Yunus Emre Hakkında Bilgi VE Şiirleri

Konu, 'Şairler ve Yazarların Şiirleri' kısmında GoKo_FB tarafından paylaşıldı.

  1. GoKo_FB

    GoKo_FB Pasif yorumcu

    Kayıt:
    7 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    1.198
    Konular:
    662
    Beğeniler:
    138
    Nereden:
    İzmir
            
    Yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz. Nerede, hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu'ya Doğu'dan gelen Türk oymaklarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu söylenirse de kesin değildir. 1320 dolaylarında Eskişehir'de öldüğü söylenir. Batı Anadolu'nun birkaç yöresinde 'Yunus Emre' adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden 'makam' adı verilen yer vardır. Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. Anadolu'da 'Yunus Emre' adını taşıyan ve Yunus Emre'den çok sonraları yaşamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Gene Yunus Emre adını taşıyan ve başka şairlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 şiir daha derlenmiştir. Onun dil, şiir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen Divan'daki şiirleri nedeniyledir.

    Yunus Emre'nin şiirinde, edebiyat tarihi bakımından, dil, düşünce, duygu ve yaratıcılık gibi dört önemli sorun sergilenir. Bu sorunlar bir görüş ve inanış bütünlüğü içinde ele alınır, insan konusunda odaklaştırılır. Şiirde işlenen konular ise insan, Tanrı, Varlık Birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçakgönüllülük, erdem, eliaçıklık gibi genellikle gerçek yaşamı ilgilendiren kavramlardır. O, bu kavramları, şiirinin bütünlüğü içinde temel öğe olarak sergilemiştir.

    İnsan bir 'sevgi varlığı'dır, tin ile gövde gibi iki ayrı tözden kurulmuştur. Tin tanrısaldır, ölümsüzdür, gövdede kaldığı sürece geldiği özün ve yüce kaynağa, tanrısal evrene dönme özlemi içindedir. Gövde dağılır, kendini kuran öğelere ayrılır. İçinde insanın da bulunduğu tüm varlık evreni toprak, su, ateş ve yel gibi dört ilkeden kurulmuştur. Bu dört ilke yaratılmıştır, yaratıcı da Tanrı'dır. Tanrı, bu dört ilkeyi yarattıktan sonra, ayrı ayrı oranlarda birleştirerek varlık türlerinin oluşmasını sağlamıştır. İnsan sevgi yoluyla Tanrı'ya ulaşır, çünkü insanla Tanrı arasında özdeşlik vardır. Ancak, insanın bu madde evreninde bulunması, tinin tanrısal kaynaktan uzak kalması bir ayrılıktır. Bu ayrılık insanı, yaşamı boyunca Tanrı'yı düşünme, ona özlem duyma olaylarıyla karşı karşıya getirmiştir. Gerçekte insan-Tanrı-evren üçlüsü birlik içindedir, var olan yalnız Tanrı'dır, türlülük bir 'görünüş'tür. Çünkü Tanrı, kendi özü gereği, bütün varlık türlerini kapsar, her varlıkta yansır. Evreni kuran öğelerle insanın gövdesini oluşturan ilkeler özdeştir. Bu özdeşlik tanrısal tözün bütün varlık türlerinde, biçimlendirici bir öğe olarak bulunmasından dolayıdır. Tanrısal tözün nesnel varlıklarda bulunması bir 'yansıma' niteliğindedir, çünkü Tanrı yarattığı nesnede yansıyınca 'oluş' gerçekleşir.

    Sevgi insanda birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğindedir. Yunus Emre, sevgiyi Tanrı ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilim diye anlar. Sevginin ereği yüce Tanrı'ya ölümsüz olana kavuşmak, onun varlığında bütünlüğe ulaşmaktır. Tanrı insanla özdeş olduğundan kendini seven Tanrı'yı, Tanrı'yı seven kendini sever. Çünkü sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır. Sevginin olmadığı yerde, öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz durumlar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnız seven bilir, sevmek de bir bilgelik, bir olgunluk işidir. Yeterince aydınlanmamış, Tanrı ışığından yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlık türlerini birbirine bağlayan, onları tanrısal evrene yönelten sevgidir. Sevgi bir çıkar aracı olmadığından seven karşılık beklemez. Dost kişi gerçek seven kimsedir (âşık). Dost başka bir anlamda da Tanrı'dır, kişinin gönlünde ışıyan tözdür.

    Yunus Emre'de yaşamak tanrısal tözün bir yansıması olan evrende sevinç duymaktır. Çünkü, bütün varlık türlerinde Tanrı görünmektedir, bu nedenle severek, düşünerek yaşamayı bilen kimse her yerde Tanrı ile karşı karşıyadır. Yaşamak belli nesnelere bağlanmak, yalnız gelip geçici varlıkları edinmek için çırpınmak değildir. Böyle bir yaşama biçimi kişiyi tanrısal tözden uzaklaştırdığı gibi yetkinlikten, bilgelikten de yoksun kılar. Yunus Emre'nin dilinde bilge kişinin adı 'eren'dir. Eren barış içinde yaşamayı, bütün insanları kardeş görmeyi, kendini sevmeyeni bile sevmeyi bilen kişidir. Onun gönlü yalnız sevgiyle, dostluk duygularıyla doludur. Evreni bir tanrısal görünüş alanı olarak bildiğinden, erenin evrene karşı da sevgisi, saygısı vardır. Erenin gözünde insan bir küçük evrendir, büyük evren ise tanrısal tözün kuşattığı sonsuz varlık alanıdır. Eren olma aşamasına ulaşmış kişide erdem, alçakgönüllülük, eli açıklık, yetkinlik, olgunluk bir bütünlük içinde bulunur.

    Ölüm tinin gövdeden ayrılıp tanrısal kaynağa dönmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle ölüm tinle gövde arasında bir ayrılıktır. Gerçekte ölüm yoktur, tinin ölümsüzlüğe ulaşması, yüce kaynağa dönüşü vardır. Çünkü, bütün varlık türleri tanrısal tözün yansıması olduğundan, salt ölüm de söz konusu değildir. Ölümün bir başka anlamı da bilgiden, erdemden, yetkinlikten, sevgiden yoksun kalmaktır.

    Yunus Emre'nin şiirinde Yeni-Platonculuk'tan kaynaklanan Tasavvuf öğretisinin bütün sorunları bulunur. Bunlara yeni bir çözüm getirmez, Yeni-Platonculuk'un yöntemine dayanarak yorumlar ileri sürer. Bu nedenle onun şiiri Yeni-Platonculuk'un Türkçe açıklanışıdır.

    Yunus Emre'nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu'da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçe'nin ses yapısına uymayan 'aruz' olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçe'nin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür. Yer yer yalın halk söyleyişine yaklaşan dilinde anlam-uyum bağlantısı bütüncül bir içerik taşır. Ona göre önemli olan bir sözü etkili biçimde söylemektir. Bu nedenle sözün boş bir kavram olmaması, bir varlık sorununu, bir düşünceyi dile getirmesi gerekir. İnsan ancak söz söyleme yetisiyle insandır, konuşan Tanrı durumundadır. Yunus Emre'de Türkçe, şiir dili olma yanında, düşünceyi içeren, açıklayan bir odak özelliği kazanmıştır.


    ESERLERİ
    Divan, (ö.s), 1943; Risaletü'n-Nushiye, (ö.s), 1965, ('Öğüt Kitapçığı').
  2. GoKo_FB

    GoKo_FB Pasif yorumcu

    Kayıt:
    7 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    1.198
    Konular:
    662
    Beğeniler:
    138
    Nereden:
    İzmir
    ŞİİRLERİ
    Adem Oğlu:

    Miskin Adem oğlanı,nefse zebun olmuşdur
    Hayvan canavar gibi,otlamağa kalmıştır

    Hergiz ölümün sanmaz,ölesi günin anmaz
    Bu dünyadan usanmaz,gaflet önin almışdur

    Oğlanlar öğüt almaz,yiğitler tevbe kılmaz
    Kocalar taat kılmaz,sarp rüzigar olmuştur

    Beğler azdı yolundan,bilmez yoksul halinden
    Çıktı rahmet gölünden,nefs gölüne dalmışdur

    Yunus sözi alimden,zinhar olma zalimden
    Korkadurın ölümden,cümle doğan ölmüşdür.
    _________________________________________________________________

    Ağaç:

    Giderim ben yol sıra yavlak uzanmış bir ağaç
    Böyle lâtif böyle şirin gönlüm aydur birkaç sır aç

    Böyl’uzamak ne manâdır çünkü bu dünya fânîdir
    Bu fuzûllük nişânıdır gel beri miskinliğe geç

    Böyle lâtif beziniben böyle şirîn düzünüben
    Gönül Hakk’a uzanuban dilek nedir neye muhtâç

    Ağaç karır devrân döner kuş budağa birken konar
    Dahi sana kuş konmamış ne güvercin ne hod turaç

    Bir gün sana zevâl ere yüce kaddin ine yere
    Budakların oda gire kaynaya kazan kıza saç

    Er sırrıdır sırrın senin er yeridir yerin senin
    Ne yerdedir yerin senin sana sorarım ey ağaç

    Yunus Emre sen bir nice eksikliğin yüz bin onca
    Kur’ağaca yol sorunca teferrüclen yoluna geç
    _________________________________________________________________

    Ah Nefis:

    Girdim Aşkın denizine bahrılayın yüzer oldum
    Geştediben denizler Hızır'layın gezer oldum

    Cemalini gördüm düşte çok aradım yazda kışta
    Bulamadım dağda taşta denizleri süzer oldum

    Sordum deniz malikine ırak değil salığına
    Girdim gönül sınığına gönülleri düzer oldum

    Viran gönlüm eyledim şar bunculayın şar nerde var
    Haznesinden aldım gevher dükkan yüzün bozar oldum

    Ben ol dükkan-dar kuluyum gevherler ile doluyum
    Dost bağının bülbülüyüm budaktab gül üzer oldum

    Ol budakta biter iman iman bitse gider güman
    Dün gün isim budur heman nefsime bir tatar oldum

    Canım bu tene gireli nazarım yoktur altına
    Düştüm ayaklar altına topraklayın tozar oldum

    Tenim toprak tozar yolca nefsim iltir beni önce
    Gördüm nefsin burcu yüce kazma aldım kazar oldum

    Kaza kaza indim yere gördüm nefsin yüzü kara
    Hümeti yok resul'lere bentlerini bozar oldum

    Bu nefs ile dünya fani bu dünyaya gelen hanı
    Aldattın ey dünya beni işlerinden bezer oldum

    Yunus sordu girdi yola kamu gurbetleri bile
    Kendi ciğerim kanıyla vasf-ı halim yazar oldum
    _________________________________________________________________

    Ah Ölüm:

    Yalancı dünyaya konup göçenler
    Ne söylerler ne bir haber verirler
    Üzerinde türlü otlar bitenler
    Ne söylerler ne bir haber verirler

    Kiminin başında biter ağaçlar
    Kiminin başında sararır otlar
    Kimi masum kimi güzel yiğitler
    Ne söylerler ne bir haber verirler

    Toprağa gark olmuş nazik tenleri
    Söylemeden kalmış tatlı dilleri
    Gelin duadan unutman bunları
    Ne söylerler ne bir haber verirler

    Yunus derki gör taktirin işleri
    Dökülmüştür kirpikleri kaşları
    Başları ucunda hece taşları
    Ne söylerler ne bir haber verirler
    _________________________________________________________________

    Ahır Zaman:

    İşidün ey ulular,Ahır zaman olusar
    Sağ müslüman seyrekdür,Ol da güman olusar

    Danışman okur tutmaz,Derviş yolun gözetmez
    Bu halk öğüt işitmez,Ne sarp zaman olısar

    Gitti beyler mürveti,Binmişler birer atı
    Yediğü yoksul eti,içtiğü kan olısar

    Ne acayip sergüzeştler,Bağrım dolu serzenişler
    Durmaz akar kanlı yaşlar,Aksa gerek şimden gerü.
    _________________________________________________________________

    Aşık Kendi Kanını:

    Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını
    Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını

    Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir
    Aşık kendi bırakır boynuna urganını

    Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali
    Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını

    Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle
    Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını

    Belkıys ile Süleyman aşka düştü bir zaman
    İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını

    Gökteki Harut Marut aşk için indi yere
    Zühre yüzün görecek unuttu Rahman'ını

    Güzaf görmen siz aşkı kime oğradı ise
    Sultanı iltir baştan yitirir hanmanını

    Ferhat bu aşk yolunda başın külünge tuttu
    Hüsrev Şirin derdinden dosta verdi canını

    Leyli'yle Mecnun işi acebdür ( ür ) bu halka
    Abdürrezzak terk etti aşk için imanını

    Zemane vefaları cefa gelir yunüs'a
    Bir doğru yer bulucak fidi kılar canını
    _________________________________________________________________

    Aşıkmı Diyem:

    Erenlerin gönlünde ol sultan dükkan açtı
    Nice bizim gibiler anda konuban geçti

    Cümle erenler uçtu dağlar yazılar geçti
    Aşk kazanına düştü kaynayıbanı pişti

    Bu dünyanın meseli benzer murdar gövdeye
    İtler gövdeye düştü Hak dostu kodu geçti

    Aşıkmı diyem ona can terkini urmadı
    Aşık ona diyeler kim melamete düştü

    Yine esridi Yunus Taptuk yüzün görelden
    Meğer onun gölünden bir cur'a şerbet içti
    _________________________________________________________________

    Aşk'ın Beni:

    Gözüm seni görmek için elim sana ermek için
    Bu gün canım yolda kodum yarın seni bulmak için

    Bu gün canım yolda koyam yarın ivazın veresin
    Arz eyleme uçmağını hiç arzum yok uçmak için

    Benim uçmak neme gerek hergiz gönlüm ona bakmaz
    İşbu benim zarılığım değildürür bir bağ için

    Uçmak uçmağım dediğin mü'minleri yeltediğin
    Vardır ola bir kaç huri arzum yoktur koçmak için

    Bunda dahi verdin bize ol huriyi çiftü helal
    Ondan geçti arzum tamam arzum sana ermek için

    Sufilere ver sen onu bana seni gerek seni
    Haşa ben terkedem seni şol bir evle çardak için

    Yunus hasretdürür sana hasretini göster ona
    İşin zulüm değil ise dad eylegil istedi çün.
    _________________________________________________________________

    Aşk:

    İşidin ey yârenler
    Kıymetli nesnedir aşk
    Değmelere bitinmez
    Hürmetli nesnedir aşk

    Dağa düşer kül eyler
    Gönüllere yol eyler
    Sultanları kul eyler
    Hikmetli nesnedir aşk

    Kime kim vurdu ok
    Gussa ile kaygu yok
    Feryad ile âhı çok
    Firkatli nesnedir aşk

    Denizleri kaynatır
    Mevce gelir oynatır
    Kayaları söyletir
    Kuvvetli nesnedir aşk

    Miskin Yunus neylesin
    Derdin kime söylesin
    Varsın dostu toylasın
    Lezzetli nesnedir aşk
    _________________________________________________________________

    Aşk Ateşi:

    Girdim aşkın denizine bahrılayın yüzer oldum
    Geştediben denizleri Hızır'layın gezer oldum

    Cemalini gördüm düşte çok aradım yazda kışta
    Bulamadım dağda taşta denizleri süzer oldum

    Sordum deniz malikine ırak değil salığına
    Girdim gönül sınığına gönülleri düzer oldum

    Viran gönlüm eyledim şar bunculayın şar nerde var
    Haznesinden aldım gevher dükkan yüzün bozar oldum

    Ben ol dükkan-dar kuluyum gevherler ile doluyum
    Dost bağının bülbülüyüm budaktan gül üzer oldum

    Ol budakta biter iman iman bitse gider güman
    Dün gün isim budur heman nefsime bir Tatar oldum

    Canım bu tene gireli nazarım yoktur altına
    Düştüm ayaklar altına topraklayın tozar oldum

    Tenim toprak tozar yolca nefsim iltir beni önce
    Gördüm nefsin burcu yüce kazma aldım kazar oldum

    Kaza kaza indim yere gördüm nefsin yüzü kara
    Hümeti yok Peygamber'e bentlerini bozar oldum

    Bu nefs ile dünya fani bu dünyaya gelen hanı
    Aldattın ey dünya beni işlerinden bezer oldum

    Yunus sordu girdi yola kamu gurbetleri bile
    Kendi ciğerim kanıyla vasf-ı halim yazar oldum
  3. GoKo_FB

    GoKo_FB Pasif yorumcu

    Kayıt:
    7 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    1.198
    Konular:
    662
    Beğeniler:
    138
    Nereden:
    İzmir
    Aşk Bezirganı:

    Aşk bezirganı
    Sermaye canı
    Bahadır gördüm
    Cana kıyanı

    Zehi bahadır
    Can terkin urur
    Kılıç mı keser
    Himmet giyeni

    Kamusun bir gör
    Kemterin er gör
    Alu görmegil
    Palas giyeni

    Tez çıkarırlar
    Fevkal'ulaya
    Bin isa gibi
    Dünya yakanı

    Tez indirirler
    Tahtesseraya
    Bir karun gibi
    Dünya kovanı

    Aşık olanın
    Nişanı vardır
    Melamet olur
    Belli beyanı
    ____________________________________________________________________________________

    Aşkın Aldı Benden Beni:

    Aşkın aldı benden beni
    Bana seni gerek seni
    Ben yanarım dün ü günü
    Bana seni gerek seni

    Ne varlığa sevinirim
    Ne yokluğa yerinirim
    Aşkın ile avunurum
    Bana seni gerek seni

    Aşkın aşıklar oldurur
    Aşk denizine daldırır
    Tecelli ile doldurur
    Bana seni gerek seni

    Aşkın şarabından içem
    Mecnun olup dağa düşem
    Sensin dünü gün endişem
    Bana seni gerek seni

    Sufilere sohbet gerek
    Ahilere ahret gerek
    Mecnunlara Leyla gerek
    Bana seni gerek seni

    Eğer beni öldüreler
    Külüm göğe savuralar
    Toprağım anda çağıra
    Bana seni gerek seni

    Cennet cennet dedikleri
    Birkaç köşkle birkaç huri
    İsteyene Ver anları
    Bana seni gerek seni

    Yunus'dürür benim adım
    Gün geçtikçe artar odum
    İki cihanda maksudum
    Bana seni gerek seni
    ____________________________________________________________________________________

    Bana Seni Gerek Seni:

    Aşkın aldı benden beni,
    Bana seni gerek seni;
    Ben yanarım dünü, günü,
    Bana seni gerek seni,..

    Aşkın, âşıklar öldürür.
    Aşk denizine daldırır
    Tecelli ile doldurur
    Bana seni gerek seni.

    Sofilere sohbet gerek
    Ahilere ahret gerek
    Mecnunlara Leylâ gerek
    Bana seni, gerek seni.

    Yunus durur benim adım
    Gün geçtikçe artar odum
    İki cihanda maksudum
    Bana seni gerek seni...

    ___________________________________________________________________________________

    Behey Kardaş

    Be hey kardaş hakk'ı bulammı dersin,
    Hakk'a yarar amel işlemeyince
    Tarikat sırrına eremmi dersin,
    Kamil mürşid sana söylemeyince.

    Özenirsen gardaş, tevhide özen.
    Tevhiddir nefsinin kal'asın bozan
    Hiç kendi kendine kaynarmı kazan
    Çevre yanın ateş eylemeyince.

    Değme kişi gönül evin düzemez
    Hakk'ın taktirini kimse bozamaz.
    Tarikat ummandır dalıp yüzemez,
    Aşkın deryasını boylamayınca.

    Aşkım galip geldi yüreğim harlar
    Aşık olan ar-ı namusu neyler
    Behey yunus sana söyleme derler
    Ya ben öleyimmi söylemeyince.

    ____________________________________________________________________________________
  4. ros_ay

    ros_ay Pasif yorumcu

    Kayıt:
    19 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    12.033
    Konular:
    2.377
    Beğeniler:
    1.159
    Nereden:
    Belirtilmedi
    şairler&yazarlar bölümüne açınız,konu açmadan önce arama yapınız...

Sayfayı Paylaş