Tarihteki En Şeytan Kadınlar

Konu, 'Biyografi' kısmında Kraliçe tarafından paylaşıldı.

  1. Kraliçe

    Kraliçe Pasif yorumcu

    Kayıt:
    25 Nisan 2008
    Mesajlar:
    2.344
    Konular:
    320
    Beğeniler:
    601
    Nereden:
    Şırnak
            
    Ünlü biyografi yazarı Shelley Klein, işledikleri suçlarla ünlü olmuş 15 kadının hikayesini okurlara sunuyor. ‘Tarihteki En Şeytan Kadınlar’ Erko Yayıncılık tarafından yayınlandı.

    Ünlü biyografi yazarı Klein’ın kitabında yer verdiği 15 kadın tarihte çeşitli dönemlerde acımasız cinayetlere imza atmaları nedeniyle isimlerini duyurmuş. Aralarında Roma İmparatoru Claudius’un iki karısı Valeria Messalina ve Genç Agrippina, Çin İmparatoriçesi Tz’u Hsi, Rus İmparatoriçesi Büyük Katerina gibi imparatoriçeler, Romanya diktatörü Nikolai Çavuşesku’nun karısı Elena Çavuşesku gibi first lady’ler olduğu gibi sıradan kadınlar da yer alıyor.

    Örneğin ABD’li seri katil Aileen Carol Wuornos kurbanlarını erkekler arasından seçiyordu. İdama mahkum edilen ve ABD’nin en ünlü kadın seri katillerinden biri olarak görülen eşcinsel, hayat kadını Wuornors’u “Monster” adlı filmde Charlize Theron canlandırmış ve Theron, bu rolüyle, Oscar heykelciğini evine götürmüştü.

    1800’lü yılların sonlarına doğru zengin anne ve babasını onlarca balta darbesiyle öldüren Lizzie Borden ise ‘cinayetleri işleyebilecek kadar canavar olmadığı’ gerekçesiyle aklandı. Borden’in işlediği cinayetler, Angela Carter’ın ‘The Fall River Axe Murders’ adlı hikayesine konu oldu.

    Shelley Klein, kitap için yazdığı önsözde istatistiklerin kadınların daha öldürücü olan cins olmadığını gösterdiğini belirtiyor ve seri cinayet işleyen kadınlarla ilgili bir saptamada bulunuyor: “Genellikle birden fazla kişiyi öldüren kadınlar bunu bir takımın parçası olarak yapıyorlar.”

    Ünlü biyografi yazarı Shelley Klein'dan, şöhretlerini işledikleri suçlarla tarihin sayfalarını lekelemelerine borçlu olan on beş kadının, baba katili, kardeş katli, işkence, katliam, seks cinayetleri ve en korkuncu da bebek cinayetleri ile bezeli gerçek yaşam öyküleri.

    Ms I. Yüzyıldan Günümüze Kadar Kadın Katillerin Kataloğu:

    - Aileen Carol Wuornos - Kurbanlarını erkekler arasından seçen Amerikalı seri katil
    - Büyük Katerina - Merhametsiz Rus İmparatoriçesi
    - Elena Çavuşesku - Romanya diktatörünün namussuz ve katil karısı
    - Genç Agrıppına - Neron'un katil annesi
    - Grace Marks - Kanada'nın en meşhur kadın katil
    - I. Ranavalona - Madagaskar'ın despot kırbacı
    - Karla Homolka - Kanada'nın kötü şöhretli seks katili
    - Lizzie Borden - Adaletten kaçmayı başaran Amerikalı anne-baba katili
    - Marıe Noe - Kendi çocuklarını öldüren Amerikalı seri katil
    - Mary Ann Cotton - İki kocalı arsenik katili
    - Myra Hindley - İngiltere'nin en lanet edilen kadın katili
    - Rosemary West - Üst üste on cinayet işleyen bir katil
    - Tz'u-Hsi - Çin'in küstah Dul İmparatoriçesi - Valeria Messalina - İmparator Claudius'un ahlaksız karısı
    -Audrey Marie Hilley

    Baltalı katil:
    Lizzie Borden
    1892'de Massachusetts'te üvey annesini ve babasını baltayla öldüren ve cinayetleriyle "Lizzie Borden baltayı aldı/Annesine 40 kere salladı/ Ne yaptığına bakınca/ Babasına da kırk bir kere salladı" şeklinde tekerlemelere konu alan kadın. Hakkında yeterince kanıt bulunamadığı için, jüri tarafından suçsuz bulundu. Hayatını öldürdüğü ailesinden kalan mirasla sürdürdü. İşlediği cinayetler, Angela Carter'ın The Fall River Axe Murders adlı hikâyesine de konu oldu.

    Dehşet meleği:
    Rosemary West
    1987 yılında yakalanana kadar aralarında üvey kızının da bulunduğu 10'dan fazla genç kız ve çocuğu öldürdü. Rosemary West ve kocası Fred West'in, evlerinde 10'dan fazla genç kız ve çocuğa tecavüz edip işkence yaptığı, sonra da öldürüp, evin mahzenine gömdükleri ortaya çıktı. Cinayetleri birlikte işlediği kocası Fred West, 1995'te hapiste kendini astı. Rosemary 10 ayrı davadan ömür boyu hapse mahkûm oldu. Hapiste, kadınları taciz suçundan üç buçuk yıl hapis cezasına çarptırılan bir sapık olan Stephen Saliwon'la evlendi.

    Ölüm saçan bekâr:
    Aileen Carol Wuornos
    ABD'nin en ünlü kadın seri katillerinden biri olarak görülen eşcinsel, hayat kadını. 1989-1990 yılları arasında cinsel ilişkiye girdiği bazı kişileri öldürdüğü ve cesetlerini ormanda sakladığı ortaya çıktı. Yedi kişiyi öldürdüğü iddia edilse de, iki kişinin cesedi bulunamadı ve beş kişiyi öldürmekten yargılandı. Aileen henüz altı aylıkken annesi bir not bırakıp evi terk etmişti. Bakımını büyükannesi ve büyükbabası üstlendi. Ancak 13 yaşındayken tecavüze uğradı, gayri meşru bir çocuk dünyaya getirdiği için evden kovuldu. Hurda bir arabada barındı, para için fahişeliğe başladı. 20 yaşındayken 70 yaşında bir adamla evlendi ama, kocasını bastonla dövdüğü için evliliği sadece bir ay sürdü. 1986 yılında hayatının aşkı Tyria Moore adında bir lezbiyenle karşılaştı. Dört sene beraber yaşadılar. Mahkeme kararıyla aralık 1989 ve kasım 1990 arasında beş kişiyi öldürmekten suçlu bulundu ve ölüme mahkum edildi. Charlize Theron, Aileen Wuornos'u canlandırdığı Monster filmiyle Oscar heykelciğini evine götürmüştü.

    Kötülüğün yüzü:
    Myra Hindley
    İngiltere'nin en nefret edilen kadını. İlk cinayetini 21 yaşında işlediğinde, masum çocukluğundan eser kalmamıştı. Hayatının akışını değiştiren Ian Brady ile 17 yaşında tanıştı. İlk buluşmalarında Myra'yı, Nazilerin yargılanmasını konu alan Nurenberg Duruşması adlı filme götürdü ve yavaş yavaş Nazi hayranı gaddar dünyasına sokmaya başladı. Myra onun çarpık ve sapık dünyasının bir kölesi haline geldi. Brady onun çıplak resimlerini çekti ve ona silah kullanmayı öğretti. 1963'te ilk kurbanları 16 yaşındaki Pauline Reade oldu. İlk dört cinayetin nasıl işlendiğini, yalnızca Myra'nın ifadelerinden öğreniyoruz.

    Kara dul:
    Mary Ann Cotton
    1873'te öldüğünde, dört kocasını ve bunun yaklaşık üç katı kadar da çocuğu öldürmekten suçlanıyordu. Cinayetlerin ve suçunun gerçekliği konusunda hiç kimse tartışmıyordu. Ancak bu utanç verici cinayetlerin ardında bir muamma kaldı; cinayetlerin nedeni. Önce kendi öz çocuklarından dördünü doğar doğmaz ve ilk kocası William Mowbray'i arsenikle öldürdü. Bu cinayetleri ikinci kocası George Ward, üçüncü kocası James Robinson ile dört çocuğu ve ardından öz annesini öldürmesi izledi. Ama bununla da kalmadı. Dördüncü kocasının kardeşi Margaret Cotton, ardından kocası Frederick Cotton ve Cotton'ın üç çocuğu da art arda diğer bütün kurbanları gibi, arseniğin neden olduğu bilinmez bir mide hastalığından öldü. Oldukça titiz bir kadın olduğu bilinen Mary Ann Cotton, darağacına götürülmeden önce saçlarını fırçalayarak ensesinde toplamak için ısrar etti.

    Audrey Marie Hilley:
    1950'li Yılların ABD'sinde İlginç Kişiliğiyle DikkatÇeken Bİr Kadın Katil.Audrey Marie Hilley Çocukluk Aşkıyla Evlenen İki Çocuk Annesi Görünürde Tek Kötü Alışkanlığı Fazla Para Harcamak Olan Orta Sınıf Bİr Amerikalıydı.Sorunlar İlk Olarak Marie'nin Kocasının 25 Yıllık Evliliğin Ardından Mide Bulantısı Nöbetleri,
    Bitkinlik Gibi Hastalık Belirtileri Göstermesi İle Başladı.Marie Eşine, Sözde doktor Tavsiyesiyle Enjeksiyonlar Yapıyordu. Bunlar Hiç Bir Şekilde Hastalığın Önüne Geçmemişti. Doktorlar Frank'ın Semptomları Karşısında Şaşkındı. Onlara Göre En Muhtemel Teşhis Mikrobik Sarılıktı. Frank Hilley 25 Mayıs 1975'de Öldü. Marie Sigortadan Gelen 30 Bin Dolari Harcamakta Geçikmedi. Para Sıkıntılar Baş Göstermeye Başladı. Bu Durum Bir Doktorun Kızın
    vücudunda yüksek miktarda Arsenik Bulmasıyla Karmaşık Bİr Hal Aldı. Marie Kızını Öldürüp Sigortadan Yüksek Miktarda Para Almayı Planlamıştı. Bu Keşfin Ardından Polis Marie'nin Ölmüş Kocası Frank'in Saçlarından bir numuneyi inceledi.Yine Miktarda Arsenik Vardı. Arsenik Kalıntılarına Frank'in Kanserden Ölen Annesinde de Rastlandı. Marie Tutuklandı.Arsenik Kalıntılarına Frank'in Kanserden Ölen Annesinde de Rastlandı. Marie Tutuklandı Ama Macera Daha Yeni Başlıyordu. Marie Firar Etti ve Sahte Kimliklerle 3,5 Yıl Boyunca Olmadık Maceralar Yaşadı


Sayfayı Paylaş