Yaşlılıkta bunama, mantıksız konuşma

Konu, 'Psikoloji' kısmında violet tarafından paylaşıldı.

  1. violet

    violet Hoşgeldin Meleğim..

    Kayıt:
    11 Ekim 2006
    Mesajlar:
    142.398
    Konular:
    48.970
    Beğeniler:
    11.011
    Nereden:
    Belirtilmedi
            
    Korkular insan hayatının her döneminde yer alsa da daha çok çocuklar için var olduğu düşünülür. Aslında yaşlanan bireylerde de yoğun yaşanan korkular vardır. Bu konuyu moralhaber.net için NP GRUP Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi hekimlerinden Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan kaleme aldı.

    Geçen yüzyılda yaşlı nüfusu süratle artmıştır. Nüfusun en hızlı çoğalan kesimi, 85 yaş ve üstündekilerdir. Amerika'nın nüfusu 1900 yılında 76 milyondu, bu rakamın 100 binini 85 yaş ve üstündekiler oluşturuyordu. Aynı ülkenin nüfusu 2000 yılında 275 milyona, 85 yaş ve üstündekilerin sayısı ise 4 milyonun üstüne çıktı. Yani ABD nüfusu 100 senede yaklaşık 4 kat artarken, 85 yaş ve üstündekilerin sayısı en az 40 kat arttı. Özetle, 20nci asırda bir 'ihtiyar patlaması' yaşandı.

    Nüfusun bileşimindeki bu değişiklik hem sosyal güvenlik sistemlerini, hem tıbbı, hem toplum hayatını, hem de kültürümüzü etkilemiştir, etkileyecektir. Bu yüzden kitabımızda yaşlılara özel bir bölüm ayırmayı uygun gördük.

    Yaşlılarda daha sık görülen sadece iki ruhsal bozukluk vardır:

    1-Bunama

    2-Delirium (beden sağlığındaki bozulmanın beyni etkilemesi sonucu geçici olarak dikkatte dağılma, nerede olduğunu bilememe, etrafındakileri tanıyamama, sayıklama, mantıksız konuşma, hayal görme hali).

    Hatta depresyon, kaygı ve korku bozuklukları, alkol ve madde bağımlılığı, akıl hastalıkları 65 yaşın üstündekilerde daha seyrektir.

    Fakat bu bulgu, yaşlıların ruhsal sorun yaşamadığı şeklinde anlaşılmamalıdır. Ruhsal bozukluklar gençlerde olduğu gibi yaşlılarda da sıktır. Hatta her dört yaşlıdan birinde ciddi bir ruhsal 'belirti' vardır (ruhsal 'hastalık' olmasa da).

    Yaşlılarda kaygı ve korku bozukluklarının gençlere göre daha az görülmesi de, hiç görülmediği anlamına çekilmemelidir. Hatta 65 yaşın üstünde en sık rastlanan ruhsal bozukluk, 'korkular'dır. Bu kitapta bahsi geçen çeşitli korkular, ihtiyarlarda 'bunama'dan dahi yaygındır. Ancak korkular gençlerde daha sık görülürken, bunama yaşlılara özgü bir hastalıktır.

    Yaşlılar gençlerle kıyaslandığında olumsuz duyguları (üzüntü, öfke, korku gibi) daha az, olumlu duyguları (mutluluk gibi) daha çok dile getirirler. Ağır fiziki hastalığı olan yaşlılarda bile genellikle iyimser duyguların ön planda olduğu dikkat çeker.

    Demek ki ilerleyen yaş insanın ruh sağlığını kötü yönde değil iyi yönde etkiler.

    Yakın tarihte Amerika'da 70-79 yaş arası aktif yaşamayı sürdürebilen 1000 küsur ihtiyar arasında yapılan araştırma enteresan sonuçlar vermiştir. Bu araştırmada ihtiyar zencilerin ihtiyar beyazlardan ruhen daha sağlıklı olduğu gözlenmiştir. Hele eğitim düzeyi düşük ihtiyarlar karşılaştırıldığında, zencilerin ruh sağlığı çok daha iyidir. Toplumun alt katmanlarına gidildikçe ruh sağlığının düzelmesi şaşırtıcıdır. Araştırmacılara göre bunun sebebi, zencilerin, özellikle fazla okula gitmemiş zencilerin, içinde bulundukları toplumla daha sıkı fıkı olmaları, daha 'sosyal' bir hayat sürmeleri, yalnız kalmamalarıdır.

    'Kişilik gelişimi' konusunda en muteber araştırmaları yapmış olanlardan biri, Erik Erikson'dur. Erikson'a göre ömrümüzün son deminin özelliği, 'ümitsizlik' duygusunun sona erip 'bütünlük' duygusunun gelişmesidir. Yaşlı, hayatını gözden geçirir, sonunda huzura ve bilgeliğe ulaşır. Fakat, kişi hayatını iyi yaşadığını düşünüyorsa huzur ve bilgeliğe ulaşır. Eğer 'Ömrümde doğru tercihlerde bulunmadım, hayat çok kısa, yeniden yaşama şansım da yok' diye düşünüyorsa, bilge değil huzursuz bir ihtiyar olur. İstisnalara rağmen çoğu insanın yaş ilerledikçe hayatın acılarıyla daha kolay baş eder hale geldiği, bilgeleştiği bir gerçektir.

    Yaşlılarda mesela ölüm korkusunun çok sık görüldüğü sanılır. Halbuki biz ruh sağlığı uzmanlarına ölüm korkusuyla başvuranların büyük bölümü gençlerdir. Hastalık korkuları için de durum aynıdır, bizim gördüğümüz 'hastalık hastalarının' ekserisi genç insanlardır. Bu kitapta ele alınan korkuların büyük bölümü erişkinliğin erken dönemlerinde, hatta çocuklukta ortaya çıkar. Yaş ilerledikçe de düzelir veya sahibiyle beraber yaşlanır.

    Yine de yaşlının hayatını olumsuz etkileyen, kaygı ve mutsuzluğa yol açan, yaşlılara özgü durumlar vardır. Bu durumlara kısaca göz atmakta fayda var.

Sayfayı Paylaş