönüyor bu yaşama hevesinden benim. Bir yerlerde incinmişlik var sanki de, zanlı kim? Buralarda düşleri kanlı birini gördünüz mü? Kırık'ım. Bir cellat bana yakınlardan el sallıyor! Ama... Dur daha, çok işimiz vardı. |
|
|
|
|
|
|
#986 (permalink) |
|
BoşveR be yaşı başı! Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. Şöyle atıp koyu gRileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver? Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını. GeLene geçene yol verme giRsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. BiLirim yine yeşeRecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama akLını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçLarında, bırak aksın yollarına. Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. Sen inan yüReğine... hem ona geçmezse kime geçeR sözün?.. Büyü büyü... Bak eLLerin ayakların kocaman, aklın da maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüReğini uçmasın diye. AkıLLı oL, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver? Takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere. O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün. Atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü. Öl gitsin... Parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde baLık tutmak mıdır istediğin, savrul gitsin... BoşveR be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüReğinden başka kim?. Aklını al da öyle git, ister yollara, ister odalara, ister kırlara bayırlara vur da git. DeRt etme ellerini, onlar da gelir seninle, bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna... yaşa be, yaşa da öyLe git, giReceksen toprağa... yaş 70'e geLse bile, hayat daha bitmemiş, sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı, 'yaşadım ulan dibine kadar' diyemeyecek misin? |
|
|
|
|
|
|
#987 (permalink) |
|
Adına aşk koyduk yalnızlık oldu seninle ve senlerle yaşanan her bulantılı aşk..Bir yaprak gibi oldu şiirler , ufak bir rüzgara direnemedim.Bir araya toplandığımızda gördüm aynı kaderi paylaştığımı süpürge darbeleriyle karışırken döndüğüm yere , toprağa..Sessizliğimi sevdin sen aynı cümlelerin tekrarından nefret ettin..Oysa kaç hale sokulabilirdi ki yalın bir sevgi?Ki aynı da kalmalıydı aslında , bizim gibi sevemeyecek olan ki biz olmadığı içindir herhangi bir yük ve sevda taşıyan birinden kopyalanmamalıydı sözcüklerimiz. Büyümesi yavaşlarken , durmamışken aşk , sen kesip attın ve tabii ki sende kaldı işe yarar tüm parçalar yaşadıklarımıza ait , bana da kuru bir sonbahar kaldı.. suçladın her zamanki savurganlığınla , anlamadın hiçbir zaman iki noktanın arasına daha kaç hayal sığdırılırdı ki? İki noktam vardı , Yaşamım ve ölümüm ... İkisinin sebebi de sevgiyken sen suskunluğumu sevdin , kaçışlarımı ve ben sen yanımdayken de kaçardım bilirdim ki orda değildin..Nefret ettin sözcüklerimden ki beni de öyle sevmiştin..Yada ben sende öyle bir karmaşaya neden olmuştum kurduğum devrik cümlelerle...Şimdi devrik cümleler devrilmesine neden oldu kalbindeki heykellerimin kusura bakma adına heykel dedim çünkü sen suskunluğumu sevdin..Karşılıksız sevmeme değil sevgisizliğe bağladın bu suskunluğu...İki nokta arasından geçemezdin o iki nokta olmak istedin hep bense çabalıyordum seni iki noktanın yaşamak kısmında tutmak için...Severken hep bir yerlerimiz kanadı , Tutunamadık....Kanarken bağırmadım , neden demedim , sustum , suskunluğumu sevdin..Acı çektim , bağlandın , şimdi çözülemezken kesip attın...düğümün olduğu kısımları aldın bana bağlanamayacak kadar ufak bir parça kaldı...Suskunluğumu sevdin , susuyorum şimdi sensiz parçalarım bir güç ünitesine bağlı , iki noktamın sebebi de sevgiyken işte buydu seni yaşamda tutma çabamın nedeni...Ama sen her çabayı her sevgi sözcüğünü tekrar bildin , Suskunluğumu sevdin... |
|
|
|
|
|
|
#988 (permalink) |
|
Kuytularına saklandığım karanfilce bir aşkın semahındayım. İçimde küfürbaz katiller... Notaları orta yerinden çatlamış nihavent bir şarkının, yetim serzenişlerine düşüyorum; esişim kan revan... Ve 'SEN...' Evet, 'SEN...' Alnında rüzgar yemiş geceyi taşıyan, alfabenin üçüncü harfine gül kokularıyla göçen; 'AŞK'. Düşlerime uzandığından bu yana, öyle bir cinayetsin ki kalbimde; kalbim kalbimin katili. Ey Aşk! Arada bir al gülüşümü çehrene. İçim serinlesin. Ama yinede, esişime teğet geçer saçların bilirim. Bu yüzden, kuşatılmış sensizliğim son veriyor direnişe; sana yürüyorum, sona yürümeden evvel. Sevdiğim! Bu kadar yağmur durdun içime, içim senden yana; bensiz. Ben benden yana sen'li... Korkuyorum... Ellerim infazıma alkış tutuyor. Gözlerin; darağacım... Şiirleri hayata denk düşmeyen, yüreğine rehin bırakılmış bir şair eskisinde saklıyım. Korkak feryatlarla ağlarım kendime, gözyaşlarım denizleri içer. Sus ey kendim! ''İstanbul düştü, ben hala hayatta mıyım?'' Kahrolsun... Gücün yetmiyor mu dokuz harflik hecemin kanayışlarına? Oysa ben üç uzun hecede susuyorum dokuz harfliliğimi, kirletmeden hayalini. Ey Aşk! Dokunma intihar panoramama. Emanetci ağlayışlarım düşer suskunluğuna, erirsin. Ben DELİRİRİM... Gülüşü sarı safran coğrafyalarda hırpalanmış, hayata ödünç sevinçlerle son'da başlayan, gözleri tutuklu bir Rüzgar'ım. Yani, aşkın acımtrak gölgesizliğinde son şehidim, sana... Sevdiğim! Gemiler yanaşmadan mefluç limanlara, ver şehadetini gözlerimin... En çok kendimi kucakladığım vakitlerde ihanet ettim bana. İntiharlara iliştirilen Dilbaz Düşler Çağı'ndan geldim. Şimdi vakit, kelimesiz ölmeler vakti... Sus ey kendim! Sus ey Rüzgar diye bilinen en suskun yanım!.. Dile gelsem şimdi, en çok seni susarım, yüzünün yarısı görünen uykusuz mevsimlere. içimde yüzü koyun yatan sevdalar, çarpar dirilmiş ölmelerimin alnına. Kusarım beni, bana en aşina cümlelere. Sevdiğim! Bileğinden kan sızsada bakışlarımın hala; bozgunlarım bozgunda şimdi. Ey-vah! Al bu feryat sende kalsın. Kapat gözlerini bana, inleyerek... Ben karanlığın kıskacında ölürken, kimse seslenmesede beni; kurtar-ma beni benden. Doyasıya seyredeyim ölümümü. Çünkü, sen benim aşkı bildiğim yersin ey Aşk! Sevdiğim! İçimin sureti! Olmadığım kadar bendesin, olmadığın kadar sendeyim. alıntı |
|
|
|
|
|
|
#989 (permalink) |
|
Kelimelerin büyüsü kayboluyor sanki yavaş yavaş.. Öncelerde tek bir kelimem yeterken yüreğine akmama, şimdilerde ise bir dizi kelime yetmiyor ruhuna dokunmama... Oysa ki, aşktan öte bir duyguyla bağlıyım ben sana.. Hani 'öyle alıştım ki sana, benden bir parça oldun sanki' demiştin bana.. Alışma sevgili, sakın alışma bana. Alışkanlık önce heyecanı unutturur sonra ardından sıradanlık gelir çarçabuk. En sonda aşk yüreğinden çıkar gider ne olduğunu anlamadan.. Alışma bu yüzden bana, ne olur alışma. Aşkımı yüreğinden çıkarma.. Her an elinden kayıverecek bir kum tanesi olduğumu düşün. En ufak bir rüzgarda uçuverecek, bir yağmur damlasıyla akıp gidecek bir kum tanesi... Önce yüreğinde sakla o kum tanesini.. Kimseler görmesin. Hani derler ya 'aşkımıza nazar değmesin'.. Görmesin kimse beni yüreğinde, sonra da yüreğinde unut beni. Yaşarım orda sessiz, kimsesiz.. Ama alıştım deme bana, hayatında olmama alışma sevgili, çünkü ben bir kum tanesiyim senin elinde. Sana şimdilerde sadece yüreğim demek istiyorum sevgili.. Sana yüreğim demek istiyorum.. Öyle büyük ki benim yüreğim.. Şairin de dediği gibi 'seni yüreğim kadar seviyorum'. Sana 'yüreğim' demek istiyorum, çünkü her atışında bana yaşadığımı hissettirendir yüreğim. Sana 'yüreğim' demek istiyorum, çünkü en değerli varlığım, yaşama nedenimdir yüreğim. Bir kum tanesiyim ben..ürkek, narin, kırılgan.. öfkesi rüzgarla birleşince yüzünü acıtan bir kum tanesi.. Yüreği başka bedende atan, sevgisi dünyalar kadar olan.. Yok yok dünyalar kadar değil, ne güzel de demiş ya şair 'seni yüreğim kadar seviyorum'... Binlerce kum tanesi içinde bir kum tanesiyim sadece.. Sana aşık, sana deli.. Bırak seveyim seni zamansızlıklar içinde.. Elinden kaymama izin verme 'yüreğim'.. Sana alışmama da.. |
|
|
|
|
|
|
#990 (permalink) |
|
'Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli' diyordu şair. Yanına yaklaşmaya imkan olmayan bir güzelliğe hasret böyle güzel anlatılır. Bende seni hep uzaktan sevdim,asla cesaret edip sevdiğimi söyleyemedim. Mümkün olup ta sevgine ulaşamadım,kalbine girip de içinde dolaşamadım. Kendi halimde ellerim ceplerimde yanlızlığın azabıyla dolaşırken. Yaşam boşluklarımı senin hayallerinle doldurup avunurum. Ama ne yaparsam yapayım o şarkıdaki en güzel şeye ulaşamıyorum. Ne güzün ne baharda ne yazın nede kışta, ellerini elimle,bellerini kolumla Sarıp dolaşamıyorum. Seni uzaktan sevmeyi ben yalnız yaşıyorum. Belki de ömür boyu karşılıksız olarak sevmeyi sürdürecek bir kalbi taşıyorum. Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli demek bana yetmiyor. Elimdeki sadece,seni uzaktan sevmek,fakat hasret bitmiyor. Yarattığım hayalin gözlerimden gitmiyor. Cesaretim sevgimin yarısı kadar olsaydı böyle uzaktan sevmez. Gördüğüm her yerde gırtlağımı patlatır aşkımı haykırırdım. Olsun,bütün gerçeklere rağmen ben seni ümitsizce seviyorum. Ve ne yapacağım,inanki bilmiyorum. Şair haklı çıksın diye. Elimden gelen tek şey,uzağa gidiyorum. Kalbim kabul etmiyor ama beynim biliyor. Her kalb birgün gelince başka kalbi seviyor. Biliyorum ki sen de benim gibi bir gün birisini görecek ve beğeneceksin. Belki de görmüş ve beğenmişsindir. Eğer öyleyse veya öyle olacaksa umarım hiç bir zaman uzaktan sevmezsin. Sevdiğinin sevgisiyle birlikte el ele diz dize şairi yalancı çıkartırsın. Ümit fakirin ekmeği,sevenin sevgisinden sonra her şeyi. Olurya belki sende öğrenir beni uzaklardan çağırırsın. Şaire inat olsun hep yanımda kalırsın. Seni yakından sevmek aşkların en güzeli diyerek haykırırsın. alıntı |
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|