Yorumla.Net  


Geri Git   Yorumla.Net > Günlük Haberler > Magazin Haberleri

Magazin Haberleri Gündemdeki Magazin Dedikoduları Resimler Haberler...

Yorumla.Net Forum'a Hoşgeldiniz

! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN !


Yeni Konu Gönder  Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-20-2008, 04:37 PM   #1 (permalink)
Üye Bilgileri
-.. Gia Sena ..-
 
RoZa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Mesaj: 72,380
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 6000
Rep Puanı : 412103
Rep Seviyesi: RoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa Repstar
Varsayılan Paran sınırlıysa senaryon iyi olmalı




Paran sınırlıysa senaryon iyi olmalı

Yakında DVD'si piyasaya çıkacak olan 'Ara' filminin yönetmeni Ümit Ünal, film çekerken yönetmenin bütçesi kısıtlıyla, senaryosunun önceden çok iyi kurgulanmış olması gerektiğini söylüyor..

Sinema yapan insanların isimleri uzun süre yaptıkları işlerle anılır. Ümit Ünal ise çok uzun bir süre boyunca 'Teyzem'in senaristi olarak anıldı. Henüz 21 yaşındayken yazdığı bu film sonrasında, birçok filmin senaryosuna imza atmış olmasına rağmen 'Teyzem'in şöhreti eksilmedi. İlk filmi 'Dokuz' sınırlı sayıda izleyiciye ulaşmasına rağmen aldığı ödüller ve izleyenlerin beğeni dolu sözleriyle küçük çaplı bir efsaneye dönüştü. Senaryosunu yazdığı ve bir bölümünü yönettiği 'Anlat İstanbul' da İstanbul Film Festivali'nden ödülle döndü, eleştirmenlerden ve izleyiciden de olumlu tepkiler aldı. Şimdiyse, üçüncü sinema filmi 'Ara'yla karşımıza geliyor yönetmen. Bununla birlikte, filmin geçtiğimiz eylül ayında ön jüriden geçemediği için Antalya Film Festivali'ne kabul edilmemesi üzerine çıkan tartışmalar 'Ara'ya ilişkin merakı bir kat daha arttırdı. Ümit Ünal orada bulunmadığı halde birden festivalin en çok konuşulan ismi oluvermişti.

MANEVİ BOŞLUĞU ANLATTI
Ümit Ünal, 'Ara'da iki kadın ve iki erkekten oluşan bir grubun öyküsünü anlatıyor: İdealist bir öğretmenin çocuğu olan Ender (Erdem Akakçe), onun uzun süre yurtdışında yaşayıp memleketine dönmüş sevgilisi Gül (Selen Uçer), Ender'in en iyi arkadaşı aynı zamanda iş ortağı olan Veli (Serhat Tutumluer) ve onun İstanbul'da ailesinden uzakta yaşayan sevgilisi Selda (Betüm Çobanoğlu). Bu dörtlünün 10 yıla yayılan ilişkisi üzerinden direkt olarak yozlaşmanın ta kendisiyle olan dertlerini perdeye yansıtıyor yönetmen. Hikayenin yüzde 99'uysa, Gül'ün reklam filmlerine ve dizilere çekim için kiraladığı babadan kalma evinde geçiyor. Ümit Ünal, 'Ara'yla ilgili bilinmeyenleri Sinema dergisine anlattı.

* 'Ara'yı gerçekleştirmek için ne zamandan beri çalışıyorsunuz? Serra Yılmaz'la çekeceğiniz bir başka projeniz vardı ona ne oldu?
İngiltere'de geçen bir hikayeydi o. Serra Yılmaz'ın bir seri katili oynayacağı, artık yılan hikayesine dönen bir proje... O projenin artık çekilemeyeceği anlaşıldı ve daha küçük bütçeli bir film çekmek için elimdeki imkanlara göre bir senaryo yazmaya karar verdim. O vesileyle de 'Ara'yı yazdım. Hikayesi aslında benim çok eskiden beri düşündüğüm bir hikayeydi. Yakından tanıdığım insanlarla, dahası arkadaşlarımla bu filmi çekmeye karar verdim.
İSTEYEREK YAPIYORUM
* Filmde kişisel öğeler de var mı? Sizinle ya da çevrenizle ilgili gözlemleriniz filme ne derece yansıdı? Bu hikayeden yola çıkarak temas etmek istediğiniz noktalar nelerdi?
Kendim isteyerek yaptığım filmlerde ben içerik temelli çalışıyorum. Çok samimi bir şekilde kendi dertlerimden, gördüğüm ve bana acı veren şeylerden bahsetmeye çalışıyorum. Hem kendi hayatımda filmdekine benzer şeyler yaşadım, hem de çevremde birçok insanın bu filmdekine benzer şeyler yaşadığını gördüm. Türkiye son otuz senede yani benim çocukluğumdan beri büyük bir değişim geçirdi. Mütevazı bir ülkeyken, ciddi bir tüketim toplumuna doğru yöneldik. Sanat geri plana atıldı, okullarda da aynı şekilde sanatsal dersler farazi işlermiş gibi ikinci plana atıldı. Dolayısıyla, neredeyse manevi bir hayat kalmadı ülkede. Benim filmdeki karakterlerim de bu anlamda çok büyük bir manevi boşluk yaşıyorlar.

* Türkiye'nin sosyal hayatta geçirdiği değişimin filmin hikayesini çok etkilediğini söylediniz. Başka esin kaynaklarınız oldu mu?
Özal sonrası Türkiye'de gerçek bir arsızlaşma, bir yırtma arzusu ama ne pahasına olursa olsun 'yırtma' ve iyi yaşama arzusu hasıl oldu. Sanırım bu ahlaki değişim o zaman gerçekleşti. Bunun etkisi yadsınamaz. Fakat benim filmle ilgili en büyük ilham kaynağım Harold Pinter'in Betrayal adlı oyunudur, zaten film de oyundan bir alıntıyla başlar...

* Yazdığınız filmlerde kurgu büyük bir rol oynuyor. Kurgu masasında çok fazla mesai harcanmış gibi görünüyor. Ancak sanıyoruz bu mesai aslında senaryo masasında gerçekleşiyor değil mi?
Çok sınırlı bir parayla yani bütçeyle film yaptığınız zaman, senaryonun çok sağlam kurulmuş olması ve her sahnenin kağıt üzerinde çok düzgün yazılması gerekiyor.



Göremezler…
İzin vermezsem üzemezler…
Çözemezler…
Benim bir düşüm var ki asla bilemezler!
RoZa Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-20-2008, 04:39 PM   #2 (permalink)
Üye Bilgileri
-.. Gia Sena ..-
 
RoZa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Mesaj: 72,380
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 6000
Rep Puanı : 412103
Rep Seviyesi: RoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa Repstar
Varsayılan

Antalya'da bilmediğimiz bir süreç dayatılıyor!


İsterseniz şimdi de Antalya Film Festivali meselesine gelelim...
Antalya konusunda beni en çok üzen ve kızdıran şey bizim bilmediğimiz bir sürecin bize dayatılması oldu. Önceden bize söylenmeyen ciddi bir ön seçim süreci varmış. Bu sürecin nasıl gerçekleşeceği şartnamede yazmıyordu. Eğer gerekli görülürse bir ön eleme jürisi oluşturabilir diye bir madde vardı ama bu ön eleme jürisinin gizli olacağı, birçok kişiden oluşacağı, bu insanların birbirinden bile habersiz olacağı, bu jürinin filmleri ne şartlarda izleyeceği gibi şeyler yazmıyordu. Yoksa mesele ön eleme değil, ön eleme İstanbul'da da var, Rotterdam'da var, Berlin'de de var ama bu elemeyi yapan insanların kim olduğunu, ne şartlarda filmleri izlediklerini biliyorsunuz... Ben de, herhalde ön elemeyi Engin Bey (TÜRSAK Başkanı) ve Türsak'taki yetkili iki üç kişi yapacak diye düşünerek filmin bitmemiş bir kopyasını gönderdim. Üzerine de nelerin eksik olduğunu yazdım. Birdenbire öğrendik ki, 13 kişilik (ya da daha fazla) bir ön jüri oluşturulmuş, bu filmler çoğaltılıp onlara verilmiş, her biri ayrı ayrı filmleri izlemişler. Ben bu duruma çok şaşırdım. Üzerine bir de film elenince ayrıca şaşırdım. Ben, Engin Bey'in ve etrafındaki insanların istediği filmlerin Antalya'ya seçildiğine inanıyorum. Kimse beni o ön elemenin suistimal edilmediğine inandıramaz.


Göremezler…
İzin vermezsem üzemezler…
Çözemezler…
Benim bir düşüm var ki asla bilemezler!
RoZa Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-20-2008, 04:39 PM   #3 (permalink)
Üye Bilgileri
-.. Gia Sena ..-
 
RoZa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Mesaj: 72,380
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 6000
Rep Puanı : 412103
Rep Seviyesi: RoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa Repstar
Varsayılan

Okul döneminde de araştırma arzum hep oldu

* Senaryosunu yazdığınız ilk dönem filmlerinize baktığımız zaman, klasik dramatik yapıya daha yakın filmler ortaya çıkardığınızı görüyoruz. Kendi yazıp-yönettiğiniz filmlerdeyse durum farklı. 'Ara'da da ilk dikkat çeken hususlardan biri bu. Özetle klasik olanla, daha deneysel olan arasında gidip geliyorsunuz. Bu ikili arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz?
Ben okul dönemimden beri klasik olanın yanında daha yeni, daha deneysel duran işler yapmaya çalıştım. O zaman yaptığım ve kısa filmlerde de hep bir araştırma, yeni şeyler deneme arzusundaydım. 80'lerde yazdığım senaryolar da Yeşilçam'ın o zamana kadar gelen senaryo anlayışından ya da karakter anlayışından aslında çok farklıydı. Sanatçılar aslında toplumların sinir uçları olarak yaşıyorlar. Kendilerine bir takım yetenekler bahşedilmiş ve bu yeteneklerini, hissettiklerini sanat yoluyla anlatabilmek için kullanmaları gerekiyor. Başkaları neyi sever, neyi beğenir diye düşünerek kullanmamaları gerekiyor. Klişelerden uzak durmak gerekiyor.


Göremezler…
İzin vermezsem üzemezler…
Çözemezler…
Benim bir düşüm var ki asla bilemezler!
RoZa Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-20-2008, 04:40 PM   #4 (permalink)
Üye Bilgileri
-.. Gia Sena ..-
 
RoZa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Şehir : Eskişehir
Mesaj: 72,380
Blog Başlıkları: 1
Rep Gücü: 6000
Rep Puanı : 412103
Rep Seviyesi: RoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa RepstarRoZa Repstar
Varsayılan

Dostları oynadı

Ümit Ünal, 'Ara'nın oyuncu kadrosunun çok yakın dostları olduğunu söylüyor. Filmde, Erdem Akakçe, Selen Uçer başrolde yer aldı.


Göremezler…
İzin vermezsem üzemezler…
Çözemezler…
Benim bir düşüm var ki asla bilemezler!
RoZa Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları



Saat 10:32 AM.


Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0

One of the largest message boards on the web ! Hosting Hizmetleri TOPlist