Öyle Bir Aşk Yaşamak İstiyorum ki

Konu, 'Hayata Dair' kısmında My All. tarafından paylaşıldı.

  1. My All.

    My All. AKP <3

    Kayıt:
    26 Mart 2010
    Mesajlar:
    52.867
    Konular:
    8.656
    Beğeniler:
    1.784
    Nereden:
    İstanbul
            
    Öyle Bir Aşk Yaşamak İstiyorum ki
    Geçen hafta yakın bir arkadaşımın önerisi üzerine bir kitaba başladım. Başlar başlamaz da su gibi okuyup bitirdim. O kadar etkiledi ki beni kitap, yazmadan edemedim.

    Kitabın adı 'Özgürlük Aşıkları'. Can Yayınları'ndan çıkmış. Ünlü Fransız yazar Simone De Beauvoir ile 20. yüzyılın en önemli filozofu Jean-Paul Sartre'ın 50 yıla uzanan ilişkisini anlatıyor.
    Beni etkileyen, ilişkilerinin biçimi oldu. Sadakat anlayışının resmi nikah, tek eşlilik ya da aile kurmak gibi kavramlarda olmadığını, 50 yıl süren bir bağlılıkta ve verilen basit sözlerde olduğunu hatırlattı. Bir de kişilerin birbirlerine verdikleri değerde olduğunu...
    Karşılıklı verdikleri yegane söz, özgürlük yemini ve bağlı kalacakları olmuş. Deli gibi aşık ama birbirlerinin yaşayacakları deneyimleri kısıtlamadan, hayatı tatmanın önüne engel koymadan yaşanan bir ilişki... Özgürlüklerin altını çizmiş bir ilişki.
    'Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir' diyerek bunu reddeden bir kadın düşünün...
    'Akıl Çağı' adlı kitabıyla kendisine verilen Nobel ödülünü, yazarın görevi yazmak, insanları bilinçlendirmektir anlayışı ile reddedecek kadar başkaldırabilen bir adam düşünün...
    Tek dinleri özgürlük olan ama 50 sene bağlılıklarını sürdürebilen bir çift...
    İşte benim tek hayalim... Söylediğim zaman tepki çektiğim, 'olur mu ya böyle saçma şey' diye şimşekleri üzerime çektiğim, 'sevgilim beni aldatabilir' manşetlerinin atılmasına neden olan düşünce...
    Sadakat gerçek midir, değil midir bilmiyorum. Bildiğim tek şey sadakat değil, bağlılığa inanıyor olmam. (Burada 4-5 yıldır süren ilişkileri için 'ben sadığım' diyenlere uyarı; ben bir ömür sürecek sadakatten bahsediyorum.)
    Özgürlük ve sorumluluk aynı anda nasıl olur demeyin. İnsan hem sevdiği, bağlı olduğu biriyle bir ömür geçirebilir hem de özgürce yaşamı kucaklayabilir.
    Sınırsız özgürlük barındıran bir ilişki fırtınalı olur, huzur olmaz, mutluluk olmaz da demeyin. Huzurun olduğu yerde aşk yoktur. 'Mutlu insanların öyküsü olmaz.'
    Nihayetinde...
    Öyle bir aşk yaşamak istiyorum ki Beauvoir ile Sartre'ınki gibi olsun.
    Öyle bir aşk yaşamak istiyorum ki içinde hem büyük bir aşk, hem yoldaşlık, hem de meydan okuma olsun...

    HAFTANIN EN TUHAF OLAYLARI

    - Fenerbahçe eski Başkanı Ali Şen'in bir kadının vücudunu yağlayıp, ardından öperken yakalanması üzerine 'tanımıyorum' açıklaması... 'Sonuna kadar inkar'ın en güzel örneği.
    - Yıllar sonra tekrar çekilmeye başlanan bir dizinin reyting rekoru kırması... Matematiğini bir türlü kuramadım gitti bu reyting denen illetin.
    - İnsanların artık kaset skandallarına alışmış olması. Neredeyse pembe dizi tadında izleyip, sonrasında unutması.
    - Helin Avşar'ın Şamil Tayyar ile yaptığı kelepçeli röportaja tepkiler... İsteyen istediği gibi röportaj verir, istediğini giyer, istediğini söyler. Eleştiri bizim ülkemizde ego tatmini için sataşmakla eş değer tutuluyor.
    - Fazıl Say ile Ercan Saatçi'nin tutuştuğu Fenerbahçe kavgasında Saatçi'nin sarf ettiği 'o zaten Fenerbahçe için bestelediği senfoni için para aldı, onun takımı değil, müşterisi' suçlaması... İş başka bir şey, takım tutmak başka. O zaman herkes birbiri ile eski usul alışveriş yapsın. Ben sana yetiştirdiğim domatesleri vereyim sen de bana elmalarını. Bu mu yani?
    - Kıskançlığın din, dil, ırk, medeniyet dinlemediğini, eşi Carla'yı oynadığı filmdeki yakınlaşma sahnesi yüzünden kıskanan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin seti basması ile öğrenmemiz... Nedeni yakınlaşma sahnesinin 30 kez tekrarı. Eyvah ki ne eyvah! Artık tekrar sahnelerim yüzünden sorun çıkaran ya da seti basan sevgilim olursa bahanesi hazır! 'Elin Fransız'ı bile kıskanıp yapıyor, benim neyim eksik?'

    BU HAFTAKİ GÖKYÜZÜ OLAYLARI
    Gergin geçen bir zaman diliminden sonra bu hafta yeni başlangıçlara yelken açıyoruz. Gerginliğin ne olduğunu anlamış, çözüm yolları bulmaya çalışmış olmalısınız. Bunun çözümü hemen değil, belli bir zaman yayılacak, belirtmekte fayda var.
    Bu hafta Aslan burcundaki yeniay, herkesin hayatına yenilikler getiriyor. Yükselen Aslanlar önemli bir şeyin başlangıcını yaşarken, zıt burçları yükselen Kovalar ilişkilerle ilgili gelişmeler yaşayacak.
    Yükselen Başaklar daha iç dünyalarına odaklı, yükselen Balıklar iş ortamındaki gelişmeler ve yeni işlerle meşgul olacaklar.
    Yükselen Koçlar hayattan daha fazla zevk almalarını sağlayacak gelişmeler, yükselen Teraziler sosyal olarak yoğun olacaklar.
    Yükselen Boğalar eve ve aileye ait konularla ilgilenmeleri gerekirken, yükselen Akrepler kariyerlerinde önemli gelişmeler yaşayacaklar.
    Yükselen İkizler ve Yaylar için seyahatler ve anlaşmalar ön planda. Özellikle Yaylar yurtdışı konularıyla ilgilenmek durumundalar.
    Yükselen Yengeç ve Oğlaklar para ile ilişkilerini düzenliyorlar. Yeni gelir kaynakları gelebileceği gibi, para akışına çeki düzen vermek de gerekebilir.

    HAYATIN SIRRI
    Çok eski zamanlarda oğluyla birlikte yaşayan yaşlı bir adam varmış. Oğlu 18 yaşına girince yanına çağırmış ve demiş ki; 'filanca dağın ardındaki filanca köyü bul. Orada yaşlı bir ermiş yaşar. Ondan hayatın sırrını öğren ve geri dön.'
    Oğlan düşmüş yollara. Dağ, tepe, bayır aşmış. Derken ulaşmış köye. Sorup soruşturmuş ermişin yaşadığı yeri.
    Tarif edilen yere ulaştığında şaşırmış. Köhne bir ev beklerken olağanüstü bir saray bulmuş. Girmiş içeri.
    'Beni babam gönderdi size, hayatın sırrını öğreneyim diye' demiş.
    Delikanlıyı baştan aşağı süzen ermiş; 'peki, ama bana iki saat ver. İki saat sonra burada buluşalım' demiş.
    Delikanlı tam arkasını dönüp gitmek üzereyken; 'Yalnız bir dakika' demiş. Eline içi zeytinyağı dolu bir tahta kaşık tutuşturmuş. 'Bu zeytinyağını dökmeden geri getir' diye eklemiş.
    Delikanlı iki saat boyunca gözü kaşıktaki zeytinyağında oyalanmış, dolanmış durmuş. Çok dikkat etmiş dökmesin diye.
    İki saat sonunda adamı bulmuş, 'geldim' demiş.
    Ermiş kaşığa bakmış, gülümsemiş ve sormuş;
    'Etrafı gözleyebildin mi, dünyanın en güzel yemeklerini tadabildin mi, en güzel çiçeklerini koklayabildin mi?'
    Delikanlı hayır anlamında başını sallamış. 'Peki' demiş ermiş; 'en güzel sanat eserlerini, huri gibi kadınları da mı göremedin?'
    'Hayır' diyerek gözlerini kırpıştırmış delikanlı.
    'O halde kaşığındaki zeytinyağı ile beraber gidip bunları da gör, öyle gel' demiş ermiş.
    Delikanlı bahçeye bir çıkmış, dünyanın en güzel çiçekleri... Bir bakmış etrafta güzellikleri baş döndüren kadınlar. Masadaki yemekleri tatmış. 'Böyle bir lezzet tatmadım' diye geçirmiş içinden. Duvarlardaki resimlere bakmış hayranlıkla...
    Derken iki saat geçmiş, soluğu ermişin yanında almış bizimki. Başlamış heyecanla gördüklerini anlatmaya. Sözünü kesmiş ermiş:
    'Peki, kaşıktaki zeytinyağı nerede?'
    Bir bakmış kaşığına delikanlı, zeytinyağı dökülmüş. Ermiş gülümsemiş:
    'İşte hayatın sırrı budur... Yaşamın güzelliklerini tadarken kaşığındaki zeytinyağını unutmamak...'

    Başak Sayan
  2. eskiAcik

    eskiAcik uA

    Kayıt:
    22 Aralık 2008
    Mesajlar:
    16.215
    Konular:
    36
    Beğeniler:
    160
    Nereden:
    Diğer
    yasa o zaman renktas :)
  3. Kırık Kalem

    Kırık Kalem Pasif yorumcu

    Kayıt:
    9 Haziran 2010
    Mesajlar:
    11.555
    Konular:
    201
    Beğeniler:
    304
    Nereden:
    Kırıkkale
    mazoşist misin :p

Sayfayı Paylaş