Daha önceki yazımızda sezonun genel bir teknik değerlendirmesini yapmıştık. Şimdi ise biraz daha detaya inerek lastikler, aerodinamik parçalar, vites kutusu, hidrolikler vs. gibi alanları ele alacağız. Bu sezonki en kapsamlı değişiklik şüphesiz tek lastik tedarikinin hayata geçirilmesi olmuştu. Bu kural. takımları diğer tüm değişikliklerden daha fazla etkiledi.
Bridgestone'un sezon öncesinde sağladığı veriler ve bizzat lastik testlerinden elde edilen sonuçlarda, yeni nesil lastiklerin, ağırlık dağılımında değişiklik yapılmamış 2006 araçlarında arkaları aşındırma eğiliminde olduğu görüldü.
Bu yüzden takımlar takımlar araçların ön aks üzerinde daha fazla ağırlığa ihtiyaç duyacağını biliyordu.
Mühendisler bu sorunun üstesinden gelmek için ağırlık merkezinde değişiklik yapmanın kısmen bir çözüm olabileceğini düşünüyordu. Ancak daha kalıcı ve sağlam bir çözüm için aracın tasarımında değişiklik yapılmasına ihtiyaç duyuluyordu.
Aracın ağırlığı üç ana komponentten oluşuyor ki bunlar, motor, vites kutusu ve monokok yapı. Bunların yerlerinin değiştirilmesi ağırlık dağılımının arkadan öne kaydırılmasında önemli bir etkide bulundu.
Takımlar ayrıca, yakıt yükü hafiflediğinde ağırlık dağılımını çok fazla etkilememesi için tankın ortala doğru yerleştirilmesini istedi. Yakıt tankının ebadı, takımların yarışta pit stoplar arasında katedecekleri en uzun mesafeye göre belirlendi.
Monokok yapının kısaltılması veya vites kutusunun uzaması da ağırlığı öne doğru kaydırdı. Bununla birlikte bazı takımlar bu değişikliklerin önem derecesini idrak etmekte yanıldılar. Öne dağılımın sonuça etkisinin çok fazla olmayacağını düşünen takımlar da bazı değişiklikler yaptılar ancak bunlar yetersiz kaldı. Özellikle sezon öncesinde tasarımla ilgili kararlar daha sonra telafi edilemez veya telafi edilmesi oldukça zor dezavantajlara yol açtı.
Çünkü monokok tasarımın veya vites kutusu uzunluğunun değiştirilmesi sezon boyunca neredeyse imkansızdı. Bu nedenle bu takımlar başka çözümler üretmek zorunda kaldılarsa da yarışlarda alınan sonuçlar ne kadar başarılı olduklarını gösteriyordu.
Farklı ağırlık dağılımının yanı sıra, yeni lastikler bir önceki Bridgestonelar'ın yanı sıra Michelinler'den de çok farklı özellikle sahipti. Bu farklı özellikler lastiklerin belli durumlarda, daha öncekilerden farklı olarak, aşınması sonucunu doğurdu.
Yeni lastikler tur boyunca genelde sağlamlığını korurken, virajlar ve fren bölgelerinde lastik yapısından dolayı baız aşınmalar oldu. Aracın aerodinamikleri de bu şekil değişikliğini etkileyen noklardan biriydi. Aracın yüksekliği bile lastiklere uygun şekilde ayarlandı.
Renault ve Honda, bu sezon rüzgar tünelinde yaptığı testlerin aero sonuçlarını pistlerde göremeyince ciddi bir hız kaybına uğradılar.
Bridgestone, rüzgar tüneli testleri için tüm takımlara havalı lastikler verdi. Bu gerçeğine benzeyen lastikler bir dereceye kadar yarış şartlarındaki durumu karşılamakta da yetersizdi. Ancak zaten hava tünelinde gerçekleştirilen bu tür testlerde tam sonuçlar elde etmek de oldukça zordur.
Şimdi birçok takım aynı zamanda CFD simülasyonlarına odaklanarak lastik deformasyonunda daha isabetli sonuçlar almaya çalışıyor. Yazılımlar sayesinde alınan veriler her ne kadar daha kesin olsa da bu sisteminde rüzgar tünellerindeki testlere göre bazı dezavantajları bulunuyor.