Şark Çıbanı ve tedavisi

Konu, 'Sağlık ve Psikoloji' kısmında Burak tarafından paylaşıldı.

  1. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    Şark Çıbanı Nedir (Leishmaniasis)

    Bu terim, benzer protozoal parazitler tarafından oluşturulan, küçük kemirgenlerde geçirdikleri süreyi de içeren kompleks bir hayat siklusuna sahip olan bir grup hastalığa verilen isimdir. Bu hastalıklar, tropik ve subtro-pik bölgelerde artropodların ısırmasıyla bulaşır. Bazı formlar ağır sistemik hastalığa neden olur ve Afrika, Güney Amerika ile Hindistan'da yaygın görülür, diğerleri ise daha çok kütanöz ve mukokütanöz hastalıklar yapar.

    Kütanöz formları Akdeniz ülkelerinde ve Kuzey Afrika ile Güney Amerika' da görülür. "Akdeniz" tipi Leishmania majör ve L. tropika tarafından oluşturulur. 2 aylık bir kuluçka süresinden sonra genellikle açık deride çıban benzeri bir lezyon görülür (Halep çıbanı). Daha sonra bu lez-yon yerini kötü bir ülsere bırakır, bu sonuncusu birkaç ay sonra bağışıklık ve skar bırakarak spontan iyileşir.

    Mukokütanöz formları daha çok Güney Amerika'da görülür (Yeni dünya leishmaniasisi) ve L. meksikana ve L. brasiliensis' e bağlı gelişir. Küçük ülserler gelişir (Chiclero ülseri) ve Eski Dünya tiplerinden daha ağır ve dirençli görünür; hastalığın geç evrelerinde hastaların yaklaşık yarısında nazal mukozayı etkileyen yıkıcı lezyonlar ortaya çıkar.

    Viseral formlara bağlı olarak gelişen kutanöz komponent nadir görülür. Bu gruba dahil olarak, lepramatöz lepraya benzer plak ve nodüllerle seyreden yaygın kütanöz bir form mevcuttur ve durum daha ağırdır. İkincisinde, lupus vulgaris'e benzer kalıcı plaklarla tekrarlayan bir durum mevcuttur. Son olarak, rezidivan form olan ve viseral hastalıktan sonra ortaya çıkar, çok sayıda papüllerle belirgin hale gelen post kala-azar (der-mal leishmaniasis) şeklinde olabilir.
    Biyopside miks tip granülomatöz yangı görülür. Parazitler özel boyalarla görülebilir ve özel ortamlarda üretilebilir. İntrakütanöz deri testinde (leishmanin) enjeksiyonundan sonra hastaların çoğunda yangı gelişir.

    Şark Çıbanı Tedavisi

    Küçük lokalize lezyonlar kendiliğinden iyileşir ancak dondurarak veya küretaj ile tedavi edilebilir. Sodyum stiboglukonat enjeksiyonu da uygulanmaktadır. Ağır ve dirençli hastalarda sistemik stiboglukonat veya pentamidin de kullanılabilir.
  2. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    Şark Çıbanı (Leishmaniasis)
    Şark Çıbanı uçan haşaratın sokmasıyla yayılan bir hastalıktır. Haşaratın ısırmasından 2 ila 8 hafta sonra sokulan yerde meydana gelen şişmeyle ortaya çıkar. Hastalığın iki şekli vardır. Cutaneous ve Visceral Şart Çıbanı. Visceral tipinin tanınması ve tedavisi zordur. Şart Çıbanı yavaş ve ağır ilerler ve sancı yapmaz.
    Belirtileri:
    1. Başlangıçta kaşıntılı ufak sivilceler halinde ortaya çıkar ve daha sonra çıban şeklini alır.
    2. Vücudun uçan haşare tarafından ışınlan bir takım bölgelerinde meydana gelir.
    3. ilk yaradan sonra sonrakiler onun çevresinde oluşur ve nadiren sadece tek yara vardır.
    Tedavisi:
    1. Yarayı kaynatılmış soğuk suyla temizleyin.
    2. Yara üzerine 10 gün boyunca günde iki kez 10-15 dakika sıcak kompresler yapın ya da yaralı bölgeyi en az üç gün toplam 20 saat boyunca 41 C derece sıcaklıkta tutun. Bunu yaralı bölgeyi plastikten bir örtüyle kapatarak yahut elektrik ampulü kullanarak yapabilirsiniz. Isı tedavisi genellikle kesin tedavi sağlar
  3. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    Şark Çıbanı
    Yıl çıbanı, Halep çıbanı, Bağdat çıbanı, Diyarbakır çıbanı, Antep çıbanı gibi adlarla da anılan ve dünyâda belirli iklim bölgelerinde görülen bir hastalık. Akdeniz ve Ortadoğu’da sık olan Şark çıbanına yurdumuzda da Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde oldukça çok rastlanmasına rağmen Orta Anadolu’da tek tük bulunmaktadır.

    Hastalığın âmili "leishmania tropica"; adlı bir parazittir. Doğrudan doğruya veya phlebotomus (tatarcık) denilen ara hayvanları vâsıtasıyla bulaşır. Karasineklerin de bulaştırmada rolleri olduğu kabul edilir. Milletlerarası tıp dilinde cilt leishmaniasis’i olarak bilinir.

    Parazit, vücûda girdikten 15 gün ilâ 16 ay sonra girdiği yerde birkaç milimetre çapında pembe bir leke meydana getirir. Gün geçtikçe daha da belirgin hâle gelen leke 5. günde sertleşir ve kabarık bir hâl alır. Zamanla rengi koyulaşır, kararır. Hastalık bu şekilde bir yıl kadar devam ettikten sonra iz bırakarak kaybolabildiği gibi bâzan da açılarak yara hâlini alabilir. Yaranın kabuğu kaldırıldığında altında birtakım çıkıntılar görülür ki, buna "çivi belirtisi"; denir. Böyle durumlarda da hastalık birkaç yıl sonra iz bırakarak iyileşir. Ancak, vücut mukâvemetinin çok kırıldığı durumlarda yıllarca sürebilir. Hastalık alın, burun, çene, yanaklar, boyun ve kol gibi açık bölgelerde daha çok yerleşir. Bir defâ geçiren hayat boyu bir daha geçirmez.

    Tedâvisinde, yara içine emetin, atebrin şırıngaları faydalı olup, ilk defâ Hulusi Behçet tarafından uygulanmıştır. Antimon bileşikleri, Amfoterisin B, Neostibosan gibi ilâçların damar veya kas yoluyla vücûda verilmesi de oldukça faydalıdır. Antibiyotik ve Sulfonamidler yara yerine yerleşen bakteri infeksiyonlarının tedâvisinde kullanılır. Yara kabukları temizlenmeli, pansuman edilmeli ve temiz gazlı bezle kapatılmalıdır.

    Korunma: Korunmada en önemli husus tatarcık sinekleriyle savaşmaktır. Hastalığın çok görüldüğü yerlerde, çıbanın yüzde çıkmasını önlemek için bilhassa kız çocuklarında, çıbanlı birinin yarasından alınan sıvının vücûdun görülmeyen bir yerinde aşılanması eskiden yapılan bir âdetti. Çevre sağlığı ve tıbbî tedâvi kuruluşlarının yaygınlaşmasıyla bu uygulamalar artık yapılmamaktadır.
  4. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    Tıbbi Mikrobiyoloji ve Parazitoloji Uzmanı Prof. Dr. Adil Allahverdiyev, halk arasında ''şark çıbanı'' olarak bilinen ve bir türü iç organları da etkileyerek ölüme yol açabilen ''Leishmania'' hastalığının tanısı için güvenli ve başarılı yeni bir yöntem geliştirdiklerini bildirdi.
    Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Kimya Metalürji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Allahverdiyev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yard. Doç. Dr. Melahat Bağırova, araştırma görevlileri ve doktora öğrencilerinden oluşan bir ekiple enfeksiyon hastalıklarına karşı yeni ilaç ve biyopolimerlere dayalı aşı geliştirilmesi konusunda değişik çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
    Önemli sağlık problemlerinden biri olarak kabul edilen, parazitleri ''Tatarcık-Yakarca'' denilen sinek tarafından insana aktarılan Leishmania hastalığına ilişkin çalışmalar da yaptıklarını ifade eden Allahverdiyev, daha önce Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bu konuda yaptığı çalışmalarına, geniş laboratuvar imkanına sahip olan YTÜ Kimya-Metalürji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü'nde devam ettiğini kaydetti.
    Allahverdiyev, hastalığın daha çok Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde görüldüğünü, yılda yaklaşık 500 binden fazla kişinin bu hastalığa yakalandığını dile getirdi.
    Deride şark çıbanına yol açan hastalığın bir türünün de kemik iliği, karaciğer, dalak, lenf düğümleri ve diğer iç organları etkilediğini anlatan Allahverdiyev, erken teşhis edilmemesi durumunda hastalığın ölümle sonuçlanabileceğini belirtti.
    Prof. Dr. Allahverdiyev, küresel ısınmayla birlikte hastalığın yayıldığı bölgelerin daha genişlemesinin ve daha çok insanı etkilemesinin beklendiğini ifade ederek, bu nedenle söz konusu hastalıkla mücadelenin giderek daha önemli hale geldiğini vurguladı.
    -TEŞHİSİ ZOR HASTALIK-
    Leishmania hastalığının teşhis edilmesinin zor olduğunu dile getiren Allahverdiyev, ''Kimisi 'deri kanseri' tanısı koyuyor, kimisi 'tüberküloz' diyor, kimisi 'mantara dayalı hastalık' diyor. Hastanın 'kangren' deyip bacağını kesiyorlar'' dedi.
    Allahverdiyev, iç organlarda görülmesi halinde ise yanlışlıkla anemi, lösemi, lenfoma tanılarının konulduğu hastalığın teşhisinde daha önce çeşitli yöntemler kullanıldığını belirterek, şunları söyledi:
    ''Eldeki yöntemlerle vakaların yalnız yüzde 30-40'ına tanı koymak mümkün oluyordu. İç organlardaki hastalığın kan tahliliyle tespiti yüzde 26 oranındaydı. Yeni bir kültür tanı yöntemi geliştirdik. 'Mikrokültür' adını verdiğimiz yöntemin duyarlılığı çok güçlendirildi, hastaların yüzde 80-95'ine, neredeyse tamamına tanı koymak mümkün hale getirildi. Tanı koymak için diğer yöntemlerle en az 1 ay, bazen 6 aya kadar uzanan zamana ihtiyaç duyulurken yeni mikrokültür yöntemiyle süre maksimum 1 haftaya indi. Ekonomik açıdan da diğer yöntemlere nazaran 100-130 kez daha ucuza geliyor.''
    Bu yöntemin orijinal olduğunu ve kendileri tarafından geliştirildiğini vurgulayan Adil Allahverdiyev, ''Yeni mikrokültür yöntemine ilişkin çalışmamız Amerika'nın en önemli bilimsel dergisinde 2 bölüm halinde yayınlandı. Şu anda başta ABD ve Kanada'da olmak üzere dünyanın birçok laboratuvarında uygulanmakta. Türkiye'de Ankara Başkent Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi ve bazı merkezlerde uygulanmaktadır'' diye konuştu.
    Prof. Dr. Allahverdiyev, çalışmaya ilişkin son gelişmelere de değinerek, ellerindeki teknolojik imkanları kullanarak yöntemi daha da geliştirdiklerini, tanı süresini bir güne indirmeyi başardıklarını bildirdi.
    -''KADINLARI DAHA ÇOK ETKİLİYOR''-
    Hastalığın erkeklerde de görülmekle birlikte en çok kadınları etkilediğine işaret eden Allahverdiyev, bunun nedenini belirlemek için de çalıştıklarını söyledi.
    Çalışmada, kadın ve erkeklerden elde edilen sıvı örneklerine laboratuvarda ürettikleri Leishmania paraziti kültürünü yerleştirdiklerini belirten Allahverdiyev, ''Gördük ki bayanlardan alınan örneklerde parazitler, erkeklere nazaran 2-3 kat daha fazla çoğalıyor. Bayanların vücudundaki kendilerine has metabolizma, onların salgıladığı maddeler, bu parazitlerin daha çok gelişmesine yol açıyor. Bu sinekler tarafından ısırılan bayan, bir erkeğe göre daha kolay parazit tarafından enfekte oluyor. Bunu tespit ettik'' dedi.
    Prof. Dr. Adil Allahverdiyev, Leishmania hastalığına karşı biyopolimerlere bağlı ilaç ve aşı geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini de sözlerine ekledi.
    < Resme gitmek için tıklayın >
  5. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    'Şark Çıbanı' Tedavisinde Yenilik
    'Mikrokültür' yöntemiyle hastaların tamamına tanı koymak mümkün.
    Tıbbi Mikrobiyoloji ve Parazitoloji Uzmanı Prof. Dr. Adil Allahverdiyev, halk arasında "şark çıbanı" olarak bilinen ve bir türü iç organları da etkileyerek ölüme yol açabilen "Leishmania" hastalığının tanısı için güvenli ve başarılı yeni bir yöntem geliştirdiklerini bildirdi.
    Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Kimya Metalürji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Allahverdiyev, Yard. Doç. Dr. Melahat Bağırova, araştırma görevlileri ve doktora öğrencilerinden oluşan bir ekiple enfeksiyon hastalıklarına karşı yeni ilaç ve biyopolimerlere dayalı aşı geliştirilmesi konusunda değişik çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
    Önemli sağlık problemlerinden biri olarak kabul edilen, parazitleri "Tatarcık-Yakarca" denilen sinek tarafından insana aktarılan Leishmania hastalığına ilişkin çalışmalar da yaptıklarını ifade eden Allahverdiyev, daha önce Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bu konuda yaptığı çalışmalarına, geniş laboratuvar imkanına sahip olan YTÜ Kimya-Metalürji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü'nde devam ettiğini kaydetti.
    Allahverdiyev, hastalığın daha çok Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde görüldüğünü, yılda yaklaşık 500 binden fazla kişinin bu hastalığa yakalandığını dile getirdi.
    Deride şark çıbanına yol açan hastalığın bir türünün de kemik iliği, karaciğer, dalak, lenf düğümleri ve diğer iç organları etkilediğini anlatan Allahverdiyev, erken teşhis edilmemesi durumunda hastalığın ölümle sonuçlanabileceğini belirtti.
    'Mikrokültür' adı verdikleri yeni bir kültür tanı yöntemi geliştirdiklerini söyleyen Allahverdiyev, şunları söyledi:
    "Bu yöntemin duyarlılığı çok güçlendirildi, hastaların yüzde 80-95'ine, neredeyse tamamına tanı koymak mümkün hale getirildi. Tanı koymak için diğer yöntemlerle en az 1 ay, bazen 6 aya kadar uzanan zamana ihtiyaç duyulurken yeni mikrokültür yöntemiyle süre maksimum 1 haftaya indi. Ekonomik açıdan da diğer yöntemlere nazaran 100-130 kez daha ucuza geliyor."
    Prof. Dr. Allahverdiyev, çalışmaya ilişkin son gelişmelere de değinerek, ellerindeki teknolojik imkanları kullanarak yöntemi daha da geliştirdiklerini, tanı süresini bir güne indirmeyi başardıklarını bildirdi.
    TRT
  6. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde sık görülmesi se*bebiyle bu ismi alan bir parazit hastalığıdır.

    Halk arasında Diyar*bakır Çıbanı, Antep Çıbanı, Halep Çıbanı ve Bağdat Çıbanı gibi isimlerle de çağırılmaktadır.

    Tıpta "heishmania tropica" adıyla bilinen bir parazitin marife*tiyle ortaya çıkmaktadır. Parazit, doğrudan bulaşabildiği gibi, "tatarcık" sineği tarafından da insana taşınmaktadır.

    Belirtileri:
    -Vücuda girdikten iki hafta sonra veya bir sene içinde, girdi*ği yerde birkaç milimetre çapmda pembe bir leke olarak ortaya çıkmaktadır.

    - Bu leke zamanla sertleşerek kabarcık halini alır. Rengi de koyulaşarak kararmaya başlar.

    - Hastalık bu şekliyle bir yıl kadar devam ettikten sonra iz bı*rakarak kaybolabilir.

    - Vücut direnci düşük kimselerde siyah kabarcık açılarak ya*ra halini alır.

    -Yaranın kabuğu kaldırıldığında, altından "çivi belirtisi" dedi*ğimiz birtakım çıkıntılar ortaya çıkar. Hastalık, bu çıkıntılarla bir*kaç yıl devam ettikten sonra iz bırakarak kaybolabilir.

    -Daha çok ahn, burun, çene, ayak boyun ve kol gibi açık böl*gelerde görülen hastalık iyileşse bile "tipik bir iz" bırakır. Bu ize bakarak bir kimsenin bir zamanlar şark çıbanına yakalandığı ra*hatlıkla söylenebilir.

    Ne Yapmalı?
    - En önemli korunma tetbiri, tatarcık sinekleri ile mücadele*dir.

    - Her şeye rağmen, ilk belirtisinden hastalığa yakalandığını farkeden kimse derhal bir sağlık kuruluşuna baş vurmalıdır.

    Tedavide:
    - Yara içine emetin ve atebrin şırınga edilmesi iyi neticeler vermektedir.

    -Ayrıca antimon bileşikleri, amfoterisin B ve neostibosan gibi ilâçların damar yahut kas yoluyla vücuda ve*rilmesi tedaviyi hızlandırmaktadır.

    - Yara yerine yerleşen bakterilerle mücadele etmek için anti*biyotik ve sulfanomid kullanılır.

    -Tedavi sırasında yara üzerindeki kabuklar temizlenmeli, pansuman edildikten sonra temiz gazlı bezle kapatılmalıdır.
  7. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    Şark Çıbanı İçin Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler:
    Isırgan otu, Nar kabuğu, Lahana, Mercimek unu, Salkım söğüt, MenevişYağı
    Hazırlanış Şekli:
    * Kurutulmuş ısırgan otunun yaprakları, nar kabukları ile birlikte temiz bir zeminde yakılır. Elenerek elde edilen
    kül, melhem kıvamına gelinceye kadar meneviş yağı ile yoğrulur. Hazırlanan melhemden tedavi süresince ve pan*sumandan sonra çıbanın üzerine sürülür.
    * Taze kıyılmış lahana yaprakları, mercimek unu ile birlikte havanda dövülerek ezilir. Elde edilen karışıma, elenmiş söğüt külü ilave edilerek melhem kıvamına ge*linceye kadar yoğrulur. Hazırlanan bu melhemden pan*sumandan sonra günaşırı çıban üzerine sürülür.
    * Kurutulmuş söğüt yapraklan, temiz bir zeminde ya*kılır. Yakılan yaprakların külleri elenerek, kıyılmış taze lahana yaprakları ile birlikte dövülür. Elde edilen karışı*ma mencimek unu ilave edilerek melhem kıvamına ge*linceye kadar zeytinyağı ile yoğrulur. Hazırlanan bu mel*hemden tedavi süresince ve günaşırı çıbanın üzerine pan*sumandan sonra sürülür.
  8. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    Cildin parazitli hastalıklarından olan şark çıbanı ülkemizde genellikle güneydoğu Anadolu’da görülür. Leishamania tropica denilen bir para*zitin neden olduğu hastalık insandan insana çoğunlukla gece uçan bir çeşit sinek aracılığı ile ya da direkt temasla bulaşır. Bu hastalık çocuklarda daha çok olmak üzere her yaş ve cinste görülebilir. Şark çıbanı hastalığının kuluçka dönemi, iki haftayla iki ay arasında değişir ve yerleşme çoğunlukla yüzde meydana gelir. İlk olarak hafif çıkıntılı, kır*mızı, kaşıntılı küçük bir sivilce biçimindeyken fındık büyüklüğünde çıban biçimini alır. Daha sonra ortası çökük bir yara mey*dana gelir. Normal seyrini tamamlayan hastalık genellikle bir yıl sürer, devamlı bir bağışıklık ve yara yerinde yuvarlak bir iz bırakarak geçer. Bu nedenle yıl çıbanı adı da verilir. Tedavi için antimuan bileşikleri kalçadan, atebrin ve emetin çıbanın etrafına lokal olarak uygulanır. Ayrıca kriyoterapi ve elektrokoagulasyon uygulana*bilir.
  9. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    ŞARK ÇIBANI (YIL ÇIBANI- HALEP ÇIBANI): Şark çıbanı "Leyşmanya tropika"; denilen bir asalağın insan derisinde, monosit ve histiositler içinde parazitlenmesiyle ortaya çıkan ve uzun süre sonra kendisine özgü bir nedbe izi bırakarak iyüeşen bir deri hastalığıdır. Layşmanya tropika yabani kemirgenlerde, köpek ve insanlarda barınır. Dolayısıyla bulaşma kaynağı bu canlılardır. Bazı tatarcık türleri, layşmanya tropika asalağını taşıyan insan, köpek ya da kemirgenlerin kanını emerek bu mikrobu alırlar ve daha sonra kanını emdikleri bir başka insan köpek ya da kemirgene bu mikrobu bulaştırırlar. Böylece layşmanya tropika tatarcıklar aracılığıyla yayılır. Şark çıbanı etkenini taşıyan tatarcık sineği, insanı soktuktan sonra 15 gün 6 ay kadar süren ve kuluçka dönemi denilen bir süre sonunda, tatarcığın soktuğu yerde deri yüzeyinde kırmızı ve kaşıntılı bir papül görülür. Papül zamanla derinin derin katlarına doğru ilerlerken, tepesinde bir ülserasyon belirir. Bir süre sonra bunun üzeri krutla [kabuk] örtülür. Bu krut pensle kaldırılırsa altında çiviye benzer uzantılar görülür. Zamanla krut kendiliğinden düşer ve yerinde ülser kalır. Bu ülser yavaş yavaş nedbeleşir ve bir yıl sonra deri yüzeyinde şark çıbanına özgü nedbe izi tamamlanmış olur.Şark çıbanı genellikle bir kez oluştuktan sonra tam bir bağışıklık bırakır. Tedavisinde "Antimuan"; içeren ilaçlar kullanılmaktadır.
    < Resme gitmek için tıklayın >
  10. Burak

    Burak Süper aktif yorumcu

    Kayıt:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    14.346
    Beğeniler:
    1.182
    < Resme gitmek için tıklayın >
    Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde rastlanan bir hastalığın belirtisi olan şark çıbanına yıl çıbanı, Halep çıbanı, Bağdat çıbanı, Diyarbakır çıbanı ve Antep çıbanı da denir.
    Hastalık; sinekler ve özellikle tatarcıklardan yayılan bir asalak tarafından meydana getirilmektedir. Asalağın girdiği yerde 16 gün ile 6 ay arasında önce pembe bir leke, sonra da iltihaplanma görülür. İltihaplanmanın arkasından kabarcık ortaya çıkar. Çıban yüzde, burunda ve alında çok görülür. Kabarcığın üzerinde bir süre sonra kabuk meydana gelir. Bu kabuk kaldırıldığında altında beyaz çivi gibi uzantılar olduğu görülür. Çıban bir yıl sonra iyileşirse de yerinde iz kalır. Bazen bir insanda aynı anda iki çıban olduğu da görülür.
    Tedavi
    Çıban büyümeden ameliyatla alınabilir. Geliştikten sonra elektrikle yakılırsa daha düzgün bir iz kalması ve iyileşmenin çabuklaştırılması sağlanabilir. Çıbanın çevresine atebrin iğnesi yapmak ve üzerine ametin, rivol sürmek yararlıdır.

Sayfayı Paylaş