![]() |
|
|
|
#1 (permalink) |
![]() Yazı: Engin Eren Fotoğraflar: Alp Alper, Selmet Güler, Tolga Sezgin, Saner Şen Anadolu'nun güneydoğusu, GAP ile binlerce yıl önceki altın çağını arıyor... ![]() "Uzun zaman önce...Yılan yoktu, akrep yoktu, sırtlan yoktu, aslan yoktu, vahşi köpek yoktu, kurt yoktu, korku yoktu, dehşet yoktu... İnsanın rakibi yoktu." Bu özlem dolu satırlar, olasılıkla İÖ 3. binyıla ait... Barış, huzur ve istikrar için bilinen kadim seslerden biri... Samuel N. Kramer tarafından, Sümer tabletlerinden çevrilen ve literatüre kazandırılan bu sözler, insanlığın yitirdiği cenneti arayışının göstergesi... Bir Güneydoğu söylencesi ise, hayatın bir su damlası ile başladığını anlatıyor... Başta her şey bu su damlası kadar güzel ve sadedir. Ne zaman ki bir tufan olur ve kıtlık baş gösterir; işte o günden sonra Mezopotamya'da altın çağ biter, her şey birbirine karışır. Hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmaz. Mezopotamya'yı ve Güneydoğu Anadolu'yu anlatan söylenceler, bilimsel tarih tezleri, tabletler ve ağıtlar hep aynı şeye işaret ediyor: Yitirilen altın çağın arayışı... Söylence olmakla kalmayıp kutsal kitaplarda da önemli bir yer tutan tufan, binlerce yıldır yöre insanının bilinçaltında bir korku imgesi olarak yer alıyor. Su, Mezopotamyalı için bulunup yitirilmiş kutsal bir varlık gibi... Endülüs asıllı şair, yazar ve gezgin İbn Cübeyr, "Endülüs'ten Kutsal Topraklara" adlı eserinde, 1183' teki uzun yolculuğu sırasında ziyaret ettiği "Mezopotamya'nın incisi" Harran'ı şöyle anlatıyor: "Gün boyu gölgeliğe hasret kalınan, suyu soğuk nedir bilmeyen, her köşesi öğle güneşinin kavurucu sıcağıyla kaynayan, sıcaktan dolayı zor nefes alınan, dinlenecek bir yerin bulunmadığı, çölün ortasına atılıvermiş, canlılık ve tazeliğin bulunmadığı bir kent Harran... Aman Allahım, ben neler söylüyorum! Hz. İbrahim'in adıyla anılan eski bir kent olması buraya şeref ve fazilet olarak yetmez mi?" Bir Endülüslü'nün gözüyle, o dönemde bile "suya hasret, ama tarihine ve kutsal sembollere sıkı sıkıya bağlı" bir şehir, bir bölge resmediliyor. Şanlıurfa'da, Urfa'nın ve Balıklı Göl'ün efsanesini nefes bile almadan anlatan Ramazan'ı dinlerken, kutsal sembollerin bugünkü Harranlılar, aslında tüm Urfalılar için önemini daha iyi kavrıyorsunuz. Size bir çırpıda Balıklı Göl efsanesini anlatıveren 8 yaşındaki Ramazan gibi, onlarcası da evlerinin geçimini, işte bu kutsal efsaneden sağlıyor... Mezopotamya'da efsaneler her zaman hayatın kendisi olagelmiş... "Efsane nerede bitiyor, hayat nerede başlıyor; gerçek olanlar, aslında binlerce yıllık Mezopotamyalı'nın bir düşü mü" anlayamıyorsunuz. Suya hasret bu topraklarda yaşayanlar, temeli 1930'lu yıllarda atılan ama 1970'li yıllarda şekillenen, resmi kaynaklara göre Türkiye'nin en büyük, dünyanın ise 8. büyük projesi, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile "gerçek hayata" daha fazla dahil olmak istiyorlar. Altın çağı yeniden arıyorlar... Başta Fırat ve Dicle'nin suyunu dizginleyerek elektrik elde etmek, ekim alanlarını sulamak ve bölgenin içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere planlanan GAP, zamanla sosyal ve ekonomik bir kalkınmışlık hedefine dönüştürülüyor. Temel hedefi, Güneydoğu Anadolu halkının gelir düzeyi ve hayat standardını yükselterek, bu bölge ile diğer bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak, kırsal alanda verimliliği ve istihdam imkânlarını artırarak, sosyal istikrar, ekonomik büyüme gibi kalkınma hedeflerine katkıda bulunmak olan GAP, çok sektörlü, entegre ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı ile ele alınan bir bölgesel kalkınma projesi. |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
Fotoğraf : Alp Alper Türkiye'nin en geniş yapay gölü Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) en önemli yatırımı olan Atatürk Barajı'nın göl yüzeyi 817 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Bu baraj gölü, tutmuş olduğu 48,7 milyar metreküplük su hacmi ile Türkiye'nin en geniş yapay gölü |
|
|
|
|
| Sponsored Links |
|
|
![]() |
| Tags: gap |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|