Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Genel Bilgi > Turizm

Turizm Türkiye ve Dünyadan Resimler Tarihi Yerler Hakkında Açıklamalar...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-03-2006, 13:43   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
Gümüş üye
 
blackworm kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jun 2006
Şehir : İstanbul
Yaş: 23
Mesaj: 12,196
Blog Başlıkları: 48
Rep Gücü: 2123
Rep Puanı : 210828
Rep Seviyesi: blackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstarblackworm Repstar
Varsayılan İznik








İznik, her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntıları ile yoğrulmuş, bölgede, yüzyıllar boyu tarih sayfalarının baş köşelerinde yerini almış bir kenttir Dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir

Çinicilik



İznik çiniciliğinin gelişimini, tarihleri bilinen yapılar üzerindeki çini kaplamalardan açık-seçik görülebilir1378-1391 yılları arasında yapılan İznik Yeşil Cami minaresini süsleyen en eski Osmanlı çinileri teknik ve dekor bakımından Selçuk geleneğini devam ettirmekle beraber renk ve tonları onlardan daha zengindir Camiye ismini veren bu çiniler firuze ve yeşil renklerin çeşitliliği ve zenginliğiyle dikkat çekerler

İstanbul'daki yapılarda kullanılan çinilerin İznik'te yapıldığını tarihsel belgelerden öğreniyoruzMilet,Şam grubu ve Rodos işi adı ile tanınan seramiklerin merkezi İznik'tir XVII yyda İznik'e gelen gezgin Evliya Çelebi, 300'den fazla çini fırınının bulunduğundan söz ederİznik çinilerinde; lâle,sümbül,nar,karanfil gibi çiçek motifleri kullanılmıştırAyrıca insan,kuş,balık,tavşan, köpek gibi hayvan ve gemi motiflerine de rastlanırMavi, firuze, yeşil ve kırmızı en çok kullanılan renklerdir



Tarihçe: Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde MÖ 2500 yıllarına inen uygarlık izleri saklıdır MÖ VII yüzyılda Trak kavimlerinin göçlerinden önce burada kurulan yerleşim 'Helikare' adını almıştırKentte basılan * Khryseapolis (Altın Şehir) adı okunmaktadır

Makedonya İmparatoru İskender'in generali Antigonos tarafından MÖ 316 yılında yenilenen kent Antigoneia adını almıştır İskender'in ölümünden sonra Antigonos ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatros'un kızı olan eşi Nikaia'nın adını vermiştir

MÖ 293'te Bithynia Krallığı'na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir Bir süre Bithynia Krallığı'nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma'nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür

Nikaia, Bithynia havarilerden Petrus'un çabaları ile Hıristiyanlık ile tanışır İmparator l Constantinus döneminde Hıristiyanlık üzerindeki yasaklar kalkar 325 yılı yazı başında Nikaia, Hıristiyanlık için çok önemli bir olaya sahne olur ve Birinci Konsül, Senatus Sarayı'nda toplanır

İmparator Constantinus'un da katıldığı toplantıda iki önemli görüş tartışılır İskenderiyeli din adamı Arius'un görüşü Hz İsa'nın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediğidir" Kısa sürede taraftar toplayan bu teze, Piskoposlar karşı çıkmıştır

Hıristiyan dünyasınca bugün de savunulan "Hz İsa'nın Tanrı' nın oğlu olduğu" tezi uzun tartışmalardan sonra kabul görmüştürHıristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir787 yılında İznik Ayasofya'sında VII Konsül toplandı İmparatoriçe İrene'nin önderliği ile resim ve heykel üzerindeki yasaklar kaldırıldıİznik, Selçukluların da ,Bizanslıların da başkenti olmuştur

1331 yılında Osmanlı orduları tarafından ele geçirilen İznik, Osmanlı dönemiyle birlikte canlanmaya başladı Osmanlı idaresinde İznik, sanat, ticaret ve kültür merkezi oldu Orhan Gazi Medresesinde birçok ünlü ders verdi Davud-u Kayseri, Ebul Fadıl Musa, Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi ünlü tasavvuflar İznik'te yaşadı ve eserler verdi Osmanlı döneminin ilk cami, medresesi ve imareti İznik'te inşa edildi

XIV ve XV yüzyıllarda XVI yüzyılda İznik bir sanat merkezi olmuş, dünyaca ünlü çini ve seramikler burada üretilmiştir İznik, Hellenistik çağdan kalma ızgara planlı kent yerleşimi, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapıları ile tarihi kent dokusunu bütün canlılığıyla korumaktadır

İklim: İznik genellikle ılıman bir iklime sahiptir İlçede kışlar genel olarak çok yağışlı, yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer

Gezilecek Yerler
Tümülüs, Kaya Mezar ve Anıtları



Berber Kaya: İznik'in doğusunda yer alan bir tepenin eteğindedir Yek pare kayadan oyulmuş büyük bir oda şeklinde mezar anıtıdır Zemininde mezarlar bulunmaktadırMÖ II yüzyıla ait olup Hellenistik dönemin İznik'teki önemli bir örneğidir Devasa boyuttaki bu lâhdin Bithynia Kralı II Prusias'a ait olduğu öne sürülmektedir

Beştaş (Obelisk): Kentin kuzeyinde bağlar arasında yükselen bu mezar anıtı, eski Roma yolu üzerindedir Beştaş,Nişantaşı, ve Dikilitaş adları ile de bilinmektedir Üzerindeki Yunanca kitabeden I yüzyılda C Cassius Philiscus'a ait olduğu anlaşılmaktadır Anıtın tepesindeki altıncı taşın üzerinde bir kartal veya zafer tanrıçası Nike'nin heykeli olduğu sanılmaktadır Anıtın bir yönünde ise Philiscus'un heykeli olduğu kalan izlerden anlaşılmaktadır Mezar anıtı 12 metre yüksekliktedir

Hypoge: Elbeyli Beldesi'nin Hespekli mevkiinde benzersiz bir yeraltı mezarıdır IV - V yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır Tavanı ve duvarları erken Hıristiyanlık döneminin tipik renkli freskoları ile kaplıdır Mezar odasında üç adet mezar yer alır

Dörttepeler Tümülüsü: Elbeyli Belediyesi mezarlığı içindedir Tümülüs'te iki anıt mezar belirlenmiştir İlk mezar yol kenarındadır Dromosiu dikdörtgen mezar odası ile iki yanında ikişer kilisesi bulunmaktadır Diğer mezar İse beyaz mermerden yapılmış mezar odası ile kaba taş ve ağaçlarla örtülüdür

Diğer Tarihi Kalıntılar

Senatüs (Bizans sarayı): Sarayın 4 yüzyılda yapıldığı katî olup halen göl suları tarafından örtülmüştür Zemin mozaikleri toprak altında mevcut olup Hristiyanların Teslis ve İsa’nın ulûhiyeti,insaniyeti münakaşalarını yapan 318 papazın ilk Konsili 325 yılında burada akdolunmuştur 787 yılında Ortodokslar arasında Azizlerin tasvirleri hakkında çıkan ihtilâfın münakaşası için toplanan 7 Konsil de burada toplanmıştır



Surlar: İznik'in çevresini beş kenarlı çokgen şekilde kuşatan surlar 4970 metre uzunluğundadır İznik'in iki ana caddesinin kesiştiği noktadan bakıldığında, dört ana kapı görünür Hellenistik dönemde inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerindeki yeni ilavelerle günümüzdeki şeklini almıştır Kentin dört ana kapısından günümüze Lefke Kapı ile İstanbul Kapı sağlam ulaşabilmiştir Yenişehir Kapı kısmen, Göl Kapı tamamen yıkıktır İstanbul Kapıda tiyatrodan getirilen masklar bulunmaktadır, İstanbul ve Lefke kapısında mermer kabartma friz parçalarının da kullanıldığı görülmektedir

Tiyatro: İznik Antik Tiyatrosu göl kıyısı ile Yenişehir Kapı arasında geniş bir alana inşa edilmiştir Tiyatro, İmparator Traianus döneminde Bithynia prokonsülü (valisi) Plinius'un çabalarıyla 111-112 yıllarında yapılmıştır Tiyatro, XIII yüzyılda toplu mezarlığa dönüştürülmüştür Daha sonraki yıllarda içinde kilise, saray ve Osmanlı seramik atölyeleri ve çini fırınları yapıldığı, yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştır


Böcek Ayazma: Koimesis Kilisesi yakınındadır Üstü kubbe ile örtülü, yuvarlak bir yapıdır Hyakinthos Manastırının bir bölümü olduğu sanılmaktadır Ayazma VI yüzyıldan günümüze sağlam gelmiş eserlerdendir

Kilise ve Camiler



Koimesis Kilisesi: Piskopos Hyakinthos tarafından VIII yüzyılda yaptırılmıştır Hyakinthos Manastırı'nın bir bölümü olduğu sanılmaktadır 1065 depreminde yıkılmış, Koimesis Kilisesi kalıntıları ancak ilavelerle tamir edilmiştir Kilisenin mozaikleri ve ikonaları 1807'de İznik Metropoliti Daniel'in isteği üzerine yenilenmişti

Ayasofya Kilisesi: İki ana caddenin kesiştiği yerde, kentin tam ortasındadır Bizans dönemi eseridir ve tahminen XI yüzyıldaki depremden sonra yenilenmiştir 1331 yılında Orhan Gazi Camii adını almıştır Deprem ve yangınlarda tahribe uğramıştır XVI yüzyılda Mimar Sinan tarafından büyük ölçüde değişikliğe uğratılmış ve yenilenmiştir Bir mezar odası duvarında Hz İsa freski bulunmaktadır VII Konsil'in toplandığı yerdir Bu nedenle inanç turizmi için önemli bir merkezdir

Hagios Tryphonos Kilisesi: İstanbul Kapıya giden caddenin sol tarafındadır Birkaç duvar ve döşeme mozaiklerinden parçalar bulunmuştur Duvar tekniği ve planı kilisenin X - XII yüzyıllarda yaptırılmış bir Bizans eseri olduğunu göstermektedir

Ayatrifon Kilisesi: Yenişehir Kapı'ya giden caddenin sağındadır Plan, İstanbul'daki Kariye Camine benzer Planına göre büyük bir kubbe ile örtülü olduğu ve tabanının çok süslü mozaiklerle kaplandığı anlaşılmaktadır Kilisenin XIII yüzyılda Teodoros Laskaris tarafından, Aya Trifon adına yaptırdığı sanılmaktadır

Hacı Özbek Cami: İznik'te inşa edilen ilk Osmanlı camisidir Üstü 8 metre çapında kiremit kaplı bir kubbe ile örtülüdür 1333 yılında inşa edilmiştir



Yeşil Cami: İznik'in sembolü olan Yeşil Cami, adını yeşil çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır Caminin yapımını Çandarlı Hayreddin Paşa 1378 yılında başlatmış, fakat ölümü üzerine oğlu Ali Paşa 1391'de tamamlatmıştır Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir Eşsiz minaresi caminin sağ köşesindedir Gövdesi mavi ve yeşil renkli çinilerle zigzaglı mozaik tekniğiyle bezenmiştir Selçuklu minare geleneğinin ilk dönem Osmanlı sanatına yansımasının önemli bir örneğidir



Mahmut Çelebi Cami: Çandarlı Hayreddin Paşanın torunlarından Mahmut Çelebi tarafından 1442 yılında inşa ettirilmiştir

Orhan Bey Camii Ve Hamamı: Cami, Yenişehir Kapı dışında sol tarafta tarlalar arasında kalıntı halindedir Hamam ise, cami ile surlar arasında bulunmaktadır

Türbeler

Şeyh Kutbettın Camı Ve Türbesi, Eşref-1 Rumî Camı Ve Türbesi, Yakub Çelebi Zaviyesi Ve Türbesi, Kırgızlar Türbesi , Sarı Saltuk Türbesi, Åandarli Hayrettin Paşa Türbesi, Åandarli İbrahim Paşa Türbesi Ve İmareti, Åandarli Halil Paşa Türbesi, Huysuzlar Türbesi, Ahiveyn Sultan Türbesi, Abdülvahap Sancaktarı Türbesi İznik'in önemli türbeleridir

Han ve Hamamlar

Rüstem Paşa Hanı:Bu gün evler arasında kalmış duvar kalıntıları halindedir Yalnız kuzey ve batı duvarının bir bölümü ayaktadır Yapı XVI yy da Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı Rüstem Paşa adına Mimar Sinan tarafından inşa edildiği sanılmaktadır

İsmail Bey Hamamı:XIV yy sonları ile XV yy başlarına aittir İç mimarisiyle seçkin bir yapıdır

Haci Hamza Hamamı:Mahmut Çelebi Caminin yanındadır, ikinci Murat hamamı olarak da anılır XV yy da inşa edilmiştir

Meydan Hamamı:1Murat Hamamı olarak da bilinir Çifte hamam biçiminde inşa edilmiştir Hamam XIV yy sonlarına tarihlenir

Müzeler



İznik Müzesi: (Nilüfer Hatun İmareti) İmaret 1388 yılında Osmanlı Sultanı l Murat tarafından annesi Nilüfer Hatunun anısına inşa ettirilmiştirİmaret olarak kullanılan yapı, yoksullar için her gün yemek dağıtan bir hayır kurumuydu

Cumhuriyet döneminde değişik gereksinimler için depo olarak kullanılan bina 1960 yılında müze olarak hizmete açılmıştırTarihsel bir yapı olan imaret, XIV yy Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir

Müzede,İznik ve çevresinden toplanan arkeolojik buluntular ile Ilıpınar, Tiyatro ve İznik'teki çini fırınları kazılarından çıkarılan eserler sergilenmektedir Müze bahçesinde; Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri yer almaktadır

Ne Yenir?
Istakoz güveci, sazan balığı çorbası, yayın balığı, şiş veya buğulama, kerevit salatası ve kerevit güveç İznik Gölü çevresinde bulunan lokantalarda tadılabilecek yiyecek türleri olarak sayılabilir

Ne Alınır?
İznik'ten öncelikle meşhur İznik çinisi alınabilir Ayrıca bölgede yoğun olarak yetiştirilen zeytin çeşitlerinden de almak mümkündür

Yapmadan Dönme
İznik Müzesini görmeden,

Tümülüs ve Mezar Anıtları görmeden,

İznik surlarını gezmeden,

VII Konsil'in toplandığı Ayasofya Kilisesini ziyaret etmeden,

Çini süslemeleriyle ünlü camileri görmeden,

İznik çinilerinden almadan Dönmeyin

blackworm Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Eski 02-23-2007, 21:32   #2 (permalink)
Üye Bilgileri
Çırak
 
MeDoGaN kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2006
Şehir : Çanakkale
Mesaj: 8,206
Rep Gücü: 262
Rep Puanı : 25214
Rep Seviyesi: MeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin EfendisiMeDoGaN Repin Efendisi
Varsayılan İznik&Ayasofya

1 İZNİK TARİHİ VE GENEL BİLGİLER

11 İZNİK TARİHÇESİ

Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde MÖ 2500 yıllarına inen uygarlık izleri saklıdır MÖ VII yüzyılda Trak kavimlerinin göçlerinden önce burada kurulan yerleşim 'Helikare' adını almıştır Kentte basılan sikkelerde Khryseapolis (Altın Şehir) adı okunmaktadır

Makedonya İmparatoru İskender'in generali Antigonos tarafından MÖ 316 yılında yenilenen kent Antigoneia adını almıştır İskender'in ölümünden sonra Antigonos ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatros'un kızı olan eşi Nikaia'nın adını vermiştir MÖ 293'te Bithynia Krallığı'na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir Bir süre Bithynia Krallığı'nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma'nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür

Nikaia, Bithynia havarilerden Petrus'un çabaları ile Hıristiyanlık ile tanışır İmparator l Constantinus döneminde Hıristiyanlık üzerindeki yasaklar kalkar 325 yılı yazı başında Nikaia, Hıristiyanlık için çok önemli bir olaya sahne olur ve Birinci Konsül, Senatus Sarayı'nda toplanır İmparator Constantinus'un da katıldığı toplantıda iki önemli görüş tartışılır İskenderiyeli din adamı Arius'un görüşü "Hz İsa'nın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediğidir" Kısa sürede taraftar toplayan bu teze, Piskoposlar karşı çıkmıştır Hıristiyan dünyasınca bugün de savunulan "Hz İsa'nın Tanrı nın oğlu olduğu" tezi uzun tartışmalardan sonra kabul görmüştür Hıristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir

İznik Surları


İznik Şehir Planı


13 BİZANS DÖNEMİNDE İZNİK

Bizans çağının başlarında 358, 362 ve 368 depremleri ile 420 yıllarına doğru bir kıtlık İznik’e büyük zararlar vermiştir Şehrin yeniden canlanması Justinianos (527-565 ) zamanında olup harap olan saray yeniden yaptırılmış, su yolları yenilenmiş, kilise ve manastırlar kurulmuş, hamamlar tamir ettirilmiştir Bu yapılardan bugün Lefke Kapısı dışında su kemerinin bazı kalıntıları görülebilir

İslamiyetin yayılması sırasında Anadolu’ya yapılan Arap Akınları İstanbul önlerine kadar uzanırken İznik de tehlikeye düşmüştür Şehri 718-727 de kuşatan Araplar içeriye giremeyip surların bazı yerlerini tahrip ettiler 740 yılındaki deprem yapılara yine zarar vermiştir, ama İznik’in en önemli felaketi 1065 yılındaki deprem olmuştur

14 İZNİK ( NİKAİA ) KENTİ

Antik mirası, kent dokusu , ünlü çinisi , yeşil cevresi , turizm ve kültür kenti potansiyeli ile iznik, güney marmara bölgesinde adını aldığı gölün doğu kıyısına yerleşmiş , dörtbuçuk kilometrelik surlarla çevrili Bursa’ya 75km uzaklıkta eski bir kenttir Karaların içine 50km sokulan derin bir körfezin sonunda kurulmuştur İznik gittikçe daralan Gölcük havzasında , tersane ; liman şehridir Derin bir şekilde boğumlaşıp darlaşan , iç kısmı bir havuz şeklinde olması harp limanını ve tersaneleri oluşturmuştur Roma İmparatorluğu harp limanı olarak kullanmıştır İlk Osmanlı tershanesi burada kurulmuştur Evliya Çelebi gemilerin burada yapıldığını bildirmiştir Baş iskele ” Astakos “ ( Bugünkü yerinden 6 km kuzeybatısında ) adıyla kurulmuş deprem ve saldırılarla tahribe uğramış Bithynia Kralı Nikomedia tarafından yeri değiştirilip bugünkü yerine kurulmuştur Günümüzde İznik Körfezi; kuzey kıyısında sanayi, güney kıyısında turizmi geliştirmiştir

Eski çağda “Askania “diye anılan İznik gölünün doğusunda bulunan yerleşim yeri İznik, göl seviyesinden, 8-10 m yüksekte bulunmaktadır İznik Körfezi güney yönünde Kızılçam ormanlarını barındırır ve doğu batı doğrultulu dağ sıraları ve onları ayıran çukur sistemi kırık fay hattını oluşturur Tektonik bir göle sahip olan İznik, sularını Gemlik Körfezine boşaltır Suları dışa akışlı olduğundan tatlıdır

Antik Çağdan itibaren adı Nikaia olarak bilinir Yapılan araştırmalar buranın prehistorik devirlerden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermiştir Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı izleri görülür

15 İZNİK ÇİNİLERİ

İznik Osmanlı devrinde,büyük çini merkezlerinden biridirOsmanlı devrinden zamanımıza kadar gelen en eski çinileri 1391 tarihinde inşaatı tamamlanan İznik Yeşil Cami minare sinde görmek mümkündür İznik'te 15asrın ilk senelerinde başlayan çinicilik çok kısa bir zamanda büyük bir gelişme gösterdiğinden şehre
çinili İZNİK adı verilmiştir

17yyda İznik'i gezen Evliya Çelebi, bu şehrin dokuz mahallesinde halkın çini ve çanak çömlek imal ederek geçimini sağladığını ve İznik'te 340 adet çini fırının bulunduğunu seyahatnamesinde zikretmektedir

Osmanlı devrinde mimari eserlerin iç tezyinatında kullanılan çiniler 24x24 cm ebadında ve 2-3 cm kalınlığında tabakalar halinde yapılmıştır Umumiyetle Selçuk çini tezyinatı Osmanlıların ilk devirler de bazı küçük değişikliklerle devam etmiştirİstanbul Çini Köşk Müzesi mihrabında, Selçuklu hendesi ve yıldızlardan müteşekildirİznik çinilerin de hendesi şekiller yerine zarif kıvrık dallar üzerine serpiştirilen Hatayi ve Rumi tezyinata önem verilmiştirBugün birçok mimari eserimizi süsleyen ve bazı Avrupa müzelerinin en mutena köşelerinde muhafaza edilen İznik çini ve seramiğinin yapılma işine 16yybüyük önem verilmiştir Çinicilikteki bu inkişaf 16asırda artan inşa faaliyetlerine sıkı sıkıya bağlıdır16asrın 1yarısın da imal edilen çinilerde beyaz zemin üzerine çiçek motifleri,rumiler ve palmetler mavi, lacivert ve sarı renkte işlenmiştir 16yy'ın ikinci yarısından itibaren çinilerin renk ve motiflerinde kendini gösteren değişme neticesinde büyük bir zenginlik ve kalite yükselmesi görülürBeyaz zemin üzerine natüralist çiçek ve yaprak, şakayık, lale, sümbül, karanfil,gül, erik ve nar çiçeği motifleri itina ile işlenmiştir Sırlar parlak ve çok temizdir 1557'den sonra ortaya çıkan mercan kırmızısı, çinilere ayrı bir güzellik vermektedir Çiniler üzerinde kabartma şeklinde görülen domates veya mercan kırmızısının 17 yy başlarında birden kaybolduğu görülür Herhalde ustasının ölümü ile mercan kırmızısı sır olup gitmiştir 16 yy İznik çinileri ile,Topkapı Sarayı harem dairesinde altın yol, 1557 yılında inşaatı tamamlanan Süleymaniye Camii'nin mihrabı, Rüstem Paşa Camii ve türbesi, Sokullu Mehmet Paşa Camii ile diğer bazı mimari eserler tezyin edilmiştir Ayrıca bu yüzyıl çinilerinde çiçeklerden en fazla lale motifine yer verilmiştir Rüstem Paşa Camii çinilerinde kırk bir çeşit lale motifinin bulunduğu tesbit edilmiştir 17yy başlarında İznik çini sanatı ve tekniğinde bir duraklama görülür Desenler bozulmaya renkler birbirine vurmaya başlar Lale ve karanfil motiflerin de 16yy ikinci yarısında görülen mercan kırmızısı kaybolur Yerine soluk bir kırmızı gelir Bu yüzyılın çinilerinde zemin beyaz,yeşiller mavimsi ,firuze mavisi de yeşilimsi bir renk alır
16yüzyılda yapılan panolarda çiçek ve ağaçlar doğrudan doğruya yerden çıkmış gösterildiği halde,17asırda artık vazoların içinden çıkarılmaya başlanır Bununla beraber 17yybaşlarında fevkalade güzel çiniler imal edilmiştir Sultan Ahmed Camii, Revan ve Bağdat Köşkleri, Topkapı Sarayının sünnet odası kapısının iki yanı bu devir çinileriyle süslenmiştir 17yy sonlarında İznik çiniciliğinde başlayan gerileme, Osmanlı Devleti'nin duraklaması ile alakalıdır Dahili ve harici huzursuzluklar ve harplerle yıpranan devlet,sulh ve sükun devrinde sanata gösterilen alakayı gösterememiştir 16asrın hummalı sanat faaliyetlerine bu devirde tesadüf edemiyoruz Mimari faaliyetler parasızlık sebebiyle çok azalmış ve mimariyi kendisi ne bir tatbik sahası addeden İznik çiniciliği de böylece bozulmaya başlamıştır İnşaatın durması ile sipariş alamayan çini imalathaneleri yavaş yavaş kapanmaya başlamış ve 1716 senesinde İznik'te çini faaliyeti tamamen sona ermiştir 1719'da yapılan 3Ahmet Kütüphanesi'nin Çini ihtiyacı boğaz içindeki Kara Mustafa Paşa Yalısı'nın çinileri sökülerek karşılanmıştır 18asırda IIIAhmet'in veziri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa İznik'teki çini ustalarını toplayarak 1725 senesinde İstanbul' da Tekfur Sarayı'nda çini imalathanesi açarak çiniciliği tekrar ihya etmek istemiştir Bu imalathanede İznik çinisi ayarında çini yapılamamıştır Tekfur Sarayı çinilerinde, zemin kirli mavimtırak, motifler yeşil mavi, solgun kırmızı ve sarı renkte olup sırlar bozuktur Kısa bir müddet sonra bu faaliyet de durmuş, ihtiyacı karşılamak için Viyana ve İtalya'dan çini ithal edilmiştir

Son yıllarda Prof DrOktay Aslanapa tarafından, İznik Çiniciliği ile ilgili bir takım araştırmalar yapılmış ve bu araştırmalar neticesinde bazı çini fırınları bulunmuştur Günümüzde bu araştırmalar zaman zaman devam etmektedir İlgili bakanlıkların yetersiz bir bütçe sunmasından dolayı bu çalışmalar yetersiz kalmaktadır Son yıllarda İlçede yapılan kazılar ve atölye çalışmalarıyla birlikte İznik Çiniciliğinde bir hareketlilik gözlenmektedir Bu hareketlilik İlçede faaliyet gösteren çini atölyelerini umut verici çalışmalarıyla da kendini göstermektedir
Günümüzde İznik'te çinicilikte en büyük eksikliğimiz alp yapı konusundadır İznik çinisinin renkleri ve desenleri orijinal olarak kullanılmakta fakat birçok atölyede Kütahya alt yapısı kullanılmaktadır Yapılan Karolarda ise orijinal olmasa da günümüz teknolojisi ile aslına en yakın alt yapı kullanılabilmektedir İznik çinisinin yeniden doğuşu bu alt yapı eksikliğinin giderilmesi ile olacaktır

İznik Çinileri


2 BİZANS VE DİĞER ÖNEMLİ ESERLER

21 Beştaş Anıtı

İznik’in 5 km kuzeyinde, bahçeler arasındaki bu mezar anıtı, Nikaia’dan (İznik) Nikomedia’ya (İzmit) giden eski Roma yolu üzerinde Elbeyli’dedir Bu mezar anıtının üzerindeki Grekçe kitabe Nikaeia kapılarını yaptıran Cassius Chrestus’un kardeşi veya yeğeni CCassius Philiscus'a aittir

Anıt, 3 m yüksekliğinde, 2 m genişliği olan gri damarlı kesme taşlardan yapılmış kare prizma şeklindeki bir kaide üzerine oturmuştur Bunun üzerinde 46 cm yüksekliğinde, köşelerine palmetli akroterler yerleştirilmiştir Bu kaidede üç yüzeyli, yukarıya doğru yükselen ve birbiri üzerine demir kamalarla oturtulmuş beş beyaz mermer blok yerleştirilmiştir
Bundan ötürü de bu anıta Beştaş ismi yakıştırılmıştır

Günümüze gelebilen konumu ile yüksekliği 12 mdir Beşinci taşın üzerinde, altıncı bir taşın olduğu ve sonra onun düşerek yok olduğu bilinmektedir Anıtın geniş olan birinci taşı üzerindeki Grekçe kitabede ; “CCassius Philiscus, CCassius Asklepiodotus 'un oğlu, 83 yıl yaşadı" yazılıdır

Kitabede ismi geçen CCassius Asklepiodotus, Nikaia'nın ileri gelen zengin ailelerinden bir kişi idi MS 66 yılında Roma imparatoru Neron (54-68) tarafından sürgüne gönderilmiş tüm varlığına el konmuş, İmparator Galba (68-69) tarafından Nikaia'ya geri dönmesine izin verilmiştir

Anıtın kaidesinin iki yanında görülen ayak izleri ve bağlantı yuvaları, bu kısımda bronz heykellerin bulunduğunu işaret etmektedir Anıtın en üstünde bulunan ve kaybolan altıncı taşın üzerinde bronzdan zafer tanrıçası Nike'nin veya Zeus’un kartalı ile heykelinin bulunduğu sanılmaktadır Anıtın toprağa gömülü olan alt bölümünde mezar odası bulunmaktadır Ancak burası kaçak kazılarla tahrip edilmiştir

Beştaş Anıtı, mezar odası ve üzerindeki sütun ile bir bütün olarak kendine özgü bir mezar anıtıdır

Bektaş Anıtı


22 Yeraltı Mezar Anıtı

İznik’te Erken Hıristiyanlık dönemine ait bu mezar anıtı, ilçe merkezinin 5,5 km kuzeybatısında, Elbeyli’ye giden yolun doğusunda, halk arasında Hespekli denilen yerde, Çaltepe Çamlığı’nın yakınındadır Bu anıt 1967 yılında Karayolları ekiplerinin yol yapımında kullanmak üzere taş alımı sırasında ortaya çıkmıştır

İznik’teki en eski Hıristiyan dönemi eseri olan bu anıt, MSIVyüzyılın ortasına tarihlendirilmektedir Hipogede, MSIIyüzyıla ait ve üzerinde Herakles’in mitolojik 12 görevinin tasvir edildiği bir lahit parçası bulunmuştur

Hipogenin mimari yapısı oldukça sade olmasına karşılık, üzerini örten tonoz örtüsünün tavanı ve duvarlarındaki bezemeler ilk yapıldığı şekli ile, hiç bozulmadan günümüze ulaşmıştır Burada geometrik ve bitkisel motiflerin yanında kantharostan (antik dönemde kullanılan iki kulplu kap) su içen karşılıklı bir çift Tavus kuşu resmedilmiştir Batı duvarında kapının iki yanında kuyrukları kabarmış iki tavus kuşu cepheden işlenmiştir Her ikisinin başı kapıya doğru çevrilmiştir Beyaz zemin üzerinde yer alan tavus kuşlarının gövdeleri koyu mavidir Erken Hıristiyan sanatında ölümsüzlüğü temsil eden tavus kuşu, burada bir vazodan su içmektedir İnanışa göre bu bir refrigerium sahnesidir Burada ölümsüz olan ruh yenilenme amacıyla susuzluğunu gidermektedir

Mezar odası doğu batı uzantılı, dikdörtgen planlı olup, 3,79x2,75 m ölçüsündedir Anıtın yüksekliği 2,30 mdir Duvarlar moloz taş ve tuğladan, tonoz ise kare yassı tuğlalar, kireç kum harcı ile örülmüştür Batı duvarının kalınlığı 0,85 mdir Mahalli rekristalize kalkerlerle sınırlanan kapı boşluğu, aynı taştan yekpare bir kapıya sahiptir

Girişin dışında, duvarlara paralel, tuğladan örülmüş üç mezar bulunmaktadır Ancak bu mezarlar kaçak defineciler tarafından kazılmış ve geriye yalnızca kemikler ile bir yağ kandili kalmıştır Buradaki daire içerisine alınmış haçın önemli bir bölümü de yok edilmiştir Haçın iki yanında sarı zemin üzerinde kahverengi, altı beyaz-siyah çizgili, kırmızı gagalı birer sülün de resmedilmiştir Bunların dışında kalan güney duvarı, en üst noktasına kadar ağaç motifli, palmiye dallı, akantus yapraklı ve sarı renkteki elma tasvirleri ile bezenmiştir Bunların üzerinde de bir başka keklik dikkati çekmektedir Panoların üst köşelerinden aşağıya doğru simetrik spiral motifleri yerleştirilmiştir Tavus kuşlarının arkasında yaprak kümeleri üzerinde güvercinler, kırlangıçlar da bulunmaktadır

İznik Müzesi’nin denetimi ve koruması altında olan bu mezar anıtı, birkaç yıl öncesi demir kapısı kırılarak soyulmuştur

Yeraltı Mezar Anıtı


23 İZNİK AYASOFYA MÜZESİ ( KİLİSESİ )

Ayasofya 4yüzyılda bazilika tipinde inşa edilmiş bir kilisedir Yapı ikonoklastik dönemde (726-842), 11 Ekim 787 tarihinde İznik'te toplanan 7 Ruhani Konsil'le anılır İkonoklastik dönemde dinsel konuların figüratif işlenişi yasaklanmış, sembolizm etkili olmuştur İmparatoriçe Eirene tarafından resmi yeniden sevdirmek için düzenlenen bu dini toplantı, tarihe 2 İznik Konsili olarak geçmiştir 11 yüzyıldaki depremden sonra, mimarisinde önemli bir değişiklik yapılarak nefler payelerle sınırlandırılmıştır Apsisin iki yanında da yan neflerin uçları üzeri kubbeler ile örtülü birer oda biçimine sokulmuştur Kilise, İstanbul'da V yüzyılda yapılmış olan İmrahor Camii (Studios manastırının aziz loannes kilisesi) ve Acem Ağa mescidi (Meryem-Theotokos Khalkoprateia kilisesi) diye bilinen eski Bizans kiliseleri ile büyük benzerlik gösterir

1331'den sonra Orhan Gazi tarafından camiye dönüştürülmüştür Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) zamanında, Mimar Sinan tarafından bir mihrap ilave edilerek, yan neflerde büyük kemer açıklıkları oluşturulmuştur Yapı Bizans Dönemine ait bazı fresko ve mozaik kalıntıları içerir Freskolar, postoforium odalarının kubbe ve duvarlarında, ayrıca yan nef duvarındaki mezarın üzerindedir Mezarın üzerindeki fresk; Meryem, Hz İsa ve Johannes tasvirlerini içerir
Döşeme mozaiği (11yüzyıl) renkli taşların belirli geometrik şekillere göre kesilmesi ve geçmeli bir desenle birleştirilmesi suretiyle meydana getirilmiş bir yer süslemesi olup orta nefte yer alır
Osmanlı Dönemine ait bezemeler ise güneyde yer alan kemer başlangıcındaki kalem işi yazı, bitkisel motiflerle süslü şerit ve iç mihraptaki küçük bir zencerek motifli alçı kalıntısıdır 19 yüzyılın başlarından beri harap haldedir Bu eski Ayasofya Kilisesi (camii) günümüzde anıt-müze olarak ziyarete açıktır

1935’de yapılan kazıda apsis kısmında rahiplerin oturması için yapılan synthronon kademeleri bulunmuştur Bir başka kazıda kutsal kalıntı mahfazası bulunmuştur Güney kısmında bitişik küçük bir ek şapelin kalıntıları da ortaya çıkmıştır Ahşap çatılı galerisiz bir yapı olarak bugün narteksi yoktur

11yy’da bugünkü halini alan kilisenin resimlerinde genellikle başkent üslubunun hakim olduğu görülür Bu sahneler arasında Liturjik Akşam Yemeği, Koimesis, Analepsis, Kırk Martyr, Baş Melek, İbrahim, bir ayin dikkati çeker

24 MÜZE SEKSİYONLARI

Müzede sergilenen eserleri, İznik ve çevresinden elde edilen ve bilimsel kazılarda çıkarılan eserler oluşturmaktadır Müze bahçesinde; Roma, Bizans, Osmanlı Dönemi eserleri sergilenmiştir Bu eserler, sütun başlıkları, lahitler, kabartmalar, korkuluk levhaları, ambonlar, steller, yazıtlar, çörtenler, kuyu bilezikleri ve İslâmî mezar taşlarından oluşmaktadır Kapalı teşhirde ise, arkeolojik, etnografik, sikke ve İznik çinileri sergilenmektedir Ana bölümde sergilenen arkeolojik eserler Prehistorikten (tarih öncesi) Bizans Dönemi sonuna kadar olan döneme aittir Yine aynı bölümdeki sikke seksiyonunda Arkaik Dönemden (MÖ 7 yüzyıl), Osmanlı Dönemi sonuna kadar (1923) basılmış örnekleri, etnografik seksiyonda ise yörenin yakın geçmişteki örf adetlerini, kültürel ve sosyal yapısını yansıtan örnekler yer almaktadır Bunlar, Müzenin güney ve kuzey mekânlarında sergilenmektedir

Apsis Yanındaki Kubbeli Odalar


Rahiplerin Oturması İçin Yapılmış Apsisteki Synthronon


Osmanlı Dönemine Ait Bezemeler & Ayasofya Dıştan Görünüm


Döşeme Mozaiği & Mezar Üzerindeki Fresk


Ayasofya Genel Görünüm







öyle çok özledim ki seni
en yakın şahitidir gözyaşlarım
gözlerimden taşarak dışa vuran

Ve
vuslata açılsın her kapı
Demir parmaklıklar ardına hapsedelim ayrılığı!

The SaMMMıt's
MeDoGaN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-25-2007, 15:04   #3 (permalink)
Üye Bilgileri
Gezgin
 
annem kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jan 2007
Şehir : İstanbul
Yaş: 18
Mesaj: 425
Rep Gücü: 3
Rep Puanı : 107
Rep Seviyesi: annem Yeni Repciannem Yeni Repci
Varsayılan

süper hazırlanmışşşşş
emeğine sağlıkk
tşk


annem Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-25-2007, 20:35   #4 (permalink)
Üye Bilgileri
Gezgin
 
intisem kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Feb 2007
Şehir : Belirtilmedi
Yaş: 20
Mesaj: 317
Rep Gücü: 4
Rep Puanı : 280
Rep Seviyesi: intisem Yeni Repciintisem Yeni Repciintisem Yeni Repci
Varsayılan

emeğine sağlık
intisem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-25-2007, 20:43   #5 (permalink)
Üye Bilgileri
Yorumcu
 
gozdecik kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Sep 2006
Şehir : Aydın
Yaş: 17
Mesaj: 5,908
Rep Gücü: 463
Rep Puanı : 45582
Rep Seviyesi: gozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisigozdecik Repin Efendisi
Varsayılan

saolasın paylaşım iiçn


ölümün son iyiliği bir daha ölmemek
nietszche
gozdecik Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-10-2008, 14:48   #6 (permalink)
Üye Bilgileri
╬Yüzsüz Yürek╬
 
' Alienato ' kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Feb 2008
Şehir : İstanbul
Mesaj: 10,159
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 2585
Rep Puanı : 257479
Rep Seviyesi: ' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar' Alienato ' Repstar