Sinak Kurtları İle Tedavi
Sinak Kurtları İle Tedavi
Mustafa Yiğit
Louisiana'daki bir hastahanede doktor olan Gray Dugas çaresiz kalmıştı. Seksen yaşındaki yatalak hastasının topuklarında ve kalçalarında, bazısı birkaç santimetre derinliğinde yaralar oluşmuştu. Sürekli yatakta yatmaktan kaynaklanan bu yaralar mikrop kapınca, uygulanan antibiyotik tedavisi ve ölü dokuları almak için yapılan cerrahî müdahale yetersiz kalmıştı. Dugas, hastasının ayaklarını kesmek zorunda olduğunu düşünüyordu.
Fakat bir süre sonra, şeker hastası olan büyükannesinin, 1930'larda aynı tip yaralara maruz kaldığında değişik bir tedaviyle iyileştirildiğini hatırladı. Hemen, üniversitede böcek bilimci olan bir arkadaşını çağırdı. Bir hafta sonra arkadaşı 8.000 sinek yumurtasıyla geldi.
Dugas, büyükannesinin enfeksiyonlarına karşı doktorların yaptıkları gibi, bu yumurtaları yaraların üzerine koydu. Bir süre sonra yumurtalardan sinek kurtları (larvaları) çıkmaya başladılar. Bu kurtlar yaraların tahrip olmuş doku parçalarını yiyerek büyüdüler ve sonra birer sinek olup uçtular. Bunun üzerine Dugas daha fazla yumurta koydu. Dört hafta içinde hastanın yaraları Allah'ın yarattığı bu mucizevî şifa ile iyileşti ve ölü dokuların yerini temiz ve sağlıklı dokular almaya başladı.
Sinek kurtlarının tedaviye vesile olucu hususiyetleri uzun zamandan beri bilinmektedir. 1000 yıl önce Mayalar'ın bu tekniği uyguladıkları tespit edilmiştir. 16. asırda da doktorlar, askerlerin yaralarının bu kurtlar vasıtasıyla tedavi edilebileceğini görmüşlerdir. I. Dünya Savaşı'nda ise bir doktor, savaş alanında bir hafta boyunca yaralı yatan iki askerin yaralarının sinek kurtlan tarafından kaplandığını ve diğer yaralılara göre bu iki askerin daha çabuk iyileştiğini görmüştür.
Bunun üzerine savaştan sonra, 1930'lu yıllarda, hastahanelerde yaygın bir şekilde bu tedavi uygulanmıştır. Ancak II. Dünya Savaşı yıllarında kükürtlü ilaçların ve antibiyotiklerin keşfiyle sinek kurdu tedavisi tarihe karışmıştır. Fakat günümüzde çok pahalı ilaçlara nazaran bu kurtların daha yararlı olduğu görülmektedir. Bilhassa cerrahî müdahalenin riskli olabileceği, tümörlerin yol açtığı doku tahribatına ve yanıklara karşı sinek kurdu tedavisi oldukça tesirlidir. Hatta kırılan bir kemiğin deriyi keserek dışarı çıkması neticesinde görülen kemik enfeksiyonlarında da çok faydalıdır. Kemikler çok az kan damarı ihtiva ettikleri için antibiyotikler, enfeksiyon ajanlarına nüfuz edememekte, sinek kurtları ise bu iltihapların, iyileştirilmesinde daha tesirli olmaktadır. Bu tedavide kullanılan kurtlar, sağlıklı dokuyu değil sadece ölü olanları yer. Ölü dokuların içi kangrene sebep olan bakterilerle doludur. Sinek kurtları, bu bakterileri yemekten çekinirler ve onları öldürecek kimyevî bileşikler salgılarlar. Bu arada deri üzerindeki yumuşak hareketleri, dokulann iyileşmesini hızlandırır. Çünkü bu hareketler, sağlıklı dokuların büyümesini hızlandıran uyarıcı birer mesaj gibidir. Uçup gittiklerinde ise geride bir iz bırakmazlar (yalnız, bu arada, hastahane personelini de seferber etmekten geri kalmazlar)!
Bu tedavinin tiksinti verici oluşu, doktorların onu en son çare olarak uygulamasına yol açmaktadır. Fakat bu yüzden iyice derinleşen yaralan, sonunda kurtlar yiyerek temizleseler de geç kalındığı için hasta ölebilmektedir. Geçici bir süre tiksinti duysalar bile hastaların herhalde yaşamayı tercih edeceklerini, doktorların biliyor olması gerek (!).
Pahalı ve birçok yan etkisi olan sunî ilaçların ucuz, tesirli ve tabiî olanlara sürekli tercih edilmesinin sebebi, ancak bu sektörü elinde tutan güçlerin garip ihtirasları ile açıklanabilir. Yoksa, sedef hastalığına karşı kullanılabilecek balıkları, romatizmaya karşı sülükleri ve yaralara karşı kurtlan yaratan Allah, tabiatı şifa dağıtan bir eczahane suretinde inşa etmiştir. Yeter ki bizler hakikatin şuurunda olup. gerçek şifa verenin O olduğunu unutmayalım ve yarattığı vesileleri hakkıyla ele alıp yerinde kullanmasını becerebilelim.
KAYNAK
C. Zimmer, “The Healing Power of Maggots”, Discover, August 1993, s. 17
|