Cocorosie, Emek Sineması’ndaydı
Emek Sineması’nın yarı resmi salonu, son yılların yükselen gruplarından Cocorosie’nin müziğine dar geldi.
İSTANBUL - Yeni ‘psychedelic folk’ akımı diyebileceğimiz ‘New Weird America’ hareketi hayatımıza yeni sesler kazandırdı. Devendra Banhart, Andrew Bird, Joanna Newsom, Anthony And The Johnsons gibi isimlerin çektiği bu akımın en ilginç temsilcilerinden biri Cocorosie bu yılki Caz Festivali’nin Paul Weller ile birlikte en büyük sürprizi oldu.
Sierra ve Bianca Cassidy kardeşlerden oluşan Cocorosie, 12 Temmuz akşamı Beyoğlu Emek Sineması’nda, salon için büyük, İstanbul için küçük bir hayran kitlesinin karşısına çıktı. Konserde özellikle ‘Noah’s Ark’ adlı ikinci albümlerinden örnekler sunan ikiliye, perküsyonda (grubun tabiriyle beat boxer) Pascal Oly ve gitar ve bas gitarda Ben Molinaro eşlik etti.
Emek Sineması’ndaki konser özellikle ilk yarım saat grubun zehrini daha önce tattığı belli olan izleyicilerin tam da beklediği gibi geçti. Kardeşler hayal edildiği gibi uçuk, vokaller albümdeki kadar ‘creepy’, şarkılarsa aynen anımsandıkları kadar büyüleyiciydi.
SALONDAKİ HAVASIZLIK COCOROSIE’NİN BÜYÜSÜNÜ BOZDU
Ama belki de gerek Emek Sineması’nın yarı-resmi atmosferi, gerekse kızkardeşlerin seyirciyle kurdukları iletişimdeki acayiplik, bir süre sonra konserin etkisinin geçmesine, büyünün yavaş yavaş dağılmasına yol açtı. Sonlara doğru havasızlığın iyiden iyiye ruhları sıkan gece, iyi başlayan ama umulduğu kadar iyi gitmeyen bir rüyaya dönüştü. Konser bitiminde ister istemez uyandık.
Şunu da belirtmek lazım; Cocorosie bu festivalin en önemli konuklarındandı ve onları dinlemeyenler, en azından, neyi kaçırdıklarını bilmedikleri için pişman olacak.
Nereye sürüklendiğini bilmeyen yaprak gibiyim
Sıgındım Sana...
Eger rüzgar bitene dek tutmayı basarabılırsen beni
Kuruyana Dek Elindeyim..
fincan kahve içtim kursağımda kaldı telvisi....
|