![]() |
|
|
|||||||
| Sağlık Sağlık Haberleri En Son Tedavi Yöntemleri Bu Bölümde... |
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
İki Göz İki Kulak
Abdullah Mert Canlıların, gördükleri bir eşya ile aralarındaki mesafeyi ve duydukları bir sesin kaynağının nerede olduğunu tek göz ve tek kulak ile tespit etmesi çok zordur. İki göz ve kulaktan gelen görüntü ve seslerin beyinde karşılaştırılarak tahlil edilmesi gerekir. Hayvanların sevk-i İlâhî ile yaptıkları bu tür hesaplamalar incelenerek nörobiyolojide büyük keşifler olmuştur. Meselâ baykuşların avlarını takip edip yakalamada göz ve kulaklarından aldıkları bilgilen analiz etme şekilleri, kullanılan nöral (sinirlere ait) mekanizmaları daha iyi anlamamıza imkân sağlamıştır. Çift göz ve kulak sistemine ait temel problem, "tekabül ettirme" veya "karşılaştırma" problemidir. Yani, görülen veya duyulan aynı şeye veya kaynağa ait bir çift görüntü ve sesi tespit ve telif etme meselesidir. Bu problem çözüldükten sonra, iki imaj arasındaki küçük farklılıklar belirlenip görüntü derinliği veya sesin mevkii tayin edilebilir. Ancak iki işlem arasında temel bir uyuşmazlık mevcuttur. Bu yüzden şu âna kadar incelenen canlılara ait sinir sistemlerinde, çok girift hesaplamalar yapmadan önce canlıların, kendilerine bahşedilen bir sistem sayesinde, gözler ve kulaklardan gelen nöral ikazların çok kaba tasvirlerini karşılaştırdıkları görülmüştür, tabii bu da ehemmiyetli bilgilerin kaybolmasını önlemektedir. İnsanda, diğer canlılardan farklı olarak çok esnek bir idrak sistemi mevcuttur. Çünkü hayvanlarda da ruh olduğu halde "şuur", yani kendi varlığından haberdar olma hissi yoktur. Bu yüzden karşılaştırmada kullandığı kıstaslar ve birimler oldukça farklılık arzeder. Ancak nörofizyolojik kayıtlar ışığında, canlılarda görme hâdisesinde en çok kullanılan kıstasın "kenarların şekli ve hareketi", duyma hadisesinde ise "sesin frekansı" olduğu tespit edilmiştir. Bir başka ifadeyle genel olarak bu özellikler kullanılarak bir çift görüntü veya ses uzantısı, bir bütünlük teşkil edecek şekilde telif edilmektedir. Görmeye ait bir imaj da ses frekanslarına benzer frekanslara sahip olabilir. (Tıpkı belli bir satıh üzerinde görülen hareketlerden kaynaklanan “görüş frekansları”nda olduğu gibi). Görme veya duymaya ait bu tür uyarımların tekrarlanması, farklı safhalar göz önünde bulundurulursa, iki göz veya kulaktan gelen uyarılar karşılaştırıldığında, bazı belirsizliklere sebep olmaktadır. Gözler ve kulaklar arasındaki safhalarda bu belirsizliği, sinir sisteminin nasıl çözdüğü, baykuşlar üzerinde yapılan araştırmalarla gösterilmiştir (Batı kaynaklı bu araştırmalar hep “nasıl” ile ilgilenmekte “niçin”, “ne hikmetle”, “hangi Mutlak Kudret ve ilim ile” gerçekleştiği ise ne hikmetse hep gözardı edilmektedir). Görüntü ve sesli algılamada safhaların belirsizliği problemi, dairevî bir yolda birçok turdan oluşan bir yarıştaki iki yarışçının durumuyla resmedilmiştir(Şekil-l). Bu durumdaki yarışçıların bir fotoğrafını çekersek, kimin önde olduğunu fotoğraftan çıkaramayız; zira öndeymiş gibi gözüken yarışçıya, asıl önde olan, tam tur bindirecekken bu fotoğraf çekilmiş olabilir. Bu durum, baykuşun bir göz veya kulağına gelen tekrarlanan uyarımların, diğerinden gelen ikazların önünde mi yoksa arkasında mı olduğuna karar vermesi meselesiyle benzerlik gösterir. Baykuşun sinir sistemine, Cenab-ı Hak tarafından yerleştirilen bir idrak süreciyle, bu meselenin şu şekilde üstesinden gelinir: Yarış, birçok farklı ölçüdeki (yani farklı frekanstaki) yollarda eş zamanlı yapılacak şekilde düzenlenir. Herbir yarıştan edinilen bilgilerle belirsizliği gidermek ve bir taraftaki imajın, diğerinin önüne hangi sınırda geçtiğini tespit etmek mümkün olmaktadır. Başka bir ifadeyle, iki göz veya kulaktan gelen sinyaller, farklı açılardan geldikleri halde, görüntünün derinliğine veya sesin kaynağına göre bir elemeye tâbi tutulmakta ve uygun olanlar, yani asıl görüntü ve sese ahenkli bir şekilde tekabül edenler âdetâ birbirine yapıştırılarak görüntü ve ses idrak edilmektedir. Bu tip harmonik (âhenkli) seslerin ve uyumlu görüntülerin nasıl tespit edildiği, belli nöronların fonksiyonları ile açıklanmaya çalışılmaktadır (Halbuki hayvanlarda da hislerin algıladıkları mesajları beyne “idrak” ettiren İlâhî bir kanun olan “ruh” mevcuttur). Çok basitmiş gibi gördüğümüz halde akıl almaz derecede girift olan görme ve duyma hâdiselerinin hâlâ, maddî sebepler ve evrim masalıyla açıklanmaya çalışılıyor olması gerçeklen akıl almaz. * Fizyolojik çift görme. Uzaktaki bir cisme bakarken gözümüzün önüne getirdiğimiz bir kalemi çift görürüz. Aynı şekilde yakındaki bir cisme bakarken uzaktakini çift görürüz. Normal bir insanda bu çift görmeden etkilenmemek için beynimiz bu ikinci hayali siler. * Çift göz görme alanımızı genişletir. * İki gözümüzün olması nedeniyle gözümüzde var olan kör nokta bizi etkilemez, * İki göz bize derinlik hissini verir. Tek gözle görme bazı problemlere sebep olur. Bu insanlar tenis oynayamaz. Hepimizin bildiği gibi TV'de maç seyrederken kaleye doğru gidiyor gibi gelen topun kaleden çok uzağa gitmesi bize tek gözle görmenin ne demek olduğunu anlatmaktadır. İki gözün nasıl olup da derinlik hissini verdiği bugün tam anlaşılamamıştır. Bu konuda birkaç teori vardır. En fazla kabul edilen görüşe göre, karşımızda duran bir cisim her iki göz tarafından az da olsa farklı görülür. Ve bu iki görüntünün birleştirilmesinden üç boyutlu görme meydana gelir. * Göz merceği incelip kalınlaşarak kırma gücünü 19-33 dioptri kadar artırabilir. Bu da baktığımız cisimlerin maküla görüntülerinin üzerine düşmesini sağlar. * İnsan omurgasının şekli, hayvanlarınkinden farklıdır. Bunun sebebi insanların iki ayak üzerinde yürümesidir. İnsan omurgası iki ayak üzerinde yürürken denge daha kolay sağlanır. * İki kulak ile işitme, bir kulak ile işitmeye göre birkaç yönden daha iyidir. * Kulağımıza gelen sesin yönünü tayin için iki kulağa ihtiyaç vardır. Gelen ses çok az farkla olsa da iki kulağa farklı zamanlarda ulaşır. Bu çok az zaman farkı beynimizin gelen sesin yönünü tayin etmesine yetmektedir. * Sessiz bir ortamda iki kulak ile işitme bir kulak ile işitmeden 3, gürültü 35dB'i geçtiği yerlerde ise 6dB daha iyidir. * Bir kulağımıza gelen ses eğer kulağımızın tam karşısında ise bunu diğer kulağımız ile doğrudan duymayız. Çünkü başımız gelen sesi perdeler. Bu perdeleme özellikle tiz seslerde daha belirginleşir. Kulağımız başımızın bu perdeleme etkisinden hem sesin yönünü tayin etmede hem de sesin frekansını ayırmada faydalanır. Bundan çok daha önemlisi kalabalık bir yerde, gürültülü bir ortamda, tek kişiyle konuşurken gürültüyü başımızla maskeleyip konuşmayı daha rahat dinleyebiliriz. KAYNAK: Pettigrew. J. D.;"Two ears and two eyes", Nature, voi 364, 26 Auğust 1993. ss. 756-7 Karambol
|
|
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|