Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Sağlık

Sağlık Sağlık Haberleri En Son Tedavi Yöntemleri Bu Bölümde...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-01-2006, 10:42   #21 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
CRoNY_X kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 18
Mesaj: 523
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 1498
Rep Seviyesi: CRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni Repci
CRoNY_X kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan




karaciğer transplantasyonu nakli

Dünyada ilk kez Thomas Starzl tarafından 1963 yılında gerçekleştirilen karaciğer transplantasyonu 1980' li yıllarda büyük bir gelişme göstererek bugün karaciğer yetmezliğinin tek tedavi seçeneği haline gelmiştir

1990' lı yıllarda değişik ülkelerde pek çok yeni karaciğer transplantasyonu merkezi açılmış ve gerçekleştirilen ameliyat sayısında hızlı bir artış olmuştur Örn 1994 yılında ABD de 3500 karaciğer nakli yapılmıştır Transplantasyon ameliyatlarının sayısı giderek artarken, karaciğer vericilerinin sayısı göreceli olarak sabit kalmıştır

1963 ten beri yapılan çalışmaların sonunda karaciğer transplantasyonu ameliyat teknikleri açısından üstün bir düzeye ulaşmıştır Yeni immünosupressif ajanların kullanıma girmesiyle ameliyat sonrası ölüm oranları yanısıra tedavi maliyeti de düşmekte ve karaciğer transplantasyonu daha kolay ve başarılı olarak uygulanabilir duruma gelmektedir Karaciğer Transplantasyonu İçin Alıcı Seçimi Karaciğer transplantasyonundan sonra 1 yıl yaşayan hasta oranı 1980 öncesinde % 30 un altındayken, günümüzde birçok merkezde % 85 i geçmektedir Bu önemli farkın ortaya çıkmasında rol oynayan başlıca etkenler, cerrahi tekniğin ilerlemesi, rejeksiyon-önleyici tedavide cyclosporine gibi daha etkin ilaçların yaygın kullanıma girmesi ve hasta seçiminde uygulanan kriterlerin gelişmesi olarak sıralanabilir

Geçmişte karaciğer transplantasyonu hastanın hayatını kurtarmak amacıyla son çare olarak başvurulacak bir manevra olarak görülmekteyken, günümüzde karaciğer yetmezliğinin daha erken devresinde hayat kalitesini artımak amacıyla uygulanması gereken radikal bir tedavi yöntemi olarak görülmektedir

Karaciğer transplantasyonu yapılan erişkin hastaların büyük çoğunluğunda alkolik karaciğer hastalığı, viral hepatitler ( B, C, D ), primer biliyer siroz, otoimmün hepatitler gibi nedenlere ikincil siroz ve portal hipertansiyon vardır
Primer sklerozan kolanjit, çeşitli metabolik hastalıklar ( Wilson Hastalığı, hemokromatozis ) ve vasküler karaciğer hastalıkları da transplantasyon endikasyonları arasında yer almaktadır
Hasta seçiminde en fazla sayıda alkolik hastalar karaciğer nakli olanağı bulmakta olup malign hastalıklar nedeniyle ( kolanjiosarkoma, hepatoma ) yapılan karaciğer transplantasyonları azınlıkta kalırken, akut karaciğer yetmezliğinde transplantasyon uygulaması yaygınlaşmaktadır
Karaciğer transplantasyonu akut fulminan karaciğer yetmezliğinde hayat kurtarıcı olmakla kalmayıp, hastayı önceki sağlığına kavuşturabilir



Bir cennet gibiydi "lolitam" Alevlere gömüLmüş Bir cennet
CRoNY_X Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Eski 07-01-2006, 10:43   #22 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
CRoNY_X kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 18
Mesaj: 523
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 1498
Rep Seviyesi: CRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni Repci
CRoNY_X kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

kolostomi ileostomi

Kolostami ve İleostomi
Ostomi bir açılma veya ağızlaştırma oluşturmak amacıyla yapılan cerrahi işlemlerin genel adı olarak kullanılmaktadır Kolostomi kalın barsağın, ileostomi ince barsağın son kısmının karın duvarına ağızlaştırılması işlemleridir Değişik yöntemlerle yapılan bu işlemlerin ortak amacı geçici veya kalıcı bir süre için barsak içeriğinin karın duvarından boşalmasını sağlamaktır Bu ağızlaştırma işlemi ayrıca soluk borusu için trakeostomi, mide için gastrostomi, idrar kanalları ve yolları için ürostomi adı altında değişik amaçlarla uygulanmaktadır
Cerrahi bir işlem geçirme ile karşı karşıya kalan her insanda korkunun olması son derece doğaldır Ayrıca kolostomi veya ileostomi yapılma gereğinin belirtilmesi durumunda bu üzüntü ve endişe artmaktadır Bu tip bir işlem o zamana kadar gizlilikle sürdürülen normal bir yaşam fonksiyonunun belirgin hale gelmesi, mahremiyetin ortadan kalkması, bağımsızlığın kaybedilmesi, toplumsal hayatta önemli değişiklikler olabilmesi ve cinsel yaşamda sorunlar yaşanması gibi endişelerle birlikte hastayı değişik bir yaşam deneyimi ile karşı karşıya bırakmaktadır Ancak bilinmelidir ki bu işlem hayat kurtarmak veya hayatın emniyete alınması için yapılmaktadır Binlerce insanın hayatı bu işlem sayesinde kurtulmuştur Ameliyatın bu işlem nedeniyle reddedilmesi yaşamın kaybedilmesine neden olabilir Ayrıca günümüzde hastaların bu problemlerini en aza indirebilmek için değişik cihazlar bulunmakta ve gün geçtikçe de gelişmektedirler

Kolostominin Nedenleri
Kolostomi acil durumlarda hayat kurtarmak amacıyla veya uygulanan bir girişimi korumak için yapılabilir Bunun yanında uygulanacak olan cerrahi işlemde anüsün tamamen ortadan kaldırılma gereği veya anüsün kullanılamaması durumlarında dışkılama işlevinin gerçekliştirilmesi amacıyla da yapılabilir Bu yüzden iki tip kolostomi vardır

Geçici kolostomi:
1- Kalın barsak tıkanmaları
2- Barsak yaralanmaları
3- Barsak delinmesi
4- Doğumsal barsak anormallikleri
5- Barsakta yapılan bir işlemin emniyetli iyileşmesini sağlamak
6- Ciddi anüs hastalıkları ve yaralanmaları

Kalıcı kolostomi:
1- Anüsün çıkartılması gereği olan hastalıklar
2- Kalın barsağın son kısmı ve anüsün çıkartılması gereken hastalıklar
3- Anüs kas yapısının görevini yapamadığı hastalıklar
4- Kalın barsağın son kısmında kalıcı hastalık

Geçici kolostomi yapılan işlemin tipine bağlı olarak bir süre sonra kapatılır Dışkılama işlevi yeniden anüs yoluyla yapılabilinir

Kolostominin yeri
Kolostomi karın duvarında herhangi bir yere yapılabilir Yer seçiminde hastalığın tipinin olduğu kadar hastanın vücut yapısı da etkilidir Ancak genellikle seçilen yer pantolon veya etek belinin altında kalacak şekilde göbek hattının birkaç santimetre altında ve sağda veya solda olabilir


Kolostomi İle Tanışma
Karın yüzeyine çıkartılan barsak ile ilk karşılaşma önemlidir Barsak kırmızı-pembe ve sağlıklı görünümdedir İlk zamanlarda hafif kanama olabilir, önceleri kabarık ve şiş görünen barsak zamanla karın cildi düzeyine kadar iner ve küçülür Barsak ile karın cildi arasında sağlıklı bir iyileşme için birkaç günlük yara bakımına gereksinim vardır Barsağın iç yüzeyinde ağrı duyumu yoktur, bu nedenle dokunma ile ağrı hissedilmez Ancak bu duyum nedeni ile tahriş edici sert davranışlardan kaçınmak gerekir Ameliyattan sonra genellikle 2 veya 3 günlerde kolostomi çalışmaya başlar Bağlanan torbaya önce gaz gelir Ardından dışkı gelişi başlayacaktır Bu gelişmeler her şeyin normal olduğunu gösterir Bundan sonra yapılması gereken, dolan torbanın değiştirilerek yerine temiz bir torbanın konmasından ibarettir

Kolostomide Olabilecek Sorunlar
Kolostomi işleminin yapılmasını takiben veya daha ileri dönemlerde bazı sorunlarla karşılaşılabilinir Bunları iki bölümde toplayabiliriz

Erken sorunlar:
1- Barsağın gangreni
2- Barsak yüzeyinde kanama
3- Barsak ile cilt kenarında ayrılma
4- Barsağın karın içine kaçması
5- Barsak ile cilt arasında abse gelişimi
6- Kolostominin çalışmaması
7- Yakın cilt düzeyinde tahriş

Geç sorunlar:
1- Cilt açıklığının ileri derecede büzülmesi
2- Kolostomi kenarından fıtık gelişmesi
3- Barsağın dışarıya sarkması
4- Yakın cilt yüzeyinde tahriş
5- Tıkanma

Erken dönemde görülen sorunlar genellikle hastanede yatış sırasında olduğundan bunların çözümü doktor ve hemşireler tarafından yapılacaktır Yakın deri yüzeyinde görülen tahriş değişik pomat ve uygulamalarla düzeltilir Geç dönemde ortaya çıkan sorunlardan birincisi cerrahi olarak düzeltilmeyi gerektirir Fıtık gelişmesi ve barsağın dışarıya sarkması belirli bir düzeye kadar beklenebilecek sorunlardır Ancak ilerler ise cerrahi işlemi gerektirebilir Tıkanma kolostominin kendisinde bir sorun olmadan, beslenme ile ilgili olabilir Evde uygulanabilecek hafif lavmanlar ile çözülebilir Ancak böyle olduğunun doktorunuz tarafından belirtilmesinde ve işlemin onun önerileri doğrultusunda yapılması uygundur Deri tahrişi durumunda değişik bakım ürünleri kullanılabilir

İleostomi
İnce barsağın son kısmının karın duvarına ağızlaştırılması işlemidir Kolostomi gibi geçici veya kalıcı olarak yapılabilir

İleostomi Nedenleri
Kalın barsağın bazı hastalıklarında dışkılamanın ince barsağın bu son kısmından yapılması gereği olabilir Bu ve buna benzer durumlarda ileum (ince barsağın son bölümü) karın duvarına ağızlaştırılır

Geçici ileostomi:
1- Kalın barsak tıkanmaları
2- Barsak yaralanmaları
3- Barsak delinmesi
4- Doğumsal barsak anormallikleri
5- Barsakta yapılan bir işlemin emniyetli iyileşmesini sağlamak
6- Kalın barsağın tümünün çıkartılmasını gerekli olduğu hastalıklar

Kalıcı ileostomi:
1- Kalın barsağın ve anüsün çıkartılması gereken hastalıklar
2- Kalın barsağın alındığı ancak anüs kas yapısının görev yapamadığı hastalıklar
3- Kalın barsağın tümünün tıkayıcı bir hastalığa maruz kalması
Geçici amaçla yapılan ileostomi belirli bir süre sonra kapatılır ve dışkılama işlevi anüsten gerçekleştirilir

İleostominin Yeri
Cerrahi işlem sırasında teknik nedenlerle karnın sağında veya solunda olabilmesine karşın genellikle göbek altında ve karnın sağında yapılır


İleostominin Tipleri
1- Tek ince barsak ucunun ağızlaştırılması
2- Barsak ansının iki ağızla karın duvarına ağızlaştırılması
3- Karna açılan barsağın altına rezervuar yapılarak ağızlaştırma
Hastalığın tipine ve ileostomi yapılmasının amacına (geçici veya kalıcı) göre herhangi birisi uygulanır Son tipinde hastanın belirli zamanlarda rezervuardaki barsak içeriğinin bir işlem ile boşaltması gerekmektedir

İleostomide Olabilecek Sorunlar
İleostomiden gelen barsak içeriği kalın barsağa uğramadığı için daha fazla miktarda sıvının çıkmasına neden olur İlk günlerde 1-2 litre olan bu miktar su ve tuz kaybına neden olur Bu kayıpların erken dönemde karşılanması gerekir Birkaç ay sonra bu miktar iyi bir diyet şeması ile azalır ve 500-800 cm3 düzeyine geriler Gelen miktarın fazla olması nedeniyle ileostomide genellikle sık değiştirme gereği olmayan boşaltmalı torbalar kullanılmaktadır

İleostomide olabilecek sorunları şöyle sıralayabiliriz:
1- Derinin tahrişi
2- Tıkanma
3- Barsağın gangreni
4- Barsağın içeri çekilmesi
5- Barsağın dışarı sarkması
6- Fistül veya abse gelişimi
7- İshal

İleostomiden gelen barsak içeriği hem miktar, hem de özellik bakımından kolostomiden farklıdır Bu nedenle beslenme biçimi önem kazanmaktadır Bazı gıdalar gelen miktarı arttırabileceği gibi, koku sorunu da ortaya çıkartabilir Kabakgiller, yumurta, soğan, sarımsak, kuru bakliyat vb koku artışına neden olabilir Fazla şekerli, lifli, yağlı ve baharatlı gıdalar gelen miktarın artmasına neden olabilir Dikkat edildiği sürece bu sorunlarla başa çıkmak kolaydır Bununla birlikte ileostomi varlığında bazı vitaminlerin desteği gerekmektedir Bu konuda bilgi ve yardımlar hastanede veya çıktıktan sonra hastane personeli ile rahatlıkla bağlantı kurularak çözülebilir


Kolostomi Bakımı
Her kolostomi ve ileostomi torbanın değiştirilmesi ve çevre cildinin temizlenmesini gerektirir
Zamanımızda kolostomi ve ileostomi bakım sistemleri hastaların kendilerinin de rahatlıkla bu işlemi yapabilecekleri derecede kolaylaştırılmış ürünleri kapsarlar Bunun yanında cildin tahriş olmasını önleyen koruyucu veya tahriş olan cildin kısa sürede düzelmesini sağlayan ürünler bulunmaktadır
Torba sistemleri, tek veya adaptörlü olabilirler Yapışkan bölümleri değişik ciltlere uygun çeşitlerdir Alttan boşaltmalı tiplerin yanında, tek kullanımlak torbalar da vardır Kolostominin bakımı hastanede yatış süresi içinde doktor ve hemşireler tarafından yapılır ve öğretilir Taburcu olduktan sonraki bakımı alışınca oldukça kolaydır Torbanın değiştirilmesi için uyulması gereken birkaç kural vardır Deri, temiz pamuklu ve yumuşak bir bez ile ve ılık suyla temizlenmelidir Değiştirme sırasında kolostomide veya deride bir problem olup olmadığı gözlenmelidir Çıkarılan torbadaki dışkı tuvalet giderine boşaltılıp torba çöpe atılır Torba genellikle yarıya kadar dolduktan sonra boşaltılmalıdır Adaptörlü tiplerinde yapışan bölümünün her torba değişimiyle birlikte değiştirilmesi gerekmez Ancak ciltte tahrişin olduğu dönemlerde cilt bakımı için devamlı olarak cilde yapışan bölümünün de değiştirlmesi uygundur
Torbanın değişimi işlemleri ürünlerin sağlandığı firmalarca ayrıntılı olarak anlatılmakta, bilgi alınabilecek döküman sağlanmakta ve ayrıca mevcut gezici personel ile de yakın yardım verilmektedir Resimlerde torba değişimi bazı temel yönleri ile gösterilmektedir


Kolostomi Ve İleostomi İle Yaşam
Yeni bir yaşam biçimi ve deneyimi oluşturan bu işlem gerçekte düşünüldüğü ölçüde sorun çıkarmamaktadır Kolostomi ile tanışan bir hastanın bazı sorunları olması normaldir

Geçici olarak yapılan kolostomi ne zaman kapatılmalı?
Geçici amaçla yapılan kolostomi hastalığın veya uygulanacak olan sonraki işlemlerin tipine göre değişik olabilen zamanlarda kapatılır Ancak kolostominin en erken kapatılma zamanı ise 6-8 haftadan önce olmamalıdır

Dışkı çıkışını kontrol etmek:
Bu şimdilik tam olarak mümkün değildir Ancak bu konuda çalışmalar devam etmektedir

Kolostomili olduğunun anlaşılması:
Hastalar özellikle koku nedeni ile toplumsal yaşamda anlaşılacakları endişesini taşırlar Torba iyi seçilmiş bir giysi ile saklanabilir Zamanımızdaki torba sistemleri kokuyu dışarı sızdırmadan gazı torbanın dışına çıkarma özelliğindedir Ancak kolostomi veya ileostominizin bulunduğunu birlikte yaşamakta olduğunuz veya yaşayacağınız kişilere anlatmanız daha uygun olacaktır Çocuğunuzun da bu konuyu bilmesi yararlıdır Kendinizin olgunlukla yaklaştığınızı hissedeceği bu durumu çocuğunuz da aynı rahatlık ve doğallıkla karşılar

Giyeceklerde değişiklik yapma gereği:
Zamanımızda kullanılan torba sistemleri elbiseden belli olmayacak ölçülerdedirler Bu yüzden bu işlemden önce giymekte olduğunuz giysilerinizde herhangi bir değişiklik yapmanıza gerek yoktur

Çalışma hayatına dönebilme:
Ağır fiziksel güç gerektiren (yük taşıma gibi) işler dışında herhangi bir problem olmadan iş hayatına dönülebilir

Havuz, deniz ve kaplıca:
Rahatlıkla yapılacak aktivitelerdendir Torbayı gizleyecek bir mayo seçilebileceği gibi, özel tıkaçlar ile kısa süre torbasız olarak da girilebilir Koku filtresi varsa tıkacı takılmalıdır Yer uygun ise tamamen torbasız ve tıkaçsız da girilebilir Mayo seçerken desenli olması tercih edilmelidir Gerekirse, korse, kuşak ve külotlu çoraptan da yararlanılabilir

Egzersiz ve spor:
Ağır dövüş sporları ve halter dışında birçok spor ve egzersiz rahatlıkla yapılabilir

Seyahat:
Yanınızda kolostomi bakım malzemelerinin bir kısmını taşıyarak seyahat edebilirsiniz Uçak yolculuğunuzda gaz çıkışı biraz artabilir Ancak filtre kokuyu gizler Emniyet kemerini bağlarken dikkat etmek gerekir Gidilen yerde kolostomi bakım ürünlerinin temin edilebileceği yerin adresi de öğrenilmeli

Cinsel hayat:
Geçirilen ameliyatın tipine bağlı olarak cinsel fonksiyonu sağlayan sinirlerde hasar olabilir Buna bağlı olarak bazı problemler görülebilir Ancak kolostomiye bağlı olarak gelişen cinsel problemler psikolojiktir Torba yerine kısa süreli olarak tıkaç takma veya buna gerek olmadan da ilişki rahatlıkla olabilir Cinsel ilişkiden önce torba boşaltılmalıdır Önemli olan kişinin kendisinin ve eşinin bu durumla alışık yaşama olgunluğunu gösterebilmelidir
Hamile kalmak uygun bir kolostomi ve ileostomide mümkündür Ancak bu konuda doktorunuzla birlikte tartışılıp, konuşulduktan sonra karar verilmesinde yarar vardır

Beslenme:
Kolostomi olması bir diyet gerektirmez Ancak koku yapan bazı gıdalar (yumurta, soğan, sarımsak, baklagiller vs) ve gazı arttıran bazı gıdalardan (Lahana, yumurta, ağır kokulu peynirler vsden) az tüketmekte yarar vardır
İleostomide olan hastaların beslenmede dikkat etmeleri gereken durumlar vardır Dışkı kıvamını aşırı yumuşatan (şekerli, lifli, baharatlı ve yağlı) gıdalardan kaçınmak uygundur Bununla birlikte günde en az 15-2 lt sıvı alınmalıdır
İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinin Genel Cerrahi Anabilim Dalları kolostomi ve ileostominizde karşılaşabileceğiniz, herhangi bir sorunda size yardımcı olacaktır


Bir cennet gibiydi "lolitam" Alevlere gömüLmüş Bir cennet
CRoNY_X Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-01-2006, 10:43   #23 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
CRoNY_X kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 18
Mesaj: 523
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 1498
Rep Seviyesi: CRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni Repci
CRoNY_X kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

kıl dönmesi pilonidal sinüs

Kıl Dönmesi Nedir? Kimlerde, Nerede ve Nasıl Oluşur?

Kıl dönmesi, kılların kuyruk sokumu ve nadiren göbekte cilt altına geçip yara, abse ve fistül oluşturmasıdır Kıl dönmesi, yani DERMOİD KİST veya PİLONİDAL SİNÜS, cilt altı kıl yuvası demektir Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumundaki iki kaba et arasında, kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmelerle oluğun en dibindeki ter bezi deliklerinden vida gibi dönerek cilt altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi, labirentler açması, peşinden labirentlere giren bakterin de katkısı ile etrafı iltihaplandırması; cerahatlı veya kanlı, pis kokulu akıntılar ve abseler oluşturmasıdır Sert büro koltuklarında ve bilgisayar başında, özellikle kaykılık pozisyonda uzun süre oturanlarda veya uzun süre jip sürenlerde veya uzun süre otobüs yolculukları yapanlarda daha sık olur Kıl dönmesi 16 ila 30 yaş arası kıllı ve gürbüz, genç erkeklerde, nadiren de genç bayanlarda oluşur Oluş şekline gelince; kıllar yılan derisindeki gibi yivli veya pullu olup, dar ve sıkışık veya sürtünmeli ortamlarda kıpırdandıkça tek yönde ilerler Saç telini iki parmak ile tutup hafifçe oğuşturunca bu hareketi açıkça görmek mümkündür Benzer şekilde iki kaba et arasındaki herhangi bir serbest kıl, sürtünme, itelenme ve dönme mekaniği ile oluğun dibine doğru hareket eder Hiperkeratoz ve aşırı terleme nedeni ile genişlemiş bir ter bezi ağzından deri içine girebilir, peşinden başka bir kıl geçebilir Giderek bu minik ağız, kılların minik zorlaması ile genişler, deri hücreleri ter bezinin ve deliğin içine doğru yürür ve deliklerin iç yüzeyi cilt epiteli ile döşenerek minik bir tünel oluşur ve peşpeşe kılların buraya girmesi kolaylaşır Uzun saç kılları bile girebilir Bazan bir kaç kıl girdikten sonra tünel girişi iyileşip kapanabilir Ama tünel içindeki kılların ve bakterilerin cilt altında derinlere doğru ilerlemesi ve iltihaplanmalar devam eder Günün birinde mutlaka abseleşme ve fistülleşme olur Fistül ağızlarının % 78'i oluğun sol kenarında ve % 82'si kıl giriş deliklerinin yukarı tarafında yer alır

Kıl dönmesinde Kuyruk Sokumunu Tercih Nedeni?

Kuyruk sokumunu tercih nedeninde

1 teori; sırttan dökülen kılların kaba etler nedeni ile oluşan derin olukta birikmesi; iki kaba etin birbirine veya oturulan zemine veya sert ve dar giysilere sürtünmesi ile kılların yürüyebilmesi; kapalı ortam nedeni ile oluktaki cildin incelmesi ve kolay delinip tahriş olması ve sert kuyruk kemiğinin baskısı nedeni kılların daha da kolay ilerlemesidir

2 teori; insan vücuduna ana rahmindeyken cilt elbisesi, pelerin şeklinde yukardan aşağıya giydirilir; cilt pelerinin fermuarı gibi kuyruk sokumunda kapatılır Kapanma sırasında bir kısım cilt dokusu kıl olarak altta kalabilir Kıllanma yaşına gelince bu bölgede kıllar büyüyerek dermoid kist oluşturabilirler Kıl dönmesinin bir başka görüldüğü yer göbek çukurudur Göbek çukuru derin ve kişi kıllı ise akıntı ve apse olabilir Buraya da kıllar yürüyerek pis kokulu akıntılar, hatta nadiren, göbek etrafında veya karın içinde abse ve fistüller oluşturabilir

Kıl Dönmesinin Belirtileri Nelerdir?

Kuyruk sokumunda veya anüsün arka yukarı tarafında az hassas küçük şişlikler kaşıntı, akıntı veya akıntısız , kıllı, kılsız, milimetrik delikler ve bazan de abse oluşmasıdır Muayene ve tetkiklerde içi iltihabi granülasyon dokusu ve kıl dolu kese ve fisütller ve olayı çepe çevre sınırlayan ve kılların daha derinlere gitmesini önemli ölçüde önleyen kalın fibrotik kılıf görülür Abselerin hacmi 1 cc'den 100 cc'ye kadar değişir ve kendini lokal ısı ve ağrı, sistemik ateş ve halsizlik ile belli eder

Kıl Dönmesi Doğuştan Olabilir Mi?

Son yıllardaki araştırmalar, 16 yıllık tecrübemiz ve histopatolojik incelemeler hastalığın doğuştan değil sonradan kazanıldığını göstermektedir Tedavi ve takiplerini yaptığımız 1000'den fazla hastanın hiç birinde kıl ve iltihabi tahriş ile oluşan granülasyon dokusu dışında farklı dokuya örneğin kıl ve ter üreten follikül ve ter bezlerine, müstakil deri dokusuna rastlanmamıştır Bu bulgular hastalığın doğuştan olmadığını gösterir Ancak kuyruk sokumunda, doğuştan kalan çukur ve delikler varsa bunlar kıllanma dönemi gelince az da olsa risk teşkil eder

Tedavi Edilmezse Ne Gibi Sorunlar Gelişebilir?

Kuyruk sokumunda abse ve akıntılar eksik olmaz İkide bir ağrılı abseler nüks eder Hastalık sağa sola genişler, bölge köstebek yuvasına dönüşür Yani; dermal epitel denilen deri hücreleri, kılları peşinden kıl kesesinin ve deliklerin içine girip yeni yeni tüneller veya labirentler oluşturur; daha çok yatay, nadiren dikey yönde, çok yönlü olarak deri dokusu içinde ilerler Labirentler içine giren kıl sayısı da, tahriş de artar; hastalık durmadan genişler, pek çok delikten zuhur eden pis kokulu akıntılar dayanılmaz olur Yıllarca süren kronik, iltihabi akıntılar, nihayette, epidermoid kanser geliştirebilir Veya hastalık, nadiren de olsa derinleşerek kalın bağırsak, rektum ve mesane içine ilerleyebilir, hatta mesane kanserine dahi yol açabilir Haliyle bu durumda tedavi zorlaşır ve olaya multidisipliner yaklaşmak gerekir

Kıl Dönmesi Nasıl Tedavi Edilir?

Bu güne değin fazla uygulanmış olan tedavi şekli cerrahidir Cerrahi tedavi şeklileri çoktur ve hemen hepsinde sağlam çevre doku ile birlikte hastalıklı dokular genişçe çıkarılır, yara açık bırakılarak aylar süren pansuman ile kapanbası beklenir Ya da yara çeşitli tekniklerle kapatılır Kapalı yöntemlerden Limberg'in tarif ettiği, derin olduğu düzleyici flep rotasyonu, en radikal yöntemdir Ancak 2 - 3 günü hastanede olmak üzere 5 ila 10 gün yatak istirahati, iki gün süreli hemovak dren geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi on gün yüz üstü yatılması ve üzerine oturulmaması, bir hafta su değdirilmemesi ve operasyon sırasında en ufak bir kıvrım gamze veya oluk bırakılmaması gerekir Değilse nüks riski %10'u bulur Bu nedenle alternatif yöntem araştırmaları devam etmiş ve Fenol ile oldukça etkili tedaviler yapılmıştır

KIL DÖNMESİNDE EN YENİ ALTERNATİF TEDAVİ: GÜMÜŞ NİTRAT ve FENOL

Kıl dönmesinde alternatif tedavi olarak tarafımızdan geliştirilen sklerotik ve litik bir kimyasal ajan olan fenol ve ondan daha güçlü olan gümüş nitrat uygulamalarımız klasik cerrahi yöntemlere göre çok daha etkili olmuştur Bu yöntemde eritilen gümüş nitrat aynen veya fenol, fistül ağızlarından veya foliküllerden içeriye verilir Kılların yuvalandığı piyojenik granülasyon dokuları ve diğer patalojik dokular; ilaç etkisi ile hızla erir ve gri bulamaç halinde dışarıya akar Mikro enstrümantasyonla labirentler ve fistüllerin içi temizlenir Fistül girişleri gerekirse eksize edilir ve tekrar kıl girmemesi için sütüre edilir Bu işlemler 15 dakikada tamamlanır Hastalığın çok ilerlediği bazı hastalarda gerekirse labirentler kısmen veya tamamen açılır, kılların ilerde sorun çıkartabileceği gamzemsi çukurluklar ve kıvrımlar varsa küçük plastik ve estetik müdahale ile düzeltilir Ama eskiden beri mevcut ve pilonidal sinüs oluşturmamış geniş çukurlara müdahale tavsiye edilmez İşlem bitince labirentler antibiyotikli pomatla doldurulur ve hasta evine gönderilir Günlük pansuman ve temizlik ve 1 hafta sonunda kontrole gelmesi öğütlenir İyi kürete edilmiş labirentler genellile 1 haftada iyileşir Ancak tavanı açılmış labirentelerin ve sinüslerin tamamen kapanması pansuman yardımı ile 2 ila 3 haftayı bulur Bu sürenin illa da kısaltılması isteniyorsa, fistüllerin fibrotik duvarları, lokal anestezi altında, kürete veya eksize edildikten sonra sütüre edilir Bu durumda işlem süresi 30 dakikayı bulur

Alternatif Tedavide Tam Başarı Şansı Nedir?

Her işte olduğu gibi başarı, dataylarda gizlidir İşin püf noktalarını iyi bilmek, titizlik yakın ilgi, hasta ve hekim işbirliği başarıyı belirleyen başlıca faktörlerdir Sadece labirentleri kıldan arındırmak yetmez Yeni kıl girişimlerine yol açacak mikro girişleri, en küçük şüphe arzeden gamzeleri potansiyel çukurları gidermek şarttır Kurallara uyulursa, başarı tamdır

Nüks İhtimali Nedir?

Kıl dönmesinin alternatif tedavisinde, kurallara uyulduğu takdirde, nüks (tekrarlama) ihtimali sadece % 3 - 5'tir Sebebi de gözden kaçabilecek bazı mikroskobik kıl girişlerinin kalabilmesi veya hijyenik bakım kusuru sonucu oluşabilecek yeni kıl giriş delikleridir Çaresi dikkat ve hijyenik bakımdır Nüks halinde metodu değiştirmeye gerek yoktur Hatta verilen eğitim sayesinde henüz başlangıç halinde iken yakalanacağı için çözüm daha basit ve sonuç kesindir

Nüksü Önlemek için Hastanın Uyması Gereken Kurallar ve Hijyenik Bakım Nedir?

Hijyenik bakım, ince sıhhi temizlik demektir; şöyle ki; 1 - Hekimin önerdiği şekilde, hastalar temizlik ve pansumanlara riayet etmeli Yara veya kıl giriş delikleri iyileştikten sonra, kuyruk sokumu oluğu hergün taharetlenirken yıkanıp silinerek boşta gezen kıllar temizlenmeli 2 - Kuyruk sokumu sabah akşam giyinirken el ile 3 - 5 saniye fırçalanıp kıl, hav, yün ne varsa uzaklaştırılmalı 3 - Çok kıllı olanlar, 30 yaşına kadar kuyruk sokumu oluğunu, haftada bir kez kıl dökücü krem ile veya cımbızla temizlemeli, kaba etlerini genişçe traş ettirmeli Otuz yaşından sonra, kuyruk sokumu cildi nispeten daha az terler ve kurur, giderek sertleşip kalınlaşır ve delinme riski kalkar İster ameliyatla ister ilaçla tedavi olsun tedavi sonrası hijyenik bakım tedavisinin uzun süreli başarı şansını doğrudan etkiler



Alternatif Tedavilerin Yan Etkileri Nelerdir?

Fenol ve gümüş nitrat; labirent dışında kaçırılmadığı sürece hiç bir yan etki oluşturmaz Kaçırıldığında birkaç gün içinde aynı yerde enflamasyon, ağrı ve akıntı yaparsa da tedavisi lokal anestezi altında debridmanla sağlanır İlaç hiç bir zaman damar içine verilmediği için sistemik etki oluşturmaz; dokulardan damar içine geçiş veya emilim olmaz; harici yan etki olmaz

Kıl Dönmesinde Alternatif Tedavinin Avantajları Nelerdir?

1- Narkoz, yani genel anestezi gerektirmeyen, az invaziv, konservatif ve pratik bir küçük operasyondur

2- Hastanede veya evde yatmayı veya istirahati; tahlil ve tetkik gibi bir ön hazırlık gerektirmeyen, günübirlik uygulanabilen bir tedavidir

3- Nüks ihtimali çok düşük olup nüksetse bile aynı yöntemle, hem de çok daha kolay bir şekilde tedavisi kesinliğe kavuşturulabilir

4- Müdahale iz bırakmaz ve çok iyi estetik sağlar, anatomi bozulmaz

5- Hastaların bu alternatif müdahale için hekime, yarımşar saatten birer gün arayla 2 veya 3 kez uğraması yeterlidir; işten ve yolculuktan alıkoymaz



ProfDrNihat Bengisu

Kaynak:nihatbengisucom

BAŞVURABİLECEK BİLİMSEL YAYINLAR

1- Maurice BA and Grenwood RK: A conservative treatment of pilonidal sinus Br J Surg: 51: 510, 1964

2- Shorey, BA: Pilonidal sinus treated by phenol injection Br J Surg 62: 407 - 408, 1975

3- Karidakis GE: Easy and successfull treatment of pilonidal sinus after explanation of its causative process Aust NZJ Surg62: 385 - 389, 1992

4- Vara - Thorbeck R, Mekinassi K, Bercnid S: Phenol treatment of pilonidal sinuses Zentrabl Chir 115: 777 - 780, 1990

5- Schneider İH, Thaler K, Kökckerliğn F: Treatment of pilonidal sinuses by phenol injections İn J Colorectal Dis 9: 200 - 202, 1994

6- Stansby G Greatorex R: Phenol treatment of pilonidal sinuses of natal cleft Br J Sung 76: 729 - 730, 1989

7- Çetinkaya Z, Bülbüller N, Doğru O, Çifter Ç Çetiner, M Akkuş MA: Pilonidal sinusun cerrahi tedavisinde Limberg flep ile Karydakis flep yöntemlerinin karşılaştırılması Kolon Rektum hast Derg 9: 26 - 29, 1999

8- Wechselber ger G Shoeller T: Treatment of complicated pilonidal sinus Eur J Surg (Norway) Oct 1999, 165 (10)p 1004

9- Hegge HG Vas GA Patka P Hoitsma HF: Treatment of complicated or infected pilonidal sinus disease by local application of phenol Surgery 1987, Jul 102, 52 - 4

10- Golligher j: Pilonidal sinus in: Surgery of the Anus Rectum and Colon, 1989, pp 221 - 236

11- Yabe T, Furukawa M: The origin of pilonidal, sinus, J Dermatol 1995 Sep: 22 (9)696 - 9

12- Stephens FO Stephens RB: Pilonidal sinus: management objectives, Aust NZJ Surg 1995 Aug: 65 (8): 558 - 60

13- Sondenea K Andersen E Nesvik I Soreide JA: Patient characteristics and symptoms in chronic plonidal sinus disease, Int J Colorectal Dis 1995; 10 (1): 39 - 42

14- Palesty JA, Zahir KS, Dudrick SJ, Ferri S, Tripodi G: N: YAG Laser surgery for the excision of pilonidal cyst: a comparison with traditional techniques Laser Surg Med 2000,; 26(4): 380 - 5

15- Khamis HAG, İsam MAS, Khalil Ras, Yousif IEA, Vidya PC, Micheal S, Andrew JW: Treatment of Pilonidal Sinus by Primary Closure with a Transposed Rhomboid Flap Compare with Deep Suturing: A Prospective Randomized Clinical Trial Eur J Surg 1999; 165: 468 - 472

16- Kitchen PRB: Pilonidal sinus: Experience with the Karyadakis flap Br J Surg 1996, 83, 1452 - 1455

17- Senepati A, Cripps J and Thomopson Mr: Bascom's operation in the day surgical management of symptomatic pilonidal sinus Br J surg 2000, 87; 1067 - 1070

18- Bascom J: Pilanidal disease: Long term results of follicle removal, Dis Colon Rectum 1983, 26: 800 - 7


Bir cennet gibiydi "lolitam" Alevlere gömüLmüş Bir cennet
CRoNY_X Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-01-2006, 10:44   #24 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
CRoNY_X kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 18
Mesaj: 523
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 1498
Rep Seviyesi: CRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni Repci
CRoNY_X kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

KİST HİDATİK

Ülkemizde en sık görülen paraziter kistik hastalıktır Hayvancılığın özellikle koyun sığır yetiştiriciliğin yaygın olduğu bölgelerde yoğun olarak görülmektedir Hastalık yapan bir Echinococcus granulosus adı verilen parazittir Nadirde olsa Echinococcus alveolaris dediğimiz parazitte bu hastalığı yapabilir Bu parazit etçil memelilerin (köpek vb) bağırsaklarında larva veya kist şeklinde otçul memelilerin iç organlarında yaşar Paraziti taşıyan etçil memeliler dışkılarıyla bu parazitlerin yumurtalarını dışarı atarlar İnsanlar infekte olmuş sebze vs yiyecekleri yiyerek parazitin yumurtasını alırlar Burda otçul memeliler gibi insanlar arakonak görevi görür İnsan bağırsağına alınan yumurtalar burda embriyoya dönüşerek kana geçerek karaciğer vs organa taşınır İnsanda kistlerin en fazla oluştuğu yer karaciğerdir Bu embriyoların bir kısmı karaciğerden sistemik kan dolaşımına katılarak akciğer, dalak, böbrek, kemik, beyin vs organlara taşınabilir

Parazitler insan vücudunda çeşitli organlara yerleştikten sonra içi sıvı ve parazit dolu olan kistler oluştururlar Akciğerde genellikle tek kist bulunur Akciğerde hidatik kist bulunan olguların %60 varan oranlarda karaciğerinde de kist bulunur Oluşan kistler üreme kabiliyetine sahiptir, kist içeriği diğer yerlere yayılarak yeni kistler yaparlar Akciğerdeki hidatik kistler yırtılarak akciğer boşluğuna yani soluk borusuna boşalabilir, vücut boşluğuna boşalabilir veya infekte komplike kist haline dönüşebilir Bazı kistler ise kendiliğinden gerileyip yok olabilir

Hidatik kistler yavaş büyürler ve herhangi bir semptom göstermezler Hastaların çoğu başka bir nedenle veya kontrol amaçlı akciğer filmi çektirdiklerinde tanı alırlar Hastaların ¾ ünde kistler akciğerin alt tarafında ve tek olma eğilimindedir Hidatik kist çocuklarda erişkinlerden daha fazla görülür Klinik olarak tanı konulan kistlerin yaklaşık yarısı akciğerdedir Bu kistler vücutta sadece kitle etkisi yaparlar Olguların yarısında basıya bağlı öksürük görülür, daha az bir hasta grubunda nefes darlığı ve göğüs ağrısıda bulunabilir Akciğerdeki lezyon 1-20 cm arasında olabilir 7 cm den büyük kistlerin %30 u soluk borusuna açılır ve hastalar ağızlarından berrak bir sıvının (kaya suyu) geldiğini söylerler Bazen de yoğun öksürükle birlikte peynir parçası, üzüm kabuğu, soğan-yumurta zarına benzer bir maddeyi çıkartabilir Hidatik kist eğer yırtılırsa insanlarda aşırı duyarlılık reaksiyonlarına yol açabilir Bu sırada deri bulguları, solunum yollarının daralması, gibi bulgular ortaya çıkabilir Bazı hastalarda ise rüptüre bağlı sekonder infeksiyon, abseleşme, yoğun kanama oluşabilir

Tanıda radyolojik incelemenin rolü büyük olduğu gibi bazı laboratuar testleri de önem arzeder Kesin tanı hidatik kist elemanlarının plevral sıvı veya balgamda saptanması ile konur Tanıda iğne aspirasyonu yapılmaz Çünkü kist yırtılabilir ve sıvı sızıntısına neden olabilir

Hidatik kistin temel tedavi prensibi cerrahi yöntemle kistin çıkarılmasıdır Kist hızlı büyüyerek etrafa bası yapabilir, üstüne başka bir ajanla sekonder infeksiyon gelişmiş olabilir, kist vücut boşluğuna yırtılmış olabilir bu durumlarda cerrahi müdahale şarttır Kistin cerrahisinde kiste ulaşıldığınde enjektörle içindeki sıvıdan bir miktar alınır ve içine kistleri öldürücü bir ajan verilerek çıkarılma sırasında yırtılmasına karşı önlem alınır Cerrahinin uygulanmamsı gereken bazı durumlarda vardır Eğer organda birden fazla kist varsa veya daha önceden ameliyat edilen kişide tekrar kistler oluşmuşsa hastanın ameliyat olması tavsiye edilmez %10 civarında cerrahi sonrası kist tekrarlayabilir Ameliyat öncesi ve sonrası 1 yıl sürece antikor negatif ise, ameliyat öncesi antikorlar düşük ameliyat sonrası 1,5 yıl negatifse, ameliyat sonrası antikor miktarında yükseliş yaşanmadan 2 yıl süre ile antikor miktarı düşmüşse hastalığın gidişatı iyi demektir

Hidatik kist hastasında
- hastanın genel durumu veya kistin lokalizasyonu operasyona uygun değilse
- cerrahi sırasında kist yırtılmışsa
- birden fazla kist mevcut ise
- önceden cerrahi yapılmasına rağmen kist yeniden oluşmuşsa
- ameliyat öncesi kisti öldürmek ve ameliyatı kolaylaştırmak için
- kistin yeniden oluşmasını önlemek için
ilaç kullanılması gerekir Medikal tedavide Albendazol, mebendazol ve praziquantal en sık kullanılan ilaçlardır Bu ilaçların kullanılması ile bazı yan etkiler görülebilir Bulantı, kusma, karın ağrısı, isal, ateş, baş ağrısı, saç dökülmesi gibi yan etkiler görülebilir Cerrahi uygulama veya ilaç tedavisinin başlanması kararının uzman hekim tarafından verilmesi gerekir Uygun tedavinin uygulanması için hastaların genel cerrahi uzmanına başvurmaları gerekir


Bir cennet gibiydi "lolitam" Alevlere gömüLmüş Bir cennet
CRoNY_X Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-01-2006, 10:44   #25 (permalink)
Üye Bilgileri
Bağımlı Üye
 
CRoNY_X kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 18
Mesaj: 523
Rep Gücü: 17
Rep Puanı : 1498
Rep Seviyesi: CRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni RepciCRoNY_X Yeni Repci
CRoNY_X kullanıcısına MSN aracılığı ile mesaj yolla
Varsayılan

laporoskopik cerrahi

Laparoskopik Cerrahi

Laparoskopik cerrahi , küçük bir video kamera sistemi ve özel geliştirilmiş cerrahi el aletleri yardımıyla dokulara en az hasar verecek şekilde operasyonları gerçekleştirmeyi amaçlayan bir cerrahi yöntemdir

Geleneksel açık cerrahi yöntemde operasyonun yapılacağı organ veya dokulara ulaşabilmek için değişik büyüklüklerde kesiler yapılır Ve cerrahi işlem bu kesiler içinden direkt olarak uygulanır
Laparoskopik cerahide ise "port" adını verdiğimiz 5mm-10mm çapındaki küçük deliklerden "trokar" denilen içi boş boru şeklinde aletler karın cildinden batına sokulur ve bu trokarlardan geçebilen özel aletler yardımıyla, batın dışından operasyon yapılır Aletlerin batın içine güvenle sokulabilmesi ve organlara hasar vermemesi için, öncelikle batın boşluğuna özel bir iğne( veres iğnesi) yardımı ile karbondioksit gazı doldurularak kapalı bir boşluk oluşturulur Göbek hizasından batına trokar yerleştirilip içinden görüntüyü sağlayacak optik cihaz (endoskop) geçirilir Endoskop kuvvetli bir ışık kaynağı ile ilişkilidir ve batın içi görüntüsünü özel geliştirilmiş küçük bir video-kamera sistemi ile vücut dışına monitöre yansıtır Operasyon monitörden tüm operasyon ekibi ve izleyiciler tarafından görülebilir ve video recorder ile kayıt edilebilir Endoskop cerrahın çalışma alanına doğru yönlendirilebilir Küçük damar ve kanallar 16-20 kez büyük görülebilir, bu da operasyonun daha güvenli yapılmasını sağlar

Avantajları:
Geniş doku kesilmeleri olmadığından daha küçük bir yara izi kalır, kanama olmaz veya en az miktardadır
Ameliyat sonrası ağrı en az seviyededir
Geniş kesiler olmadığından enfeksiyon oranı daha düşüktür
İyileşme daha çabuk olur İş güç kaybı en az düzeye iner
Yara yerinde fıtıklaşma şansı azaltılmış olur
Deneyimli ekipce uygulandığında daha güvenli bir yöntemdir Operasyon sırasında zorlukla karşılaşıldığında tekrar açık cerrahi yömteme dönme şansı devam eder
Dezavantajları:
Avantajlarının yanında ileri teknoloji ürünü özel araç ve gereçler ve iyi yetişmiş ekip gerektirir Yeterli deneyimi olmayan ellerde komplikasyon oranı da artar Operasyonda kullanılan aletlerin çoğu bir kez kullanılan ve atılan (disposable) aletler olduğundan maliyeti yüksektir
Bu yöntem ilk defa safra kesesi ameliyatlarında uygulanmış, sonraları kasık fıtıkları, apandisitler, mide ameliyatları, karın içi kistler laparoskopik olarak ameliyat edilmişlerdir Günümüzde ise hemen hemen bütün ameliyatlarda laparoskopik cerrahi uygulanabilmektedir


Bir cennet gibiydi "lolitam" Alevlere gömüLmüş Bir cennet
CRoNY_X Çevrimdışı