Sosyolojide İntihar Olgusu - Emile Durkheim

Konu, 'Açıköğretim' kısmında Noyan tarafından paylaşıldı.

  1. Noyan

    Noyan Gold Üye

    Kayıt:
    7 Eylül 2010
    Mesajlar:
    20.410
    Konular:
    10.968
    Beğeniler:
    387
    Nereden:
    Ankara
            
    aöf sosyoloji dersleri - sosyoloji tarihi - intihar olgusunun değerlendirilmesi - durkheim intihar tipleri

    intihar toplumsal dayanışmanın çok yüksek veya düşük olduğu yerlerde bağımlılık ve özerklik ilişkisindeki dengesizliğin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ölen kişi tarafından, ölümle sonuçlanacağı bilinerek yapılan olumlu ya da olumsuz bir hareketin doğrudan ya da dolaylı sonucu olan her ölüm olayına intihar denir.

    İntihar kişisel bir eylem olduğu için açıklaması da psikolojik nedenlere dayanılarak yapılmaktaydı. Durkheim'a göre ise kişisel eylemlerden biri olan intihar sosyolojik açıklamadan çok psikolojik bir açıklamaya uygun gibi görünse de aslında sosyolojik bir olgudur. Durkheim intiharı özellikle toplumsal birlik problemi ile ilişkili bir toplumsal olgu olarak görür. Bu nedenle de onu toplumu bir arada tutan toplumsal bağlarla ilişkili olarak ele alır.

    İntihar olgusunu Durkheim'ın diğer toplumsal olguları ele alışına benzer şekilde değerlendirirsek, bir toplumda belirli sayıdaki intihar oranını normal, belirli bir düzeyin üzerindeki intihar oranını ise patolojik olarak değerlendirebiliriz .Bu durumda çağdaş toplumda intihar oranlarının artmasını da patolojik olarak değerlendirebiliriz. Durkheim'a göre, mekanik dayanışmanın egemen olduğu toplum bireyselliği boğarken, organik dayanışma koşullarında birey fikri toplumu tehdit etmeye başlamaktadır. Durkhe-im, bireyciliğin de belirli bir ölçüye kadar "doğal" ve normal olduğunu kabul etmekte fakat onun patolojik biçimlerine karşı çıkmaktadır. Durkheim'e göre, intihar toplumsal dayanışmanın çok yüksek veya düşük olduğu yerlerde bağımlılık ve özerklik ilişkisindeki dengesizliğin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ona göre, intihar toplumsal bağlara, bu bağların varlığı veya yokluğuna, güçlü ve zayıf olmasına göre değişmektedir

    İntihar olgusunu ampirik olarak araştıran Durkheim kendi yöntemi çerçevesinde önce intiharın tanımını yapar. Ona göre "Ölen kişi tarafından ölümle sonuçlanacağı bilinerek yapılan olumluya da olumsuz bir hareketin doğrudan ya da dolaylı sonucu olan her ölüm olayına intihar denir". Toplumsal bir olgu olarak intiharın nedenini istatistiksel olarak diğer toplumsal olgularda arar. Ancak bunu yapmadan önce, intiharı toplumsal olmayan nedenlerle açıklayan yaklaşımları eleştirel olarak analiz etmektedir. Akıl hastalığı, sarhoşluk, ırk, soyaçekim, iklimsel koşullar, taklit gibi toplumsal olmayan nedenlerle intihar arasında bir ilişki olup olmadığını sorgular. Örneğin, akıl hastalığı ile intihara arasındaki ilişkiye baktığında anlamlı bir ilişkiye rastlamamıştır. Akıl hastaları arasında kadınların oranı erkeklere göre daha yüksek çıkmıştır. Oysa intihar edenler arasında erkeklerin oranı ka-dınlara göre daha yüksektir. Aynı şekilde akıl hastalığı diğer dinsel gruplara göre Yahudiler arasında daha yüksek çıkmıştır. Fakat intihar eğilimi Yahudiler arasında daha düşük çıkmaktadır .

    Durkheim'e göre bazı bireysel intiharlar taklit sonucu gerçekleşebilirken, genel olarak taklit intihar etme eğilimi üzerinde oldukça sınırlı bir etkiye sahiptir. Eğer taklit etkili bir faktör olsaydı ona göre, yüksek intihar oranına sahip bir ülkeye sınır komşusu olan diğer ülkede de intihar eğiliminin yüksek olması gerekirdi.

    Durkheim yaptığı araştırmalar sonucunda farklı toplumsal grupların farklı intihar oranlarına sahip olduklannı ortaya çıkarır. Diğer bir deyişle, Katolikler ve Yahudilere göre Protestanlar arasında, evlilere göre bekâr erkekler arasında, köyde-kilere göre kentte yaşayanlar arasında daha sık intihar girişimine rastlanmaktadır. Sonuç olarak, farklı toplumsal koşullara sahip gruplar arasında intihar oranları farklılaşmaktadır. Bireylerin toplumla ilişkileri, toplumsal destek türü intihar eğilimini farklı biçimlerde etkilemektedir . Bütün bunlar intiharın toplumsal nedenlere bağlı bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır.

    Durkheim'a göre intihar ve intihar oranlarındaki farklılıkları hangi toplumsal olgular etkilemektedir : Durkheim'ın tespit ettiği iki tür toplumsal olgu olduğunu hatırlayalım: Maddi ve maddi olmayan toplumsal olgular. Ona göre, maddi-toplumsal bir olgu olarak dinamik yoğunluk (nüfus artışı ve bireyler arasındaki etkileşim) intihar üzerinde önemli bir etkiye sahip değildir. Ancak maddi toplumsal olgular arasındaki farklılıklar maddi olmayan toplumsal olgular üzerinde doğrudan bir etkide bulunmakta ve bu da intihar eğilimini doğrudan etkilemektedir. Durkheim'ın kavramsal çerçevesi içinde özellikle kolektif bilinç, kolektif temsiller ve toplumsal eğilimler gibi maddi nitelikte olmayan toplumsal olgular intihar üzerinde önemli bir etkiye sahiptirler. Kolektif bilincin bir toplumun ortalama üyelerinin ortak inanç ve duyguları olduğunu hatırlayalım. Kolektif temsiller ise kolektif bilincin özel durumlarını ifade etmektedir. Modern toplumda kolektif temsiller olarak aile, meslek, eğitim, devlet ve din gibi kurumların norm ve değerlerini düşünebiliriz. Kolektif bilinç daha kapsamlı iken kolektif temsiler bunun bir alt tabakasıdır. Toplumsal eğilimler de birey üzerinde etkiye sahip olan toplumsal olgulardır. Belirli bir formdan yoksun, net olmayan toplumsal eğilimlere "kalabalık içindeki tutkular, kızgınlıklar ve merhamet ile ilişkili hareketler" örnek olarak verilmektedir. Farklı ortaklıklar farklı kolektif bilince ve farklı kolektif temsillere sahiptirler. Bunlar intihar eğilimleri üzerinde farklılık yaratıcı toplumsal eğilimlere sahiptirler. Diğer bir deyişle, kolektif bilinçteki farklılıklar ya da değişimler toplumsal eğilimlerde farklı değişimlere neden olacaktır. Bunlar da intihar eğilimleri arasındaki farklılıklara ve değişimlere neden olacaktır. Durkheim'a göre, intiharın en önemli nedenlerinden biri kolektif bilincin modern toplumda bireysel-leşme, farklılaşma ve heterojenleşme gibi nedenlerle zayıflamasıdır .

    Durkheim bireylerin toplumla olan bütünleşme düzeylerindeki aşırılık ya da yetersizlik durumu ile toplumun bireylerin davranışlarını düzenleme düzeyindeki aşırılık ya da yetersizlik durumuna bağlı olarak ortaya çıkan belirli intihar tipleri belirler. Bu intihar tiplerini de (a) bencil, (b) anomik, (c) özgeci, ve (d) kaderci olmak üzere dört gruba ayırır.
    Durkheim bencil ve anomik intihar tiplerini genel olarak modern endüstriyel toplumlarda güçlü bir bütünleşme ve güçlü düzenleyici normlann olmaması ya da yetersiz olması, yani toplumsal bağların zayıf olması durumu ile ilişkilendirir. Buna göre, modern endüstriyel toplumlarda bireylerin toplumla yetersiz bütünleşmeleri bencil tipte intiharlara, toplumun bireylerin davranışlarını yeterince düzenleye-memesi ise anomik tipte intiharlara yol açabilmektedir. Daha açık bir ifadeyle bencil intihar tipine bireyin genel olarak toplumla bütünleşemediği toplumlarda ve gruplarda rastlanmaktadır. Özellikle kolektif bilincin zayıfladığı modern endüstriyel toplumlarda bireylerin, aile, din, siyasal grup ve benzeri ile olan bütünleşmeleri, yani kısacası toplumla olan bağları zayıflamaktadır. Özetle Durkheim'a göre bencil intihar tipi bireyin toplumdan soyutlanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Toplumdaki düzenleyici güçlerin bozulması ve toplumun ahlaki yapısının birey üzerindeki gücünü kaybetmesi durumunda ise Durkheim'ın anomik dediği intihar tipi ortaya çıkabilmektedir. Anomik intihar oranları hem ekonomik durgunluk dönemlerinde hem de hızlı ekonomik büyüme ve refah dönemlerinde artmaktadır. Her iki durumda bir değişim sürecini anlatmaktadır. Bu süreçte, köksüzlük ve normsuzluk anomik eğilimlerin oluşmasına neden olarak intiharların oluşmasına neden olmaktadır, iflas etmiş bir girişimcinin intiharını ekonomik durgunluk dönemine örnek olarak verebiliriz. Başarı elde etmiş birinin intiharı ekonomik büyüme ve refah dönemine örnek olarak vermek mümkündür. Çünkü, bu kişi başarısının ardından geçmişini terk etmiş, yeni topluluklara girmiş, ailesinden uzaklaşarak yaşam tarzını değiştirmiş, karısını ve çocuklarını terk etmiş olabilir .

    Dinamik yoğunluk, bir toplumdaki insan sayısının ve insanlar arası etkileşim miktarını ifade etmektedir.

    Kolektif temsiller kolektif bilincin özel durumlarını ifade etmektedir. Modern toplumda kolektif temsiller olarak aile, meslek, eğitim, devlet ve din gibi kurumların norm ve değerlerini düşünebiliriz.

    Bencil intihar, bireyin toplumla bütünleşemediği gruplarda ve toplumlarda görülür. Anomik intihar toplumun ahlaki yapısının birey üzerindeki gücünü kaybettiği durumlarda ortaya çıkar. Özgeci intihar, toplumsal bütünleşmenin fazla olduğu durumlarda görülmektedir. Kaderci intihar tipinde bireyler grubun yoğun baskısı altında yaşarlar ve kader olarak algıladıkları bu durum karşısında kendilerini tamamen çaresiz hissederler.

    Durkheim özgeci ve kaderci intihar tiplerini ise esas olarak geleneksel toplumlardaki güçlü bütünleşme ve güçlü düzenleyici normlar ile yani, toplumsal bütünleşme ve toplumsal düzenlemelerdeki aşırılık ile ilişkilendirir. Buna göre, geleneksel toplumlarda bireylerin toplumla aşırı düzeyde bütünleşmeleri özgeci tipte intiharlara, toplumun bireylerin davranışlarını aşırı düzeyde düzenlemesi ise kaderci tipte intiharlara yol açabilmektedir. Daha açık bir ifade ile özgeci intihar toplumsal bütünleşmenin fazla olduğu durumlarda görülmektedir. Kişilerin içinde bulundukları topluluk bağlarının güçlü olması güçlü bir grup kimliğinin yaratılmasına neden olabilir. Bu kimliğin güçlü olması gruba olan bağımlılığı artırır ve bireylerin bağlı oldukları gruptan daha az değerli oldukları konusunda bir inancın oluşmasını sağlar. Böyle durumlarda bireyler bağlı oldukları gruba olan saygı ve ortak değerlerin korunması adına kendilerini feda ederek hayatlarından vazgeçebilirler. Askerlerin rejimin onuru için intiharları, bir toplulukta liderin ölümü üzerine tüm aile üyelerinin kendilerini kurban etmesi ve intihar bombacılarının eylemleri özgeci intihar türüne örnek olarak verilmektedir. Kaderci intihar tipinde ise bireyler grubun yoğun baskısı altında yaşarlar ve kaderleri karşısında kendilerini tamamen çaresiz hissederler.

    Durkheim'da İntihar Tipleri

    Durkheim bu intihar tipi üzerinde çok durmaz ve sadece bir notunda söz eder. Bu notunda kaderci intihar biçiminin ortaya çıkışını şöyle ifade etmektedir. Bir grup içindeki bireyler hayatlarını kontrol edebilmek için gruptan ayrılma dışında yapabilecekleri hiçbir şey olmadığı duygusunu hissedecek düzeyde kendilerini ciddi bir kısıtlama içinde bulurlar. Bu kısıtlılık durumu Durkheim'a göre kaderci tipte intiharlara yol açmaktadır. Bu bakımdan kaderci intihar bireyselliğin baskı altında tutulduğu toplumsal bağların güçlülüğünü yansıtmaktadır. Köleler arasında yaşanan intihar kaderci intihar tipine örnek olarak verilmektedir .


    alıntı

Sayfayı Paylaş