![]() |
|
|
|||||||
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#2871 (permalink) |
|
Sen ve ben Aynı cümlenin içinde iki yabancıyız. Hayat ile ölüm arasında kalan boşluğa sıkışmış iki bahar sabahı... Biraz yorgun, biraz kırgın, biraz endişe... Ayrılıkla şereflendirilmiş iki esir yürek.... Göğsünde söz verilmişliklerin bir bıçak yarası gibi parladığı iki süngüsüz asker.. Oysa bayram sevinçlerimiz vardı yüzümüze “ gülüş “ diye taktığımız... Oysa baca dumanlarının bile yüzündeki masumluğunu kirletemediği beyaz düşlerimiz vardı ardında “ hayat “ diye koşuşturduğumuz... Hatıralar mısın seninle tanıştığımız günü...Fırtınalı bir zamandı.. Yorgun bir gün sonrası akşamın karanlığına gizlenmiş iki yetim yürektik ikimiz.. Ürkek bakışlarımız vardı..Saklı cümlelerimiz, yaralı geçmişlerimiz. Sen, mavi sulardan alınıp tozun toprağın içinde yaşatılmaya çalışan bir balık kadar çaresiz..Ve ben tüm umutları alabora olmuş bir balıkçı kadar ümitsiz.. Acılarımız ortaktı, umutlarımız ise yalnızlığa prangalı..Ama pes etmedik...Önüne gelen herşeyi gölgesinin önünde diz çöktüren rüzgara bile bel bükmedik biz..Yüreğimizi kalkan bilip sonuna kadar savaştık aşkımıza zaman biçen herşeyle .. Bu savaşta yenilmeyi aynı safta ölmeyi bile göz aldık. biz.Göğsümüze ayrılığın madalyası takılmaktansa ölümü reva gördük umut fakiri yüreklerimize. Ama belki göz ardı ettiğimiz belki de unutmak istediğimiz bir şeyler vardı sevgili. Biz bu savaşa bir sıfır geride başlamıştık..Ayrılığa yakındı saflarımız..Geç kalmışlık kokuyordu nefeslerimiz..Ve göz ardı ettiğimiz teknemiz su alıyordu.. Ama pes etmedik. Yanan bir şeyler vardı yavaş yavaş..Yenilmeye hazır iki asker vardı ayaklarımızın ürkek gölgelerinde… Belki de er- geç ayrılmaya mahkum iki kırık yürek vardı kendimizden bile gizlendiğimiz köşelerde.. Ama mühürlü kaderimize inat tek bir yürek olmaya çalıştık uçurum kenarlarında.. Sevdamıza biçilen kelebek ömrüne inat biz yaşamaya çabaladık ...CaMdaN FaNuSlaRda... |
|
|
|
|
|
|
#2872 (permalink) |
|
Sen gittin sevgili… Ardında beni “ bende “ bırakarak gittin.. Senden sonra sensizliği yüzüme vuran her kelimeyi, her cümleyi reddettim. Sensizliğin her harfini savurdum dilimden.Sen beni öldürmüşken “ ben “ seni “ öldüremedim.. Ve de yaşatamadım seni “ bende “.Gittin.. Ardından binlerce sitem ekledim bensiz attığın her adıma..” İçi boş “ küfürler savurdum çıktığın demir kapılara… Sen gittin…Ardından içi boşaltmış sorgular, mesnetsiz iftiralar, cevabı sorusunda saklı çapraz yanılgılar geldi…Zan altında kaldım.. Geçmişinde yaşadığın acılarda tek bir payım / tek bir hissem halde “ gençliğini çalmakla, geleceğine dair tek bir pay / tek bir hisse talep etmediğim halde “ gelecek günlerini “ zimmetime geçirmekte itham edildim imzasız iddaanamelerde. Seni “ sensiz “ sevmekten yalnızlığına hüküm giydim topuksuz cümlelerin ağır yenilgilerinde..Suçluydum artık.. Adının kapladığı alan kadar yer tutan hücrelerde ezildim, itildim..Ve en sonunda yenildim..Ama hiçbir sorguda senin “ adını “ ifşa etmedim… Hiçbir zaman pişmanlığı sende saklı günahlarıma seni ortak etmedim…Bu aşkın faili meçhul suçlarının hepsini üstelendim sırf sen temize çık diye sen hep bensiz de mutlu ol diye.. Çünkü sen benim “ ölümle onurlandırılacak tek sebebim, mutluluklarda sayıkladığım tek nefesimdin |
|
|
|
|
|
|
#2873 (permalink) |
|
Şimdi sensizliğin akşamını demlemekteyim hayatın isli çaydanlığında..Kim bilir ben bu satırları yazarken satırlara, sen dört duvar arasında sana biçilmiş “ mutluluk” rollerinde oynamaktasın..Sahne de sen..Başrollerde sen..Oysa ben senin yarım bıraktığın bu aşkın ayrılığa kalansız bölünen acılarında bana verilen repliklerini oynuyorum…Perdelerin ardında sözlerini unutmuş figuran gibi her gece sensizliğin içinde senli hatıralarımı oynuyorum..Ve kalabalık sokaklarda karşılaştığım her kadın gözüne yenilmişliğimin ilanını karalıyorum on puntoluk harflerle…Şimdi yüreğimin seni seven kepenklerini indirip baktığım her kadının gözlerinde “ sana gecikmişliğimi“ görmek için üzerime suskunluğumu giyiniyorum..Ve gördüğüm her gözde anlıyorum ki; biz iki yakası hiçbir zaman birbirine kavuşmayacak iki uçurumuz..Biz seninle aynı cümlede iki yabancıyız artık… Kırık dökük olsa da sensiz aynalar, hayat kaldığı yerden devam ediyor. Senden önce yetim idim, senden sonra da öksüz kaldım..Senden önce yarım bir cümleydim, senden sonra yalnızlığın avcunda kırık dökük bir kelime...Sen yoksun; herşey bir noksan, herşey yarım. Kısacası " sensiz " tadsız tuzsuz bir hayat. Ha bıçağı göğsüne saplamışsın ha şakağına soğuk kelimeleri dayamışsın. Değişen ne ki sevgili..Herşey bir " eksik ", herşey " sana " noksan. Herşey çıktığın demir kapı gibi; hayat kadar dağınık , ölüm kadar soğuk.Herşey bıraktığın gibi, herşey bir " sen " eksik !... |
|
|
|
|
|
|
#2874 (permalink) |
|
“ Sen gittikten sonra
Bu hayat köprüsünün altından Daha çok seller akacak topraklarıma… Ve sensizliğin içinde Her an ölüm bana musallat olacak.. Kâh yenilgilerimi fırlatacak yüzüme, Kâh sana gecikmişliğimin ipini geçirecek yüreğime.. Ama ben pes etmeyeceğim.. Var gücümle “ seni “ bende yaşatacağım… Yaşatmaya çalışacağım.. Ama her şey bir “ sen “ eksik olacak… Her şey tamam olsa da, Sol yanım hep sana “ noksan “ kalacak….” Bu mesaj en son " 10-07-2007 " tarihinde saat 05:13 itibariyle prenses_67 tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
|
#2875 (permalink) |
|
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,kendi yolumu çizdiğimde anladım..Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak, dinleyerek değil.Bildiklerini bana neden anlatmadığını,anladım..Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,neden hiç ağlamadığını anladım..Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,çok acıttığında anladım..Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğin de anladım..Yalan söylememek değil,gerçeği gizlememekmiş marifet,yüreğini elime koyduğunda anladım.."SANA İHTİYACIM VAR,GEL!"diyebilmekmiş güçlü olmak,sana "GİT" dediğimde anladım..Biri sana "GİT" dediğinde, "KALMAK İSTİYORUM" diyebilmekmiş sevmek,git dediklerinde gittiğimde anladım..Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..Özür dilemek değil, "AFFET BENİ" diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,gerçekten pişman olduğumda anladım..Ve gurur,kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..Ölürcesine isteyen beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..Sevgi emekmiş,emek ise özgür bırakacak ama vazgeçmeyecek kadar sevmekmiş..ANLADIM!!!
|
|
|
|
|
|
|
#2876 (permalink) |
|
Bu, son gecem gidiyorum... Gözlerine bakmadan, ellerini tutmadan, Sana seni ne çok sevdiğimi söylemeden uzaklara gidiyorum. Karşılıksız sevmenin acısıyla unutulmanın umutsuzluğuyla Ve Yüreğimde unutulmayan aşkım olan Senle gidiyorum. Elveda aşkım! Sonsuza kadar Elveda..! |
|
|
|
|
|
|
#2877 (permalink) |
|
AŞK ...
Aşk; yalnız bir operadır kış güneşinde dinlenen. Aşk; bazen bir zaman hatasıdır. Aşk; bazen kavuşamamak, adını karalamaktır kağıtlara. Uzun bir suskunluktur ya da durmadan ondan konuşmaktır. Aşk; bir filmin, bir karesinde takılıp kalmak... Bazen tuhaf bir cesaretle meydan okumaktır. Aşk; bazen nedenini bilmediğiniz bir duraksamadır. Aşk; bir harabenin ortasında birşey bulup da ne yapacağını bilemeyen iki savaş çocuğu gibi kalmaktır. Eylül'ün toparlanıp gitmesini izlemektir. Bir bakış bile anlatmaya yeterken herşeyi kalbinizi dolduran duyguların kalbinizde kalmasıdır. Aşk; canınızla beslemektir hüznün kuşlarını. Aşk; vazgeçmektir gözlerinden. Geceleri ansızın nedensiz uyanmaktır uykularından, usul usul ağlamaktır. Aşk; birgün anahtarın ters döneceğine inanıp ışığa kavuşmayı özlemektir. Aşk; buralardan öylece çekip gitmek ve sonunda kendine bir gül vermektir. Acını içine alıp, göz damlalarını tutup, güçlü olmaya çalışmaktır. İclâl Aydın |
|
|
|
|
|
|
#2878 (permalink) |
|
O geldi… Ansızın geldi. Uzundu boyu ve teni beyaz. Gözlerinde bal damlalarıyla çıkageldi. Kumdan bir kale sandığı, emeğimle kurduğum, gözyaşlarımla suladığım yepyeni ve paylaşılmaz dünyamı alt üst etmek için geldi. İstemediğim halde, gelmesin diye dualar ettiğim halde o geldi. O geldi… Güneşin bulutlara sarındığı bir akşamüzeri çıkageldi. Beni çepeçevre sardı o doyumsuz ruh çekimi. Ve anlayamadım hangi girdabın içine çekildiğimi. Karman çormanlıklarımı dağıttım dört bir yere. O geldi gömdüğüm anılarımı bir bir çıkarmak için toprağın derinliklerinden. Geldi ve dağladı hayatımı. Geldi ve akıttı bir süredir buzuldamış göz yaşlarımı. O geldi… O kadar karşı konulmazdı ki gelişi. Hamurunu bir zamanlar ellerimle yoğurduğum sevgimizin katili o değilmiş gibi fütursuz, onursuz çıkageldi. Bal damlasıydı gözleri. Ve ellerinde papatyaların kokusu. Gülüşlerinde alaycı bir mertlik. Ve o geldi. Şerefsiz bir namludan çıkacak son kurşunu sıkmak için kalbimin orta yerine. Geldi ve gökten bir bir inmeye başladı yağmur damlaları… O geldi… Ben ne kadar istemiyorsam o kadar çok geldi. Pencerelerimi açtı, perdelerimi araladı. Kilitlediğim kapılarımı açtı elinde tuttuğu paslanmaz bir tükenmez kalemle. Ve sancıttı içimde çoktandır küllenmiş bir yanardağ ağzını. Bir anlık sarmaşık çiçeği olmaya özendim. Sarılmak istedim sımsıkı, sarılmak istedim ne kadar üzdüyse beni. Sarılmak istedim bu gelişinden ne kadar mut(lu)suz olduğumu bilsin diye, anlasın diye… O geldi… Ve bir anda soldurdu bütün renklerimi. Tepe taklak etti yine düşlerimi, gülüşlerimi. Gelmesini istemediğimi söylediğimde yüzünde solmuş bir gül goncası takılı kaldı. Kıyamadım. Gözlerimi kapadım, bal damlası gözlere bakamadım. Bir zamanlar o gözlere ne şiirler yazardım. Ben ve geçmişim, ben ve kapalı kapılar ardı, ben ve oynadığımız saklambaç. Ah güneş yüzlü adam, ben sobelendim sense hep saklandın oynadığımız sevgi kılığına girmiş bu saklambaç oyunu boyunca. O geldi… Gitsin diye gözlerimi kapatıp dualar ettim, sadece bir rüya olsun diye adaklar adadım ama o bütün somutluğuyla çıkageldi. Gözlerinde bal damlaları, elinde papatyaların kokusu, karşımda duruverdi. Yıkmak için yepyeni, emeğimle kurduğum , gözyaşlarımla suladığım hayatımı. Geldi… Bir kez daha sobelendim o yağmurlu akşamüzeri. Yosun kokusuydu kırgın bakışları, ve ben çaresizliğin o an en anlamlı tanımıydım. Bir şeyler kaçtı, bir şeyler kovaladı. Tarifsiz bir sokağın 8283 numaralı binasında kalakaldım. Şifrelerim bana saklandı, ben şifrelerimi sakladım. Bir tane sekiz bir tane iki bir tane daha sekiz ve bir tane üç… Asılı kaldım rakamlar arasında. O geldi… Yıkıverdi onsuz geçirdiğim dört koca yılı… Gitsin diye dilekler diledim, gitmedi… O geldi. Yapılacak bir şey yoktu, çaresizliğimi alıp ben düştüm bu kez yollara. O ne kadar geldiyse, ben o kadar gittim ondan… O geldikçe ben uzaklaştım korkularımla… O geldi, ama artık ben yoktum!... |
|
|
|
|
|
|
#2879 (permalink) |
|
Sevdim Seni Seni sevmek öyle güzel ki Çünküsü ve nedeni yok bu sevginin Birşeye bağlı olarak sevmek istemiyorum çünkü Seni sadece sen olduğun için seviyorum Eskiden hep ben diye başlardım cümlelerime Şimdi biz diyorum farkında mısın? Sen ve ben yani biz yani ikimiz... Biliyor musun en küçük olmusuzlukta ölmeyi düşünürdüm eskiden Risklere girmekten korkardım.. Şimdi birçok riski göze alabiliyorum Hem de ölmeyi düşünmeden Sen varsın çünkü biz varız Ve tüm zorlukları birlikte aşacağız... Sen yokken günler birbirinin aynısıydı Hiçbir fark yoktu ve hayat öyle boştu ki benim için.. Seninle birlikte yepyeni bir sayfa açtım hayatıma O sayfa öyle güzel ki hiç sonu yok Hiç karalama silme yok Herşey ilk günkü gibi.... Bana güç verdin , destek oldun ve Herzaman güvendin... Hayallerim hedeflerim oldu sayende Düşlerim gerçeklerim... Ve geleceğim Unutma ben senin geleceğinim Sen de benim... Çok zorluklar var önümüzde Ne kadar güçlüyüm bilmiyorum Günün birinde bir taşa takılıp düşebilirim Ya da yuvarlanabilirim bir uçurumdan aşağı Ama yanımda sen oldukça Korkmuyorum hiçbir şeyden Ne taştan, Ne uçurumdan , Ne de ölümden... AŞKI ögrendim seninle papatyam Sevmeyi ve sevilmeyi... Geçmişin hiçbir önemi yok benim için Değiştiremem çünkü Gelecek de çok önemli Ama daha önemli birşey var ŞİMDİ Yaşadığımız içinde bulunduğumuz an Ve ben şimdi çok mutluyum ÇÜNKÜ SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ SENİ SEVMEK ÇOK GÜZEL ÇÜNKÜ SENİ SEVMEK : HER YENİ GÜNE SENİNLE BAŞLAMAK VE HER GÜNÜN BİTİŞİNDE HERŞEYE RAĞMEN SENİ SEVMEK ÇOK GÜZEL DİYEBİLMEK... |
|
|
|
|
|
|
#2880 (permalink) |
|
İki beden , iki farklı yerde olsa bile ruhların buluşmasını ne engeller…Ruhumu sana adamalıyım... Ruhum senin olmalı... Sen ruhumu güzel kıldın... Seninle ruhum yeryüzünde yaşamaktan her zamankinden daha fazla mutlu... İzin ver ruhum sende kalsın... Bu kararı kalbim ve bedenimle aldık... Kalbimde bedenimde bu karardan dolayı ferah... Çünkü sen ruhumu kendinle donattın... Gülücüklerinle, sözcüklerinle, bakışlarınla!..
Biliyorum ki sen en nice mutluluklarla bezeli yaşamlarda uyumalısın... Fazlasıyla hak ettiğin sevinçlerin gelmeli bir bir yüreğine... Gelmeli ki; geçmişinde ki acıların buhar olup kaybolmalı tümden... Öykülerinde ki sevinçler seninle yaşamalı hep... Senin olmalılar dirilip... Yüreğini geçmişindeki loş boşluktan çekmeliler... Çekip akmalılar yaşamına... Akıp sarılmalılar sana sonu gelmez bir nehir gibi... Titreyen yüreğine merhem olmalı yaşayacağın her an... Sen ve kalbin gözyaşlarını sadece mutlulukların için tüketmeli... Geçmişin asla ağlatmamalı seni... Ağlatırsa bile her ağlayıştan sonra daha fazla mutlu olmalısın... Çünkü yüreğin uçsuz bucaksız bir iyilik tarlası... Biliyorum ki bu tarlayı o iyi, sıcak umutların çapaladı hep... Geçmişinin sana sızılarla örülü dikenli tellerle barikat kurmasına rağmen masmavi bir tarla yarattın içinde... Gelecekteki mesut düşlerin bu tarlada saklıdır... Hayallerin birikmişlikten ağırlaştı farkındayım... Hayallerden çekindiğini, ürktüğünü de biliyorum... Ve her şeye rağmen hayallerin sana yaklaşmasından korkmadığını da biliyorum!.. Hayallerin mavi tarlanda gerçek olup misafir olacaklar yüreğine... Senin incitmeye çalışanlar hatta incitenler oldu... Buna engel olamadın... Ama hayallerine zarar verdirtmedin!.. Çünkü hayallerin senin için kutsal ve özgür... Emin ol hayallerin de senin için aynı şeyi düşünüyorlar... Sen ve hayallerin senin gerçeğin... Gerçeklerinse senin güzelliklerinle yoğrulmuş kalbinin yaşama bakan uzantıları... mavi tarlanda mutlu olmanı arzuluyorum yaşamının sonuna kadar!.. Benimle mutlu olmak istiyorsan ben yeryüzünden göçene kadar kalbim senin!.. Ruhlar asla kaybolmazlar... İnan bana bir an bile ruhumun senin olmasından pişmanlık duymayacağım... Zaten eğer alırsan ruhumu ona yabancılık çekmeyeceksin... Çünkü tamamen seninle dolu!.. Seninle ve yaşattıklarınla... Seninle ve sözcüklerinle... Seninle ve geleceğinle... |
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| kronik ft. kronika |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|