Hande Yener’i nasıl bilirsiniz?
Kimi albümü çok beğendi kimi hiç sevmedi… Peki ya sen?
Birkaç yıl öncesine kadar, Hande Yener'i ya çok sever, ya çok nefret ederdik. Her iki tarafın da kendine göre haklı gerekçeleri vardı. Sevenler şarkılarındaki enerjiden dem vuruyor, bu şarkıların özellikle geceleri hayat kurtardığını söylüyordu. "Evet," diyorlardı, "kendisi biraz şu, biraz bu ama şarkıları gerçekten çok güzel, insanı acayip gaza getiriyor..."
Sevmeyenler içinse, Özal ve takipçisi iktidarların, bizi usul usul getirip bıraktığı görgüsüzlük-sonradan görmelik batağının 'simge'si gibiydi Yener. O Televolelerin ilk zamanlarında her gün karşımızdaydı, çoğu yaşıtı, meslektaşı gibi yiyip içiyor, gezip tozuyordu.
Sonra yıllar geçti, her şey, hepimiz değiştik ama en çok Hande Yener değişti. "Beni vole-mole oyunlarınızdan muaf tutun" dedi önce, ardından da söyleyeceği şarkılar konusunda da hassas davranmaya başladı. Evet pop yapıyordu ama bu pop dediğimiz şey de, pekala adam gibi yapılabilirdi. "Ya tutarsa!" deyip göle maya çalmaya devam etmenin artık alemi yoktu; böyle yaptığınızda üç ay (günümüzde ise üç gün) ışıkları-kameraları üzerinize çevirebiliyordunuz ama sonrası tam bir muammaydı. Hep ama hep yeni bir 'maya' gerekiyordu size ve bu da tam bir tuzak demekti.
'Siz' kimsenin umurunda değilsiniz anlamına geliyordu bu, şarkınız belki seviliyordu ama sizi ciddiye alan yoktu. Hande Yener'in akıllıca bir kararla ile ilk yaptığı şey, bu gidişattan kendisini sıyırmaya niyetlenmesi oldu.
Her biri üzerinde uzun uzun, ince ince düşünülmüş manevralar silsilesi ile 'eski Hande Yener' olmadığını göstermeye, anlatmaya çalıştı hepimize. O değişebileceğine inanmıştı, değişti. Ardından da bunun doğru olduğunu gördük, biz de inandık. Son albümü Nasıl Delirdim? de, bu çok parlak, çok başarılı 'değişim' hikâyesinin tepe noktası zaten.
|