Terapi Akımları

Konu, 'Üniversiteler' kısmında Eleftra tarafından paylaşıldı.

  1. Eleftra

    Eleftra Her şey bâtıni!

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    131.807
    Konular:
    37.018
    Beğeniler:
    4.717
    Nereden:
    Eskişehir
            
    Çağdaş Akımlar

    Düşünce (Ellis) + Duygu (Rogers) + Davranış (Davranışçılar) = En iyi terapi modeli
    YAKLAŞIMLAR
    A) DUYUŞSAL YAKLAŞIMLAR ;GEŞTALT TERAPİ, ADLER, FREUD, VAROLUŞÇU TERAPİ, DANIŞANDAN HIZ ALAN YAKLAŞIM
    B) DAVRANIŞSAL YAKLAŞIMLAR ;DAVRANIŞÇI KURAMCILAR, REALİTİ TERAPİ,
    C) BİLİŞSEL YAKLAŞIMLAR ;ELİS, T.A
    Psikolojik Danışma ile Psikoterapi Arasındaki Fark ;
    1-Psikolojik danışmaya normal kişiler, Psikoterapi de hasta kişiler (Psikotik ) yardım alır.
    2- Psikolojik danışma eğitsel amaçlı, mesleki amaçlı, psikolojik yada sosyal amaçlı olabilir. Destekleyicidir, durumsaldır, problem çözücüdür, şimdi ve buradaya odaklıdır. Psikoterapi de egonun yeniden yapılandırılması gerekir, derinliğe ağırlık veriklir, geçmişe odaklıdır, analitiktir, zaman alıcıdır ve ağır Psikotik sorunlarla ilgilenir.
    3- Psikolojik danışmada yardım alan kişiye danışan , Psikoterapide hasta adı verilir.
    4- Psikolojik danışmanlar akademik bilgiler alır. Psikoterapistler ise tıp eğitimi almaktadırlar.

    DANIŞMA İŞLEVİNİN BOYUTLARI






    Müdahalenin Hedefi Müdahalenin Amacı Müdahale Yöntemi
    - Birey - Tedavi edici -Doğrudan Servisler
    - Grup - Önleyici -Konsültasyon Eğitimi
    - Kurum/Toplum - Gelişimsel -Medya
    - Grup Rehberliği

    Hedefler ;1.Süreçle ilgili hedefler
    2.Sonuca yönelik hedefler
    3.İşevuruk tanım
    Doğrudan Servisler ; Okullarda, hapishanelerde, danışma servislerinde, yüz yüze gelinerek yapılan müdahale yöntemidir.
    Yaklaşımlarda izlenecek sıra ; a) temel, b) İnsan görüşü, c) Anahtar Kavramlar, d)Uygulama teknikleri, f) katkı ve Sınırlılıklar,
    Süreçle İlgili Hedefler ; Arzu edilen davranış bireye nasıl kazandırılacak ? Bunun kararını danışan vermektedir. Danışan atılgan olmak istiyorsa atılganlık eğitimi verilir.
    Sonuca Yönelik Hedefler ;Danışmanın sonunda bireyin nasıl olmasını hedefliyoruz? Bireyin sorununa göre bireyin atılgan olmasını istiyoruz, obsesiflikten kurtulmasını istiyoruz.
    İşe vuruk ; Tek yapılabilecek en yakın hedeflerden başlanır. Bireye hayır demeyi öğretmekle işe başlanabilir.



    GEŞTALT TERAPİ
    FREDERİCK PERLS;
    Varoluşçulardan, hümanist yaklaşımdan, fenomenolojik yaklaşımdan, Zen-budizmden, Reich’ten etkilenmiştir.
    Bireylerin algılarında eksiği tamamlamak eğilimi vardır. kelimelerdeki harf eksiklikleri tamamlanarak okunur. Önce bütün algılanır, daha sonra parçalar algılanır. Bir odaya girdiğimizde önce odanın tamamı göze çarpar. Daha sonra tek tek eşyalarla ilgilenmeye başlarız.
    İnsan Görüşü ; Geştalt, parça bütün kavramını ele alır. Bütün parçadan oluşur. parçayı iyi tanımak istiyorsanız, bütün içinde incelemeniz gerekir. Dolayısıyla bireyi iyi tanımak için onu yaşadığı çevresi ile birlikte incelemek gerekir. Birey birbirinden bağımsız fakat birbirini etkileyen parçalardan oluşur. bireyi anlamak için o parçaları anlamak gerekir. Temel yatan insan görüşü “ İnsan ne iyidir nede kötüdür”. Birey olaylara nasıl tepki vereceğini kendisi seçer. Bireyler sorumluluklarını çeşitli nedenlerle yüklenemezler. Bunun nedeni de bireyin şimdi ve buradayı yaşayamamalarındadır. Bunu öğretmek gerekir.
    Ruh Sağlığı ; Ruh sağlığı, organizmanın bütün halinde faaliyet göstermesine bağlıdır. Bir arıza varsa ruh sağlığı bozuktur. Bireyin davranış, düşünce ve duygularıyla bütünlük kazanması ve üçü arasında uyumun olması ruh sağlığını gösterir.
    Amaç ; Bireyi dıştan destekli bir birey olmaktan atıp, desteği içten almasını sağlamaktır. Duygu, düşünce ve davranışlarında bütünlük sağlamak ikinci aşamanın amaçlarıdır. Üçüncü amaç farkındalık kazandırmaktır. Duygu, düşünce ve beden dili hakkında farkındalık kazandırmak temel amaçtır.
    Bireylerin yaşamda kendi yollarını bulmaları ve olgunluğa erişmeleri, bireysel sorumluluklarını kendilerinin almalarına bağlıdır. Kişinin kendi sorunları olabilir, ama kişi sorunların çözümünde aktif rol oynamalıdır. Terapist olarak görev, bireyin sorumluluk almasını sağlamak, şimdi ve buradayı yaşatmak ve farkındalık kazanmasına yardımcı olmaktır. Terapist bireysel bütünlüğü bozan ne ise onun üzerinde durmalıdır. Bireyin kişisel olgunluğa erişmesi, bireysel sorumluluğa sahip olması ve zıtlıkların uzlaştırılması Geştalt terapisinin bireye kazandırması gereken durumlardır.
    Danışanın duyguları, şimdi ve burada kavramı önemlidir. Danışanı şu ana ve buradaya çekmek için ; “Şu an neler hissediyorsun”, “Neler olup bitiyor” soruları yöneltilir. Geçmişte yaşanan duygular için ; “Şu an neler hissediyorsun”, “Şu an o duygu aynı yoğunlukta mı?” soruları yöneltilir. Geçmişte yaşanan olay; “ Şu an seni nasıl etkiliyor”, “Şimdi olsa tepkin nasıl olurdu”. Neden sorusu sorulmamalıdır. Bunun yerine “kendini nasıl hissediyorsun?” sorusu sorulmalıdır.
    Bir diğer amaçsa bireyin topluma uymasını sağlamak değil, bireye iç denetim kazandırmaktır. Teknik olarak bireyden organlarını konuşturması istenebilir. Örneğin ; ellerini konuştur, İçi sıkılan bir bireye iç sıkıntını konuştur, başı ağrıyana başını konuştur, denebilir. Sözel mesajları iyi takip etmek gerekir. İp uçları yakalamak açısından önemlidir. Sözel ifadeyle sözel olmayan ifade arasında tutarlılık olması gerekir. Komik bir olaydan bahsediyorsa yüzü de gülmelidir.
    Özetle Amaçlar ;
    1.Kişisel olgunluk
    2.farkındalık
    3.Şimdi ve burada kavramı
    4.Bireysel sorumluluklar






    Önemli Kavramlar ;
    1. Şimdi ve Burada ; Geçmiş geçmişte kalmıştır. Önemli olan şu andır. Geçmişi tekrar getiremeyiz., gelecekse gelmemiştir. Birey hayallerle yaşamamalıdır. Şimdi ve gelecek arasındaki boşluk kaygı yaratır.
    2. Bütünlük ; Bireyin kendisini ve çevresini bilmesi, gizil güçlerini fark edip kullanabilmesi ve sorumluluk alabilmesidir.
    3. Bitirilmemiş İşler ; geçmişte bireyin sözel olarak ifade edemediği olumsuz duygularıdır. Kırgınlık, kızgınlık, güceniklik, nefret vb. en kötüsü gücenikliktir. Bu beraberinde suçluluk duygusu getirir.
    Özetle Süreç ve Aşamalar (Teknikler);
    1) Danışanın sözel mesajları kadar sözel olmayan mesajları da önemlidir. Danışana bedeninde neler olup bittiğini anlaması için alıştırmalar verilir.
    2) Danışanı şimdi ve buradaya getirme vardır. geçmişteki duyguyu şu an yaşaması ve şimdi yaşatması istenir.
    3) Ne hissediyorsun, Kendini nasıl hissediyorsun? Gibi sorular sorulmalıdır.
    4) İnsanların geçmişte yaşamalarının nedeni ; şimdiki anın bireysel sorumluluğunu almaktan kaçınmalarıdır.
    5) Bireyi dışardan destek alan bir birey konumundan çıkarıp desteği içten alan birey konumuna getirmektir.
    6) Bireyin bütünlüğünü kazanmasına yardım etmektir. Beden dili ve sözel konuşmasının tutarlı olması gerekir. Zıtlıklar ve kutuplaşmaları uzlaştırmak gerekir.
    7) Bireye farkındalık kazandırmak gerekir. Reddettiği yaşantılarıyla yüzleştirme ve onları kabulü gerekir. Sözel olmayan mesajlarla sözel olan mesajlar arasında bir tutarsızlık varsa danışmanın bunu yüzleştirmesi gerekir.
    8) Diyalog oyunu ile bireylerin bazen bedenleri konuşturulur. Şimdi ellerin konuşsaydı ne derlerdi? Burada amaç bireye bedeninde neler olduğunu hissettirmektir.
    9) Danışanların çoğu “o”, “Onlar” öznelerini çok kullanırlar. Bunların ben diline dönüşmesi gerekir. Birde “kullanıyorum, yapamıyorum” cümlesinin değişmesi gerekir. “sigara kullanıyorum, bırakmak istiyorum ama bırakamıyorum” cümlesini “sigara kullanıyorum, bırakmam gerekir ve bırakmıyorum” şeklinde kullanmasını sağlamak gerekir. Ayrıca danışanın kullandığı cümledeki “ama” kelimesini “ve” şeklinde kullanmak gerekir.
    10) Ben dili çok önemlidir. “beni sinirlendiriyorsun” değil “Ben sinirleniyorum” şeklinde kullanmalıyız.
    11) Yüzleştirme sık sık kullanılır. sorular düz cümleye çevrilir. Danışanın “Sizce haklı değil miyim?” sorusu düz cümleye çevrilerek “Benim bu konuda ne düşündüğümü merak ediyorsun” şeklinde danışana iletilir.
    12) –meli,-malılar, istemiyorum yada istiyorum şeklinde ifade edilmelidirler.
    13) Yansıtma oyunları yapılır. İnsanlar kendilerinde olmasından hoşlanmadıkları, olmasını istemedikleri özellikleri başkalarında varmış gibi gösterirler. Danışanın danışmana “sana güvenmiyorum” demesi danışanın kendi güvensizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda danışanla yer değiştirme önerilir ve güvenilmeyen bir insanı oynaması istenir.







    14) Boş sandalye tekniği ;Danışanın bitirilmemiş işlerinin tamamlanmasına ve problemin çözümüne olanak verir. Birey arzuladığı kişi ile konuşma olanağı sağlar. Danışanın reddettiği, kabul etmediği davranışlar üzerinde durulur. Anne veya babaya yaşanan öfkeyi sandalyede onlar varmış gibi hissedip oynamalıdır. Kişinin sürekli probleminden bahsetmesi zaman kaybına neden olur. Bireyin sorumluluk almaktan kaçması anlamındadır. Danışan bireyi geçmişten alıp şimdiye getirir. “Şimdi buradasın ve o duyguları tekrar yaşa” denir. Rol Playing ve Boş Sandalye tekniğiyle birey farkında olmadığı duyguları hakkında farkındalık kazanır. Geştaltçılar bireyi iç sıkıntısıyla bile konuştururlar. Bunun komik gelmesi direncin sonucudur.
    15) Top Dog / Under Dog ;Kişiliğin sürekli birbirleriyle çatışan iki yanı vardır.
    Top Dog Under Dog
    Kişiliğin baskın yanı Kişiliğin bastırılan yanı
    Patron güçsüz, çaresiz
    Ahlakçı, eleştiren Zayıf, çocuk
    Ana-baba Zavallı ben
    Otorite yanı Manupüle edici, mazeretçi
    Bu ikisi sürekli çatışma halindedir. Kişiliğin bütünlüğü bu ikisinin uzlaşması, dengede tutulmasıyla olur. Boş sandalye tekniği ile kişinin çatışmalarının farkına varması ve çözüm yollarını bularak kişiliğini bütünleştirmesi sağlanabilir. Ör; bireye en iyi ve en kötü oynatılır. Çaresizse baskını oynaması veya tersini oynaması istenir. Eğer oynadığın gibi olsaydın hayat nasıl olurdu, şeklide sorular sorulur. Amaç;Under Dogunu kişiye olabildiğince en alt düzeyde yaşatmaktır. (Yaşayabileceği en berbat durum yaşatılmalıdır.) Top dog ve Under Dog karşılıklı yaşatılarak tiksinti duyması ve çıkış yolu bulması sağlanır.Ör; Özgüveni düşük bir bireye ilk önce Under Dogu oynatılır. Bunu abartılı bir şekilde oynatmak gerekir; en yeteneksiz, en kadersiz, en *****, en zavallı olarak oynatılır. Bu en berbatı oynarken öyle bir an gelir ki tiksinti duyarız. İşte o an Top Dog yaşatılır. Sen güçlüsün, en kuvvetlisin, en yeteneklisin, her problemini çözüyorsun gibisinden top dog abartılı bir şekilde oynatılır. Hiçbir insan under dogunu oynarken kendisini bu kadar aşağılanmış hissetmek istemez. Bunları uzlaştırabilmek için her ikisini de dengelemek gerekir.
    16) Abartı Oyunu ; Özellikle beden mesajlarını anlamak için kullanılır. Sözel mesajlar içinde kullanılır. Bireyin bedeni çok şey söyler ama birey bunun farkında değildir. Örneğin “bacaklarım titriyor” diyen bir bireye bacaklarını olabildiğince titretmesi istenir. Bunu yapmaktaki amaç bireyin dikkatini beden diline çevirmektir. “Şu an bacakların konuşsaydı ne derdi?”
    17) Duyguyla Kalma ; Danışan keder veren duygulardan kaçıyorsa kullanılır. danışman bu duyguyu yaşamasını ister . Böylece katarsis sağlanmış olunur.
    18) Danışanın kutuplaşmaları ;hoşnut olmayan bir durum söz konusudur. Kişinin bazı durumlarda kendisini eleştirdiği olmaktadır. Bireye zıtlıklarla yaşamayı öğretmeli ve kabullendirmeliyiz. Burada amaç inkar ettiği yanlarını fark etmesini sağlamak ve bir şekilde kabul etmesini sağlamak gerekir.
    19) Prova Oyunu ;Birey bir olaya yöneldiğinde bu olayın kendisinde yaratacağı duyguları bilememektedir. Bu yüzden bu olaya başlamadan önce bu olay danışma ortamında canlandırılır. Bireye ne hissettiği sorulur. Böylece birey olay sonucunda yaşayacağı duygular hakkında bir iç görü kazanabilir. Ör; Bir kızla ilk defa çıkacak bir bireye bu prova ettirilebilir.
    20) Sorumluluğu alıyorum ;Amaç bireyin duygularını fark etmesi, duygularını yansıtmak yerine “bu duygular bende var” kabul etmesi gerekir. Böylece birey sorumluluk almış olur ve duygularıyla yüzleşir. Ör; “sana güveniyorum ve bunun sorumluluğunu alıyorum”. Bazen daha ileriye gitmek istemez,geri çekilebilir veya direnç gösterebilir . Bu durumda bireye , olmak istediği bir yer hayal ettirilir. Neler hissettiği sorulur. Bu anda danışan kendisine enerji sağlayacaktır. Zihni boşalıp rahatlayacaktır.
    21) Tersine çevirme ;Bireyi kendisinde reddettiği yanlarıyla yüzleştirmedir. Saldırgan bir kişiye sakin bir kişiliği canlandırması istenebilir. Grup ortamında uysal, sakin, muhlis bir kişiliği olan birisine tersi bir şeyi oynatmak gerekir. Saldırgan, kızgın birine de sakin bir kişiliği oynatmak vb. bu gene grupta tek tek bireyleri dolaşarak oynanır.
    22) Bir Sırrım Var ; Bireyin güven duygusu geliştirmesine yardımcı olur. Bu alıştırmanın amacı suçluluk, utanç duygularının ve sırlarının paylaşmasını açığa çıkmasını sağlamaktır. Burada paylaşılan sır değildir “eğer bu sırrım ortaya çıkarsa insanlar benim hakkımda ne düşünür” sorusuna cevap aramaktır. Bu sırrın ortaya çıkmamasında; alay edilme korkusu, aşağılanmak korkusu ve reddedilmek duygusu olabilir. Bu uygulamayla bu tür kaygıların her insanda olabileceğini göstermek ve güven duygusu kazanmasına yardımcı olmaktır.
    23) Rüya Çalışmaları ;Danışan rüyasını anlatabilir veya rüyasını oynayabilir. Rüyanın gerçek yaşamıyla ilgili ilginç sonuçlar ortaya çıkabilir. Danışman aktiftir ve danışanı belli yerlere yönlendirmektedir. Danışanın danışmanı manüpüle etmesi zordur.
    24) Tur Atma ; Bireyin rahatsız olduğu bir olayı bütün gruba tek tek anlatıp duygularını ifade etmesidir.
    Katkı ve Sınırlılıklar
    • Danışanın danışmanı manüpüle etmesi engellenir.
    • Danışanın kendini kandırmasını, oyun oynamasını ve sorumsuzluklarına çıkış yolu bulmasını engeller.
    • Birey sorumluluk almayı öğrenir.
    • Danışman aktif durumdadır. Danışanın ne yapması gerektiği konusunda ip uçları verebilir.
    • Sözel olmayan mesajlara önem veriliyor.
    • Bitirilmemiş işler tekniği ile organizmanın bütünleşmesi sağlanır.
    • Danışman yüzleştirici ve aktiftir.
    • Geştalt bilişsel yana ağırlık vermez
    • Danışmanın kullanacağı çok fazla teknik vardır. Bu teknikler danışanı manüpüle etmek için kullanılır.












  2. Eleftra

    Eleftra Her şey bâtıni!

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    131.807
    Konular:
    37.018
    Beğeniler:
    4.717
    Nereden:
    Eskişehir
    REALİTY TERAPİ
    (WİLLİAM GLASSER)
    Davranışçı yaklaşımın içinde gösterilir. Gerçeklik nedir? Kime göre, neye göre gerçektir? gibi soruları vardır. davranış değişikliğine dayanan bir yaklaşımdır. Öğrenme ağırlıklıdır. Danışandan hız alan yaklaşım ve Geştalt yaklaşımı gibi şimdiki davranış üzerinde dururlar. Yine Geştalt yaklaşımı gibi bireysel sorumluluk üzerinde durur. Bireysel sorumluluk = Ruh Sağlığı
    Bu terapi, davranışçı yaklaşım, T.A. ve RET deki gibi danışman aktif, didaktik, direktiftir.
    İnsan Görüşü ; İnsan davranışlarını güdüleyen bazı psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlar vardır. fizyolojik ihtiyaçların dışında iki ihtiyaç vardır;
    1.Sevme sevilme ihtiyacı
    2.Kendimiz ve başkaları tarafından değerli görülmek, kabul görmek ihtiyacı
    Birey ihtiyaçlarını doyuramadığından acı çeker. Bireyin ihtiyaçlarını doyurmak için yaptığı davranışları irrasyonel ama birey için anlamlıdır. Acı çektiği halde davranışları yapmaya devam eder. Amaçlarının gerçekleşemeyeceğini bile bile bu davranışlara takılıp kalır. Dolayısıyla danışanın bunu görmesi, başarısız olduğuna inanması, amacına ulaşamayacağını kabul etmesi gerekir.
    Terapinin Amacı ;
    1.Bireyin gerçekle yüzleşmesini sağlamak
    2.Bireyin bireysel sorumluluğunu almasını sağlamak
    3.Bireyin temel ihtiyaçlarını doyurulmasına yardımcı olmak
    Terapistin Görevi ; Bireyin gerçekle yüzleşmesine yardım etmektir. Böylece bireyin yargılarda bulunmasına ve değerleri sorgulamasına yardım edilmiş olunur. Başarısız kimlik yerine başarılı kimlik geliştirmesine yardım edilmiş olunur.
    Terapist amaca ulaşmak için davranışçı yaklaşımdan yaralanmalıdır. Danışma süreci içerisinde ; planlar yapılır, ev ödevleri verilir. Kontratlar yapılır, davranışa ağırlık verilir, davranışları etki tepki bazında açıklar, bireyin güçlü yanları üzerinde durulur, moral değerler üzerinde durulur, birey ilişkilere yöneltilir.
    Bunları yaparken danışanın bazı değer yargılarını, normlarını irdelemek gerekir. Hangi Gerçek? Bireyin halihazırdaki sergilediği davranışları onun ihtiyaçlarını ne derecede doyurduğu ve toplumun beklentilerine , değer yargılarına ne derecede uyduğu gerçekliktir. Gelecek, bilinçaltı, geçmiş, iç görü kazanma kavramları önemli değildir. Grupla danışmada, evlilik ve aile danışmasında ve krize müdahale merkezlerinde sıkça kullanılır. Etki ve değer yargıları önemlidir. Anahtar kelimeler ; Bireysel sorumluluk =Ruh Sağlığı
    İç görü = Davranış Değişikliği
    Danışanların bireysel kapasiteleri bir birinden farklıdır. Plan yaparken ; a) Birey neler yapabilir. b) birey nelere isteklidir. Bu konular göz önüne alınmalıdır. Duygular ve düşünceler pek vurgulanmaz.
    Kavramlar
    Kimlik ; İnsanların temel gereksinimi kimlik gereksinimidir. Kimlik diğer insanlarla farklılığımızı gösterir.
    A) Başarılı Kimlik ; Birey kendine göre problem çözmeye çalışırken bazı davranışlarda bulunur. Bunun sonucunda başarılı veya başarısız bir kimlik geliştirir. Bireyin temel ihtiyaçları doyurulmuşsa başarılı bir kimlik geliştirir. Başarılı kimlik ruh sağlığının göstergesidir. Bu insanlar kendine güvenen, yaşamları doyumlu, benlik tasarımı yüksek, sorumluluklarını üstlenebilen, paylaşımda bulunan, çatışmalarını çözebilen ve gerçekle iç içe olan bireylerdir.


    B) Başarısız Kimlik ; Bireyin temel ihtiyaçları doyurulmazsa başarısız kimlik oluşturur. Ruh sağlığı bozuk kişilerdir. Kırgın, küskün, öfkeli, ihtiyaçları doyurulmamış bireylerdir. Alıcıdırlar, geri çekilme davranışı gösterirler, geri çekilme yetmezse başka davranışlar geliştirirler. Bu insanlar vermekten çok alma eğilimindedirler. Verdiklerinde ise çok verirler ve aşırı beklenti içerisine girerler, yoğun kırgınlık yaşarlar. Bu insanlar için davranışta bulunmak risktir. Başarısız olma ve ret olma tehlikesi vardır. Başarısız olma, ret edilmeden dolayı büyük acı çekeceklerinden baştan riske giremezler. Riske girmeyip sevgi görürse beklentisi yerine gelmiş olur. Bu bir kısır döngüdür. Acıdan kurtulurlar ama ihtiyaçları doyurulamaz. İnsanlarla ilişkilerden geri çekilirler, yalnızlığı seçerler. Geri çekilme yetmeyince başka davranışlar içerisine girerler.
    a) Dışavurumcu Davranışlar ; Antisosyal davranışlardır. Hırsızlık, yan kesicilik gibi, tutturma, sosyopatik ve psikopatik davranışlar olabilir. Bu davranışlar küçük yaşlarda görülürlerse önlem alınmalıdır. Bunlarda olumsuzda olsa ilgi çekme vardır. ceza caydırıcı değildir.
    b) Duygu Bozuklukları ; En fazla görüleni depresyondur. Yalnızlık duygularını gidermediklerinden depresyona girerler. Depresyon acıyı azaltır, geri çekilme davranışını pekiştirir. Depresyondaki birey başta diğerlerinin ilgisini çeker, bu da depresyonu pekiştirir. Sonradan ona yardım edenler geri çekilir ve bu da depresyonu ağırlaştırır.
    c) Düşünce Bozuklukları ; Obsesif düşünceler vardır. Bu düşünceler bireyin çektiği acıyı hafifletir, onlara güven verir. Dış dünya ile ilişkilerini keserler ve kendi dünyalarını kurarlar, seçtikleri dünya onlar için güvenlidir. Bu düşünceler ihtiyaçlarını gidermez ve gerçekle yüzleşmesini engeller.
    d) Psikosomatik Belirtiler ; Alerji, diyare, migren, astım, tansiyon vb. şikayetler olabilirler. Başarısızlığın verdiği acıları azaltmaktadır.
    e) Madde Bağımlılığı ; Uyuşturucu, alkol, kumar, yiyecek bağımlılığı olabilir. Bunlar geçici çözümlerdir. Problemi ağırlaştırabilir.

    Davranışçılar gibi bireyin olumlu ve güçlü yanları üzerinde dururlar. Değer yargıları ve etik kuralları vurgulanır. Birey yaşamındaki başarısızlıklarına davranışlarıyla katkıda bulunur. Sonuçta inandığı gibi başarısız olur. Bireyin bu davranışlarını görmesine katkıda bulunulmalıdır. Bireyin bu değerlendirmeyi yapması için bazı şeyleri yargılaması gerekir. Yargılanacak olan bireyin kendisi değil, davranışlarıdır. Bu davranışlar bireyin başarısızlığına ne derecede katkıda bulunuyor, ihtiyaçları doyuruluyor mu? Başarısızlık, amaçlara ulaşamama konusundaki başarısızlıktır. Birey bu gerçeği fark etmedikçe davranışları değiştirme konusunda bir adım atamaz. Bireyin bunun farkına varırsa bir şans var demektir. RT. Transferansı pekiştirmez. Terapist daima terapist rolündedir. Bilinç altıyla ilgilenilmez, bilinç düzeyinde çalışır. Planlar yapılır, kontratlar yapılır ve ev ödevleri verilir. Bunları birey yapmadıysa ceza verilmez. Çünkü bu onun beklentisinin gerçekleşmesine neden olur. Duydukları suçluluk duygusunu azaltır, inançlarını ve başarısız kimliklerini pekiştirir. Çünkü davranışlarının bedelini ödemek bireyi rahatlatır. RT. Ceza yerine bireyin davranışlarının doğal sonuçlarını görmelerini isterler, bedelini ödemesini isterler.(Ör. Yanan bir sobaya dokunursan, yanarsın)
    Birey yapmaması gereken davranışı yapınca, davranışın doğal sonucu olarak ihtiyacı doyurulmaz. Birey yapılmaması gerekeni yapmadıkça amaçlarının farkına varacaktır. Bireyin sorumluluğu bireyin ihtiyaçlarının giderilmesidir. Bu ihtiyaçlar başkalarının ihtiyaçlarını engellemeyecek şekilde giderilmelidir.



    TEKNİKLER
    1) Rol Playing ; Yeni davranışları deneme aşamasında kullanılır.
    2) Yüzleştirme ;Gerekli olan yerlerde model ve öğretmen olma.
    3) Mizah Tekniği ; İroni kullanılır.
    RT. İlaç kullanımına karşı çıkarlar. Teşhis zaman kaybı ve etiket olarak kabul ederler. Yorumlama , iç görü ve serbest çağrışıma önem vermezler.

    Katkı ve Sınırlılıklar
    1.Terapi kısa süreli ve özellikle davranış üzerinde duran bir modeldir.
    2.Birey davranışını değiştirmek istediğini söyleyince ona farkındalık getirecek soruları vardır. (danışan; Kendimi kötü hissediyorum? Danışman; Ne yapıyorsun? Danışan; davranışımı değiştirmek istiyorum. Danışman ; Seni alıkoyan ne?)
    3.Mazeret kabul edilmez.

    Eleştiriler
    1.Davranışın psikodinamikleri üzerinde fazla durulmaz.
    2.Eğer danışman fazla deneyimli değilse, kendini kontrol edemezse, iyi niyetli değilse danışana kendi değer yargılarını empoze edebilir. (bilinçli veya bilinçsiz )
    3.Ruh sağlığı kavramını ret ederler.
  3. Eleftra

    Eleftra Her şey bâtıni!

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    131.807
    Konular:
    37.018
    Beğeniler:
    4.717
    Nereden:
    Eskişehir
    TRANSACTİONAL ANALYSİS
    ( ERİC BERNE )

    İnsan Görüşü ; İnsanlar küçük yaşlarda aldığı mesajlar sonunda bazı karalar veriyorlar ve bu karalara uygun olanlar geliştirilip, oyunları oynuyorlar. Bu oyunların amacı kişiler arası ilişkilerde fazla yakınlığa girmemektir. Bu oyunların sonunda beklentilerini gerçekleştirmek amaçtır.
    Amaç ;
    1.Kişilikte her bir ego durumunu yerinde ve zamanında kullanmasını sağlamaktır.
    2.Terapist sorumluluk almayı ve her üç kişiliği de dengeli kullanmayı öğretir. Birde yaşam senaryolarının değiştirilmesi gerekir. Bireyler şimdi ve buradalığı yaşamalıdır.
    Bütün bireyler özgür doğarlar. Ancak öğrendikleri ilk şey itaat etmektir. Ana-babaya itaat ederler. Çünkü bu yaş diliminde ihtiyaçların giderilmesi ana-babaya bağlıdır. Onay kazanmak için itaat ederler. Bu itaat etme daha sonra ihtiyaçlarını giderebilecek tüm diğer insanlara yönelir. T.A. terapistleri mazeret kabul etmezler. Oynanan oyunların bilinç düzeyinde farkında değildir. oynana oyunlar birey için karşılaştığı sorunlarla baş etmek için kullanılır.
    ADULT EGO (Yetişkin ); Kişiliğin objektif yanı baskındır. Dış gerçekliğe uygun davranan ego durumudur. Zeka, sosyo ekonomik durum ne olursa olsun her bireyin adult ego yanı vardır. problem çözmeye dayanıklı, gerçeklik algısı olan, akılcı kişidir. İş ortamında gerçekleşir. Egonun hakim olduğu, sözel ve sözel olmayan mesajları tutarlı olan, iyi bir dinleyici, soruları yargılamak için değil onu daha iyi anlayabilmek için kullanılır. anladığım kadarıyla, zannediyorum gibi kelimeler kullanılır.
    Bağımlılık yaratan şey negatiftir. Problemi ortadan kaldırmaz, sadece unutturur. Birey kendini rahat hisseder, ama bedeli ağır olur. Kaybettikleri şeylerin ardından daha ağır bağlanırlar. Bu bilinçli bir seçim değildir. Giderek “denemeye ne gerek var”, “Dünyanın ne anlamı var” gibi düşünceler gelişmeye başlar. Birey sorumluluktan kaçıyordur.

    CHİLD EGO ( Çocuk ) ; Tipik id tepkileri gösterir. Tepkiseldir, spontandır, duygusal, eğlenceye eğilimli, hazza yönelik doyumlar peşinde koşan, bencil ve yaratıcıdır. Somurtma, surat asma, tutturma, ayak direme, bana ne, isterim diyen hem gözleri dolu veren, ama ya, kıkırdamalar vb. görülür.
    Doğal Çocuk ; İmpalsif, spontan, amacı sonsuz özgürlük olan saf, eğitilmemiş çocuk yanımızdır.
    Küçük Profesör ; Büyümüşte küçülmüş, sezgisel, yaratıcı, ukala olan çocuktur. Uyarlanmış çocuk ; bazı yaşantılardan geçtikten sonra nerede ne yapılması gerektiğini bilen çocuktur. İtaat eden çocuktur.
    PARENT EGO (Ebeveyn) ; İkiye ayrılır. Sürekli iş var, -meli,-malılar. Eğlence yok, disiplin var, doyumu geciktirir.
    A-Besleyici, koruyucu ebeveyn ; Çocuğu över, onu rahatlatır. Onun denemesine imkan verir. Onun düşünmesini ve yaratıcı olmasını destekler.
    B-Eleştirici ebeveyn ; Kurallara uyup uymamaya göre yargılayan, eleştiren, reddeden gerekirse ceza veren egodur.
    Ebeveyn ego yol gösterici, eleştirici, yargılayıcıdır. Kaş çatmalar, omuz silkmeler, ayağı yere vurma, sırtını sıvazlama gibi davranışlar görülür. Süper ego hakimdir.
    TA. Çok fazla terminoloji vardır, bunların hepsini danışana öğretmek gerekir.


    Ana-babalardan gelen mesajlar = Bu mesajlar doğrultusunda alınan kararlar = ilk kararları destekleyen oyunlar = Raketler
    İlk önce anne-babadan gelen mesajlar, yasaklar, tembihler, emirler ve –meli,-malılar var. Bu mesajlar doğrultusunda ilk kararlar oluşur. bu mesajlar sözel veya sözel olmayan mesajlardır. Bu kararların amacı onay almaktır. Onay almak için bu davranışlarda bulunulur. Yani oynadığımız oyunlar bu beklentileri gerçekleştirmelidir. Raketten kastedilen şey ilk karaları aldıktan sonra oyunlar oynuyoruz. İçimizde bazı kötü duygular birikir ve kronikleşir. Bu oyunlar bu onay almayı destekler niteliktedir. Sonuçta verdiğimiz kararlar pekiştiriliyor ve bu böyle devam ediyor.
    Ana-babamıza fiziksel ve psikolojik olarak bağımlı olduğumuzdan emirlere ve yasaklara uyulur. Gelen mesajlar doğrultusunda bazı kararlara varılır. Bu mesajlardan birisi yapma mesajıdır. Bu mesaj daha ziyade kaygılı olan ebeveynler tarafından sözel veya sözel olmayan biçimde çocuğa aktarılır. Yapma onu beceremezsin yada yapacakken elinden çekmek gibi. Sonuçta çocuk bunu ben kendi başıma bunu yapamam sonucuna varıyor ve denemekten kaçıyor. Çünkü kendi kapasitesinden emin olmayabilir.
    Olmada ise şiddete baş vuruluyor. Bu fiziksel olarak olabilir. Burada çocuğun varlığı yok sayılır. Keşke sen olmasaydın mesajı verilir. Çocuk ebeveynlerini kızdırmamak için onlara kendini yokmuş gibi göstermeye çalışır. Bu mesajlardan biri de yakınlaşmadır. Erkeklere güvenme, seni terk ederler, acı çekersin gibi mesajlar verilir. Böylece çocuk hiç kimseye yakınlaşmaz. Çünkü onlar beni incitir, üzebilir, kırabilir gibi düşüncelere kapılır.
    Raketler ise oyunun sonunda yaşadığımız olumsuz duygulardır. Olumsuz geçen ilişkilerde suçu karşı tarafa atarak olumsuz beklentilerini pekiştirir. En doğrusunun ilişkinin bitmiş olmasıdır, şeklinde düşünür. Eğer bu arkadaşlığı devam ettirseydim üzülürdüm, kırılırdım gibi düşüncelere yönelir. Bu senaryoyu biz yazıyoruz ve biz oynuyoruz. En sık kullanılan oyunlardan birisi tekmele beni, zavallı ben, sen olmasaydın oyunudur.

    TERAPÖTİK SÜREÇLER VE AMAÇLAR
    İnsan iki temel ihtiyacını doyurmadığında acı çeker. Bu başarısız kimlik kavramı geliştirdiği için oluşur. ihtiyaçlarını doyurmak ve kimlik kavramını değiştirmekle olur. Bunu yapmak için birey önceki işe yaramaz davranışlarını fark ederek amaca götüren, doyuran davranışları seçecektir.
    Birey mutluluğunun ve mutsuzluğunun kaynağıdır. Bol bol ev ödevi verilir. Terapist ceza vermez ama mazeret de kabul etmez. Ev ödevi birey tarafından yapılabilir ve gerçekçi olmalıdır.
    Danışanın koşulsuz kabulünü ret ederler. Koşulsuz kabul sorumluluk almayı engeller. Birey her denemeyi yaptıktan sonra ödüllendirilmelidir. En büyük ödül bireyin davranışı yapınca ihtiyacının doyuruluyor olmasıdır. Bireyin yaşamına limitler getirilir. Bireyin kendisine ayrılan süreyi en iyi şekilde değerlendirmesi gerekir. Sorumluluk almalıdır. Empatiyle yaklaşmak gerekir. Bireyin kendine ilişkin olumlu değerlendirmeler yapması için insanlarla ilişki kurması gerekir. İlişkiye yöneltmek gerekir. Bireyin yaptığı davranışın amaca götürmeyeceği konusunda farkındalık kazandıktan sonra amaca götürecek davranışlar konusunda planlar yapılır. Ödevler verilir.








    TEMEL PRENSİPLER
    1. Katılım ; Danışan terapistle olmak durumundadır. Yazılı planlar daha iyidir. Bireyi motive etme açısından yararlıdır. Başarısız kimlik geliştiren bireyler verdiklere söze uymayabilir. Bu bireyler denemektense, geri çekilmeye eğilimlidirler. Bu nedenle “denerim”, “yapmaya çalışırım”, “sanırım yaparım” gibi güvencesiz kelimeler kullanırlar. Terapist bunların yerine kesin ifadeler yerleştirmelidir.
    2. Empati, saygı vs.
    3. Hali hazırdaki davranış önemlidir.
    4. Davranışlar, amaca götürücü olup olmadığına göre değerlendirilir. ( ihtiyaçlar karşılanmalıdır) terapist gerekirse öğretici olmalıdır. Danışan davranışlarını doğal sonuçlarına göre seçecektir. Sonuçtan hoşlanıyorsa davranışı yapar. Farkındalık kazanmalıdır.
    5. Sorumlu davranışın planlanması ; Bunu danışan yapar, terapist yol gösterir. Grup oturumu bunda yaralı olur. Planlar gerçekçi ve bireyin yapabileceği düzeyde olmalıdır. Grup oturumunda alternatif davranışlarda öğrenilir. Birey gruptan destek alarak yeni davranışları uygulayabilir.
    Pozitif bağımlılığın ölçütleri ; planlanan davranışlar, yarışmaya dönük olmalıdır. Bu aktivite her gün yapılabilecek ve kişiyi zorlamayan aktiviteler olmalıdır. Yapılması kolay olmalıdır. Fazla öz eleştiri yapmadan gerçekleştirilmelidir.
    6. Mazeret kabul etmeme ; birey davranışı yapmayı kabul etmiştir, ama yapmamıştır. Birey “ yapmadım” ve mazeret getirir. Mazeret kabul etmek beklentiyi gerçekleştirir, sorumsuzluğu pekiştirir. Planların uygun olmaması da bu duruma neden olabilir. Plan gözden geçirilmeli ve daha bağlayıcı planlar yapılmalıdır.

    Teknikler
    • Ego analizi (yapısal analiz )
    • Yaşam senaryoları analizi (Yaşam pozisyonu )
    • Oyun analizi
    • Boş sandalye
    • Rol playing
    • Psikodrama

  4. Eleftra

    Eleftra Her şey bâtıni!

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    131.807
    Konular:
    37.018
    Beğeniler:
    4.717
    Nereden:
    Eskişehir

    ETKİLİ ANNE-BABA EĞİTİMİ
    ( THOMAS GORDON )

    Amaç ; Anne-baba- çocuk arasındaki iletişim kanallarını açmaktır. Öncelikle sorunun kime ait olduğunu bulmak gerekir. Bir öğretme süreci vardır. Terapist aktiftir. En temel görevlerden birisi aktif dinlememedir. Sorun çocuğa aitse aktif dinleme ve empati kurulmalıdır. Sorun anne-babaya aitse ; Çevreyi değiştirebilirler, Kendilerini değiştirebilirler, Çocuğun davranışlarını değiştirebilirler.
    Anne-baba bu yöntemleri denerken üç yöntem benimseyebilirler.
    a) Otoriter Yöntem ; Anne-baba kazanır, kaybeden çocuktur. Anne-baba “ben bunu böyle istiyorum” der ve olay biter. Kaba kuvvet ve saldırı anne-babanın kullandığı yöntemlerdendir. Bu yöntem aile ilişkileri açısından ve çocuk gelişimi yönünden son derece yanlıştır.
    b) İzin Verici Yöntem ; demokratik değildir. Çocuk kuralları kendisi koyar. Devamlı kaybeden taraf anne-babadır. Sonuçta çocuğun dediği olur. Çocuğa bencillik öğretilir. İleride sosyal uyumsuzluk çekebilir.
    c) Kaybeden Yok Yöntemi ; Demokratik yöntemdir. Öğretmeye çalıştığımız yöntemdir. Her iki tarafta kazanır. *Problem tanımlanır, *Probleme yönelik bazı çözüm yolları ortaya konur, *Çözüm yolları değerlendirilir, *En iyi çözüm yolu seçilir, *Uygulama, *Değerlendirme.


    ADLER


    Anne-babanın çocuğu anlaması çok önemlidir. Çocuğunu anlayabilmesi ve onun davranışlarının altında yatan nedenleri görmek çok önemlidir. Adler’de sosyal ilgi kavramı vardır. Sosyal ilginin bir insanda olması çok önemlidir. Çocuğun sosyal ilgi geliştirmesi ruh sağlığı açısından çok önemlidir.
    Çocukların Hatalı Davranışlarının Altında Yatan Nedenler
    1. İlgi Çekme Mekanizması ;(Onaylanmak ve görülmek ) Çocuğun davranışlarının nedeni ilgi görmektir. Çocuk kendi ölçüleri içinde anne-babasından yeterli ilgiyi görmezse bu yola başvurur. Başkaları tarafından görülme ve onaylanma çok önemlidir. Burada çocuğun amacı, sağlıklı yollarla kazanamadığı ilgiyi ne pahasına olursa olsun kazanmaktır. Çocuk olumlu yönde ilgi çekmeyi ister ama bunu başaramazsa bunun dozunu artırarak ilgiyi çeker. Bu sırada atılan bir tokat bu davranışı pekiştirir. İlgi çekme mekanizmasında biz çocuğun davranışına ilgi göstermezsek çocuğun davranışlarının dozu artar ve bizi sinir eder. Pekişen davranış neyse çocuk her seferinde en son yaptığı davranışıyla onu elde eder.
    Önlem ; a) Çocuğun ihtiyacını anlamak yani neden ilgi çekmek istiyor. b) Çocuğun davranışı görmezden gelinerek çocuğun ilgisi azaltılabilir. c) Çocuğun amacı ilgi çekmek ise hak ettiği durumlarda ilgi gösterilmeli ve ihtiyacı karşılanmalıdır. Ceza kullanılmamalıdır.

    2. Güç Kazanma ; Bunun altında yatan neden çocuğun patron olmak istemesidir. Çocuk başkalarına patronluk yaparak kendisinin değerli olduğunu hissettirmeye çalışır. Yetişkini proveke eder, yetişkin bu oyuna gelmemelidir. Çocuktan bir şey yapmasını isteyemeyiz, işi iddiaya bindirir ve sonuçta kazanır. İnatçı ve isyankardır. Burada yetişkinin yapacağı çocukla kim kazanacak yarışına girmemektir. Gel beni tekmele der, patron benim der ve bizi proveke eder.
    Önleme ; a) Çocuğa amacın güç kazanmak , evde kimin patron olduğunu göstermek mi ? diye soru sorulur. b) Çocuğun gücü kabul edilmeli, c) Çocukla çatışmaya girilmemeli, d) Konuşmak yerine davranışta bulunmak gerekli, e) Mümkünse çocukla uzlaşmaya, uygun bir düzeyde eşitlik sağlamaya çalışın, f) Çocuğun dikkatini daha yapıcı bir yöne çekmek gerekir.
    3. Öç Alma ; Cesareti kırılmış ve incinmiştir. İlgi çekme ve güç kazanma yöntemi ile durumunu kurtaramadığını anladığı için ve kendisi incindiği için yetişkini de incitmek ister. Çocuktan aşırı beklentileri olan anne-babaların çocuğu bu duruma düşer. Çocuk kimse beni sevmiyor, ilgilenmiyor diye düşünür.
    Önleme ; a) Olabilir mi? Sorusu sorulmalıdır, b) Çocuk incinmiştir, ceza onun incinmişliğini daha da arttıracağı için ceza kullanılmamalıdır, c) Çocuğun değerli olduğuna inandırılması gerekir, d) Çocuğa ana-baba incinmişliğini göstermemelidir.
    4. Varsayılan Yetersizlik ; varsayılan ve gerçekte de olabilen bir özrü nedeniyle çocuk kendini sürekli yetersiz hisseder. Çocuk riske atılmaktan kaçınır. Sürekli ben bilmem, ben bunu yapmam gibi özürler içindedir. Çünkü yaptığında da başarısız olacağını düşünür. Anne-baba çaresizdir.
    Önleme ; a) Olabilir mi? Sorusu vardır. Kendini yetersiz hissettiğin için bu şekilde davranıyor olabilir misin ? b) çocuğu cesaretlendirmek için anne-baba cesaretini göstermelidir, c) Çocuğun güçlü yönleri üzerinde durulmalıdır, d) Ona inandığımızı göstermeliyiz.
    Adler’e göre normal dışı davranışların ölçütleri ;
    1.Abartılmış üstünlük çabaları ; Yoğun aşağılık duygusu yaşayan kişiler bundan kurtulmak için aşırı bir çaba harcarlar. Kendilerine akılcı olmayan irrasyonel hedefler koyarlar. Tasarıları esneklikten yoksundur. Bunlara ulaşamayınca eksiklik duygusunun daha çok etkisinde kalıyor.
    2.Gelişmemiş toplumsal ilgi ; Nevrotik kişi, çevresindeki insanlara gerçek anlamda ilgi ve sevgi veremez.
    Nevrotik kişinin kendisi, çevresindeki insanlar ve dünya hakkında düşünce ve algıları yanılgılarla doludur. Sağduyunun yerini kendine özgü bir dünya görüşü (egoizm) alır. İnsanları sevgisiz, gaddar ve tehlikeli olarak algılar.
    Uyumsuz bir ortamda yetişen çocuk, ileriki yaşamında insanlarla ilişki kurmayı beceremez. İş birliği konusunda yeterince eğitilmemiştir. İş birliğinin ne olduğunu bilmez, sürekli sorun çıkarır. İstenmeyen çocuk ise, diğer insanlardan uzak durmayı yeğler.
    Nevrotiğin seçtiği amaçlar topluma değil, kişisel çıkarlarına yöneliktir. Tasarıları bencildir. Güç kazanmayı ister. İlişki kurmak ve yardımlaşmak konusunda çaba göstermez. İnsanlarla birlikte olmak ister ama beceremez.
    Nevrotik kişi olayları diğer insanlar gibi değerlendirmez. İşine gelmeyen olayları görmezlikten gelir. Ya da işine gelen bölümleri alır. (algıda seçicilik)
    Nevrotik kişi olaylar hakkında derhal yorum yapar, doğru ve yanlışlığını düşünmez. (algısal duyarlılık)
    Onun için siyah ve beyaz vardır, ara renkleri fark etmez. Ya iyi insan ya da kötü insan. Olayları değerlendirmede yanlış kriterler kullanır. Koyduğu ilkeler esnemez. Kendi durumunu diğer insanlara göre değerlendirdiğinde yanılgıya düşer. Küçük düşmediği halde küçük düştüğünü zanneder. Hayranlık kazanmadığı yerde hayranlık kazandığını zanneder. Kendisini hep haksızlığa uğratıldığını savunur. (düşünceler)
    Nevrotik kişi duygularını yoğun, heyecanlarını abartılmış bir biçimde yaşar. Yenilgiye uğrama, karar verme korkuları ve yetersizliğinin ortaya çıkacağı kaygısını yaşar. (duygu ve heyecanlar)
    Nevrotik kişi ben merkezcidir. İlişkilerinde bencildir.İlişkilerinde tutarsızdır. Temelde bağımlı bir insandır. (insan ilişkileri)
    Nevrotikler iki grupta toplanır .
    I) Saldırganlık Tepkileri
    1. Küçük düşürme ; insanları yoksun bırakma ve küçük düşürme çabasındadır. Böylece kendi üstünlük duygusunu yaşar.
    2. idealleştirme ; nevrotik kişi aslında tüm dünyayı eleştirmektedir.
    3. Çevreye aşırı ilgi gösterme ; Hiç umulmadık şekilde çevresindekilerle iyi ilişkiler kurar. Onlara sürekli önerilerde bulunur.
    4. Suçlama ; Ya ima ya da direkt saldırganlık yolu ile karşısındaki kişileri suçlar. Burada da sorumluluk almaktan kaçar.
    5. Kendini suçlama ; Başkalarının onu suçlamasına izin vermeden hemen kendisini suçlar. Bu tepkiyi başkalarını küçük düşürmek ve kendini yüceltmek için kullanır.
    II) Uzak durma tepkileri ;
    1. Geri çekilme ; Sorun yaratan durumlardan kaçma ve onlarla yüz üze gelmeme eğilimindedir.
    2. Hareketsizlik ; eyleme geçememe, erteleme şeklindeki tepkilerdir. Bilinmezlerle karşı karşıya kalınınca görülür.
    3. Tereddüt ; Bir olay karşısında eyleme geçme ve geri çekilme şeklinde tepkilerle o durumu sallantıda bırakma eğilimi.
    4. Engel Yaratma ; belli bir durumdan kaçınmak için nedenler ve özürler bulma biçiminde görülen tepkilerdir. Bulduğu bu özürlerde başkaları tarafından bile kabul görür. Mantığa bürünme mekanizması gibi.
    5. Çevreyi sınırlama eğilimi ; Kişi, yaşamını üstünlüğünü kabul ettirebileceği kişilerle birlikte olur.
    ATILGANLIK EĞİTİMİ
    Atılgan ; Duygu düşünce ve tercihlerini direkt olarak zorlayıcı yöntemlere baş vurmadan ifade etmeye atılgan davranış, bunları yapan bireye de atılgan denir. Bu kişiler olumlu ve olumsuz duygularını direkt olarak söylerler ve ceza kullanmazlar. Rahatlıkla seni seviyorum diyebilir ve yine rahatlıkla seni sevmiyorum da diyebilir.
    Atılgan davranışın ne olduğu konusunda danışanı eğitmeliyiz. Bu bir sosyal beceridir. Doğuştan getirilen bir yetenek değildir. Birey atılgan olmayı yada olmamayı iletişim kurduğu yetişkinlerden öğrenir. Birey her hangi bir otorite karşısında kendi istek ve ihtiyaçlarından ödün veriyor. İnsan ilişkilerinden her hangi bir bozukluk olmayabilir, ama kendi istek ve ihtiyaçlarında çatışma yaşar.
    Atılgan olmayan davranış toplumda benimsendiği için değiştirilmesi zordur. Atılgan olma durumdan duruma ve kişiden kişiye değişebilir. Bir durumda atılgan olan bir birey başka bir durumda atılgan olmayabilir. Bir kişiye karşı atılgan olan birey başka bir kişiye karşı atılgan olmayabilir.
    Atılgan İnsanların Özellikleri ;
    • Atılgan insanlar kendilerini özgürce ifade ederler.
    • Hayır demesini bilirler, kendilerine hayır dendiğinde bunu doğal karşılarlar.
    • Genelde yaşama dönük aktif bir oryantasyonları vardır.
    • Kendilerine saygı duydukları için çevresindeki insanlarda ona saygı duyar.
    • Öz saygıları yüksektir. İstemedikleri davranışları yapmazlar.
    • Sömürüye açık değildirler. Atılgan olmayan kişi kendisini sömürür. Bundan dolayı kızgınlık ve kırgınlıkları birikir. Sonuçta hiç uygun olmayan bir şekilde patlıyorlar. Ya da pasif agresif davranışlar gösteriyorlar. İlişkileri zayıf ve kendilerine güvenmezler.
    Saldırganlık ; Duygu, düşünce ve davranışları direkt olarak ifade etmeyen zorlayıcı yöntemlere baş vuran kişilere saldırgan, bu davranışa da saldırganlık denir. Tehdit, ceza ve sözel saldırılarda bulunabilirler. Kendilerini saldırganlıkla ifade ederler.
    Pasif ( Agresif ) saldırganlık ; Duygu, düşünce ve davranışlarını dolaylı yollardan iletirler. Bu kişiler grup olarak zorlayıcı yöntemler kullanırlar. Cezayı ve tehdidi direkt söylemezler, bizim dediğimizi değil kendi dediklerini yaparlar. Bir işi yapmazlar ve bu işten kaçarlar. Türlü bahaneler, mazeretler getirirler ve bu mazeretler mantıklıdır. Bizi bir şekilde inandırırlar. Ezile büzüle haklısın ama sonra olmadı işte derler. İnatlaşıp, ilgiyi ve sevgiyi çekiyorlar. Yani bize meydan okurlar, biz bunun farkına sonra varırız.
    İtaat ; Düşünce, duygu ve tercihlerini dolaylı olarak ifade ederler. Boyun eğerler, karşılarında güç, otorite, statü varsa onların dediklerini yaparlar.
    Hayır Diyememenin Sonuçları ;
    • İhtiyaçları engellenen birey rahatsızlık duyacaktır.
    • Özsaygısı zedelenecektir.
    • Ulaşmak istedikleri amaca ulaşamayacaklardır.
    • Diğer insanların onu sömürmesine izin verdiği için kırgınlıklar, öfke ve kızgınlığa dönüşecektir.
    • İletişim eksikliği ortaya çıkacaktır.
    Atılganlık Eğitiminde Öğretilmesi Gerekenler ;
    1) Atılgan davranışın ne olduğu bireye öğretilmesi gerekir.
    2) Danışan bunu danışma ortamında prova etmelidir.
    3) Daha sonra bu prova edilen davranış dışarıda uygulanmalıdır.
    Atılganlık Öğretirken ;
    1) Beden dilini kullanmayı öğrenmeli
    2) Mesajlar, açık ve net olmasının yanında göz teması kurmayı öğrenmelidir.
    3) Ses tonundaki iniş ve çıkışlar çok önemlidir.
    4) Ne istediğimizi açıkça söyleyebilme önemlidir. Bunun yanında sözel, sözel olmayan mesajlar arasındaki tutarlılık çok önemlidir. İnsanlar sözel olmayan ifadelere inanırlar.
    5) Yer ve zamana çok dikkat etmek gerekir.
    Bireye Bunları Nasıl Vereceğiz ;
    Model olmayı kullanabiliriz. Terapist model olabilir. Kasetler kullanılabilir. Grupta ise grup üyeleri provalar yapabilir. atılgan ve atılgan olmayan davranışlar tek tek prova edilebilir. Hangi mesaj uygun, beden diline ve göz temasına açık mı, ret mi ? ona bakarız. Sıra davranışın provasına gelir. Bireye belli bir durumu hayal etmesi istenir. Sen ne yapardın ? ilk önce atılgan olmayan davranışı yapacaktır. Bizde atılgan olan davranışı prova ettirmeliyiz. Rol Playing yaptırılabilir. Yoğun feed-back provaları yapılır. Bol bol ev ödevleri verilir. Yeniden yapılanmaya gidilebilir. Atıldan olmayan davranışlar telkinle pekiştiği için yeniden bilişsel yapılanma gerekebilir.

    Dolaysız Anlatım


    ATILGANLIK SALDIRGANLIK

    Zorlayıcı Olm. Yöntem Zorlayıcı Yöntem

    BOYUN EĞME PASİF SALDIRGANLIK

    Dolaylı Anlatım

    AKILCI- DUYGUSAL YAKLAŞIM (ALBERT ELLİS)

    Bireye iç görü kazandırmayı beklemek zaman kaybıdır. Düşünceyi düşünce ile tedavi etmeyi düşünür ve amaç edinirler. Neyin ne olduğunu biliyorsam onlara bunu gösterip öğreteyim der.
    Ellis’e göre davranış bozukluklarının nedeni irrasyonel düşünce sisteminden kaynaklanır. Bu bozukluklar yanlış öğrenmeler sonucu oluşur. davranışlardan tek farkı kişi nasıl düşünüyorsa o şekilde duygulanır.
    Olay + Algılama + Düşünme Sistemi + Duygu
    İnanç Kalıpları
    Örneğim terliğin ters düşmesi bir olaydır. İnanç kalıbı olarak kötü bir şeyin olacağı ve duyguda ise olumsuz bir duygu yaşanır.
    İnanç kalıpları bizim duygularımızın olumlu veya olumsuz olacağını gösteriyor. İnsanlar olumsuz düşüncelerinden dolayı nevrotik oluyorlar. Ellis çalışmalarını nevrotiklerle sınırlı tutmuştur. “İnsanı rahatsız eden nesneler olaylar değil,o olay ve nesneler hakkındaki görüşüdür.” EPİCTETUS. “İyi ve kötü bir şey yoktur, düşüncedir onları yaratan” SHAKESPEARE.
    İnsan Görüşü ; Freud ile Rogers arasındadır. İnsanın biyolojik özgeçmişini ve toplumsallaşmayı inkar etmez. İnsanı bütüncül bir anlayışla inceler. İnsanı kendi kendine yetebilen bir varlık olarak görür. İnsanın ruh sağlığı ve mutluluğu bireyin rasyonel düşünce tarzında yatar. Düşünce ve duygu birbirinden ayırt edilemez. Biz nasıl düşünüyorsak o şekilde duygulanırız. İnsan çevresine karşı geliştirdiği irrasyonel düşünceleri değiştirmezse mutsuz olur. Davranışı değiştirmek için önemli olan şimdi ve buradalıktır. Geçmişe önem vermez önemli olan şu andır. Kişi ne kadar düşüncelerinin farkında ise ruh sağlığı o kadar iyidir. Farkındalığa önem veriyor. İrrasyonel düşüncenin kaldırılıp yerine rasyonel düşüncelerin konulması amaçtır. Hümanist olmasına karşı terapi güdümlüdür.
    Teknikler açısından tedavi süreci ;davranışçı teknikler çok görülür. Öğrenmeler sonucu irrasyonel düşünceler oluşur. bana göre iyi olan başkasına göre iyi olmayabilir.
    İrrasyonel Düşünce Kalıpları ;
    1) Kişi çevresindeki her insan tarafından sevilip sayılmalıdır.
    2) Kişi kendini değerli hissetmek için mükemmel olmalıdır.
    3) Bazı insanlar kusurludur ve cezayı hak ederler.
    4) Çevremizde olup biten ve bizim engelleyemediğimiz bazı durumları felaket olarak algılamak.
    5) Mutsuzluğun nedeni dış koşullardır ve kontrolü yoktur.
    6) Bazı sorumluluk ve düşüncelerden kaçmak onlarla yüzleşmekten daha iyidir.
    7) İnsan başkalarına bağımlı olmalı, sürekli başkalarından fikir almalıdır.
    8) Her problemin doğru ve mükemmel bir çözüm yolu vardır.
    Bu genellemeler yaygındır ve normal dışı davranışlar bu değerlendirmeler sonucunda oluşur. Ellis en çok –meli, -malılara karşıdır. Akılcı olmalıyım, çalışkan olmalıyım, bunlara karşı çıkar. İnsanlar günlük hayatlarında çok fazla genellemelerde bulunuyor. Çamaşır makinesi bozulan kadın “neye elimi atsam bozuluyor” diyor. İnsanlar ya iyidir diyoruz, yada kötü. Ama insanda her ikisi de vardır.
    Sayıtlılar ;
    Terapist hastanın çelişkilerini ve irrasyonel düşüncelerini yakaladığı anda yüzleştirme yapar. Bunun için hasta ile terapist arasında ilişkinin kaliteli olması gerekir.
    “Kişi ne yapmış olursa olsun yapmış olduğu yanlış davranış onun insanlığına tamamen gölge düşürmez.” Şeklinde bir mesaj hastaya verilir ve ikna edilirse hasta değişir. Kendisine bakış açısı değişir.
    Terapist hastanın ağlamasını ve mazeretlerin kabul etmez. Çünkü hasta kabul gören davranışını pekiştirecektir.
    Terapist güvenini devamlı hastaya yansıtır.
    Hastanın yapması için ev ödevleri verilir.

    Nevrotik Kişilerde sıklıla görülen hatalar ;
    1) Filtreleme ;Olay bir bütündür. Ancak olayın bir yönünü alarak inancın belirlenmesidir. Bir öğrenci son sınavından 100 sorudan 17 tanesini yanıtlayamamış ve yalnızca bu 17 başarısızlık üzerinde durup “bu benim üniversiteden atılmama neden olacak” içerikli düşünüp, kendini hırpalamaya başlamış. Sınavı sonuçlandığında kağıtta şu yazıyı okumuş “100 sorudan 83’üne doğru yanıt vermiş bulunuyorsunuz. Bu, bu yıl tüm okulda alınan en başarılı sonuçtur. Bu nedenle notunuz A” karamsar olan öğrenci 17 yanlış yanıt üzerinde durmuş, öğretmeni 83 olumlu yanıt üzerinde durmuş. Bu öğrenci dörtte üçü dolu olan bardağın, dörtte bir boş kısmına kafayı takıp tüm bardağı boş kabul eden ve duygusal çöküntü tepkisi gösteren insanlara benzemiştir bu öğrenci.
    2) Etiketleme ;Bir işi yapamayınca “ben zaten beceriksizim” gibi bir etiket koymadır.
    3) Kutuplaşmış Düşünce ; kategorilerin hakim olduğu bireylerde görülür.
    4) Zihni Okuma ; Ufacık bir davranıştan yola çıkarak kimin ne yapacağını tahmin etmektir. Ör. Yoldan geçerken kafasını çevirdi, bana selam vermedi.
    5) Kontrol Yanılgısı ; Olayların kontrolüne yönelik düşüncelerde yanlışlar yapmadır. Ör. Ne yaparsam yapayım patronuma kendimi beğendiremem. Bütün tartışmaların nedeni oradan kaynaklanıyor.
    6) Facialaştırma ; Örneğin bir ara sınavdan 80 alan kişinin o dersten kaldığını düşünmesidir.
    7) Meli, -malılar ; Mükemmel bir öğrenci olmalıyım. ***** olmamalıyım.
    8) Suçlama ;Kendini suçlama, başkalarını suçlama.
    9) Felaket Tellallığı ; En ufak bir olayı dünyanın sonuymuş gibi görmek. Ör. Patron şunu düzelt dediğinde işten atılacağını düşünmek.
    10) Fedakarlık Seferberliği ;Hayır diyememek. Devamlı verici oluyor. Ama bundan da rahatsız. Ama bunu açıkça ortaya koymuyor. Burada kimse bana kötü demesin diye böyle bir şey yapılıyor.
    11) Hep veya Hiç ;Bir insan kendisinin, başkalarının veya olayların, durumların değerlendirilmesini çoğu kez ya “aşırı olumlu yani AK, ya da aşırı olumsuz yani KARA” olarak yapmaktaysa, hep veya hiç içerikli çarpık, olumsuz sonuçlu düşünce alışkanlığına saplanıp kalmış demektir. Her zaman “üstün öğrenci” seçilen ve övünç çizelgesinde yer alan bir genç bir kere 10 yerine 8 alırsa ve “ben bundan böyle, başarısız bir öğrenciyim, mahvoldum” derse, bu içerikli düşünce alışkanlığını kullanmış olur. Olayları ve insanları, bu yaklaşımla değerlendirmek gerçeklikle bağdaşmaz.
    12) Genelleme ; çekingen bir delikanlı yaşıtı olan bir kızdan randevu almak ister. Kızın o sırada buluştuğu bir başka genç vardır ve delikanlının isteğini özür dileyerek geri çevirir. Delikanlının tepkisi bir aşırı genelleme olur; “hiçbir kız benimle gezip tozmak, konuşmak istemiyor. Yaşamım süresince yalnızlığa ve acı çekmeye mahkumum”
    13) Olumlu yanları geçersiz sayma (görmezlikten gelme) ; Kişi, olumlu deneyimleri, yalnızca görmezliğe gelmekle kalmaz, oldu bittiye getirip ustalıkla onları, karabasan nitelikli karşıtlarına dönüştürür. Bu manevraya, altını kurşuna çevirme simyası adı verilmiştir. Biri, bizim görünüşümüzü veya özgün yapıtlarımızı göklere çıkarark bizim yanımızda başkalarına anlatırsa, otomatik olarak kendimize, “bana dalkavukluk ediyorlar” veya iltifat ediyorlar deyip, hızlı bir çıkışla, onların övgüsünü kimseye belli etmeden kendimiz için geçersiz hale getiririz. Böylece, hakkımız olanı yok sayarız ve kendimize ihanet etmiş oluruz.
    Terapi Süreci ;
    Tedavide amaç, irrasyonel düşünce kalıplarını, rasyonel düşünce kalıpları ile değiştirmek.

    A B C D E
    Başlatıcı Olay inanç Sistemi Sonuç Çatışma Nok. Etki Rasyonel İnanç (B) Gösterilmesi Rasy.Düşüncenin İrrasyonel İnanaç (İB) konulması
    Üniversite ( sınavını kazanmadım ) artık yaşamın (bir anlamı yok).
    A(Olay) C(sonuç)(Depresyon)



    B başarılı olmanın yollarını bulmalıyım C = Kendimi
    seviyorum
    Derslerde başarısızım A B

    İB aptalım
    Başarısızları kimse sevmez C= Ben yapamam
    Başarısızlığımın sebebi öğretmendir.



    Bu gibi düşünceden yola çıkarak bütün üniversite sınavı sınavını kazanamayanlar değersizdir gibi görüyor. Kendisini de değersiz görüyor. Rasyonel olarak şöyle bakılmalıdır ; Sınavı kazanmama beni üzdü. Ama bu dünyanın sonu demek değildir. seneye hazırlanırken daha iyi çalışmalıyım. Terapist D noktasında danışana C’ nin A’ dan kaynaklandığını değil, C’ nin B’ den (İB) kaynaklandığını göstermek zorundadır. Bu sonuç olaydan değil olaya atfedilen düşünceden kaynaklanır.
    Bu sırada D’ de danışanla felsefi bir tartışma olur. Felsefi tartışmalarda kişiye İB’leri göstermek açısından yarar vardır. Bunların yerine akılcı düşünceler koymak gerekir. Bunun için davranışçı tedavi ilkeleri kullanılır. Özellikle kişi olumsuz davranış ile karşılaştırılıyor. Sonra ne oldu ? sorusu soruluyor.
    E noktasında üç alan söz konusudur ;
    1.Bilişsel Alan ;İrrasyonel düşüncesinden bahsedilir.
    2.Duygusal Alan ;Bu düşünce değişirse duyguları da değişir.
    3.Davranışçı Alan ; Duygular değişirse davranışlarda değişir.
    İnsanlar sağlıklı yaşamayı öğrenebilir. İrrasyonel düşüncelerin yerine rasyonel düşünceler koyabilir. Böylece sağlıklı yaşayabilirler.
    Önemli olan konuşulanların davranışa geçirilmesidir. D,E noktasında sık sık ev ödevi verilir. Ör. Atılganlıkta verilen ödev.

    DAVRANIŞÇI YAKLAŞIM ( ÖĞRENME KURAMI )

    Ruhsal yapı üzerinde durmazlar. Ancak gözle görülebilen semptomlar üzerinde dururlar. Uyaranların organizmada yarattığı tepki yaklaşımı da denir.
    Eksik ve yanlış öğrenmeler bozuk davranışı oluşturur. Nevrotik davranışların en tipik belirtileri korku ve kaygılardır. Kaygı ve korkular dışardan gözlenebilir. Kişi devamlı panik halindedir. Yutkunur, eli titrer vb. bu nedenle davranışçılar korku, kaygı ve obsesif durumlar üzerinde daha fazla durmuşlardır. Davranışçı yöntem bunlar üzerinde en etkili yöntemdir. Bilimsel yöntemlerle çalışırlar.
    Bulgular(Analiz) + Sentez + Teşhis +Prognoz(tahmin ) + Tedavi + İzleme
    DAVRANIŞÇILARDA GENEL İNSAN GÖRÜŞÜ
    Freud’ tan ve hümanistlerden farklı olarak insanlar hem iyidir, hem de kötüdür. Ama en azından doğduğu anda nötrdür. İnsanoğlu kendi davranışlarını kontrol edebiliyor. Bunu yaparken başkalarının davranışlarını bakıp yeni davranışlar öğrenebilir. Çünkü bozuk davranış öğrenme sonucu oluyor. Bunu terk edebilir. Çevrenin insan üzerinde etkisi büyüktür.
    Bozuk davranış eksik ve yanlış öğrenmeler sonucu oluyor. Bozucu uyarıcı – tepki bağı oluşur. Olumsuz tepkileri kaldırmak için yeni uyarıcı- tepki bağları kurulmalı ve böylece bozuk davranış kalkar.

    SALTER
    Tüm davranışlar şartlanma sonucu öğrenilir. Sözel konuşmalarda şartlanma sonucu öğrenilir. Bebeğin her söylediği hece ödüllendirilir. Böylece bebeğin kelimenin tamamını söylemesi konusunda bebek şartlanıyor ve söylediği kelime ödül ile pekiştiriliyor. Birey neye koşullanmışsa o davranışı yapar. Duygusal problemler yanlış koşullandırmalar sonucunda oluşur. günlük hayatımızda yaşadığımız problemlerin sebebi çocukluktan beri ailenin katı, aşırı koruyucu davranıp, ayıp – günah duygusunu egemen kılma gibi tutumlarından kaynaklanmaktadır. Tedavinin amacı yasaklardan dolayı yetersiz hale gelen bireyi yeniden koşullandırarak yeni tepki- uyarıcı bağı oluşturmaktır. Bu u-t ile birey girişken hale getiriliyor. Tedavi sırasında kişiliğin dinamiğine ve derinliğe inilmez. Gözle görülen davranışların üzerinde dururlar. Problemin kaynağına inmek belirtiyi azaltmaz veya yok etmez. Amaç olumsuz belirtiyi ve davranışı ortadan kaldırmak ve olumlu davranışı koymaktır.
    Salter’e göre teşhis önemli değildir. çünkü tüm vakalarda ortak öğe vardır. bu da yasaklanmalar sonucu oluşan şartlanmalardır. Pavlow ‘un klasik şartlanmasından etkilenmiştir. Çevresel sonuçları değiştirmeye yönelik teknikler kullanılmıştır.
    Fobik reaksiyonları ortadan kaldırmak için en iyi yöntem davranışçı yaklaşımı kullanmaktır. Fobileri dışarıdan gözlemek mümkündür. Fobi kaygıdan kaynaklanır. Bireyden bireye değişir. Korku ise daha geneldir. Örneğin depremden korkmak. Sistematik duyarsızlaştırma tekniği ile fobilerin üstüne gidilmelidir.

    WOLPE
    Nevrotik üzerinde çalışmıştır. Nevrozlar yanlış öğrenmelerin ortadan kalkması ile tedavi edilir. Yoğun kaygı duyarlar. Nerotize olurlar, kaygı bunun kaynağıdır. Aynı uyarıcı değişik bireylere verilmiş, ama bazıları nörotize oluyorlar. Bunun sebebi nedir ? Bunu şöyle açıklıyor.
    1) Herkes birbirinden farklıdır.
    2) Kaygı tepkisinin yoğunluğu ve azlığında bireylerin geçmiş yaşantılarının etkisi vardır. birey bu uyarıcı ile daha önce karşılaşmış olabilir.
    3) Olaylara duyarlılık öğrenme ile artar.
    4) Yorgunluk, uykusuzluk, aç olma, susuzluk gibi durumlarda kişi daha çabuk nörotize oluyor. Çünkü direnç düşüyor.
    Operant koşullama da canlı, ödüle kavuşmak için ve cezadan kurtulmak için yeni davranışı öğreniyor. İnsanlarda ki nevrotik kaygılar karşıt ket vurma yolu ile ortadan kaldırılır.
    KARŞIT KET VURMA ;
    Organizmaya yeni tepkiler kazandırarak, eski olumsuz tepkilerin zayıflatılması esas alınır. Kaygı ve korku nevrotik davranışların en tipik belirtisidir. En iyi yöntem karşıt ket vurmadır. Allbert ‘a gösterilen beyaz tavşan deneyi.
    Korku öğrenilir. Kaygının oluşması öğrenme ve şartlanmaya bağlıdır. Karşıt ket vurma ile fobilerin ortadan kalkabileceğini söylemiştir. Eğer ortada kaygı verici bir durum varsa kaygıya ket vuracak ve hoşa giden uyarıcı verilir. Eski u-t bağı zayıflatılıyor. Ör. Karanlıktan korkarken şarkı söylemek kaygıyı azaltır.

    SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA ;
    Fobilere karşı en iyi yöntem sistematik duyarsızlaştırmadır. Burada amaç bireyi kaygı duyduğu durum, nesne ve olaylara karşı duyarsızlaştırmaktır. Yani fobi ortadan kaldırılıyor. Karşıt koşullanma ile bireyi rahatsız eden hatalı davranış ortadan kaldırılıyor. Bu yöntem tedavide sıkça kullanılıyor.
    Fobi durumu ile gelen kişi için ilk yapılacak iş kişiyi tehdit eden durmunun saptanmasıdır. Bunun için hastanın yaşam öyküsü alınıyor. Mülakat yapılıyor, sonra kaygı hiyerarşisi oluşturuluyor.
    Mesela asansör korkusunda özel koşullar soruşruluyor. Bunlar uzay, zaman ve konu olarak araştırılıyor. Uzayda ; kişi acaba asansöre kaç metre kala kaygılanıyor. Zamanda ; obje ile yüz yüze gelme süresi ele alınıyor (asansörde kaç dakika kalırsa kaygılanıyor). Konuda ise korkusu araştırılıyor. 0-100’e kadar hiyerarşi oluşturuluyor. En azdan 0 kaygı başlıyor. 100’de tamamı ile artıyor.
    Bundan sonra hastaya kas gevşetme egzersizi öğretiliyor.
    • Birey kendisini sıkmayan rahat bir giysi giymelidir.
    • Gürültü, fazla ışık gibi rahatsız verecek durumların ortamda bulunmasına dikkat edilir.
    • İlk öğrenmede kişi yerde minder üzerinde uzanmalıdır.
    • Terapist hastanın arkasında oturur.
    • Mümkün olduğu kadar danışanın ismi kullanılmalıdır.
    • 15 saniye hasta gerginleştiriliyor, 15 saniye hasta gevşetiliyor. Hastanın gösterdiği tepkiye dikkat edilir. Hasta gevşemiyorsa parmağı ile işaret ederek durumu terapiste bildirir. Terapistin ses tonu yumuşak olmalıdır. Komutlar yöneltici olacak ve danışanın ismi ile hitap edilir. Bitişte yeni görüntü ile bitiriliyor. Asansöre bindirilir. Gevşeme bittikten sonra hastanın gevşeme seansına ilişkin hissettiklerinin görüşülmesi
    • birey gevşedikten sonra korkusunu zihninde canlandırması istenir. Eğer bu durumda tekrar kaygı oluşuyorsa, birey geriliyorsa tekrar gevşeme seansına alınır. Eğer gerilme olmazsa diğre aşamaya geçilir. İlk önce asansöre 4m. kala, daha sonra kapının koluna dokunma, asansöre binme ve en sonunda 7. kata çıkmasını söyleyerek bu korku ortadan kaldırılır. Bu aşamalar sırası ile yapılır. Vücuduna, kaslarına duyarlı olan bir kişi oturduğu yerden de gerilen kaslarını gevşetebilir. Ör. Bir konferansta konuşurken derin nefes alarak kaslarını gevşetebilir.

    DOLLARD & MILLER ( PEKİŞTİREÇ )
    Bu kişiler yaşantıların sonucu olarak korku, kaygı yaşıyorlar. En tipik semptomları baş ağrısı, psikosomatik yakınmalar, cinsel yasaklamalar.
    Çatışmalar kişinin bu duruma gelmesine neden oluyor. Yaklaşma- kaçınma korkusudur. Seks istemek yaklaşma, korku kaçınmadır.
    Terapi sürecinde öğrenme ilkeleri söz konusudur. Terapistin görevi bozuk u-t bağlarını kırmak değil, yerine istendik, olumlu u-t bağlarını koymaktır. Olumlu davranış görüldüğünde pekiştireç verilerek yeni u-t bağları kuruluyor.
    Olumlu pekiştireç ;Olumlu davranışı arttırmak için verilen ödüllerdir. Otistik çocuklarda kullanılabilir.
    Olumsuz Pekiştireç ; rahatsızlık veren bir durumdan veya ortamda bulunması istenmeyen nahoş uyarıcıların ortadan kaldırılmasıdır. Olumsuz uyarıcı ortadan kaybolur. Davranışın yapılması sıklaşır.
    Ceza
    1.Tip Ceza ; davranıştan hemen sonra arzulanmayan, hoşa gitmeyen durumun verilmesi. Ör. Kızmak, şok davranışın yapılma sıklığı azalır.
    2.Tip Ceza ; Ortamdaki olumlu uyarıcının çekilmesi. Ör. Televizyon seyrettirmeme. Davranışın yapılma sıklığı azalır.
    Sönme ; İstenmeyen davranıştan sonra olumlu veya olumsuz hiçbir pekiştireç verilmez. Özellikle temper tanturum (tutturma nöbeti ) durumunda kullanılır. tutturma davranışı olançocuklar dikkat çekmek ister bu durumda ilgisiz olmak gerekir.
    Doyurma ; Kronik şizofrenilerde uygulanır. Kişi burada aşırı doyurulur. Ör. Sigara içme alışkanlığı olanlarda ara vermeden sigara içtirerek bıktırmak.
    Fleoding ; Bireyi kaygı veren durumlarla karşı karşıya getirmektir.
    Sürekli Pekiştireç ;Her istendik davranışın ardından pekiştireç verilir. Özellikle yeni öğrenmelerde kullanılır.
    Aralıklı Pekiştireç ; Her doğru davranış değil de her doğru davranışın belli bir kısmı ödüllendirilir.
    Edimsel koşullanma ;İstenmeyen davranış ödüllendirilmez, sönme yapılır. İstenen davranış ödüllendirilir, pekiştireç verilir.
    Token Economy (marka veya jeton verme); Bu programda anne-babanın çocuktan beklediği istendik davranışlar belirlenir. Çocuklarda ve şizofrenilerde kullanılır.
    Kendini denetlemek ; (self kontrol ) önce terapistle birlikte plan yapılır, davranışlar saptanır. Bunlar günlük hayata aktarılır. Uygulanmayan davranışlar plana not edilir. Girişimcilik eğitiminde ev ödevleri verilir. Kişinin istenmeyen durumla karşılaşması istenir.
    Aversion terapi ; İtici uyarcı ile ket vuruluyor.

    DANIŞANDAN HIZ ALAN YAKLAŞIM
    C.ROGERS
    Psikolojik danışma sonucu bireyin kendini gerçekleştirmesine ortam yaratılmasını amaçlar.
    İnsan görüşü ; insanın doğuştan kendini gerçekleştirme güdüsü ile meydana geldiğini savunurlar. İnsan doğduğunda iyiye yöneliktir, yaratıcıdır. İnsanın sonradan kazandığı tepkiler ikincildir. Olumsuz davranışlar ancak olumsuz yaşantılar sonucu kazanılır. Kişilik kuramının temeli benliktir. Benlik yapısı üç bölümde incelenir.

    özben; Maslow’a göre özben benliğin çekirdeğini oluşturur. Benlik tasarımına göre daha az değişkendir. Özben daha çok bizim biyolojik yapımızdır. Doğuştan getirdiklerimizdir. Yeme, içme, cinsellik güdüleri, kendini gerçekleştirme ihtiyacı, yetenekler, ilgiler genetik geçiş olduğu için özbenin içindedirler. Özben bir dereceye kadar ide benzetilebilir. Ama fark, iddeki başat güdü, cinsellik ve saldırganlık olduğu halde özbende kendini gerçekleştirme güdüsü başattır. Özben kesinlikle bastırılmamalıdır. Geliştirilmeye ve tanınmaya çalışılmalıdır. Ruh sağlığının olumlu olması özbendeki gizilgüçleri tanımak, ortaya koymak ve teşvik etmekle sağlanabilir. Ruh sağlığının bozulması özbeni oluşturan etmenlerin doyurulmaması ve engellenmesi sonucu oluşur.
    Benlik tasarımı ; benlik kişiliğin öznel yanıdır. Benlik, bir insanın kendi görüşüne göre özelliklerinin, yeteneklerinin, değer yargılarının, amaç ve ideallerinin dinamik bir örüntüsüdür. Benlik, doğuştan ölüme şekillenen bir yapıdır. Benlik bizim kendimizi algılayış biçimimiz yani özbenimizi görüş biçimimizdir. Dokuz aylık bebek çevresine tepki vermeye başlar. Üç yaşınsan itibaren nesnel beni fark eder. Yani kendine ait olanla olmayanı ayırt eder. Benlikte daha çok bugün etkilidir.
    İdeal Benlik ; Olmak istenen ben vardır. İdealler, amaçlar vardır. Bugün bunlara sahip değilim, ama ileride kendimi görmek istediğim yer şurasıdır, şeklinde bir düşünüş vardır. Yani gelecek etkilidir.
    Benlik tasarımında yakın çevrenin, özellikle anne-baba tutumlarının büyük rolü vardır. Anne-baba tutumları çocuğun özbeninin görüş tarzını etkiler. Beş yaşından sonra çocuk özbeni fark eder. Bundan sonra çevrenin tutumu daha fazla önem kazanır.

    Kapasiteleri aynı olan Ali ile veli’nin aile tutumları farklı olsun.
  5. Eleftra

    Eleftra Her şey bâtıni!

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    131.807
    Konular:
    37.018
    Beğeniler:
    4.717
    Nereden:
    Eskişehir
    ALİ bağdaşmazlık VELİ bağdaşım
    Ali’nin kapasitesi iyidir. Ama 4-5 yaşlarından itibaren ailesi “sen aptalsın”, “çok beceriksizsin” şeklinde olumsuz mesajlar vermiştir. Çocuk yetersizlik duyguları yaşar. Bundan dolayı özbenine bakışı olumsuzdur. Çocuk yetenekli olduğu halde kendini işe yaramaz şeklinde tanır ve olumsuz bir benlik tasarımı geliştirir. Gerçek özbenini tanıyamaz. Öğrenilmiş çaresizlik oluşur. Okula “ben zaten aptalım, kafam çalışmadığına göre neden çaba sarf edeyim” şeklinde bir düşünce ile başlar.
    Veli’nin kendisine daha çok rehber olan anne-babası vardır. Çocuk kendi gücünü ve sınırlarını bilir. Çevresel tutumlar da çocuğun kendi öz tabiatını keşfetmesine imkan verecek şekildedir. Veli, belirli alanlarda başarılı, belirli alanlarda başarısız olduğunu anlamıştır.
    Benlikte tutarlılık ; kişiyi anlamanın yolu, bireyin kendisi hakkındaki kanılarını ve onun dünyayı görüş biçimini anlamaktan geçer. Kişinin fenomenal benliğini ve fenomenal alanını anlamak onu anlamamızı sağlar. Bütün davranışlarımız amaçlıdır. Bu amaçlarda benliğin ahengini sürdürmek yatar. Yeni bir fikir, yeni bir yaşantı daha önceki fikirlerle, yaşantılarla bağdaşabiliyorsa yeni fikri içselleştiriyoruz demektir. Buna benlikte tutarlılık denir.
    Günlük yaşantılarımızla benlik tasarımızı arasında yüksek bir ilişki vardır. İnsanlar olaylara kendi fenomenal alanları doğrultusunda bakarlar. Bizim gösterdiğimiz tüm tepkiler amaçlı ve anlamlıdır. Kişiler aynı olayları farklı algılarlar. Algılamalarda ihtiyaçlar, değer yargıları… etkilidir.
    İdeal benlik kişinin hedef ve amaçlarını kapsar. Öz ben ile benlik tasarımı arasında bağdaşmazlık varsa ideal benlik ile de aralarında bağdaşmazlık olur.

    PSİKOLOJİK DANIŞMA
    Psikolojik danışma her şeyden önce bireyi anlamak, onun problemlerine birlikte düşünerek çözüm yolları aramaktır. Ancak psikolojik danışma sırasında yapılmaması gerekenler vardır.
    1. Psikolojik danışma nasihat vermek, öğüt vermek değildir. Birey yaratıcıdır.
    2. psikolojik danışma birey adına yapamadığı işleri yapmak, teselli etmek değildir. Böyle yapılırsa bireyin kendine olan güveni azalır.
    3. Psikolojik danışma sempati, antipati değil empati kurmaktır. Empatinin yolu danışmanın objektif olarak danışanın fenomenal alanına girmektir.
    4. Psikolojik danışmada, değerlendirme, teşhis ve yargılama söz konusu değildir. Rogers’in yaklaşımını benimseyen danışmanlar baştan tanı koymaktan kaçınırlar. Çünkü danışan açısından etiketlenmek hoş bir durum değildir.
    Danışmanın görevi ; Danışana ayna tutmak, danışanın kendisini görmesini sağlamak.
    Psikolojik danışmanın Amacı ; Zihinsel, duygusal bilinçlenmeler, içsel yönelimlerle, çevrenin ihtiyaçlarını danışanın uzlaştırabilmesine yol açan davranış değişiklikleri meydana getirebilmektir.
    Rogers’a göre psikolojik danışma süreci ; Duyguları yaşama, fark etme ve iç görü kazanma sürecidir. Nihai amaç, bireyin bütünü ile kendini kendisini gerçekleştirmesine yardım etmektir.
    Danışandan Hız Alan Yaklaşıma Göre Uyumsuzluk Davranışı Nasıl Gelişir?
    Bir insan benlik tasarımına ne kadar uygun davranırsa ruh sağlığı olumlu yönde gelişir. Birey öz bendeki yaşantılarının ne kadar çoğunu benlik tasarımına katabilirse ruh sağlığı o kadar iyi olur. Benlik tasarımı ile yaşantıları arasında tutarsızlık başladığında belli belirsiz kaygı başlar. İç huzursuzluk yaşanır. Kendi gizilgüçlerinin, potansiyelinin, farkında olmayan kişi uyumsuzdur. Bağdaşmazlıkta kendine yabancılaşma gözlenir.
    Bireyin öz beni ile benlik tasarımı arasındaki bağdaşmazlık durumunda kişi iğreti bir benlik tasarımı geliştirir. Kişi kendini tanımaz ya da inkar eder. Hazır kimliklere baş vurur. Sürekli olarak hazır kimlikleri dener, gün geçtikçe kendine yabancılaşır. Kendi gizilgüç ve potansiyellerine aykırı davranır. Bağdaşmazlık durumunda benin ahengi bozulur. Bu durumda birey kaygıdan kurtulmak için;
    Kaygıyı yok sayıp inkar edebilir
    Kaygıyı çarpıtabilir, yön değiştirebilir
    Kaygının farkına vardıktan sonra bunu düzeltmek için “ben ne yapabilirim?” sorusunu sormasıdır. Bu kaygıyla başa çıkmak için kişi başkalarından yardım almak zorundadır. 1. ve 2. yollar sakıncalıdır. Çünkü kişi kaygısını bastıra bastıra öz ben ile temasını koparır. Öz benin gelişimi engellenir.
    Psikolojik danışma kavramları
    İç görü ; Duygusal boşalma (katarsis) sonucu danışanın o güne değin baskı altına aldığı arzuları, ihtiyaçları, aşağılık, suçluluk ve düşmanlık gibi duyguların birden bire bilinç alanına çıkması ve danışanın da bunu hemen fark etmesi, iç görü kazanması terapinin amacıdır.
    Kaygı ; Öz ben ile benlik tasarımı arasındaki bağdaşmazlığın bilinçte duyulmaya başlamasına kaydı denir.
    Direnç ;danışmanın uygun olmayan tutumuna karşı danışanda beliren tepkilerdir. Danışmanın, danışan kişinin hazır olmadığı soruları sorması, yüzleştirme yapması, onun direnç göstermesine neden olur. Freud’a göre direnç, kişinin gerçeğin ortaya çıkacağını hissedince semptomlarına daha sıkı sarılmasıdır.
    Psikolojik Danışma Süreci ;
    1.Empatik anlayış ; Danışmanın kendini danışanın yerine koyup, objektifliğini yitirmeden, danışanın gözü ile onu ve ona ilişkin olayları tıpkı onun gibi hissedebilmesi, algılayabilmesidir. Danışmanın sempati ve antipati değil empati kurması gerekir. Empati kurmak içi üç strateji gerekir.
    a)Empati karşıdaki insanı çok iyi şekilde dinlemekle sağlanabilir.
    b)Danışanın ne demek istediğini, onun dünyasını kavramak gereklidir. Bu birazda sevgi işidir..
    c)Karşıdaki kişiye anlaşıldığını ifade etmek.
    Empati 5 dereceden oluşur. En çok 3,4,5. düzeyler kullanılır. 3. düzey yüzeysel, 4. düzey derinlemesinedir. 5. düzeyde duygu ve içeriğe yönelip daha derindeki duygulara inilir.
    Örnek ;
    Danışan ; Kimse beni sevmiyor.
    Danışman ; Umutsuzsun, yalnız kalmaktan korkuyorsun.

    Danışan ; Nişanlımdan ayrıldım, bir daha kimseyle birlikte olmak istemiyorum.
    Danışman ;Nişanlından ayrıldığın için umutsuz ve çaresizsin. Kendini o kadar çaresiz hissediyorsun ki, bir daha başka biri ile birlikte olmak istemiyorsun. Şu an sana bu tür ilişkiler çok uzak.

    Danışan ; Çalıştığım halde başarılı olamıyorsun.
    Danışman ; Çalışıp ta başarılı olamadığın için umutsuzsun ve kaygı duyuyorsun. Hatta kendine karşı öfke dolusun. Çalışmanın karşılığını alamadığın için hayal kırıklığı yaşıyorsun. Hayal kırıklığın öfkeye sebep oldu.

    Danışmada danışana soru sorulmamalı ve kesinlik belirten ifadelerden kaçınılmalıdır. Duyguları yansıtan cümleler kullanılmalıdır. Empati geliştirilmesi mümkün bir sanattır.
    2.Koşulsuz kabul ; her şeyden önce insan olduğu için karşısındakini kabuldür. Koşulsuz saygı ise durumundan dolayı duyulan saygıdır.
    Saydamlık, spontanlık, bağdaşım içinde olmak ; Danışmanın öz beni ile benlik tasarımı arasında tutarlılık olması, danışmanın olduğu gibi görünmesi, maske takmaması gerekir.
    Danışma süresince bu üç maddenin bir arada olması ve danışana iletilmesi gerekir.
    Danışanda meydana gelen değişiklikler ;
    İlk geldiği gün danışan çekingendir. Kaygı düzeyi yüksektir. İlk oturumda danışan kendisini anlatma ve açma isteğinde değildir. Yüzeysel konuşmalar yapar. Değişme arzusu pek görülmez. Hep problem etrafında dolaşır ama probleme gelinmez.
    İkinci basamakta, kendinden bahseder, belki problemi de ifade eder, ancak sebepleri dışarıda arar.
    Üçüncü basamakta kendini açma korkusu yavaş yavaş azalır. Özellikle geçmişteki olumsuz duygulardan daha çok bahsederler. Bugün hakkında fazla konuşmazlar.
    Dördüncü basamak kendini kabul, kendini anlama ve saydamlık hızla gelişmeye başlar. Sorumluluk daha da artar. Danışan problemini net bir şekilde ortaya koyar. Artık desteği dıştan değil, içten almaya başlar.
    Beşinci basamakta danışan yaşantılarını, duygularını daha saydam olarak ve daha az baskı altına alarak yaşıyor. Savunma içinde olmadığından duyu organlarının verilerine daha açık olur. Gerçeği daha çabuk kavrar.
    Altıncı basamakta dış zorluklara dayanıklılık artar. Bağdaşım kendisini göstermeye başlar. Danışan hem psikolojik hem de fizyolojik rahatlık içine girer. Daha kolay toparlanabilme gücü bulur.
    Yedinci basamakta danışan artık yeni yaşantılardan korkmaz. Kendisinin kim olduğundan korkmaz. Öz saygı ve özgüven birden bire artar. Bazı danışanlar bu basamağı terapi bittikten sonra da yaşar.

    DANIŞANDAN HIZ ALAN YAKLAŞIMDA KULLANILAN TEKNİKLER
    Yansıtıcı teknikler kullanılır. Bireyin kendi duygularını görebilmesi, farkına varabilmesi, iç görü kazanmaları için danışmanın görevi buzların kırılmasını sağlamaktır.
    1.Basit Onaylama ; Danışanın söylediklerinin anlaşıldığını belirten tepkiler (sözel ya da bedeb diliyle) vermek.
    2.Konuşmaya Asgari Teşvik ; Cesaretlenme ile ilgili danışmanın bir takım sözel tepkiler vermesidir. Ya, öyle mi?, sonra, bu konuyu daha iyi anlamam için bunun hakkında bana biraz bilgi verir misiniz? Gibi ya da danışanın söylediği anahtar sözcükleri tekrar etmek.
    3.İçeriğin Yansıtılması ;Danışmanın, zaman zaman danışanın söylediklerini içeriği bozmadan aynen danışanın söylediği gibi ya da anlamı kaydırmadan eş anlamlı kelimelerle cümle tekrarlanmasıdır. Bu şekilde danışman, sanışanı yanlış anlamışsa düzeltebilir ve onunla birlikte olduğunu böylece belirtebilir.
    Örnek ;
    Danışan ;Canım çok sıkılıyor.
    Danışman ; Biraz bunaldın galiba

    Danışan ; Annem beni çok sinirlendirdi.
    Danışman ;Annen senin damarına basmış.

    4.Duyguları Yansıtmak ;Danışanın söyledikleri altında yatan gizli duyguları fark edip ona geri iade edilmesidir. Danışanın halen farkında olmadığı duygu ve düşünceleri danışmanın kavrayıp danışana yansıtmasıdır. Yani iç görü kazanmasına yardımcı olunur. Duyguları yansıtmak yorum yapmak değildir. Duyguları yansıtma durumu kontrol altına almak demektir. Danışman anlatılanlarla yetinmez o cümlenin altında yatan duyguyu bulup danışana iletir. Bu beceri, danışanın duygularını belirginleştirmeye ve danışmanın danışanın duygularını doğru algılayıp algılamadığını denetlemeye yarar. Psikolojik danışma sürecinde en sık kullanılması gereken teknik duyguları yansıtmadır.

    Örnek .
    Danışan ;Keşke arkadaşıma bu kadar sert çıkmasaydım.
    Danışman ; Pişmansın.

    5.Özetleme ;Danışanın ilettiği fikirleri, duyguları, düşünceleri özetleme. Bu fikir, duygu ve düşüncelerin aralarındaki bağları kurarak, özetlemek önemlidir. Konunun dağılması ve konunu danışan tarafından net olarak görülmesi sağlanır. Özetleme sırasında yanlış anlaşılanların danışan tarafından düzeltilmesine fırsat verilir. Bu beceri, oturumların sonunda, oturum başında bir önceki oturumu hatırlatmak için ya da bir konudan diğerine geçerken kullanılır.
    6.Yapılama ; danışma sürecinin yolu, yöntemi nedir? Ne gibi ilkeler izlenecek? Ne kadar sürecek? Gibi soruların cevapları yani danışma süreci hakkında danışana bilgi verme tekniğidir. Danışanın bilmesi gereken psikolojik danışma ilkeleridir. Öncelikle gizlilik ilkesi ilk oturumlarda kişiye anlatılmalı bu ilkeden kişi haberdar edilmelidir. Çok uzun olmamalıdır. Mesleğe yeni başlayan danışmanların ilk danışmalarında yapılama sık kullanılır. Çünkü bu kişiler güvensizdirler.
    7.Somutlaştırma ; Entelektüel ve somut konulardan bahsedilir. Danışmanın danışanı genel konuşma yerine belirgin, kendine özgü duygu, düşünce ve sorunlarını anlatması için güdülendirmesi, cesaretlendirme işidir.
    Örnek ;

    Danışman ; İnsanlar çıkarcıdır.
    Danışman ; Bana bu duruma ait kendi yaşantınızdan bir örnek verebilir misiniz?

    8.Kişiselleştirme;danışanın duygusunun, probleminin ve amacının kişiselleştirilmesi ………….duygu……+.…çünkü……+…..eylem
    çok mutlusun + çünkü + arkadaşınla ilişkin iyi gidiyor.
    Mutsuzsun çünkü çok çalıştığın halde başarısız oldun.
    Kızgınsın çünkü kızlar tarafından aldatıldın.
    Danışan “ben” dilini kullanmaya teşvik edilir. Çoğuldan tekile indirerek kişinin kendisini ifade etmesi sağlanır.
    9.Soru Sorma ; Danışma sürecinde çok fazla soru sorulmaz. Bu alandaki bazı danışmanlar hiç soru sorulmaması gerektiğini, bazıları ise sorulması gerektiğini savunurlar. Açık uçlu soruların sorulmasında yarar vardır. Soru tipleri ;
    betimlemeye yol açan sorular ; Bir olaydan bahsederken yüzeysel geçtiğini hissettiğimizde olayı açmasını isteriz.
    Karşılaştırmaya yol açan sorular ;Bir olay karşısında iki farklı davranışını anlattığında danışman olarak bu iki durumdaki fark sorular.
    Kökeni bulmaya yönelik sorular
    Denemeye yol açan sorular ; Olabilecekler hakkında kişi bilgilendirilir. “Şu şekilde davransan başına neler gelir.”
    Yaratıcılığa yol açan sorular ; bozulan bir ilişki verilir. Danışanın bu ilişkiyi nasıl düzeltileceği sorulur.
    İleriyi yordamaya yönelik sorular ; “Şimdi böyle düşünüyorsun ama iki sene sonra nasıl düşüneceksin?”
    Terapötik süreçte suskunluk durumlarında soru sormak değil, duyguları yansıtmak önemlidir. Sırf kendi merakımız gidermek için soru sormamalıyız. İlk oturumlarda güven ilişkisi oturmadan soru sorulmaz.
    “niçin?”, “Neden yaptın?” şeklinde yargılayıcı sorular sorulmaz. Danışan bu sorulara direnç gösterebilir. “acaba bunu hangi ihtiyaçtan dolayı yaptın?” şeklinde sormalıyız. Danışanın sorduğu sorulara cevap vermek danışma ilkeleri ile bağdaşmaz. Bu durumda yapılama kullanılmalıdır.
    Psikolojik danışmada uzun vadeli amaç, bireyin kendini gerçekleştirmesidir. Bu süreç problem çözme süreci değildir. Duyguları yaşama, fark etme ve iç görü kazanma sürecidir. Mücadele gücünü arttırıp, kırılma eşiğini yukarı çekebiliriz, egoyu güçlendirip içsel denetim kazandırabiliriz.
    10.Kendini açma ; danışanın kendi duygularını spontan biçimde, yalana ve hileye başvurmadan danışan ile paylaşması.
    11.Somutlaştırma ;belirsiz tepkilerin somutlaştırılması. Duygu ve yaşantıların genellenmesi önlenir.
    Örnek .
    Danışan ; kızların hepsi aptaldır.(öne yok.genelleme).
    Danışman ;Kızları sen ***** buluyorsun.(çoğuldan tekile indirgedik)
    Danışman ;Bana kızları ***** bulmanla ilgili bir örnek verir misin? (açıklamaya davet ederiz)
    Danışman ;Hangi durum ve ortamlarda kızları ***** buluyorsun.
    Danışan ; Kızlar beni beğenmez (dünyada yaşayan tüm kızlar sanki onu beğenmiyor. Geneleme var)
    Danışman ;Hayatında tanıdığın tüm kızlar seni beğenmez.
    Danışman ; Etrafındaki tüm kızlar tarafından beğenilmemek seni çok üzüyor.
    Danışman ;sen hangi durumlarda bu duyguyla yaşıyorsun?
    Danışman ;Hangi davranışların karşısında bu duyguyu yaşıyorsun? (açıklamaya davet)
    Genellemeleri ve belirsizliği önlemek için somutlaştırma kullanılır.
    12.Yüzleştirme ;danışanın kendi duyuş, düşünüş ve davranışlarındaki tutarsızlıklara dikkat çekme işidir. Gerçek kişinin kendi içindeki uyuşmazlıkların, gerekse kişiler arası uyuşmazlıkların kişinin bilincine sunulmasıdır. Yüzleştirme tutarsızlık durumlarında yapılır.
    Tutarsızlık kaynakları ;
    Danışanın gerçek yaşantıları ile benliği veya ideal benliği arasındaki uyuşmazlıklar
    Danışanın sözel ifadesi ile davranışları arasında tutarsızlık görüldüğü zaman
    Danışanı bir ifadesi ile başka bir ifadesi arasında tutarsızlık olduğu zaman
    Kişiler arası farklılıklarına dikkat çekmek istediğimiz durumlarda kullanılır.
    Sorumsuz yüzleştirme direnç nedenidir. Bundan kaçınılmalıdır.sorumsuz yüzleştirmede ilgisizlik, itham etme, zan altında bırakma ve ceza vardır. Sorumlu yüzleştirmede ise empati, saygı ve kabul vardır. Danışana davranışlarını açıklamaya davet vardır. Sorumsuz yüzleştirmede kişinin yetersizliği vurgulanır. Sorumlu yüzleştirmede amaç danışanın güçlü olduğu noktaları ortaya çıkarmaktır.
    Kesin bir dil kullanmamak ve yordayıcı kelimeler kullanmamak sorumlu yüzleştirme için önemlidir. Galiba zannedersem şeklinde cümleye başlanır.
    Danışman ; bazen olayların çabuk olup bitmesini istiyorsun ama bazı durumlarda iyi düşünmen, programlı olman senin için daha iyi olabilir. (“olmalı”dersek sorumsuz yüzleştirme yapmış oluruz.)
    Danışman ; çok aceleci ve sabırsızsın. (sorumsuz yüzleştirme)
    Danışman ; demokratik olmak istediğini söylediğin halde çocuğunu dövmüşsün, sanırım bu sende çatışma yaratmış olmalı (empati) ve sende bu durumdan huzursuz olmuşsun (sorumlu y)
    Danışman ; Tutarsızsın 10 dakika önce demokratik olduğunu ve şimdi çocuğunu dövdüğünü söylüyorsun (sorumsuz y)
    13.Yorumlama ;Yapılmaması gereken bir durumdur. Öğüt vermekten kaçınılmalıdır. Tavsiyelerde de bulunamayız, sadece alternatifleri ortaya koyarız. İkna etmeye çalışmak da söz konusu değildir. Eleştiri, yani sorumsuz yüzleştirme yapılmamalı. Danışman kendinin horlanmadığını, suçlanmadığını düşünmemelidir. Güven ortamı yaratılmalıdır.
    Suskunluk durumları ; Özellikle ilk oturumlarda danışan konuşmak istemez. Çünkü danışanın kaygısı o kadar yüksektir ki lafa nereden başlayacağını bilemez. Bu durumda yapılama yapmak uygundur.
    Suskunluk nedenleri ;
    Danışan danışmandan hoşlanmamıştır. Danışmanın ilkelere ve danışmanda bulunması gereken özelliklere sahip olmaması direnç yaratır. Danışan gerçekte yüz yüze gelmek istemez ve ondan dolayı susar. Danışan komplekslerinden, çatışmalarından utanç duyduğu için suskun olabilir. Bunlar direnç belirtisidir. Danışanın suskunluk anında kendini düşünmesi yaralı ve yapıcı düşünmedir. Bu suskunluk engellenmemelidir.
    GELİŞİMSEL MODELİN ŞEMASI

    AŞAMA I
    Tepkide Bulunma – Kendini Keşfetme
    Danışmanın Amacı ; Tepkide bulunma
    Danışanın söylediklerine saygı ve empati ile tepkide bulunmak; danışanla etkili olarak iş birlikçi bir çalışma ilişkisini, raportu kurmak, danışanın kendisini keşfetmesini kolaylaştırmak. (Doğru empati, saygı, içtenlik, açık olmak)
    Danışanın Amacı ; Kendini keşfetme
    Yaşamındaki problemli durumlara ilişkin duygu davranış ve yaşantılarını keşfetmek; nasıl etkili yaşamadığını keşfetmek.

    AŞAMA II
    Bütünleştirici Olarak Anlatma – Kendini Dinamik Olarak Anlama
    Danışmanın Amacı ; Bütünleştirici olarak anlama
    Danışanın kendini keşfetme aşamasındaki ortaya koyduğu verileri birleştirmek davranış temalarını ve örüntülerini görmek ve danışanında bunları belirlemesine yardımcı olmak; bu bütünleştirici sürecin oluşturulmasıyla ilgili beceriyi danışana öğretmek. (Doğru empati, Kendini açığa vurma, açıklık, yüzleştirme, alternatif referans çerçeveleri)
    Danışanın Amacı ;Savunucu olmayan dinleme ve kendini dinamik olara anlama

    AŞAMA III
    Eylemi Kolaylaştırma-Eylem
    Danışmanın Amacı ;Eylemi kolaylaştırma
    Belli eylem programlarında çalışması için danışanla işbirliği yapmak; danışanın bu yeni anlayışına yönelmesine, hareket etmesine yardım etmek; yapısal davranış değişiklikleri için çok değişik araçları danışanla birlikte keşfetmek, eylem programlarını yönlendirmek ve desteklemek. (I. Ve II. Aşamadaki tüm beceriler, eylem programlarının düzenlenmesi ve destek)
    Danışanın Amacı ; Eyleme geçmek
    Daha etkili yaşamak, daha etkili yaşayabilmek için gerekli becerileri öğrenmek ve yaşamındaki sosyal- duygusal boyutlarda baş etmek, kendi yıkıcı ve diğer yıkıcı yaşam örüntülerini değiştirmek yeni kaynaklar geliştirmek. .....tabloyu çiz....

    ETKİN DİNLEME
    Dinlemenin amacı, ayırt etme, saygı ve pekiştirme
    a) Fiziksel Dinleme ; Fiziksel olarak dinleme belli bazı şeyleri yapmak ve belli bazı şeyleri yapmamak demektir. Öncelikle yardım edenin danışanı dinlemesini engelleyen her şeyden kurtulması demektir. Fiziksel olarak danışma ortamı çok güzel olabilir (Duvarda güzel resimler ve vitray camlar) veya çok rahatsız ve çirkin olabilir (Soğuk bir oda, rahatsız edici bir mobilya). Fiziksel olarak dinlemek demek, etkileşimde bulunanların karşısındaki kimseyle ilgili olduğunu gösteren bir beden duruşunu almaları demektir.
    .....diğerinin yüzüne doğru bakmak ; ben senin için hazırım demektir. Yönünü dönmek ilgiyi azaltır.
    .....iyi göz ilişkisini devam ettirmek ; Yardım edici danışana doğru bakmak
    .....açık beden duruşunu sürdürmek ; Elleri ve ayakların kavuşturulması ilginin azaldığının işaretidir. Açık beden duruşu iletişime açık olmayı gösterir. Savunucu olmayan bir pozisyondur.
    .....Karşıdakine doğru eğilmek ; Bu da hazır olmanın, varlığını sunmanın bir diğer işaretidir.
    .....Rahat pozisyonu sürdürmek ; Görüntü itibariyle rahat olmak, danışana “Ben seninle rahatım” demektir. Bu beş pozisyon görev yükleyicidir.
    b) Psikolojik Dinlenme ; sözsüz mesaj duygusal içeriği, sözlü mesaj düşünsel içeriği ifade eder.
    .....Sözsüz davranışları dinlemek ; beden ve yüz oldukça çok mesaj iletir. İki kişi birbirleriyle sessizce oturuyor olsalar bile bu atmosferde pek çok mesaj yatmaktadır. Hem sözsüz davranış (beden hareketleri; el-kol ve yüz ifadeleri)hem de paralinguist davranış ( ses tonu, tonlama, kelimelerin yerleşmesi, vurgu...) danışman tarafından dinlenmeli sadece söylediklerine değil, tüm mesajlarına tepkide bulunmalıdır.
    ..... Danışanın sözel davranışlarını dinlemek ; Danışmanın etkin olarak dikkat etmesi onu etkin bir dinleyici yapar. Böylece, yalnızca onun cümlelerini ve kelimelerini duymakla kalmaz, aynı zamanda sözsüz ve paraligustik ip uçlarıyla bunları nasıl birleştirdiğini de görebilecektir. Savunucu kimseler seçici olarak dinlerler.

    Başlangıç Düzeyinde Doğru Empatiyi İletmede Karşılaşılan Sorunlar ;
    • Anlamış izlenimi verme ; Burada anlamadığımız konuyu anlamış gibi görünmek, içtenliği yok eder. Bu da sahtekarlıktır. Bazen dikkatin dağılmasıyla, danışanın karmaşık duygulardan bahsetmesiyle olur. Dürüstçe anlamadığımızı bildirmeliyiz.
    • Papağan gibi tekrarlama ; Empatiyi kötü olarak kullanmaktır.
    • Danışanın gevelemesi ; Gevelemeyi “hım”larla pekiştirmemeliyiz. Gevelemeler, açık olmayı, odaklaşmayı ve danışma görüşmesinin yoğunluğunu mahveder.
    Danışan konuşurken, danışman kendisine şu soruları sormalıdır;
    Bu kişiyi gerçekten ne rahatsız etmektedir?
    Bana ne anlatmaya çalışıyor?
    Onu ne engellemektedir?
    Yaşamında ne bakımdan etkili olamamaktadır?
    • Aceleci olma ; İleri düzeydeki empatiyi çok erken sunabilir. Bu danışanı ürkütüp korkutur.yanlış yüzleştirme yapabilir, tavsiyelerde bulunabilir.
    • Empatik tutum ve ton ; Eğer danışana ilettiğimiz duyguları monoton bir şekilde söylüyorsak hiç etkili olamayız. Eğer bunu heyecanla söylemiyorsa danışanla birlikte değildir demektir.
    • Erken davranma ; genelde yeni başlayan danışmanlar danışanın duraksamasıyla hemen atılarak tepkide bulunurlar. Henüz tepkilerini formüle etmediklerinden bu aceleci bir tepkidir. Danışan durakladığı zaman danışman kendisine şu soruları sormalıdır.
    Buradaki duygular neler?
    Asıl konular neler?
    • Dil ; kullanılan dil seviyeye uygun olmalıdır.
    • Uzatmak ; konuyu uzatmak danışman için bir hatadır. Danışman sık sık tepkide bulunmalıdır. Ama bu tepkiler yakın ve öz olmalıdır.
    • Soru sorma ; Alt düzey danışmanlar, danışanların kendilerini keşfetmeleri için doğru empati yerine soru sormayı yeğlerler. Bu sorularda genellikle kapalı sorulardır.

    D) İÇTENLİK
    • Mesleki rol; içten bir danışman, danışmanlık rolünün arkasına saklanmaz. İyi bir danışma ilişkisi rol oynamaktan arınıktır.
    • Kendiliğindelik; içten bir kimse kendiliğinden davranır.
    • Savunucu olamama; içten bir kimse savunucu değildir. Yaşamında güçlü ve zayıf kaldığı yönlerini bilir. Genelde etkili bir yaşam sürdürmektedir. İçten bir danışman kendisine yöneltilen davranışlardan rahatsız olmaz.
    • Tutarlılık ; içten bir kimsenin tutarsızlıkları çok azdır.
    • Kendini paylaşma; içten bir kimse kendini oldukça derin bir şekilde açığa vurma kapasitesine sahiptir. II.Aşamadaki bir beceridir.

    E) SAYGI
    Saygının içinde sevgide olmalıdır.insanı insan olarak sevmeliyiz. Ona saygı duymalıyız
    • Danışan için var olmak; saygı, danışana bir görev yüklememelidir. Onunla insan olduğu için beraber olmalıdır.
    • Danışanla birlikte çalışmaya istekli olmak.
    • Danışanın kendine özgü özelliklerini geliştirmesine yardımcı olmak.
    • Danışanın kendi yaşamını kendisinin belirlemesini göz önüne almak.
    • Danışanın iyi niyetini kabul etmek.

    Sosyal – Etki Aracılığıyla Yardım Etme (Danışan Yaşantısı)
    Birey, danışmanı uzman, güvenilir ve çekici bir kimse olarak görmelidir. Böylece danışmanı yaşamında kabul eder ve başkalarına izin vermediği şekilde onun düşüncelerinden ve yaptıklarından etkilenir.
    Sosyal etki modelini kullanan danışman, danışanın yaşamına girmeye isteklidir ve danışanın düşüncelerini etkiler. Danışan için iyi olanı yapar. Sosyal etki sürecinde danışman;
    a) Danışanın gözünde uzman, güvenilir ve çekici birisi olarak danışanı yardım sürecine katar. Bir güç veya etki temelini oluşturarak çalışır.
    b) Yapıcı davranışsal programların uygulanmasıyla ve danışanın kendine zarar verici davranışları ortadan kaldırmasıyla, danışanın daha etkili bir yaşama sahip olmasını etkiler.
    Sosyal-etki danışanın danışmanı algılamasına dayalı olmalıdır.
    Bu sürecin temel unsurları ;
    1.Uzmanlık ; Danışanın, danışmanın ona yardım etme yeteneğine, becerisine ve bilgisine sahip olmasına inanması demektir.
    a) Rol Uzmanlığı ; danışanın yardım edeni danışman veya psikoterapist olarak araması, bu kimsenin profesyonel bir pozisyonunun bulunması ve onun uzman olduğunu gösteren derecelerin olması demektir.
    b) Şöhret Uzmanlığı ; İnsanlar danışmanın iyi olduğuna tanıklık etmişlerdir. Bu tanıklık, danışmandan gerçekten yardım almış olmalarından veya meslektaşlarının onu bir yardım edici kimse olarak düşünmelerinden kaynaklanıyor olabilir.
    c) Davranış Uzmanlığı ; Danışman üst düzey yardım becerilerini sergiler. Bu uzmanlığın en kritik şeklidir. Danışan bir kere danışmanın uzmanlığını algıladığında ve yaşadığında, bütün enerjisini ve kaymnaklarını yardım göreceği inancı, ümidi ve beklentisi ile harekete geçirir. Güçlü bir etki kaynağı olarak danışmanın yaşantısına girmesine izin verir.
    2.Güvenilir Olmak ; “Eğer kendimi sana bırakırsam, sende özenle, beceri ile bana yardım edeceksin. Beni incitmeyeceksin ve benim kendimi incitme durumlarını çıkarmamaya çalışacaksın.”
    a) Rol Güvenirliği ; Toplumda belli bazı roller vardır ki aksi bir gözlem olmadığı sürece güvenilir oldukları düşünülür. Doktorlar ve diğer sağlık meslekleri genellikle bu kategoriye girmektedir. Psikiyatristler, psikologlar, sosyal uzmanlar, psikolojik danışmanlar eğer beklenmeyen bir duruma sebep olurlarsa skandal olur.
    b) Şöhret Güvenirliği ; Danışmanın dürüstlüğü ve bütünlüğü konusundaki şöhreti kastedilmektedir. “o iyi bir adamdır, ona güvenilir”
    c) Davranış Güvenirliği ; Tekrar, danışmanın davranışlarının kendisi, algılanan güvenirliğinin en önemli kaynağıdır.(Gizlilik, içtenlik,samimiyet,saygı)
    3.Çekicilik ; Yardım sürecinde iyi bir raport kurulmuş ise danışan danışmanı, bir bakıma çekici bulacaktır. Eğer danışan, danışman hakkında olumlu ise, ona saygı duyuyorsa, danışmanı bir bakıma kendine uygun görüyorsa, onun tarafından beğenilmek istiyorsa, danışmanı çekici bulacaktır.

    KENDİNİ KEŞFETME
    Yardım sürecinde kendini keşfetmenin amaçları ; Bir kişinin eyleme geçmesi, gerçeğini fark etmesi şeklinde bir çeşit kendini anlamaya yol açıyorsa, kendini keşfetme o zaman yeterli ve etkilidir. Danışanın somut ve ilgili duygu, düşünce ve yaşantılarını ortaya çıkarmasına yardımcı olur.
    Zengin İnceleme Alanları ;
    a) Kişilerarası İlişkiler Kuramı ; Danışman her bir danışanın getirdiği her hangi bir probleminde kişilerarası ilişkiler boyutunu keşfetmesine yardımcı olmalıdır. Çevresiyle geçinememektedir.
    b) Varsayımlar ; danışanın “varsayımsal dünyasının” önemini vurgulamaktadır. Sağlıksız davranışlar, sağlıksız varsayımlara dayanmaktadır.
    c) Amaçlar ; Rahatsızlık yaşayan kimselerin gerçekleşmiş amaçları ve umutları gerçekçi olmayan amaçları, belirlenmemiş amaçları ve umutları bulunmamaktadır.
    d) Değerler ; Kendimiz için yaptığımız yatırımlardır. Rahatsızlık, genellikle değerler çatışmasından kaynaklanmaktadır.
    e) Problemin Ciddiliği ; Ciddiyet = Sıkıntı x kontrolsüzlük x Sıklık
    Kendini keşfetme süreci, problemin ciddiliğini doğru bir şekilde resimleyebilmelidir.

    Etkili Olarak Kendini keşfetmenin Engelleri
    1.Gizlilik ; danışan söylediği her şeyin profesyonel kişi tarafından gizli tutulacağını ummaktadır. Danışmanlar güvenilir olduklarını açıkça göstermelidir.
    2.Dağılma Korkusu ; Pek çok kimse kendisi ile ilgili olarak öğreneceği şeylerle yüzleşemeyeceğini hissettiği için kendini açığa vurmaktan korkar. Bir danışan başlangıçta iyi gider, ancak kendini keşfetme sürecinde ortaya çıkan verilerin artışı ile bunaldıkça geriye çekilmeye başlar. Bir kimsenin yetersizliklerini deşmek sosyal-etki modelinin temelini oluşturur. Dengesizlik, dağılma ve krize yol açar.
    3.Utanç ; Dağılma ve krizin önemli bir parçasıdır. Açığa çıkmaya hazır değilken o ana kadar fark edilmemiş yetersizliklerin bir an için görünmesidir.
    4. Değişme Korkusu ; Bazı insanlar kendilerini keşfetmekten korkarlar; eğer bazı şeyleri bilecek olurlarsa değişeceklerini hissetmektedirler. Kendini keşfetme tarzı ; “Öyküye” karşın “tarihçe”
    öykü, kendini açığa vurmanın çok değişik bir şeklidir. Danışanın hem kendisine hem de danışmana kendi içindeki kimseyi açma çabasıdır. Kendini öykü şeklinde sunan kişi, gerçeğin kendisi kadar, kendisi olarak kendisinin iletilmesinin de önemli olduğunu algılar. Ayrıntılardan kaçınılmaz, ancak seçicilik vardır. Öykü diyaloga davet ederken tarihçe bunu desteklemez. Öykü, kişi ile dolu olduğundan o kişinin duygu ve hisleri ile de doludur. Tarihçe kurudur ve cansızdır.
    Danışanı gerçekten ortaya koymayan veya onu dinleyenlere yakınlığı sağlamayan, kendini açığa vurmaya tarihçe denilmektedir. Duygulardan yoksundur. Böyle bir açığa vurmada, kişinin benliğine katılımı çok azdır. Dolayısıyla risk de azdır. Konuşan kişi kendisine denek olarak değil, nesne olarak işlem yapmaktadır.

    I. Aşama İle İlgili Bazı Kapanış Notları
    Yoğunluk ; Eğer danışman, dinleme, doğru empati, saygı, somutluluk ve içtenliği üst düzeyde kullanırsa ve eğer danışan duygularını, yaşantılarını ve davranışlarını yaşamındaki problem alanları bakımından keşfederse, bu yardım süreci yoğun olacaktır.
    Durdurma Eğilimi ; İyi bir danışman “bir noktada” etkili olmayabilir. Bazı danışmanlar gelişimsel modeldeki I. Aşamada gerekli becerilere sahip olabilirler, ancak danışanın II. Aşamaya ve özelliklede III; aşamaya geçmesini sağlayamazlar. Bu durumda danışana yardım için ulaşılamaz.

    KENDİNİ DİNAMİK OLARAK ANLAMA
    İleri Düzeyde Doğru Empati
    1. Yalnızca ima edilenleri ifade etme ; İleri düzeyde doğru empatinin en temel şekli, danışanın yalnızca ima ettiklerinin ifade edilmesidir. II; aşamada, bir kere raport kurulduğunda ve danışan duygularını, yaşantılarını ve davranışlarını keşfettiğinde, danışman danışanın ima ettiği ancak doğrudan söylemediği şeyleri ifade etmeğe ve vurgulamaya başlar. İleri düzeyde doğru empati danışana bir görev yükler.
    2. Öz malzemeyi özetleme ; Danışanın parça parça anlattığı malzemenin özünü özet bir şekilde bir araya getirerek bunları ifade etmesi de ileri düzeyde doğru empatidir. Amaç, danışmanı ısındırma, dağınık duygulara ve düşüncelere odaklaşma, belli bir temayı tamamlamak için tartışmayı açma, danışanın belli bir temayı tamamen keşfetmesini sağlamak şeklinde sıralamaktır.
    a) adayın kendini keşfetme aşamasında bulduğu noktaları bir araya getirir.
    b) Adayın problemini daha açık bir şekilde görmesine yardım edecek ilgili verileri seçip verir. Danışanın kendisini daha bütüncül bir şekilde anlamasına yardımcı olur.
    • Özet, nereye gittiği belli olmayan kendini keşfetme sürecinin yönünün belirlenmesine ek bir yardım sağlar ve daha tutarlı bir hale getirir.
    • Özet, yeni bir oturuma başlarken kullanılabilir.
    • Danışanın söylediklerinden yorulmasından sonra onun söylediklerinin özetinin verilmesi danışanın kendini bütün olarak görmesini sağlar.
    • Zaman zaman danışanda özetleme yapar.
    3. Danışma sürecinde pano kullanılması ; Önemli konular üzerinde odaklaşılır. Zaman kaybını önler.
    4. Adaları birleştirme ; Veriler arasındaki kopukluğu önlemek, bağlantı kurmak ileri düzeyde empati için gereklidir. Örneğin evde huzursuz bir ortam ve içki içme davranışıyla karşı karşıya kalan bir bireyde bağlantı şudur, danışanın içme davranışı karısını cezalandırmanın bir yoludur.
    5. Danışanın öncüllerden sonucu çıkarmasına yardımcı olma ;
    6. Daha azdan daha çoğa ; Danışan tarafından karmaşık olarak ifade edilenler danışman tarafından açık bir şekilde ifade edilir. Kendini tamamen katmadan ifade ettikleri vurgulanarak ifade edilir. Belirsiz olarak ifade ettikleri somut olarak ifade edilir. Danışanın yüzeysel olarak ifade ettikleri derin bir şekilde yeniden sunulur. Bir nevi yorumdur.
    7. Alternatif referans çerçeveleri ; Danışanın davranışını daha etkili olarak kontrol etmesine yardımcı olmaktır.

    YÜZLEŞTİRME
    Ne yüzleştirilmelidir?
    a) Çelişkiler ; Ne yaşadığımız ile kendimizi sözel ve sözsüz olarak ifade ettiklerimiz arasında çeşitli çelişkileri bulunmaktadır. Becerikli bir danışman danışanın yaşamında yer alan çeşitli çelişkileri görmesine yardımcı olarak onun kendisini daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
    b) Çarpıklıklar ; İnsanlar gerçekleri olduğu gibi kabul etmediklerinden bunları çarpıtırlar. Dünyaya bakış açımız, genelde dünyanın nasıl olduğundan çok dünyayı görmek istediğimiz şeklin bir göstergesidir. Danışanın kendisi ve çevresi ile alternatif referans çerçevelerini, gözden geçirmesine yardımcı olmaktır. Danışanın yenilmiş olma hissini kırmaya yardımcı olur. Kırıcı olarak bir işlev olmamalıdır.
    c) Oyunlar, hileler ve duman perdesi ; İletişimden kaçmak amacıyla kullanılır. İyi bir danışman danışanın oyunlarına takılmaz ve oyun oynamasına imkan tanımaz. Özenle ve sorumlulukla ona meydan okumalıdır.
    d) Kaçamaklar ; Danışanlar gerçek sorunlardan kaçmak için bir yol ararlar. Çünkü gerçek sorunlar elbette acı vericidir.
    e) Değerlere karşın davranışlar ; danışmanın işlevi, kendi değerlerini veya değer önceliklerini danışana benimsetmek değildir. Ancak danışanın yaşamında karışıklığa neden olan değer çatışmalarıyla yüzleşmesinde ona yardımcı olmalıdır.

    Yüzleştirme Nasıl Yapılmalıdır?
    a) Doğru empatideki ruh ile
    b) Geçici ifadelerle
    c) Özenle (katılım, motivasyon, danışan ve danışman arasındaki ilişki ile)
    d) Danışanın durumu
    e) Aşamalı yaklaşma yöntemi ile (özümleme, sahiplenme)

    Yüzleştirilen danışanın tepkisi
    a) yüzleştireni alçaltma
    b) bakış açısını değiştirmesi için yüzleştiriciyi ikna etmeye çalışma
    c) tartışılan konunun önemini azımsamak
    d) kendi görüşü için başka yerden destek arama
    e) yüzleştiricinin yönünde bilişini değiştirme
    f) danışmanın yardımıyla davranışını gözden geçirme
    Yardım etme sürecinin tümü yüzleştiricidir. Becerikli bir biçimde yapılırsa, danışana görev yükler. Üst düzey bir danışman, danışanın güçlü yanlarını, kapasitelerini, kaynaklarını yüzleştirme eğilimindedir.
    Yüzleştirme ve anlık olma, eğitim gruplarında üyelere yaşantısal olarak öğretilebilecek becerilerdir.

    III.AŞAMA ; EYLEM PROGRAMLARI
    1. Danışanın hayatındaki problemi belirle ve açığa kavuştur.
    2. Öncelikleri belirle; yani hangi sorunla hemen ilgilenilmesi gerektiğine karar ver. Danışanın pek çok sorunla aynı zamanda uğraşarak bozguna uğramasına yardımcı olma.
    3. Danışanın kendisini bağladığı, somut, gerçekleşebilir amaçlar oluştur.
    4. Her bir somut amaca ulaşmak için mevcut olanakların tam bir listesini oluştur.
    5. Danışanın değerler sistemiyle uyuşan ve belirlenen amaçlara ulaşmasında etkili olabilecek yöntemleri seç.
    6. Eylem programının etkinliğini değerlendirecek ölçütleri belirle.
    7. belirlenen amaçlara ulaşmak için seçilen yöntemleri kullanıp uygula.
    8. danışandaki gelişmeleri gözden geçir ve değerlendir.

    SÖZSÜZ DAVRANIŞLAR
    1. Göz ilişkisi ; Etkili göz ilişkisi, karşıdaki kişiyi dinlerken ve onunla konuşurken doğrudan bakmak şeklindedir. Göz ilişkisi spontan, rahat ancak ciddidir. Yardım edilen kişiye odaklaşmıştır.
    2. Beden duruşu ; Etkili beden duruşunda beden hafifçe öne eğiktir. Beden yardıma gelene dönük durumdadır, rahat ancak açıktır. Eller hafifçe birleşmiş olarak kucaktadır. Önemli noktaları vurgulamak amacıyla arada sırada akıcı el ve kol hareketleri vardır. Ayaklar paralel ve rahattır.
    Etkili olmayan beden duruşunda öne doğru fazla eğiktir. Veya arkaya doğru yaslanıktır. Beden yardıma gelene doğru yan durumdadır. Bedenin pozisyonu katı, gergin ve serttir. El-kol hareketleri pek yoktur. Kollar önde kapanmıştır.
    3. Baş ve yüz hareketleri ; Etkili baş ve yüz hareketleri, yeri geldikçe baş hareketiyle onaylar şekildedir. Uygun bir gülümseme vardır. Yardım isteyenin duyguları ile uyuşan ifadeleri içerir.
    Etkili olmayan baş ve yüz hareketlerinde sürekli veya çok az olarak baş ile onay yer alır. Baş öne eğiktir. Sürekli veya çok az gülümseme vardır. Soğuk ve mesafeli bir ifade bulunur. Yüz hareketleri çok katıdır. Abartılı duygusal yüz ifadeleriyle tepkide bulunur.
    4. Sözel kalite ;Etkili sözel kalite, hoş ve ilgili bir tonla, sesin tonunun uygun olmasıyla, konuşma hızının orta olmasıyla, basit ancak yeterli bir dille konuşma stilini kullanmakla ve akıcı konuşmakla belirgindir.
    Etkili olmayan sözle kalite ise monoton veya çok heyecanlı bir ses tonuyla, sesin çok sert veya yumuşak olmasıyla, konuşma hızının çok hızlı, çok yavaş ve kesik olmasıyla, argo dilinin çok kullanılmasıyla, aşırı formal bir konuşmayla veya teknik kelimelerin kullanılmasıyla “tamam mı?”, “aaaa” gibi duraklamalarla belirgindir.
    5. Kişisel alışkanlıklar ; Yardım edici kişinin saçı, sakalı veya bıyığı ile oynaması, kalem gibi şeylerle oynaması, sigara veya çay-kahve içmesi, ayakları ve elleri ile seri hareketler yapması, yardım almaya gelen kişinin dikkatini dağıtıcı ve rahatsız edici olduğundan bunlar etkili olmayan sözsüz davranışlardır.

    Devam Ettirici Tepkiler
    Amaç; yardım edici ilişkilerde etkili devam ettirici tepkileri kullanmak
    Dayanak, devam ettirici tepkiler, yardım eden ve edilen arasında etkili bir iletişimin kurulabilmesinin temelini oluşturur.
    Devam ettirici bir tepki, yardım isteyenin ortaya koyduğu içeriği ve duygularını yansıtmasına veya özetlemesine yarar. Devam ettirici tepkiler iki amaca hizmet eder;
    a) Yardım isteyeni konuşmaya devam etmeye cesaretlendirir.
    b) Yardım isteyenin problemini açıklığa kavuşturmasına yardımcı olmaktır. Bu da yardım isteyenin, yardım edenin ve onun problemini yansıttığını “işittiği” zaman gerçekleşir.
    - Hım, hım – içerik tepkileri – duygu tepkileri

    YOL AÇICI TEPKİLER
    Amaç; yardım edici tepkilerde etkili yol açıcı tepkileri kullanmak.
    Dayanak, yol açıcı tepkiler yardım ilişkisinin doğasını değiştirir. Ne yol açacağını belirler. Devam ettirici tepkiler iletişimi ve paylaşmayı arttırırken, yol açıcı tepkiler yardıma gelenin konularını çözümleme sürecini başlatmayı amaçlar. Devam ettirici tepkilerde, konuşmanın sorumluluğu yardıma gelen kişidedir. Yol açıcı tepkilerde, bu sorumluluk yardım edene geçer. Yol açıcı tepkilerde, yardımda şunları ifade etmeye çalışmaktadır “eğer söylediklerimi dinleyecek ve istediklerimi yapacak olursan, bu problemin çözümü için birlikte çalışabiliriz.” Bu tepkilerin amacı daha çok davranışı değiştirmektir. Anlama daha az yer almaktadır. Yardım edici, yol açıcı tepkiler yalnızca karşısındakinin problemini iyice anladıktan sonra kullanılmalıdır. Sorunun ne olduğu anlaşılmadan yardıma gelenin, güveni kazanılmadan yol açıcı tepkiler kullanılmamalıdır.
    Soru sorma (kapalı sorular-açık sorular)
    Tavsiye
    Etkileme

    Kendini Referans Verme Tepkileri
    Amaç, yardım edici ilişkilerde kendinden referans verme tepkilerini etkili bir şekilde kullanmak.
    Dayanak, yardım edicinin kendinden bahsettiği tepkilerdir. Yardım edici kimse yardım isteyeni, nasıl anlayacağını ve onun davranışını değiştirmesinde onu nasıl cesaretlendireceğini bilmekle beraber, ayrıca kendi kişisel düşünce, duygu ve tepkilerini kullanmayı da bilmelidir. Böylece karşısındakinin kendisini tanımasına izin verir. Kendini açarak yardım edilene model oluşturur.
    a) Kendini katma
    b) Kendini açığa vurma

    Kendi İhtiyaçlarını Anlama
    Amaç, yardım edici olma, ihtiyaçlarınızı ve bunların yardım etme etkileşiminizi nasıl etkilediğinin farkına varmak
    Dayanak; yardım etme, yardım edicinin kişisel ihtiyaçlarından veya motivasyonundan etkilenir. Yardım ediciler, yardım ilişkisine girmeden önce ihtiyaçlarını ve motivasyonlarını anlamalı ve bunların yardım ilişkisine bulaşmayacağından emin olmalıdırlar. Maslow

    Başkalarını Anlama
    Karşımızdakinin iletişiminde ifade ettiklerini ve etmediklerini doğru olarak anlamak.
    Yardım etmeye çalışan kişi, eğer karşısındaki kişiyi etkili bir şekilde dinlememiş ve doğru olarak anlamamışsa, onun bazı gerekli yardım becerilerini kullanmasının hiçbir yararı olmayacaktır. Anlamak, kelimeleri işitmek, nasıl söylediklerini işitmek ve o kişi için ne anlama geldiğini bilmektir.
    Anlama süreci, yardım alanların şu anda yaşamlarındaki durumu olduğu kadar onların dakika dakika yaşadıklarını anlamayı içerir. Bu anlama, yardım alanların ifade etmedikleri duygularını anlamayı ve tepkide bulunmayı, onların kendileri ile ilgili karmaşalarını ve yaşadıkları çatışmaları anlamayı içerir. İyi bir şekilde anlamak, yardım edenin yardım alanı tüm bunlara bakmaya yönelttiği aktif bir süreçtir.
    Anlama Süreci
    1. Yardım edenin yardım alanın sözel ve sözsüz davranışları arasındaki ilişkiyi analiz etmesidir.
    2. Anlama süreci karşımızdakinin ifade etmediği duygularını analiz etmektedir.
    Kişinin duygularının alan ve yoğunluk olmak üzere iki boyutuna dikkat edilmelidir. Alan; duygunun türü veya çeşididir. Yoğunluk; yaşanılan duygunun derinliği ile ilgilidir. Örneğin “kızgınlık” alanında “öfke” veya “tedirginlik” duyguları değişik yoğunluklarda yaşanabilir. Doğru anlamak demek, alan ve yoğunluğu doğru ve tam olarak belirleyebilmektedir.

    Etkili Anlama Modeli
    Yardım isteyenleri doğru olarak anlamayı öğrenmek; algılamak, yorumlama ve tepkide bulunma süreçlerini yavaşlatmak demektir. Basamaklar ;
    1. yardım eden karşısındakini, söylediklerini ve yaptıklarını dikkatle gözler.
    2. gözlediklerinden karşısındakinin ne yaşadığını geçici olarak tanımlayacak bir genelleştirme yapar.
    3. diğer bilgileri de ekledikten sonra kişinin belli duygu ve düşünceleri yaşadığına karar verir.
    4. bu düşüncelerini yapıcı bir şekilde karşısındakine ifade eder.

    Etkili Yardım Edici İlişkiler Geliştirme
    Tüm temel yardım etme becerilerini birleştirecek etkili yardım etme ilişkisini geliştirmek. Bir kişiye yardım ederken uygulanabilecek belirli becerilerin birleştirilmesidir. Kendi ihtiyaçlarımız, sözsüz dinleme davranışı, sözel tepki, kendine ilişkin tepki ve başkalarını anlama konusundaki becerilerle birleştirerek kullanmaktır. Etkili yardım etme ilişkisinin özellikleri ;
    1. Yardım eden gereken yerde tüm becerileri kullanabilmelidir.
    2. bu becerileri spontan ve mekanik olmayan bir şekilde kullanılabilmelidir.
    3. yardım edici, kişisel ihtiyaçlarının ve motivasyonunun rolünün farkında olmalıdır.
    4. yardım edici, tepkilerinin kalitesini arttırmalıdır.
    Yardım isteyenin duygularını ve ifadelerini belirlemede doğruluk
    Konuya ve yardım isteyene odaklaşma
    Yardım isteyenin kendini açmasını engelleyen ve onu savunmaya tepkilerden kaçınma
    5. yardım edici, yardım ilişkisi süresince bir bakış açısı geliştirmeye ihtiyaç duyar.
    6. yardım edici, yardım becerilerini planlı bir şekilde kullanmalıdır.

Sayfayı Paylaş